İSTİNAF KARAR TARİHİ : 06/03/2026 G. KARAR YAZIM TARİHİ : 12/03/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının nakliye taşımacılık sektöründe faaliyet göster…
T.C. KONYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/04/2025 NUMARASI : ... Esas - ... Karar DAVACI : ...... VEKİLLERİ : Av... Av... DAVALI : ...... VEKİLİ : Av... DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Gecikme Tazminatı. İSTİNAF KARAR TARİHİ : 06/03/2026 G. KARAR YAZIM TARİHİ : 12/03/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının nakliye taşımacılık sektöründe faaliyet gösterdiğini, iş hacmini büyütmek amacıyla 22.12.2022 tarihinde davalı ... Şti. ile Damperli Treyler Satış Sözleşmesi imzalamış olup bu sözleşme kapsamında davalı tarafından 14.04.2023/15.04.2023 tarihinde (5 gün opsiyonlu) teslim edilmek üzere 2 adet damperli kasa satın aldığını, taraflar arasında imzalanan eser sözleşmesi uyarınca davacının sözleşmeye ilişkin bedel ödeme edimini zamanında ve eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, yüklenici tarafından, damperli kasaların, sözleşmede kararlaştırılan tarihte davacıya teslim edilmediğini, davalının sözleşmeye aykırı davranması sebebiyle oluşan maddi zararlarının ve yoksun kalınan karların bilirkişi marifetiyle tespitini, şimdilik 20.000,00 TL maddi tazminatın bedel artırım haklarımız saklı kalmak kaydıyla temerrüt tarihi olan 20.04.2023 tarihinden itibaren (aksi takdirde dava tarihinden itibaren) işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talep miktarını kendisinin belirleyebilmesinin imkansız olmadığını, yahut kendisinden beklenmeyecek bir durum söz konusu olmadığını, bu sebeple belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yararın mevcut olmadığını, davalı şirketin davaya konu olaya ilişkin kusuru bulunmadığını, temerrüt şartlarının oluşmadığını, davalı şirkete ait iş yerinde 06/01/2023 tarihinde boya fırınında büyük çaplı bir yangın meydana geldiğini, yangın sonucunda doğal olarak davalının işlerinin sekteye uğradığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının kar mahrumiyetine ilişkin zararlarını talep edemeyeceğini, kar mahrumiyetinin müspet zararlar arasında sayıldığını, kanunda da belirtildiği üzere ancak ifadan vazgeçme halinde istenebileceğini, dosya kapsamında iddiaları destekler hiçbir somut delil bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; '' ...Dava; Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasıdır. Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekili davalılar aleyhine Tazminat davası açmıştır. ESER (İSTİSNA) SÖZLEŞMESİ (Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri Prof Dr. Aydın Zevkliler - Prof Dr. K. Emre Gökyayla) Kavram Türk Borçlar Kanunu'nun 470 vd. Maddelerinde yer alır. Türk Borçlar Kanunu'nun 470. Maddesine göre, yüklenicinin bedel karşılığında bir şeyi meydana getirme borcunu üstlendiği sözleşmeye eser sözleşmesi denir. Bu sözleşmeyle yüklenici, iş sahibi için bir iş görmeyi üstlenmektedir, fakat buradaki iş görmenin özelliği, yüklenicinin bu iş görmeyle belirli bir sonucu yaratmayı borçlanmış olmasıdır ki, bu sonuç Türk Borçlar Kanunu'nda eser terimiyle anılmıştır. Eser sözleşmesinin kendine özgü olan ve onu öteki işgörme amacını güden sözleşmelerden ayıran da işte bu özelliktir.(syf.463) Öğeleri A.Bir Eser Meydana Getirme 1.Eser Kavramı Sözleşmenin temel kavramı eserdir. Eserin meydana getirilmesi eser sözleşmesinde yüklenicinin temel edimidir. Fakat tek başına eserin meydana getirilmesi yeterli değildir, eserin teslimi de gerekir. Eser sözleşmesine özelliğini veren de yüklenicinin meydana getirdiği eseri teslim etmesidir.