Başvuru, ulusal bir gazetede yayımlanan haber sebebiyle başvurucunun şeref ve itibarının korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ulusal bir gazetede yayımlanan haber sebebiyle başvurucunun şeref ve itibarının korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu; adli yargıda hâkimlik, adalet müfettişliği, adalet başmüfettişliği, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliği yapmış, Yargıtay üyeliği görevini yapmaktayken emekli olmuştur. Başvurucu hakkında ulusal bir gazetede 28/7/2009 tarihinde gazetenin sayfasında "Bağ evinde gizli buluşma" başlıklı bir haber yapılmıştır. Söz konusu haberde şu ifadeler kullanılmıştır: "[Ulusal bir gazetenin] haberine göre, faili meçhul cinayetleri soruşturan savcı ve hakimlerin görevden alınmasını isteyen Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyesi Ali Suat Ertosun'un aynı soruşturma kapsamında tutuklanan Albay [A.T.ni]n komutanı tarafından Kayseri'de 2 gün ağırlandığı ortaya çıktı. Ertosun'un Kayseri Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral [A.A.n]ın Talas'taki bağ evinde 2 gün süren gizemli toplantılar yaptığı öne sürüldü. [T.nin] komutanı [A.A.] ile Ertosun'un yakın ilişkisinin 19 Aralık 2000'de gerçekleştirilen Hayata Dönüş Operasyonları ile başladığı öne sürüldü. Ertosun'un [A.] ile görüşmeleri sürerken faili meçhul cinayetlerle ilgili soruşturma ilginç bir boyut kazandı. 6-7 Mart 2009'da gerçekleştirilen gizemli toplantıdan yaklaşık 2 hafta sonra [A.n]ın emrindeki Albay [T.], 23 Mart'ta Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen faili meçhul cinayetlerle ilgili soruşturma kapsamında tutuklandı. Ergenekon sanığı [E.A.] ile görüntülendiği ortaya çıkan HSYK üyesi Ertosun'un hazırladığı kararnamede Diyarbakır'da görev yapan iki isim dikkat çekiyor. [...]" Haberin sağ alt köşesinde başvurucunun fotoğrafı da paylaşılmış olup fotoğrafın alt kısmında ise habere kaynak gösterilen ulusal gazete ile görüştüğü iddia edilen başvurucunun "Şu anda bu konu ile ilgili bir açıklama yapmak istemiyorum. Daha sonra bu konulara açıklık getireceğim" dediği belirtilmiştir. Başvurucu, hakkında sarf edilen ifadelerin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu iddiasıyla gazete aleyhine Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) 000 TL talepli manevi tazminat davası açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde 6/3/2009 ve 7/3/2009 tarihlerinde Kayseri'de bulunduğunu kabul etmiş, yol üzerinde olan Kırşehir ve Kayseri adliyelerindeki meslektaşları ile toplantılar yaptığını, üst düzey bürokratlar ile görüştüğünü, açılışa katıldığını ve Kayserispor-Fenerbahçe maçını seyrettikten sonra Ankara'ya döndüğünü ifade etmiştir. Kayseri'ye yalnız gitmediğini belirten başvurucu, Tuğgeneral A.A.nın yakın arkadaşı olduğunu, Tuğgeneral A.A.nın bağ evi olmadığını dolayısıyla bir bağ evinde gizli ve düzenli toplantı yapılmadığını, kendisinin Albay T.yi tanımadığını, Albay T.nin o dönemde izinli olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucuya göre davalının haberindeki iddialar ve iddiaların sunuluş biçimi mesleki onuruna ve itibarına saldırı niteliğinde olup kendisini hedef göstermektedir. Davalı ise uyuşmazlığın esasına ilişkin beyanlarında haberin 28/7/2009 tarihinde yayımlandığını ancak haber metninin en başında başka bir gazeteden alıntı yapıldığının belirtilmiş olduğunu, haberin konusu itibarıyla kamuyu yakından ilgilendirdiğini, haberin veriliş tarzında basın-yayın ilkelerine uyulduğunu savunmuştur. Mahkeme 22/3/2011 tarihinde davayı kısmen kabul ederek 500 TL'nin haberin yayımlandığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar vermiştir. İlk derece mahkemesi gerekçesinde, ihtilaflı haberdeki olayların başka bir gazetenin manşetinden okuyucuya sunulduğunun altını çizerek haberin başka bir gazeteden alıntılanmış olmasının davalı gazetenin haber kaynağını ve doğruluk derecesini araştırma yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığını değerlendirmiştir. Haberin okuyucuda başvurucunun faili meçhul cinayetlerin sanıklarını koruyan, yasa dışı işler yapan biri olduğu izlenimini uyandırdığı kanaatine varan ilk derece mahkemesi, davalı gazetenin başvurucunun kişilik haklarına saldırdığını kabul etmiştir. Mahkeme kararının taraflarca temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi kararı oyçokluğuyla bozmuştur. Bozma kararında; haberin başka bir gazeteden alıntı yapıldığı, olayların yaşandığı dönemde HSYK Başkanı olan Adalet Bakanı'nın basına verdiği demeçlerden HSYK toplantılarında kararname krizi yaşandığının bilinen bir olgu olduğu belirtilmiştir. Buna ilaveten Yargıtay, haberde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla yürütülen faili meçhul soruşturmasında görev alan ve tutuklama kararı veren hâkim ve savcıların görev yerlerinin değiştirilmesi isteminin bazı şüpheler de dile getirilerek eleştirildiğini, başvurucunun önemli ve kritik bir görevi olduğundan bu eleştirilere ve hakkında yapılan haberlere katlanması gerektiğini değerlendirmiştir. Bozma kararına karşı karar düzeltme isteminin reddedilmesini takiben davayı yeniden ele alan ilk derece mahkemesi, bozma kararına uyarak davanın reddine 22/3/2013 tarihinde karar vermiştir. Bu karar temyiz edilmiş olup Yargıtay tarafından 27/5/2019 tarihinde onanarak kesinleşmiştir. Başvurucu 22/7/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.