3. Hukuk Dairesi 2015/10871 E. , 2016/7602 K. MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki istirdat(kayıp-kaçak bedelinin iadesi) davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinden a…
**3. Hukuk Dairesi 2015/10871 E. , 2016/7602 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki istirdat(kayıp-kaçak bedelinin iadesi) davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinden abonelik sözleşmesine ve hukuka aykırı olarak, 25.07.2014 tarihinden dava tarihine kadar geçen kayıp-kaçak bedeli adı altında tahsil edilen tutardan; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, 1.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 6.776,04 TL'ye yükseltmiştir. Mahkemece; davanın kabulü ile, 6.776,04 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, dava dilekçesi içeriğinden davanın kısmi dava olarak açıldığı ve davacının 06.05.2015 harçlandırma tarihli dilekçesinin ise ıslah mahiyetinde olduğu gözönüne alınarak, kısmi alacak için açılan davada müddeabihin ıslah ile artırılan kısmına ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken; alacağın tümü için dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesine hükmedilmiş olması doğru değil ise de; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulü ile, hüküm fıkrasının birinci bendinde yer alan ''Davanın kabulüne, 6.776,04 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine'' ifadesinin karar metninden çıkartılarak yerine “Davanın kabulü ile, 1.000 TL alacağın 12.12.2014 dava tarihinden itibaren, 5.776,04 TL alacağın ise 06.05.2015 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” ifadesinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. K A R Ş I O Y Y A Z I S I Dava, davalı şirket tarafından haksız yere tahsil edilen kayıp kaçak bedelinin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece dava kabul edilmiş, kararın davalı tarafından temyizen incelenmesi istenilmiştir. Sayın çoğunluk, davacının dava dilekçesinde açıkça davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığına dair bir belirleme bulunmaması nedeniyle, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açılan davayı kısmî dava olarak nitelendirmiş ve sonradan istenen kısım yönünden ıslah yapıldığını varsayarak bu kısma dava tarihinden değil, istem (ıslah) tarihinden faiz yürütülmesi gerektiğine karar vererek kararı düzelterek onamıştır. Sayın çoğunluk ile aramızdaki görüş farklılığı davanın kısmî dava olarak mı, yoksa belirsiz alacak davası olarak mı açıldığı noktasındadır. Bu nedenle belirsiz alacak davası, kısmî dava ve ıslah kavramlarına değinmek gerekir: Davacının dava açarken alacağını belirlemesinin imkânsız olduğu veya alacağının belirlenmesinin kendisinden beklenmeyeceği hallerde davacının mağduriyetinin giderilebilmesi ve birtakım sakıncaları bertaraf etmek amacıyla Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile birlikte “belirsiz alacak davası” kurumu kabul edilmiştir (HMK.107). Davacının talep konusunun bölünebilir olduğu durumlarda, dava açarken, davaya ilişkin taleplerinin bir bölümünü dava konusu etmesi, diğer bölüme ilişkin dava hakkını saklı tutarak geleceği bırakması ise kısmî davadır. Kısmî dava ile belirsiz alacak davası arasındaki temel farklar ise; belirsiz alacak davasında zamanaşımı alacağın tümü için dava tarihinden itibaren kesildiği halde, kısmi davada sadece talep sonucunda belirtilen miktar için kesilmesi; belirsiz alacak davasında faizin, davalı eğer daha önceden temerrüde düşürülmemişse alacağın tümü için dava tarihinden itibaren işlemeye başlamasına rağmen, kısmi davada sadece talep sonucunda belirtilen miktar için dava tarihinden itibaren, bakiye kısım için ise ıslah ya da ek dava tarihinden itibaren işlemeye başlaması; belirsiz alacak davasında alacağın miktarı tam ve kesin olarak belirlendiği anda davacı ıslah veya karşı tarafın muvafakatine gerek olmaksızın iddianın genişletilmesi yasağına takılmaksızın talebini arttırabildiği halde, kısmi davada alacağın miktarı tam ve kesin olarak belirlendiği durumlarda davacı ya ıslah ya da karşı tarafın muvafakati ile talebini arttırabilecek olmasıdır. İddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağının istisnası olan ıslah, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 176. maddesinde, " taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işlemini tamamen veya kısmen düzeltmesi” olarak tanımlanmıştır. Islahın amacı, davada taraflardan birinin eksik bıraktığı veya yanlış bildirdiği vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu tahkikat bitinceye kadar düzeltmesidir. Bir uyuşmazlığın çözümüne tarafların iddia ve savunmaları yön verir. Bilindiği üzere, hakim Türk hukukunu re'sen uygular (HMK.33). Dava dilekçesinde dayanılan vakıalara uygulanacak normatif düzenlemeleri uygulamak ve hukuki nitelendirmeyi yapmak hakimin yasal görevidir. Hakimce bu hukuki nitelendirmeyi yapılırken, tarafların yargılama sırasındaki istem ve savunmalarına yönelik tüm dilekçe, beyan ve delilleri bir bütün olup uyuşmazlığın çözümünde bunların tümünün dikkate alınarak bir sonuca varılması gerekir. Somut olayda sayın çoğunluk dava dilekçesinde davacı tarafın açıkça davanın belirsiz alacak davasına ilişkin olduğuna dair bir belirleme bulunmaması nedeniyle davayı kısmî dava olarak nitelendirmiştir. Oysa davacı taraf davayı açarken dava konusu bedeli belirleyememiş, bilirkişi incelemesi sonrasında belirlenen alacak bakımından dava değerini belirleme dilekçesi vermiş, talep artırım istemine ilişkin bu dilekçe de açıkça HMK. 107. maddesine ve belirsiz alacak davasına ilişkin hükümlere dayanmış ve belirsiz alacak davası hükümlerine göre talebini artırmıştır. Bu artırıma karşı taraf karşı da koymadığı gibi yerel mahkeme de davacı davasını belirsiz alacak davası olarak ele almış ve karara bağlamıştır. Dava konusunun belirsiz alacak ile istenebilir olduğu ve davacı tarafın tüm dilekçe ve beyanları dikkate alındığında davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının kabulü ile tüm alacağa dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olduğundan kararın onanması gerekir. Kaldı ki, davalı tarafça, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmadığı ve faize yönelik açık bir temyiz olmadığı halde bu hususta düzeltme yapılması da usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenlerle yerel mahkeme kararının faiz yönünden de onanması gerektiğini düşündüğümüzden, sayın çoğunluğun yerel mahkeme kararının düzeltilerek onanması yönündeki kararına katılamamaktayız. 12.05.2016