(syf. 464) 2.Meydana Getirme Kavramı Eserin meydana getirilmesine ilişkin faaliyet, niteliği itibariyle bir yapma edimidir. (Syf.468) B. Bedel (Ücret) Eser sözleşmesinin ikinci öğesi de, ortaya çıkarılacak eser karşılığında işsahibinin bir bedel ödeme borcu altına girmiş olmasıdır. Sözleşmenin aslî unsurlarından bir diğerinin işsahibinin bedel ödeme taahhüdü oluşturur. (Syf. 470) C. Anlaşma Eser sözleşmesinin üçüncü öğesi de, TBK'nın 470. Maddesinden anlaşılacağı üzere, yüklenicinin, işsahibi adına bedel karşılığında bir eser (sonuç) yaratacağı konusunda bunların anlaşmış olmalarıdır. Rızaî bir sözleşmedir Kural olarak bu sözleşme belirli bir biçime bağlı değildir. Eser sözleşmesi rızaî bir sözleşme niteliğini taşıdığından, işgörme sonucu üzerinde tarafların anlaşmış olmaları sözleşmenin kurulması için yeterlidir. İş sahibinin bedel ödemesine karşılık yüklenicinin bir edim sonucundan sorumlu olmasına ilişkin anlaşma, açıkça veya örtülü olarak yapılabilir. Bu sözleşme kural olarak şekle bağlı değildir. (syf. 473) 3. Sözleşmenin Tarafları Yüklenici ve işsahibi sözleşmenin taraflarını oluşturur. İş sahibi eseri ısmarlayan, sipariş veren kişidir. Diğer işgörme sözleşmelerinde olduğu gibi eser sözleşmesinde de işin görülmesinin talep eden taraflra, ki bu işsahibidir, deyim yerindeyse işin efendisidir. Yüklenici ise ısmarlanan, sipariş verilen eseri meydana getirme borcu altına olan kişidir. Kural olarak hak elyietine sahip herkes eser sözleşmesinin tarafı olabilir. Gerçek kişiler gibi tüzel kişiler de işsahibi veya yüklenici sıfatını taşıyabilir. Taraflar kamu hukuku veya özel hukuk tüzel kişisi de olabilir. Özellikle işsahibinin bir kamu hukuk tüzel kişisi olmasına sık rastlanılır. Buna karşın, yüklenici ile yapılan bu gibi sözleşmeler de özel hukuk karakterlidir. Yüklenici eseri bütünüyle veya kısmen meydana getirme borcu altına girebilir. Yüklenici eserin meydana getirilmesinde kullanılan plan projelerin hazırlanmasını da üstlenebilir. Eserin bütününü tamamlayarak teslimini de borçlanan yükleniciye "genel yüklenici" de denilmektedir. (Syf. 476-477) 4. Eser Sözleşmesinin Hukukî Niteliği ve Benzer Sözleşmelerden Farkları A. Eser Sözleşmesinin Hukukî Niteliği Tarafların edimleri birbirlerinin karşılığını oluşturduğu için eser sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Gerçekten eser sözleşmesinde yüklenicinin aslî edimi olan meydana getirilen eserin teslimi borcu ile, işsahibinin asl3ı edimi olan bedel ödeme borcu karşılıklılık ilişkisi içindedir. Fakat yüklenicinin aslî edimi yalnızca eserin meydana getirilmesi değil, aynı zamanda sözleşmeye uygun olarak meydana getirilen eserin teslim edilmesidir. Zira eser sözleşmesinde yüklenici sonuçtan sorumludur. Meydana getirme eylemi, sonucun elde edilmesine yönelik bir faaliyettir. Fakat meydana getirme, nitelikli bir işgörme faaliyetidir. Öğretide hakim olan görüşe göre eser sözleşmesi sürekli borç doğuran bir sözleşme değil, ani edimli bir sözleşmedir. (syf. 479) 5. Yüklenicinin Hak ve Borçları A. Borçları Yüklenicinin aslî edimi, meydana getirdiği eseri teslim etmektir. Buna bağlı olarak yüklenicinin borçları eserin meydana getirilmesi ve teslim edilmesiyle doğrudan ilgilidir. Aşağıda yüklenicinin borçları ayrı ayrı incelenmiştir. (Syf. 485) 1.Eseri Meydana Getirme ve Teslim Etme Borcu a. Eseri Meydana Getirme Borcu Bir eser sözleşmesinde, yüklenici, ıslanan eseri sözleşmedeki koşullara uygun biçimde meydana getirerek işsahibine teslim etme borcu altındadır. Yüklenicinin aslî borcu, eseri meydana getirerek işsahibine teslim etmektir. Bu, eser sözleşmesinde yüklenicinin sonuçtan sorumlu olmasının bir sonucudur. Asıl olan ısmarlanan eseri (sonucu) sözleşmeye uygun olarak meydana getirmektir. Eserin meydana getirilmesi yeterli olmayıp, ayrıca işsahibine tesliminin de ana borç olduğu kabul edilmektedir. Eser meydana getirme borcu TBK 470 hükmünde açıkça, eser sözleşmesinin esaslı unsuru olarak düzenlenmiştir. Fakat, yüklenicinin sonuçtan (ve dolayısıyla meydana getirilen eserin tesliminden) sorumlu olduğu ve sonuca ulaşılabilmesi için de eserin meydana getirilmesi gerektiği göz ardı edilemelidir.