4. Hukuk Dairesi 2021/14628 E. , 2023/9144 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/616 E., 2017/1506 K. DAVALILAR : 1-..., 2-... vekilleri Avukat ..., 3-Türkiye (Halk) Sigorta Anonim Şirketi vekili Avukat ... HÜKÜM/KARAR : Red Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda…
**4. Hukuk Dairesi 2021/14628 E. , 2023/9144 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/616 E., 2017/1506 K. DAVALILAR : 1-..., 2-... vekilleri Avukat ..., 3-Türkiye (Halk) Sigorta Anonim Şirketi vekili Avukat ... HÜKÜM/KARAR : Red Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 13.01.2011 tarihinde davacı şirkete ait aracın, davalı ... şirketinin sigortaladığı, ... adına kayıtlı, sürücüsü davalı ... olan araç ile karıştığı kazada davacıya ait aracın büyük hasar gördüğünü ve kullanılamaz hale geldiğini, sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, kazada davacı şirketin araç sürücüsünün herhangi bir kusurunun olmadığının kaza tespit tutanağı ile belirlendiğini, müvekkilinin aracının tır olup yük taşımacılığı yaptığını, müvekkil şirketin zararının ödenmesi için Halk Sigorta'ya başvurduklarını ve hasar dosyasının açıldığını, ayrıca tırın 2 aydır hasarlı beklediğini, aracın 28.03.2011 tarihinde 16.350,00 TL bedele hurda vaziyetinde satıldığını, aracın satış anındaki kasko değerinin 37.313,00 TL olarak noter evrakında gösterildiğinden aradaki fark olan 20.963,00 TL'nin müvekkilinin açık zararı olduğunu, davalı ... şirketinin hasarı ödemeye yanaşmadığını, bu nedenlerle müvekkili şirkete ait araçta meydana gelen toplam 20.963,00 TL maddi zararın olay tarihi olan 13.01.2011 tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile davalılardan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Halk Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde iddia edildiği gibi kazaya müvekkili şirketin sigortalısı ...'na ait aracın sürücüsü diğer davalı ...'nun sebebiyet vermediğini, dava konusu kazanın dava dilekçesinde ifade edildiği gibi olmadığını, bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ile ... vekili cevap dilekçesinde; yetki ve iş bölümü itirazında bulunmuş; kusuru ve hasar miktarını kabul etmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 27.12.2012 tarih ve 2012/79 Esas, 2012/312 Karar sayılı kararı ile; davalılar Bülent ve ... vekillerinin yetki itirazının kabulü ile diğer davalı ... yönünden de yargılamanın birlikte yürütülmesinin yargılama bütünlüğü ve usul ekonomisine uygun olacağı, haksız fiilin ve rizikonun gerçekleştiği yerin her üç davalı yönünden de yetkili olduğu anlaşılmakla mahkemenin yetkisizliğine, dosyanın karar kesinleştiğinde yetkili Bursa Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 12.09.2013 tarih ve 2013/12863 E.-2013/12039 K. sayılı ilamı ile ”...Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Dava, 6100 sayılı HMK yürürlüğe girdikten sonra 02.04.2012 tarihinde açılmıştır. HMK'nın 16 ncı maddesi hükmü gereğince, haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Somut olayda, davaya konu trafik kazası Bursa'da meydana gelmiş olup, davalı ... şirketinin ve zarar gören davacının ikamet adresi İstanbul'dur. Diğer davalılar Bülent ve ... Osmangazi/Bursa adresinde ikamet etmektedir. Bu durumda mahkemece HMK'nun 16 ncı maddesi hükmüne göre zarar gören davacının yerleşim yeri mahkemesi de davaya bakmaya yetkili olduğundan davacı vekilinin seçimlik hakkını bu yönde kullanmasına ve mahkemenin yetkili olmasına göre bir kısım davalılar vekilinin yetki itirazının reddi ile işin esasına girilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." şeklindeki gerekçesi ile karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'in sevk ve idaresindeki araç ile dava dışı sürücü Adnan yönetimindeki araçların çarpışıp duruşa geçmesinden sonra arkadan gelen dava dışı sürücü sürücü ...'un önündeki kazayı görerek ve fren tatbik ederek önündekilere çarpmadan durmayı sağladığı, ancak dava dışı sürücü ...'un gerisinden gelip aynı yönde ilerleyen davacı asil Ahmet'in sevk idaresindeki çekicinin ön kesimi ile yine idaresindeki römorkun çarpışması neticesinde çarpmanın etkisiyle çekicinin ileriye savrulduğu ve önceki kaza sebebiyle yolda duran başka bir römorkun arkasına çarptığı ve hasarın bu şekilde meydana geldiği, davacı sürücünün dava dışı sürücü ...'un yönetimindeki tır aracını güvenli mesafeden takip etmediği, önceki kaza sebebiyle zorunlu sebeple yolda duran vasıtaya (çekicisinin öne savrulması suretiyle) çarpması neticesinde kazanın meydana geldiği, dolayısıyla ilk çarpışma sonucu oluşan kaza ile davaya konu maddi hasarın meydana gelmesi arasında uygun illiyet bağının olduğundan bahsedilemeyeceği, dosya kapsamında alınan tüm raporlarda benzer yönde aynı hususun yer aldığı ve gelinen aşamada Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan raporda da durumun açıkça meydana geliş şekli ile neticeden oluşan kaza ile hasar arasında uygun illiyet rabıtasının kalmadığının açıkça dile getirildiği, raporun içerik itibariyle hükme esas alınabileceği takdir edilmekle bu yönde başkaca araştırmaya gerek görülmediğinden davalı sürücünün meydana gelen kazada herhangi bir kusuru olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 13.01.2011 tarihli tutanakta, “sürücü ... sevk ve idaresindeki 16 BF 204 plakalı aracı ile Bursa istikametinden Yalova istikametine seyir halinde iken KM 134500 önüne geldiğinde yolun sağ şeridinden yolun sol şeridine kontrolsüz manevra yapması sonucu...” denilerek, zincirleme kazanın asıl müsebbibinin ... olduğunun belirtildiğini, zincirleme kazanın oluşumuna yol açan 16 BF 204 plakalı araç olduğuna göre sorumluluğu davalıların yüklenmesi gerektiğini, kazanın meydana gelişinde ve araçların hasarlanmasında davalı araç sürücüsü ...'nun asli kusurlu olduğunu, davalı şirkete hasar ihbarı süresinde yapıldığı halde talebin reddedildiğini, tutanaktan anlaşılacağı üzere sadece 15.000,00 TL onarım gideri belirlendiğini, ancak gerçekte zararın bunun çok üzerinde olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan ve diğer davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın karıştığı 13.01.2011 tarihli trafik kazası sonucu karşı araçta meydana gelen hasar bedeli talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 91 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1409 uncu maddesi. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddeleri ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. 2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, özellikle de 20.06.2014 tarihli bilirkişi raporu ve İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından tanzim olunan 20.06.2017 tarihli raporun hükme esas alınması usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 13.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.