T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO : 2024/1171 KARAR NO : 2026/101 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli) KARAR TARİHİ: 28/01/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek gö…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO : 2024/1171 KARAR NO : 2026/101 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli) KARAR TARİHİ: 28/01/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin denizcilik sektöründe faaliyet gösteren global bir şirket olduğunu, müvekkilinin “...” markası ve logosunu 39. Sınıfta tescil ettirdiğini, davalının müvekkili bünyesinde çalıştığı süreçte müvekkilinin markasından istifade ederek kendi nam ve hesabına işlemler yaptığını, yüksek kazanç elde ettiğini, davalının müvekkili bünyesinde sigortalı çalıştığı dönemde şirketin güvenini suistimal ettiğini, rekabet yasağı ve sadakat yükümlülüğünü ihlal edecek işlemler yaptığını ve yapmaya devam ettiğini, davalının söz konusu eylemlerinin tespitinin akabinde kendisiyle iş ilişkisinin sonlandırıldığını, davalının ... isimli müvekkili ve ... isimli davalının yetkili olduğu şirketin yurtdışı bağlantılı işlerinin yapılması ve faturaların kesilmesi için ... ... isimli şirketin kendisi tarafından kurulduğunu beyan ettiğini, akabinde davalının www...com isimli ... aldığını ***@***.*** adresini açtığını, ... firması üzerinden “... ...” isimli marka tescili gerçekleştirdiğini, iş akdinin feshinin akabinde davalının ... firması üzerindeki yetkilerinin müvekkiline devrinin sağlandığını, mü***@***.*** adresinde yer alan yazışmaların dökümünü yapması üzerine yazışmaların ... şirketi ile birlikte ... ... isimli şirket üzerinden de yapıldığının görüldüğünü, ilgili mail adresinin imza bölümünde sadece davalının ismi yer almakla birlikte müvekkiline ait marka ve logonun da kullanıldığını, davalı tarafından kurulan ... ... isimli şirketin müvekkilinin bir alt şirketi olarak algılanmaya müsait olması ve davalının iş ve işlemleri sırasında müvekkilinin antetli evraklarını ve spesifik rapor formlarını kullanması sebebiyle markaya tecavüzün oluştuğunu, davalının hukuka aykırı ve haksız eylemleri sebebiyle müvekkilinin marka değerinin ve tanınırlığının zedelendiğini, itibar kaybına uğradığını ve müşteri portföyünün zarar gördüğünü ileri sürerek markaya tecavüzün men’i ve tazminat taleplerini dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin denizcilik sektöründeki tecrübesi, güvenilirliği, çevresi ve donanımı sebebiyle davacının müvekkilinin her türlü donanımından faydalanarak sektörde gelişme kaydettiğini, müvekkilinin davacı bünyesinde çalıştığı süre içerisinde güveni kötüye kullanmaya yönelik hareketlerde bulunduğu iddiaları karşısında basiretli tacir olarak hareket etmekle yükümlü davacının 5 yıldan fazla süre müvekkili bünyesinde neden tuttuğunu sorgulamaya sebep olduğunu, müvekkilinin davacı şirkette çalışmadan önce de sektörde birçok hizmetler verdiğini, danışmanlık yaptığını, davacı şirket ile müvekkili arasında müvekkilin diğer işlerini engelleyici, kısıtlayıcı hiçbir yazılı ya da sözlü anlaşma olmadığını, ... isimli şirkette müvekkilinin tek ortak ve tek yetkili olduğu, şirketin kuruluşunun bizzat davacının o dönemki unvanı ... ....... Şti.’nin sahibi.....’