(syf. 485) b. Eseri Teslim Borcu Yüklenicinin eseri meydana getirerek teslim etme borcu, kanunda açıkça düzenlenmemiştir; ancak teslimden söz eden birçok maddede (TBK 473/I, 474/I, 475, 478, 479/I) bu borcun, yasakoyucu tarafından örtülü olarak (zımnen) kabul edildiği sonucu çıkmaktadır. Açıkça düzenlenmemiş olmasına rağmen, eser sözleşmesinde teslim borcunun yüklenicinin aslî borcu olduğu kabul edilmektedir. Zira işsahibinin sözleşmeye olan menfaati taamlanmış eserin teslimiyle gerçekleşir. aa. Genel Olarak Eseri Teslim Borcu Teslim, tamamlanmış eserin işsahibine ifa olarak sunulması, onun fiilî egemenliğine geçirilmesidir. Eserin meydana getirilmesinin ardından, eserin teslimi ile tamamlanır. Eser bütünüyle tamamlanmadan yaılan teslim önerisini iş sahibi kabul etmek zorunda değildir. Kural eserin bütün olarak tamamlanmasının ardından teslime elverişli hale gelmesidir. Teslimin ve teslim almanın önemli sonuçları vardır. Örneğin teslim ile birlikte ücret alacağı muaccel olur. (TBK 479), ayıptan sorumluluktan doğan zaman aşımı işlemeye başlar. (TBK 478), ayıp ihbarı ancak teslimden sonra yapılabilir vs. Teslimin iki unsuru bulunmaktadır. Bunlardan ilki eserin bütün olarak tamamlanması ve ikinci olarak da işsahibine arz edilmesidir. Kural larak sözleşmeye göre tarafların kararlaştırmış olduğu bütün işlerin bitirilmesi anlaşılır. Fakat eserin ayıplarının bulunması, tamamlanmış sayılmasına ve işsahibine sunulmasına engel değildir. Hatta tamamlanmamış olsa bile, eser, işsahibi tarafından ifa olarak kabul edildiği takdirde yine teslim edilmiş sayılır. Teslim alma kural olarak herhangi bir şekle bağlı değildir; açık örtülü ve farazî olarak gerçekleşebilir. Eserin teslim edildiğini yüklenici kanıtlamalıdır. Tamamlanmamış eserler, kural olarak teslim ve kabule konu olamaz, işsahibi tamamlanmamış eseri kabule zorlanamaz. Eserin bütünü dikkate alındığında küçük bazı işlerin henüz tamamlanmadığını ileri sürerek teslim almaktan kaçınma bazen dürüstlük kuralına (TMK 2) aykırı olabilir. Talî ve önemsiz sayılabilecek işlerdeki eksiklik ise eserin teslim edilmiş sayılmasına engel değildir. (Syf. 486-487-488-489) bb. Teslim Borçlunun İfa Şekli Taşınırlarda teslim borcu, eserin işsahibinin egemenlik alanına geçirilmesiyle yerine getirilir. Yüklenici işsahibinin esere doğrudan doğruya zilyet olmasını sağlamalı ve onun zilyetliğini engelleyici durumları ortadan kaldırmalıdır. (syf. 489) cc. Teslim Borcunun İfa Zamanı Eseri teslim borcunun ifa zamanını taraflar sözleşmede diledikleri gibi belirleyebilirler. Sözleşmede kararlaştırılmadığı takdirde teslim borcunun ifa zamanı TBK'nın 90. Maddesine göre belirlenir. TBK'nın 90. Maddesine göre teslim borcunun, eserin tamamlanması ile birlikte muaccel olduğu kabul edilir. Teslim borcunun ifa zamanı, eser sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümünde de önem taşımaktadır. Özellikle ayıba karşı tekeffülle ilgili olarak gözden geçirme ve bildirim sürelerinin belirlenmesinde (TBK 474) ve zamanaşımının belirlenmesinde (TBK 478) ücret alacağının muaccelo lmasında (TBK 479) yarar ve hasarın işsahibine geçmesinde (TBK 483) kararlaştırılan ceza koşuluna etkisinde (TBK 179) teslim borcunun ifa zamanı önem taşır. (Syf. 493) dd. Teslim Borcunun İfa Yeri Konusu taşınmazlara ilişkin iş görme olan sözleşmelerde teslim borcunun ifa yeri doğal olarak taşınmazın bulunduğu yerdir. Teslim borcu aranılacak borç sayılır ve yüklenicinin bulunduğu yerde teslim edilmelidir. Fakat taraflar sözleşmeyle bunun aksini kararlaştırabilirler. (Syf. 493) ee. Teslim Borcunu İfada Temerrüt Teslim zamanının gelmesine rağmen eseri tamamlamayan veya tamamladığı halde teslim etmeyen yüklenici temerrüde düşer. Temerrüdün şartları bakımından TBK'nın 117 vd. Hükümleri eser sözleşmesinde teslim borcunu ifada temerrütte de uygulanır. Gerek fiili zarar gerek yoksun kalınan kâr, gecikme tazminatının kapsamına dahildir. Buna göre işsahibi, üretim veya kira kaybından, kredi faizlerinin artmasından veya daha fazla kredi faizi ödemekten doğan veya cezaî şartlar gibi üçüncü kişilere ödediği tazminatlardan kaynaklanan zararının yükleniciden talep edebilir. İşsahibi teslim borcunu ifada temerrüde düşen yükleniciye bir ihtar çekerek vereceği ek sürenin sonuçsuz kalması üzerine sözleşmeden dönerek menfi zararının tazminini de talep edebilir. 