T.C. İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/14 Esas KARAR NO : 2026/77 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/07/2022 KARAR TARİHİ : 28/01/2026 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı icra dosyasının borçlusu tarafından İstanbul .. İcra Müdürlüğünde başlatılan ... Esas do…
T.C. İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/14 Esas KARAR NO : 2026/77 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/07/2022 KARAR TARİHİ : 28/01/2026 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı icra dosyasının borçlusu tarafından İstanbul .. İcra Müdürlüğünde başlatılan ... Esas dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine İcra müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, söz konusu kararın ve borçlu tarafın itiraz dilekçesinin taraflarına tebliğ edildiğini, bir yıllık süre içerisinde iş bu davayı ikame ettiklerini, itirazın iptali ile takibin devamı gerektiğini, ...Personelinin servis hizmeti hususunda...ihale sonucu servis hizmetini aldığını, akabinde davacı ile sözlü olarak anlaşma yaptığını, davacının 01.10.2020-01.11.2020 arasında ...personelinin servis hizmetini yerine getirdiğini ancak hizmet bedelini alamadığını, borçl... Ltd.Şti. ile davacı arasında sözlü olarak kararlaştırıldığı üzere davacı tarafından 17.952,30 TL bedelli hizmetin borçlu ...Ltd.Şti.'ne sağlandığını, ekte ilgili makbuz ve muhasebe kayıtlarını sunduklarını, davacının karşı tarafa servis hizmetini kendi aracı ile temin ettiğini, ancak bugüne kadar kendisine ödeme yapılmadığını, ...Genel Müdürlüğü personelinin taşınmasının servis hizmeti karşılığında davacının alacağının nakit bir alacak olduğunu, davacının alacaklarına ilişkin fatura kestiğini, davalı tarafa sunduğunu, ancak davalı tarafça davacının ödemesinin yapılmadığını, davacının yapacağı servis hizmetine ilişkin iş emirlerinin ...GO adlı uygulamadan geldiğini, aracın şoförünün ... olduğunu, ...'ın... telefon numarası ve... .kilic(... .com.tr e-posta adresine kayıtlı onur.kılıç kullanıcı adlı uygulama ile kayıtlı olduğunu, TRT'ye müzekkere yazılarak onur.kılıç adlı kullanıcıya gelen iş emirlerini gösteren kayıtların celbini talep ettiklerini, whatsapp kayıtları mevcut olduğunu, ... numaralı telefondan... telefona yazışma yolu ile ...'a 11.337,50 TL *KDV olarak fatura kesilirse ödeme yapılacağının bildirildiğini, ancak fazladan yapılan servis hizmetlerinin dikkate alınmadığını, bu duruma itiraz ederek fazladan 59 kez ek hizmet verdiğini bunun iş emirleriyle de sabit olduğunu ayrıca bildirdiğini, davacının işi bırakması sonrası başka bir kimseyle 400,00 TL ye değil 750,00 TL ye anlaşılacağı bakiye kalan 350,00 TL nin de davacının alacağından mahsup edileceği yönünde dayanaktan yoksun bir şekilde bildirimde bulunulduğunu ve 3.300,00 TL nin de keyfi olarak mahsup edildiğini, gönderilen puantajda da belirttikleri dayanaktan yoksun sebebe dayanarak hukuka aykırı olarak kesinti yapıldığı ve ek hizmetlerin yalnızca bir kısmının işlendiğinin görüldüğünü, tüm bu hususlarla birlikte servis hizmetinin 400,00 TL ye yapıldığının ikrar ile sabit olduğunu, servis hizmetinden yararlanan personelin de davacının bu hizmeti yürüttüğü hususunda ayrıca şahitlik yapabileceklerini, ihtiyati haciz talepleri olduğunu, davacının alacağının vadesi gelmiş bir alacak olduğunu, Mahkemenin de uygun gördüğü taktirde teminat bedelinin taraflarınca depo edileceğini, davacı alacaklı bulunanın yetkili kimse olduğunu, alacağın şarta bağlanmadığını, 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu'nun 257.maddesi gereği ihtiyati haciz talebinde buluma şartlarının sabit olduğunu, davacı tarafından alacağın elde edilememesi ve arabuluculuk görüşmelerinin de olumsuz sonuçlanması sebebi ile ihtiyati haciz isteminde bulunduklarını, borçlunun mal kaçırma ve adres değiştirme ihtimali bulunduğundan, Mahkemece uygun görülecek teminat karşılığı, borçlunun, borca yeter miktarda menkul, gayrimenkulleri ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının haczi, menkullerin muhafazası için ihtiyati haciz talep etme zarureti hasıl olduğunu, açıklanan nedenlerle davacının hakkının zayi olmaması için üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmek zarureti hasıl olduğunu, bu nedenlerle davanın kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava ettiği görüldü. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın haksız ve hukuka aykırı şekilde davalı kurum aleyhinde icra takibi başlattığını, başlatılan icra takibi ile fatura alacağı olduğu iddiası edildiğini, ancak bu durumun gerçek dışı olduğunu, davalı kurumun davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığımı, bu doğrultuda icra dosyasından davalı kuruma ödeme emri gelmesine müteakip, borç olmaması ve icra takibinin kötü niyetli olması sebebiyle itiraz edildiğini, davacı tarafın servis hizmeti neticesinde fatura alacağı olduğu iddia edildiğini, ancak bu hususun gerçek dışı olup davacı tarafın kötü niyetli şekilde haksız kazanç elde etmeyi amaçladığını, davacı tarafın 30.10.2021 tarihli 17.952,30-TL tutarlı faturayı davalıya ilettiğini, davalının ise fatura ile iddia edildiği şekilde bir alacağın bulunmaması sebebiyle ilgili faturaya süresi içerisinde... .gov.tr üzerinden itiraz ettiğini, aynı zamanda taahhütlü mektup ile davacı tarafa itirazını ilettiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde davalı ile arasında servis taşıma işinden fatura borcu bulunduğunu iddia ettiğini, ancak bu hususun kati suretle gerçek dışı olduğunu, davacının iddialarının mesnetsiz nitelikte olduğunu, zira davalının davacı tarafa herhangi fatura mahiyetinde borcu bulunmadığını, bu doğrultuda asılsız ve mesnetsiz nitelikteki işbu davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın iddia ettiğinin aksine davalıdan herhangi bir fatura ve cari hesap alacağı bulunmadığını, keza yargılamayı aydınlatmak adına dosyaya delil sunmadığının görüldüğünü, davacı tarafın icra takibi ile belirttiği faturanın ise bilindiği üzere tek başına alacağın varlığına delil oluşturmadığını, bu hususa dair Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2021/7253E. 2021/12178K. sayılı ilamında "Fatura tek başına alacağın varlığına delil olmaz ve yine davalının da söz konusu faturaların altında yer alan teslim alan kısmında imzası bulunmamaktadır. Bu durumda dava konusu ürünlerin teslimi hukuki bir işlem olup, ancak TMK 6. ve HMK. 190 ve 200 maddeleri gereği yazılı delillerle ispat edilebilir.” denilmekte olduğunu, bu doğrultuda davacının iddiasını ispatlamak zorunda olduğunun aşikar olup, haksız ve mesnetsiz olduğu aşikar olan işbu davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, TİK m.67 hükmü gereğince takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı aleyhine %20'den az olmayacak şekilde tazminat ödenmesine karar verildiğini, davalının tebliğ edilen faturaya itiraz ettiği, bunun üzerine davacı tarafın itiraz edilen faturanın icra takibine konu ettiğinin sabit olduğunu, bu takibe haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle taraflarınca itiraz edildiğini, davacı tarafın kötü niyetli şekilde işbu davayı açtığını, ancak dava dilekçesinde yer alan beyanlardan görüldüğü üzere iddiasını ispatlayamayan davacının haksız ve kötü niyetli olduğunun sabit olduğunu, bu doğrultuda işbu davanın reddini, ayrıca haksız ve kötü niyetli olan davacının %20'den az olmayacak şekilde kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ettiklerini, bu nedenlerle davanın kabulüne, davacının %20'den az olmayacak şekilde kötü niyet tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Yargılamanın iadesine talebine dayanak dava, personel taşıma hizmeti sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Talep dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir. Talebe dayanak davaya konu İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 18.722,30-TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, duran takibe devam edilebilmesi amacıyla itirazın iptali istemi ile mahkememiz ...Esas sayılı dosya ile dava açıldığı mahkememizce yapılan yargılama neticesinde 08/10/2025 tarihli, 2025/715 Karar sayılı karar ile davanın kabulüne dair miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verildiği, söz konusu dosya davalı vekili tarafından bilirkişinin incelemesinde açıkça gerçeğe aykırı beyanda bulunulduğundan bahisle HMK m. 375/1-f gereğince yargılamanın iadesi talebinde bulunulduğu dosyanın mahkememiz işbu esasına kaydedildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; yargılamanın iadesi davası, yargılamanın iadesi nedenleri ve bu davalarda izlenecek usul 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 374. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Yargılamanın iadesi ayrı bir davadır (HMK m.374 vd). Dilekçe ile iptali istenen hükmü veren mahkemeden istenir. Dava dilekçesinde aranan koşulların bu dilekçede de bulunması ve mahkemece de başvuru harcı ve maktu harç alınmak suretiyle yeni bir dava gibi yeni esas numarası verilmesi ve mahkemece Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 379/1. maddesi gereği taraflar davet edilip dinlenildikten sonra karar verilmesi gerekir. Bu kapsamda mahkememizce düzenlenen tensip zaptı ile; -Yargılamanın iadesi istemli işbu dava kapsamında yargılamanın iadesini talep eden davalı vekilinin vekaletnamesinde yargılamanın iadesine ilişkin özel yetkinin bulunmadığı anlaşılmakla; yargılamanın iadesini talep eden davalı vekiline "Yargılamanın iadesi" özel yetkisi bulunan vekaletnamenin sunulması hususunda HMK m. 74 ve HMK m.114/1-f ve 115/2 maddeleri uyarınca işbu tensip zaptının tebliğinden itibaren bir haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verileceği hususunun davalı vekiline ihtarına, -Yargılamanın iadesini talep eden davalı vekiline; davanın harç yatırılmaksızın açılmış olduğu gözetilerek 732,00 TL peşin harç ve 306,58 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 1.038,58 TL harcın yatırılması hususunda işbu tensip zaptının tebliğinden itibaren bir haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde Harçlar Kanunu 30. Madde ve HMK 150. Maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılacağı, 3 aylık yasal süre içerisinde harç yatırılmak suretiyle yenileme dilekçesi sunulmaması halinde, davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun davacı vekiline ihtarına, -Eksik hususların ikmalinin ardından yargılamanın iadesi talep dilekçesinde dayanak maddesi olan HMK m.375-f bendi uyarınca yargılamanın iadesi koşulunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesine dair karar verildiği, ara karar gereklerinin yerine getirilmesi ile yargılamanın iadesi talep dilekçesinde dayanak maddesi olan HMK m.375-f bendi uyarınca yargılamanın iadesi koşulunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi bakımından duruşma gün ve saati tayin edilerek taraflara davetiye tebliğ edildiği, yapılan duruşmada her iki taraf vekilinin de hazır bulunduğu beyanlarının alındığı görülmüştür. Yargılamanın iadesi müessesesine ilişkin HMK maddelerine göre; Konu MADDE 374- (1) Yargılamanın iadesi, kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı istenebilir. Yargılamanın iadesi sebepleri MADDE 375- (1) Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir: a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması. b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması. c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması. ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması. d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması. e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması. f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması. g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması. ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması. h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması. ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması. i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. (1) (2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir. Bu kapsamda talep değerlendirildiğinde; yargılamanın iadesi müessesesinin düzenlendiği madde lafzından açıkça anlaşıldığı üzere f bendi (Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması) uyarınca yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlı olup, somut olayda bu hususta kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmadığından yargılamanın iadesi koşulları oluşmadığı anlaşılmakla esasa dair inceleme yapılmaksızın talebin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. (Ayrıca esas hakkındaki dava değerinin 17.952,00 TL olması sebebiyle kararın miktar itibari ile kesin nitelikteki kararlardan olmasına karşın, Mahkememiz kısa kararının kanun yolu hatırlatmasına ilişkin kısmında istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verilmiş olmasının maddi hata oluşturduğu anlaşılmakla, Mahkememiz kısa kararının kanun yolu hatırlatmasına ilişkin kısmındaki maddi hatanın; "Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, miktar itibari ile kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı." şeklinde HMK 304/1 maddesi gereğince TASHİHİ ile aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.) H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere; 1-Koşulları oluşmayan yargılamanın iadesi talebinin reddine, 2-Harçlar kanunu uyarınca alınması zorunlu harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Yargılamanın yenilenmesini talep eden davalı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, varsa kullanılmayan gider avansının iadesine, 4-Davacı kendini vekille temsil ettiğinden AAÜT uyarınca 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin yargılamanın yenilenmesini talep eden davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, miktar itibari ile kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/01/2026 Katip Hakim