ın teşvikiyle, karşılıklı menfaatler gözetilerek “...” unvanının kullanılmasının sağlandığını, marka başvurularının da bizzat kendilerinin bilgisi ve onayı ile yapıldığını, ... ... isimli şirketin ise müvekkilinin tamamen yurt dışı odaklı danışmanlık ve sektörel hizmetler vermek amacıyla kurduğu bir şirket olduğunu, davacının bu şirketten ancak şirketler arasındaki faturalaşmanın bildirilmesiyle haberdar oldukları yönündeki iddialarının gerçek dışı olduğunu, ...’un devrine ilişkin davacı beyanlarının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin denizcilik alanındaki yurtdışı işlerinin yoğunlaşması ve daha çok yurtdışında bulunması gerekeceğinden ...’u devretme niyetine girdiğini, devir teklifinin de ilk önce davacıya yönlendirildiğini ve devir işleminin gerçekleştirildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul Anadolu .....Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ../05/2024 tarih ve 2022/291 Esas, 2024/124 Karar sayılı kararıyla; "...Bu tespitlerden sonra ...tescil numaralı "...+.." markasının davacı adına tescilli olduğu, ve halen koruma altında bulunduğu, alınan tanık beyanları ve davalı tarafa ait sigorta tescil kayıtları incelendiğinde davalı tarafın davacı tarafın 10/2017 tarihinden 10/2022 tarihine kadar bağlı çalışan işçisi konumunda olduğu, taraf tanıklarının örtüşen beyanlarına göre her ne kadar davalının davacının işçisi konumunda ise de davacı tarafın çalıştığı gemi tamir ve bakım sektöründe davalı tarafın müşteri evresi olması dolaysıyla davacı ile ortak ve iş veren vekili gibi hareket ettiği, yine çalıştığı dönem içerisinde davalı tarafça davacının da isteği ve oluru ile dava ... .... Şti. İsimli şirketi .....02.2021 tarihinde kurduğu, bu şirketi daha sonra davacı şirket yetkilisi ...'a devrettiği, davalı tarafın ... ülkesi kayıtlarına göre marka hakkına tecavüz oluşturduğu iddia edilen ... ... isimli şirketi 09.10.2020 tarihinde kurduğu, bu şirketin internet sitesini kurmak konusunda davacı ve davalının davacı tanığı ...'a dava tarihinden 2 yıl önce talimat verdiği, bu tarihin de yurt dışı şirketinin kurulduğu döneme rastladığı, bu durumun davacı tanık beyanları ile sabit olduğu, davacı tarafın marka hakkına tecavüz oluşturan ve haksız rekabet oluşturan eylemlerin bu site üzerinden yapıldığını beyan ettiği, ancak alınan davacı tanığı ...'ın beyanlarında ifade ettiği üzere bu internet sitesinin kurucusunun ve daha sonra içeriğini kontrol eden kişinin davacının da çalışanı olan davacı tanığı ... olduğu, halen de internet sitesi şifrelerinin davacı tanığında bulunduğu sabit olduğu dikkate alındığında kuruluşuna rıza gösterdiği ve talimatı ile internet sitesi oluşturulduğu, bu haliyle şirketin kuruluşuna ve adına tescilli markanın ticaret unvanı olarak kullanılmasına rıza gösterdiği, yine ifade edildiği üzere internet alan adı olarak kullanılmasına da rıza gösterdiği ve çalışanı tarafından oluşturulmasını sağladığı dikkate alındığında davalının davacı tarafın rızası dışında tescilli markasını rızası hilafına ve marka hakkına tecavüz eder şekilde kullandığından bahsetmenin mümkün olmayacağı, yine bu unvanlı şirket ile davalının varsa bir işleminin davacı taraf yönünden haksız rekabet oluşturduğundan bahsedilemeyeceği kabul edilmiştir. Yine davalı tarafın kullanımları incelendiğinde davalı tarafın kullanımlarının ....com şeklinde olduğu, bu site üzerinde her hangi bir markasal kullanım bulunmadığı, ... LTD tarafından tanzim edilmiş “...” ibaresini içerir 2022 tarihli faturalar ... başlıklı “...” ibaresini içerir 2022 tarihli doküman ....STI tarafından tanzim edilmiş 2022 tarihli fatura ...tarafından tanzim edilmiş 2022 tarihli fatura 2022 tarihli ... imzalı sözleşme görülmüşse de, ilgili kullanımların davalı ...’ya ilişkin şahsi kullanımı gösterir mahiyette olmadığı, dava dışı şirketin yaptığı markasal kullanımların davalının kullanımları olarak değerlendirilemeyeceği, davalı şirketin hükmi şahsiyetine