2. Eseri Sadakat ve Özenle Yapma Borcu a. Sadakat Borcu İşgörme sözleşmelerinde, kararlaştırılan işi yerine getirecek olan borçlu, işi görürken, alacaklının menfaatlerini de gözetmek zorundadır. Nitekim yüklenicinin, iş sahibinin haklı menfaatlerini gözetmek zorunda olduğu Türk Borçlar Kanununda açıkça hükme bağlanmıştır. (TBK 471/I). (Syf. 497) b. Özen Borcu aa. Genel Olarak Eser sözleşmesindeki özen borcu, sözlemeye tümden egemen olan genel bir -niteliğe sahiptir ve sadakat borcunun somutlaştırılmış bir şeklidir. Yüklenici, sözleşmenin her safhasında ve yerine getirmesi gereken borçların tamamında işini özenle yapmalıdır.(Syf. 499) bb. Yükleniciden Beklenen Özenin Ölçüsü Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmeside, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır. cc. Özen Borcunun Uygulanacağı Haller aaa. Eserin Meydana Getirilmesinden Önceki Safhada Özen Borcu: Yüklenici bir işi üstlenirken öncelikle, mesleki bilgi ve tecrübesinin uzmanlığın mali gücünün o iş için yeterli olup olmadığını iyice tartmalı ve kendisini yetersiz görürse işi almaktan kaçınmalıdır.(Syf. 501) bbb. Eserin Meydana Getirilmesi Aşamasında Özen Borcu: Yüklenici sadece işin başında gerekli tedbirler almakla yetinmemeli, eserin meydana getirilmesinde, hatta teslim aşamasına kadar, özen borcuna uygun hareket etmelidir. ccc. Eserin Meydana Getirilmesinden Sonraki Aşamada Özen Borcu: Eser tamamlanmış olsa bile, yüklenicinin özen borcu, eserin teslim edilmesine kadar devam eder. dd. Özen Borcuna Aykırılığın Hukuki Sonuçları Teslim edilen eserde bir bozukluk veya noksanlık söz konusu ise kural olarak özen borcuna aykırılık değil, ayıptan sorumluluk hükümleri uygulanır. (TBK 474 vd.). (Syf. 506) 3.Eser Bizzat Yapma veya Gözetimi Altında Yaptırma Borcu A. Kural: Yüklenicinin Eseri Şahsen Meydana Getirmesi Türk Borçlar Kanunu'nun83. Maddesinde göre, borçlu kural olarak edimini şahsen yerine getirmek zorunda değildir. Yüklenici işi bizat kendisi yapma ya da kendi yönetimi altında yaptırma borcuyla yükümlüdür. Ancak yapılacak iş, kişisel beceriyi gerektirmiyorsa, o zaman yüklenici işi bir başkasına yaptırabilir. (TBK 471/III). (Syf. 508) B. Yüklenicinin Eseri Başkasına Yaptırma Yetkisi İşin niteliğine göre kişisel yeteneklerin önemli olmadığı işleri yüklenici firma başkasına da yaptırabilir. (TBK 471/III,c.2) (Syf 511) 4. Araç, Gereç ve Malzemeye İlişkin Borçlar A. Araç ve Gereci Sağlama Borcu Aksine adet veya sözleşme yoksa, yüklenici eseri meydana getirmek için kullanağağı araç ve gereci, kendisi temin etmekle yükümlüdür. (TBK 471/ IV) (Syf. 513) b. Malzemeyi Sağlama Borcu Malzeme kavramı araç ve gereçten farklıdır. Eserin meydana getirilmesinde kullanılan ve onun bünyesine dahil olan maddeler malzemeyi oluşturur. 5. Genel Bildirim (ihbar) Borcu Yüklenicinin, ortaya çıkan önemli hususları, işsahibine gecikmeksizin bildirme (ihbar) borcu da vardır. İşsahibinin sağladığı malzemenin veya eserin yapılması için gösterdiği yerin ayıplı olduğu anlaşılırsa veya eserin gereği gibi ya da zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek başka bir durum ortaya çıkarsa -grev ya da ulaşımın, dolayısıyla malzeme gelişinin durması nedenlerle aksama ve gecikme- yüklenici bu durumu hemen işsahibine bildirmek zorundadır; bildirmezse bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olur. (TBK 472/III). (syf. 516) 6. Eseri Meydana Getirme Zamanında Başlama ve Eseri Zamanında Bitirme Borcu Yüklenici işe zamanında başlamaz veya sözleşme şartlarına aykırı olarak işi geciktirir ya da işsahibinin kusuru olmadan meydana gelen gecikme işin kararlaştırılan zamanda tamamlanmasına engel olacak derecede bulunursa, işsahibi teslim için kararlaştırılan zamanı beklemeye mecbur olmaksızın sözleşmeden dönebilir. (TBK473/I) (Syf. 519) 7. Ayıbı Üstlenme Borcu Ayıbı üstlenme borcu, yüklenicinin eseri teslim borcunun tamamlayıcısıdır. Yükleyicinin eseri meydana getiri teslim etmesine ilişkin aslı yükümlülüğüne, eserin ayıpsız olarak meydana getirilmesi de dahildir. Nitekim bu düşünceyle , ayıbı üslenme borcu TBK'da özel olarak düzenlenmiştir. (TBK 474-478). (Syf. 522) A. Ayıptan Doğan Sorumluluğun Koşulları Ayıplı ifa, ifa edememe hallerinden birini oluşturur. Satış, kira gibi sözleşmelerde olduğu gibi, eser sözleşmesinde de sözleşme konusunun ayıpsız biçimde teslimi gerekir. aa. Ayıplı Bir Eser Teslim Edilmiş Olmalıdır. Yüklenicinin ayıptan sorumlu tutulabilmesi için, eser tamamlanarak işsahibine