11. Ceza Dairesi 2010/6195 E. , 2012/21736 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Kamu Kurumu Aleyhine Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik HÜKÜM : Beraat Katılan vekilinin temyizinin sanıklar hakkında verilen beraat kararlarına yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; 1-Sanıklar hakkında "kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık" suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Ka
**11. Ceza Dairesi 2010/6195 E. , 2012/21736 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Kamu Kurumu Aleyhine Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik HÜKÜM : Beraat Katılan vekilinin temyizinin sanıklar hakkında verilen beraat kararlarına yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; 1-Sanıklar hakkında "kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık" suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen “dolandırıcılık'' suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanıklar lehine olan 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2. ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, 2-Sanıklar hakkında "resmi belgede sahtecilik" suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; 10.11.1998-08.11.2001 tarihleri arasında Hocalar Merkez Sağlık Ocağı doktoru olarak görev yapan sanık ...’in düzenlemiş olduğu reçetelerden 37 adedinin Hocalar Sağlık Ocağı Protokol defterinde kaydının olmadığı, bir kısım reçetelerde hastalık teşhisine göre reçetedeki ilaçlardan kullanımı hastaya zararlı olabilecek ve reçetenin içeriğine uygun olmayan ilaçların bulunduğu, hastanın yaşı ve cinsiyetine uygun olmayan ilaçların yazıldığı, protokol defterinde bazı yerlerin sonradan doldurulmak üzere boş bırakıldığı, bu defterde bulunmayan ancak kayıtlara göre reçetelerde fazladan bulunan ilaçların olduğu, reçeteleri 5 kaleme tamamlamak suretiyle ilaveler yapıldığı, izinli veya raporlu olduğu tarihlerde de reçeteler düzenlendiği, muayene olmamalarına rağmen bazı hastalar adına sahte reçeteler düzenlendiği, bazı hastaların daha az muayene olmalarına rağmen bu hastalar adına fazla sayıda reçete düzenlediği ve ilaç firması reprezantları olan sanıklar ... ve ...’nın ise bazı şahıslara ait sağlık karnelerini değişik tarihlerde sanık ...'e getirerek sanığın bu hastaları görmeden ve muayene etmeden bu şahıslar adına 34 adet reçete tanzim ettiği, aynı şekilde eczacı kalfası olarak çalışan sanık ... de SSK’ya tabi annesi ve babasına ait SSK karnelerini değişik tarihlerde sanık ...’e getirdiği ve sanık ...’in bu hastaları da görmeden reçete yazdığı, sanıklar ... ve ...’in bazı sigortalılara ait haricen temin ettikleri sağlık karnelerini sanık ...'e vererek ve de birlikte hareket ederek sanık ...'in bu şahısları muayene etmeden ve görmeden adlarına reçete düzenlediği, sanıklar ... ve ...’in söz konusu sahte reçetelerin arkasını ilaçları teslim almış gibi imzaladıkları, bu şekilde sanıklar ..., ..., ... ve ...’nın sanık ... ile işbirliği yaparak SSK, Bağkur ve Emekli Sandığı’na tabi hastalar adına hasta olmadıkları veya muayene olmadıkları halde düzenlenen sahte reçeteleri Hocalar İlçe Merkezinde bulunan ve sanık ... ...’a ait Arslan Eczanesi tarafından SSK Bağkur ve Emekli Sandığı kurumlarına fatura edilerek bedellerini alıp sanıkların zincirleme sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlediğinin iddia olunmasına, olay hakkında beyanlarına başvurulan bir kısım hasta ve yakınlarının da sanık doktora muayene olmadıklarını, reçete konusu ilaçları almadıklarını beyan etmelerine ve bir kısım tanık sağlık ocağı çalışanlarının da protokol defterinde bazı yerlerin boş bırakılması hususunda sanık doktor ...'in kendilerine talimat verdiğini, bu boş kısımlara daha sonra toplu olarak getirilen sağlık karnelerinin kaydedildiği yönündeki anlatımlarının bulunmasına göre; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenebilmesi bakımından öncelikle, suça konu reçete asılları getirtilip, hasta veya yakınlarının reçete arkasında ilaçları aldıklarına dair yazı ve imzalarının bulunup bulunmadığı, bulunmuyorsa sebebi araştırılıp, reçetelerdeki imza uygulamasının hangi tarihte başladığı da tespit edilerek, reçete arkasında ilaçların alındığına dair imza ve yazı varsa bunun kime ait olduğu hususunda usulünce bilirkişi incelemesi yaptırılması, bu kişilerin sanıklar ile bağlantılarının araştırılması, tanıkların aşamalarda alınan beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmesi, yine mahkemece alınan bilirkişi raporuyla, Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu dosyasında bulunan 27.06.2002 tarihli bilirkişi raporu arasında açık çelişkilerin bulunduğu da nazara alınarak, dosyanın bütün ekleri ile birlikte aralarında doktor ve eczacı bilirkişinin de bulunduğu yeniden oluşturulacak üçüncü bir bilirkişi kuruluna tevdi edilip her iki rapor, tüm dosya kapsamı, suç tarihinde geçerli mevzuat ve bu mevzuatlardaki değişiklikler de gözetilmek suretiyle bu raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi, usulsüz yazıldığı iddia olunan reçetelere ağırlıklı olarak reprazant olan sanıkların temsilcisi oldukları firmalara ait ilaçların yazılıp yazılmadığı ve bir kısım reçetelerin sağlık ocağı protokol defterinde kaydının bulunmaması, bir kısmının sağlık ocağı protokol defterinde kaydı bulunmasına rağmen reçetelere fazladan ilaç yazılmış olması, bir kısım hastaların daha az sayıda muayene olmalarına rağmen, kendilerine muayene sayısından daha fazla reçete düzenlenmesi, sağlık güvencesi olmayan kimseler hakkında reçete düzenlenmesi gibi hususlar da kararda açıklanıp tartışılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 13.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.