ilişkin kullanımlar olduğu, dikkate alındığında davacı tarafın davalının marka hakkına tecavüzünden ve haksız rekabetinden bahsetmek mümkün olmayacağı kanaati davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;1-Davanın REDDİNE,..." karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Toplanmasını ve değerlendirilmesini talep ettikleri delillerinin toplanmadığını, eksik inceleme yapıldığını, hükme esas alınan raporun 3 üç içinde hazırlandığını, önceden kopyala yapıştır yöntemiyle hazırlanmış izlenimi verdiğini, şirket kayıtlarının ve dosya muhtevasının ayrıntılı olarak incelenmesi gerektiğini, rapor genel geçer ve yüzeysel değerlendirmeler içerendiğini, davalının tüm iş ve işlemlerinin müvekkili markasının müvekkilinin rızası hilafında kullanıldığını, davalının müvekkilinin marka değerine tecavüz fillerinin neticesinde kendi nam ve hesabına menfaat elde ettiğini, üçüncü taraf firmalar tarafından yapılmış ödemelere ilişkin dekontlar, ... ... kaşesi ile (hala hazırda ... şirketinde SGK'lı olarak çalışır iken) ... tarafından imza altına alındığı açıkça sabit olan sözleşmeler, hizmet raporları, gönderen ve alan mail adresleri açıkça görülen mail yazışmaları, ... tarafından İstanbul Yeni Organize Sanayi Bölge Yönetim Dikkatine sunulmuş, [email protected] olan mail adresinin [email protected] şeklinde değiştirildiğine yönelik dilekçe ve dava konusu ... ... isimli şirketin kuruluşuna ilişkin tüm bilgi ve belgelerin mevcut olduğunu, ...'nun müvekkili şirkette çalışmakta iken kendi nam ve hesabına çalıştığını, bu çalışmaları yaparken de müvekkili şirketin markasını, logosunu, evraklarını ve müşteri portföyünü kullanarak hem marka tecavüzünü gerçekleştirdiğini hem de haksız kazanç sağladığını ispatladığını, yerel mahkeme tarafından değerlendirilmemişse de savcılık dosyasında mübrez bilirkişi raporunun sonuç kısmında; Tüm dosya kapsamı ile Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarından yapılan inceleme sonucunda "..." ibaresini içeren en erken tarihli marka başvurusunun müvekkil firma tarafından 2017 yılında yapılmış olduğu, 2019 yılında "..." ibaresiyle bir marka başvurusunun yapıldığı, başvuru sahibinin davalının kurmuş olduğu ve devrettiği 2022 yılına kadar idare ettiği ... şirketi olduğu, davalının ... ibaresi için marka başvurusunda bulunma fiilinin gerçek hak sahibinin müvekkil olduğu ... ve ... ibarelerini ele geçirmeye ve/veya haksız kullanıma yönelik niyetine işaret ettiği, müvekkilin iş ürünleri, faaliyetleri veya işleriyle karıştırılmaya yol açabileceği tespit edilerek, diğer fiilleriyle birlikte değelendirildiğinde davalının müvekkilin hak sahibi olduğu ... ibaresi için marka tescil başvurusu yapması fiilinin TTK 55/1 a4 uyarınca haksız rekabet kapsamında veya SMK 30 uyarında marka tecavüzü kapsamında değerlendirilebileceği yönündeki görüş ve kanaatinin sunulduğunu, davanın karara çıktığı tarihte söz konusu dosya soruşturma aşamasında ise de savcılık makamında yürütülen soruşturma ve araştırma neticesinde davalı hakkında iddianame hazırlanarak davalının cezalandırılması talebi ile dava açıldığını, davanın İstanbul Anadolu ....... Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi huzurunda 2024/.... Esas numarası ile derdest olduğunu, davalının müvekkil şirketin marka ve logosunu kullanarak yetkilisi olduğu "... ..." isimli firmayı yurt dışı merkezli olarak kurmuş olup yurt içinde ve yurt dışında müvekkil ile aynı alanda hizmet verdiğini, söz konusu firmanın tüm iş ve işlemlerinde müvekkil firmanın eski şirket adresi ve telefon numarası ile markasını taşıyan antentli kağıtlar ve spesifik raporlar kullanılmakta, hizmete ilişkin özel evrak ve raporlamalar müvekkil firmaya has evraklar üzerinden gerçekleştirildiğini beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava; Markaya tecavüzün tespiti, men'i ile maddi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava dilekçesinde; Davalının, davacı şirkette üst düzey yönetici olarak çalıştığını, yan sektör faaliyetlerinin yürütülmesi için kurulan iki şirketin hissedar ve yetkilisinin davalı olduğunu, davalının davacı markasını, logosunu, iş evraklarını ve müşteri portföyünü kendi nam ve hesabına kullanarak davacının marka haklarına tecavüz ettiğini ve haksız kazanç sağladığını, davalının davacı şirketin bilgi ve rızası hilafına "... ..." firmasını yurtdışı merkezli olarak kurduğunu, adı geçen şirketin davacı şirketin bir alt firması gibi algılanmasının mümkün olduğunu ve yine "..." ibareli domain aldığını ve internet adresi açtığını ileri sürülmüştür. Davacı adına ...sayı ile tescilli “...+şekil” ibareli markanın 39. sınıfında “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Boru hattı ile taşıma hizmetleri. Elektrik dağıtım hizmetleri. Su temin hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri. Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri.” hizmetlerinde tescilli olduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince her ne kadar yukarıda özetlendiği şekilde davanın reddine karar verilmiş ise de sunulu bilirkişi heyet raporunda davacı adına tescilli marka ile iddiaya konu kullanımlar arasında markaya tecavüz iddiası yönünden "benzerlik" incelemesi yapılmadığı, müzekkere ile celp edilen CD'nin dijital okuması yapılamadığından hesap hareketlerinin incelenemediğinin ve yine markasal kullanıma delil olarak dayanılan fatura ve sözleşmelerin yabancı dilde tanzim edilmiş belgeler olduğundan hangi emtia ve hizmetler bakımından söz konusu olduğunun tespit edilemediğinin belirtildiği görülmekle sunulu raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşıldığı gibi markasal kullanım iddiasına dayanak deliller mevcut haliyle denetime de elverişli olmadığı, iddiaya konu eylemler nedeniyle yapıldığı anlaşılan şikayet sonrası başlatılan soruşturma ilk derece mahkeme karar tarihi itibariyle de derdest olduğu görülmüştür. Yapılması gereken, delil olarak dayanılan ve yasal süre içerisinde sunulan fatura ve sözleşme gibi yabancı dilde tanzim edilen belgelerin yeminli tercüman tarafından Türkçe'ye çevirisini dosyaya sunmak üzere davacı tarafa kesin süre verilmesi, hesap hareketlerinin incelemeye elverişli şekilde temini ile dosyaya kazandırılarak tüm deliller çerçevesinde bilirkişi incelemesi yapılması, ceza şikayet akıbet neticesinin araştırılması ile hukuk yargılamasına etkisinin karar yerinde tartışılması gerekirken, eksik incelemeye dayalı ve denetime elverişli olmadığı anlaşılan bilirkişi raporu ile sonuca gidilmesi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf taleplerinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, karar kaldırma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen KABULÜNE, 2-İstanbul Anadolu ....Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../05/2024 tarih ve 2024/... Esas, 2026/... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-İlk derece mahkeme kararını kaldırma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 5-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacıya iadesine, 6- İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 280,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.449,4 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.