teslim edilmiş olmalıdır. Henüz bitmemiş bir eser teslim edilmiş sayılamayacağı için, mevcut haliyle beklenen nitelikleri taşımasa bile ayıp sebebiyle sorumluluk hükümleri de uygulanmaz. Nitekim TBK'nın 474. Maddesinde eserin teslim edilmiş olması gerektiği açıkça ifade edilmiştir. (syf. 522-523) bb. Eser Ayıplı Olmalıdır. Sözleşme ile kararlaştırılan niteliklerin bulunmaması veya bulunması gereken niteliklerdeki eksiklik ayıp olarak nitelendirilir. cc. Ayıp İşsahibine Yüklenmemelidir. Yüklenici seri meydana getirirken, işsahibi de genellikle aktif bir role sahiptir. Yasakoyucu TBK'nın 476. Maddesinde yüklenicinin sorumlu tutulabilmesi için, eserdeki ayıbın işsahibine yüklenememesini bir şart olarak hükme bağlamıştır. Başka bir ifadeyle eserdeki ayıp işsahibine yüklenebilecek bir sebepten kaynaklanıyorsa yüklenici sorumlu tutulmaz. (syf524) dd. Eser Kabul Edilmemiş Olmalıdır Açıkça veya örtülü olarak işsahibi eseri kabul ederse yüklenici sorumluluktan kurtulur. Buna karşılık işsahibi eseri kabul etmiş olmasına rağmen ayıp kasten gizlenmişse veya gizli ayıp söz konusu ise yüklenici yine sorumlu olur.(TBK 477/I) Hakim, ayıbın zamanında bildirili bildirilmediğini resen araştıramaz ise de ayıbın geç bildirilmediği sabit olunca bunun sonucunu resen uygular. (syf. 525) ee. Gözden Geçirme ve Bildirim Külfeti Yerine Getirmiş Olmalıdır Eserin ayıplı olması dolayısıyla sahip olunan hakların kullanılabilmesi için gözden geçirme ve bildirim külfetleri de yerine getirilmiş olmalıdır. Gözden geçirme ve bildirim külfetinin yerine getirilmesi öncelikle eserin tamamlanarak ifa amacıyla işsahibine teslimine bağlıdır. (Syf.526) B. İşsahibinin Eserin Ayıplı Olmasından Doğan Hakları TBK'nın 475. Maddesine göre, eserin ayıplı olması durumunda işsahibi sözleşmeden dönebilir ya da bedelin indirilmesini talep edebilir veya eserin ücretsiz onarılmasını isteyebilir. Seçilebilecek hakların her üçü de kullanılmakla tükenir, geri alınması mümkün değildir. Bu haklardan biriyle birlikte işsahibi zararının tazminini de talep edebilir hakların kullanılması için yüklenicinin kusurlu olması şart değilse de tazminat tale edilebilmesi için kusurlu olması şarttır. aa. Sözleşmeden Dönme Hakkı Yukarıda belirlenen koşulların yanında, meydana getirilen eser, kullanılamayacak veya hakkaniyete göre kabulü beklenemeyecek derecede ayıplı olursa işsahibi sözleşmeden dönebilir (TBK 475/I, b.1) (syf.529) bb. Bedelin İndirilmesini İsteme Hakkı İşsahibi eseri alıkoyup, bedelden indirim yapılmasını da isteyebilir (TBK 475/I, b.2) (Syf. 531) cc. Eserdeki Ayıbın Giderilmesini Talep Hakkı Türk Borçlar Kanunu'nun 475/Ib.3 maddesinde, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, masrafı yükleniciye ait olmak üzere eserin onarılmasının da istenebileceği düzenlenmiştir. dd. Tazminat Talep Etme Hakkı İşsahibi tazminat da talep edebilir TBK m.475/II hükmüne göre işsahibinin, genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. C. İşsahibinin Eserin Ayıplı Olmasından Doğan Haklarının Bağlı Olduğu Zaman Aşımı Yüklenici ayıplı bir eser meydana getirmişse, bu sebeple açılacak davalar, teslim tarihinden başlayarak, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yılın; taşınmaz yapılarda ise beş yılın ve yüklenicinin ağır kusuru varsa ayıplı eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yılın geçmesiyle zamanaşıman uğrar (TBK 478) yirmi yıl gibi uzun bir zamanaşımı süresinin kabul edilmesinde 1999 depreminden sonra karşılaşılan uyuşmazlıkların etkisi olduğu anlaşılmaktadır. Hükümde, adi iş - ticari iş ayrımı yapılmamıştır. Zamanaşımı kabulden itibaren değil, eserin işsahibi tarafından teslim alınmasından itibaren işlemeye başlar.(Syf. 534-535) B. Hakları Yüklenicinin ana talep hakkı, teslim ettiği eser karşılığında sözleşmeyle belirlenen ya da sözleşmeyle belirlenmemişse sonrada keşifle belirlenecek (bedelin) kendisine ödenmesini istemektir. Bedel Ödeme Borcunun İfa Zamanı TBK'nın 479/I. Maddesi hükmüne göre işsahibinin bedel ödeme borcu eserin teslim edildiği anda muaccel olur. İşsahibinin ana hakkı, ısmarladığı eserin sözleşmeye uygun biçimde kendisine teslimini istemedir.(Syf. 567) VII. Eserde Meydana Gelen Zararın (Hasarın) Geçişi TBK'nın 483. Maddesinde, eserde meydana gelen zararın (hasarın) kime ait olacağı sorunu yanında, kusursuz imkansızlık nedeniyle eser sözleşmesinin sona ermesi de düzenlenmiştir. (Syf. 567) Tamamlanınca ferdi ile belli olan (parça borcu haline gelen) bir eser söz konusu olmalıdır. (syf.568) Hasarın tesliminden önce yükleniciye ait olması kuralının istisnaları mevcut olmamalıdır. (syf. 570) VIII. Eser Sözleşmesinin Sona Ermesi Eser sözleşmesi de diğer bütün sözleşmelerde olduğu gibi ifa ile sona erer. (syf. 572) A.yaklaşık Keşif Bedelinin Aşılması Yüzünden Sözleşmeden Dönme B.tam Tazminat Karşılığı Sözleşmenin Feshi. C. Karşılıklı Anlaşma ile Sözleşmenin Sona Erdirilmesi D. Haklı(yada önemli) Nedenle Sözleşmenin Feshi Eser sözleşmesinin haklı(önemli) bir nedenle feshedilebileceğine ilişkin bir düzenleme TBK'da yer almamaktadır. Bununla birlikte öğretide taraflar için çekilmez, katlanılmaz hallerin ulunması durumunda, ileriye etkili olarak sözleşmenin sona erdirilebileceği kabul edilmektedir. Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamasında da, eser sözleşmesinin haklı sebeple feshedilebileceği benimsenmektedir. E. Kusursuz İfa İmkansızlığı Yüzünden Sözleşmenin Sona Ermesi. MÜSPET ZARAR VE MENFİ ZARAR AYRIMI Müspet Zarar; sözleşmeden doğan sorumlulukta en önemli zarar ayrımı müspet zarar menfi zarar ayrımıdır. Müspet zarar; sözleşmenin hiç ya da gereği gibi ya da vaktinde ifa edilmemesinden doğan zarardır, müspet zarar alacaklının tam ve doğru bir ifaya ilişkin menfaatidir. Müspet zarar; edim, borçlu tarafından tam ve gereği gibi yerine getirilmiş olsa idi alacaklının mal varlığının göstereceği durum ile hali hazırda gösterdiği durum arasındaki farktır, müspet zarar; fiili zarar ve yoksun kalınan kar olmak üzere iki kısma ayrılır, borçlanılan edimin ifa edilmemesi nedeniyle alacaklının mal varlığının aktif kısmının azalmasına veya pasif kısmının çoğalmasına, fiili zarar denir. Mal varlığının aktifinin azalmasına, alacaklının bir malını tahrip veya yok edilmesi, hasara uğratılması, bir hakkın veya bir şeyin kaybedilmesi, şeyin miktar ve niteliklerinin eksilmesi veya kaybolması misal olarak gösterilebilir. Pasifin artması ise bir ipotek kurulması, sözleşmenin ihlali dolaysıyla yapılan giderler örneğin reddedilen bir şeyin nakil ve muhafaza masraflarıdır, fiili zarar kavramına, alacaklının borçlunun edimi ifa edeceğine güvenerek 3. Kişilerle yaptığı sözleşme ile borçlandığı edimi yerine getirememekten dolayı ödeyeceği tazminat ve ceza koşulları da girer. Yoksun kalınan kar müspet zararın bir parçasını oluşturur, borca aykırı davranış olmasaydı alacaklının mal varlığının göstereceği artışa yoksun kalınan kar denir. Burada sözleşmenin ihlali mal varlığında meydana gelecek muhtemel bir artışı engellemiş, önlemiştir... Yoksun kalınan kar, ya mal varlığının aktif kısmının artmamasından ya da pasif kısmının azalmamasından meydana gelir. Yoksun kalınan kar, farazi bir zarar olduğu için bunun miktarını belirlemek bazı hallerde zorluklar gösterebilir. (Prof. Dr. Fikret Eren Borçlar Hukuku Genel Hükümler 21. Baskı) 6098 sayılı TBK'nun 117. maddesinde; "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır."şeklinde, TBK'nun 123.maddesinde;"Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde diğeri, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hâkimden isteyebilir." şeklinde, TBK'nun 124.maddesinde;"Aşağıdaki durumlarda süre verilmesine gerek yoktur: 1. Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa. 2. Borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa. 3. Borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine, ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa." şeklinde, TBK'nun 125.maddesinde;"Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir." şeklinde düzenlemelerin yapıldığı, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi (uzem) Borçlar Hukuku Genel Hükümler Ders Notu; 24/03/2020 Prof. Dr. O. Gökhan Antalya- Dr. Öğretim Üyesi Sabah Altay "Beklenmeyen (Umulmayan) Hal Zarar verenin fiili veya sorumluluğuna sebebiyet veren olayın gerçekleşmesi neticesinde zararın doğmasına veya artmasına, beklenmeyen (umulmayan) haller etkili olmuşsa bu hususu, TBK. M. 51/1 anlamında "durumun gereği" olarak hakim tarafından dikkate alınır ve bu durum hakkaniyet gereği tazminatta indirim sebebi olarak değerlendirilmiştir. Beklenmeyen (umulmayan) hal, sorumlu kişiye isnat olunamayan ve gene davranış kurallarından doğan bir ödevin ihlaline kaçınılmaz surette sebebiyet veren olaydır. Örneğin, olağanüstü kış şatlarının gazın kömür bacasından çıkmasına engel olması. Beklenmeyen hal, mücbir sebepten farklı bir kavramdır, mücbir sebep, zararın meydana gelmesine kaçınılmaz olarak sebep olan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan, sorumlu kişiden veya sorumluluk doğuran olaydan bağımsız, ona yabancı, olağanüstü bir dış olaydır. Örneğin, deprem, savaş yıldırım düşmesi, sel vb. Mücbir sebep zararın tek, münhasır ve zorunlu sebebini teşkil ederken; umulmayan hal, kısmi sebebini teşkil etmektedir. Mücbir sebep teşkil eden olaya oranla beklenmeyen halden daha yoğun daha büyük şiddette ortaya çıkar. Beklenmeyen halin mücbir sebepten hukuki sonuç bakımından farkı BEKLENMEYEN HALDE UYGUN İLLİYET BAĞININ KESİLMEMESİ, mücbir sebepte ise kesilmesidir. Eğer umulmayan hal, mücbir sebep yoğunluğuna ulaşırsa, o da illiyet bağını keserek sorumluluğu ortadan kaldırır." Temerrüt TBK 117 - 125 arası düzenlenmiştir. Somut olayımızda; geç teslim edildiği konusunda ihtilaf yoktur. Eldeki olayda mücbir sebep var mı? Yangın raporu ve yangında zarar gören demirbaş beyanlarına baktığımızda, taraflar arasındaki sözleşme edimini geciktirecek mahiyette, mücbir sebebin varlığını kabul edilecek nitelikte olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Zira zarar gören demirbaşların telafisi gecikmeden yerine getirebilecek konumdadır ( Boya Tabancası ve hortumlar , yağ tank kapağı, panel değişimi gibi ) Taraflar arasında karşılıklı hak ve yükümlülükler yükleyen bir sözleşme (sinallagmatik) vardır. Davacı yan davalıyı dava öncesi temerrüde düşüren herhangi ir hukuki işlem yapmamıştır. (ihtarname vs.) bu nedenle temerrüt tarihi olarak dava tarihi değerlendirilmiştir. Zira dava açmakla davalı yan temerrüde düşmektedir. Diğer yandan davacının iradesi de bu yöndedir. Bedel artırım dilekçesinde dava tarihi kabul etmiştir (HMK 26.) TMK 1/3. Maddesinde; "Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır." Anayasa'nın 138/1. Maddesinde; " Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler." şeklinde düzenlemeler olduğu, tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi raporları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile davacının, davalı aleyhine açtığı davanın kabulü ile; 138.374,32tl'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp, davacıya verilmesine, dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." gerekçesiyle davacının, davalı aleyhine açtığı davanın kabulü ile; 138.374,32TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp, davacıya verilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Açılan davanın belirsiz alacak olarak ikamesinde hukuki yarar bulunmadığını, davacının ne kadar maddi kaybının olduğunu kendisinin belirleyip ikame etmesi gerektiğini, davalı şirketin davaya konusu geç teslime ilişkin kusuru bulunmadığını, dolayısıyla temerrüt şartlarının da oluşmadığını, davalı şirkete ait iş yerinde 06/01/2023 tarihinde boya fırınında yangın meydana geldiğini, sadece davacı defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi ile karar verildiğini, bilirkişilerin kök raporlarında nakliye hizmetleri talebin günlük, yıllık ve dönemsel olarak farklılık gösterebileceğini belirttiğini, bu konuda bir hesaplama yapılmasının sağlıklı olmadığını, davacının zararı göstermeyeceğini, davalının yangın nedeni ile yaşadığı ve kendi iradesi dışında oluşan dönem için zarar talep edilemeyeceğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava ; eser sözleşmesinden kaynaklanan gecikme tazminatı istemine ilişkindir. Öncelikle belirtmek gerekir ki ; işi meslek edinen ve tacir olduğu görülen davacı yüklenicinin eser sözleşmesi kapsamında yapılan işi ve kar kaybını bilebilecek ve basit bir hesapla hesap edebilecek olduğu açık olmakla eldeki davanın belirsiz alacak olarak ikame edilemeyeceği, ne var ki HGK'nın 2016/22- 1166 E- 2019/576 K sayılı yahut Yargıtay 3 HD'nin 2024/6722 E- 2025/4330 K sayılı ilamı yahut yine eser sözleşmesinden kaynaklanan bir davada Yargıtay 6 HD'nin 2024/2272 E- 2025/1039 K sayılı ilamı gibi içtihatları ışığında dava kısmi dava olarak kabul edilmiş ve davacı vekilinin 17.01.2025 tarihli dilekçesi de bedel arttırım değil ıslah dilekçesi olarak değerlendirilmiştir. Bu noktada davalı vekilinin faiz başlangıcı yönüyle açık istinaf istemi de bulunmadığından faiz başlangıç tarihlerine ilişkin inceleme yapılmamıştır. Taraflar, sözleşmeden doğan borçlarını kararlaştırılan zamanda ve biçimde ifa etmek zorundadır. Borçlunun temerrüdü halinde alacaklının seçimlik hakları 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesinde düzenlenmiş olup; borçlunun edimini süresinde yerine getirmemesi halinde, alacaklının seçimlik hakkını TBK'nın 125/1. maddesinde belirtildiği gibi ifayı beklemek ve gecikmeden doğan zararlarını istemek şeklinde kullanması halinde, borçlu sözleşmede kararlaştırılan gecikme tazminatından sorumludur. Gecikme tazminatı kanundan doğan bir haktır. Taraflar arasında 22.12.2022 tarihinde damperli treyler satış sözleşmesi başlıklı özel yapım damper kasa imal edileceği, bu surette TBK 470. maddesi uyarınca eser sözleşmesi akdedildiği, teslim tarihinin 14 / 15 Nisan 2023 olarak belirlendiği, teslimde 5 gün de opsiyon süresi öngörüldüğü, eserin 18.05.2023 tarihinde yazılı teslim belgesi ile teslim edildiği, bu çerçevede 28 günlük bir gecikme bulunduğu dosya kapsamı ile sabittir. Davalı vekili ifadan vazgeçilmesi halinde kar kaybından ibaret müspet zararın talep edilebileceğini, somut olayda ise davacının ifadan vazgeçmediği gözetildiğinde kar kaybı talep edemeyeceğini iddia etmekte ise de ; hukuki nitelendirme hakime ait olmakla davacının talebi TBK 125/1 maddesi kapsamında gecikme tazminatı istemine dairdir. Kanundan kaynaklanan gecikme tazminatı sözleşmede yer almasa dahi talep edilebilir ve eldeki dosyadaki kar kaybı gecikmeden kaynaklı tazminat kapsamında olduğundan aynen ifa ile birlikte istenebilecektir. Bu yönüyle davalı vekilinin istinaf istemi yerinde değildir. Yine davalının boya fırınında 06.01.2023 tarihinde meydana gelen yangının TBK 136. maddesi kapsamında bir mücbir sebep olarak kabul edilemeyeceği, zira yangın raporunda yangının boya fırın makinesi motorunun kısa devre yapması sonucu meydana geldiğinin açıkça tespit edildiği, kaldı ki davalının tacir olduğu da gözetildiğinde genel bir afet kapsamında olmayan işbu yangın nedeniyle ifa imkansızlığından söz edilemeyeceği açık olup mahkemenin bu yöndeki kabulü de yerindedir. Eldeki dosyada davacının geç teslim nedeniyle kar kaybından mütevellit zararı, kâr elde edememek nedeniyle malvarlığındaki gerçek eksilme esas alınarak belirlenmelidir. Gerçek eksilmenin belirlenmesi noktasında dosyada aldırılan ek rapor ile eserin ( aracın) tesliminden önce ve sonraki 2'şer aylık faturaları incelenmek suretiyle bir hesap yapılmış ve kar kaybının 138.374,32 TL olduğu kabulü ile bu miktar üzerinden hüküm tesis edilmiştir. Dairemizce hesaba dair yapılan incelemede de, damperli treylerin teslim öncesi ve sonrasına ilişkin 2'şer aylık davacı yan faturalarının incelenmesi suretiyle günlük kar kaybının 4.941,94 TL olarak kabulü ile hesap yapılmış olması da dosya kapsamına uygun görülmüştür. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/04/2025 tarihli, ... Esas - ... Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gereken 9.452,34 TL istinaf karar harcından peşin alınan 2.365,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 7.087,34 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince re'sen taraflara idesine, 5-İstinaf karar tebliği, avans iadesi ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, 6100 HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. 06/03/2026 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır ¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında Elektronik İmza ile imzalanmıştır.¸