3. Ceza Dairesi 2021/11532 E. , 2023/11517 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/11 E., 2021/492 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/651 E., 2020/336 K. SUÇ : Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme HÜKÜM : 1-Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan; TCK'nın 302/1, 3713 ... Kanun'un 3-5/1, TCK'nın 62/1, 53, 58/9, 63 üncü maddeleri uyarınca mahkumiyet kara…
**3. Ceza Dairesi 2021/11532 E. , 2023/11517 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/11 E., 2021/492 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/651 E., 2020/336 K. SUÇ : Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme HÜKÜM : 1-Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan; TCK'nın 302/1, 3713 ... Kanun'un 3-5/1, TCK'nın 62/1, 53, 58/9, 63 üncü maddeleri uyarınca mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi 2-İlk Derece Mahkemesince 20.06.2016 ve 23.06.2016 tarihli eylemler nedeniyle tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçundan sanık hakkında verilen mahkumiyet (2 kez) kararlarının kaldırılarak; TCK'nın 174/1, 3713 ... Kanun'un 5/2, TCK'nın 62, 52/2-4, 53, 58/9, 63/1 inci maddeleri uyarınca mahkumiyet Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü: Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme isteminin, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesinde silahların eşitliği ile çelişmeli yargılama ilkeleri doğrultusunda savunmaya yeterli imkan sağlanıp bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 ... Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik CMK’nın 299/1 inci maddesi uyarınca takdiren REDDİNE, Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1-Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçundan verilen mahkumiyet hükmü ile ilgili olarak; Her iki olayda ele geçirilen patlayıcı maddelerin içerik, imal şekli ve sanıkla irtibatının ortaya koyan bulgular itibariyle aynı anda imal edilmelerine dair seçenek hareket ihtimalini ortadan kaldıracak delil ve olgu ikame olunamadığına göre müsned suçtan bir kez mahkumiyet hükmü kurulmasına ilişkin uygulamada hukuka aykırılık saptanmamıştır. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın düzeltme dışında kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla sanık müdafileri ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının sair temyiz itirazlarının esastan reddine, ancak; İlk Derece Mahkemesi tarafından 20.06.2016 ve 23.06.2016 tarihli eylemler nedeniyle tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçundan iki kez verilen ve aleyhe istinaf talebi bulunmayan mahkumiyet kararlarının Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi tarafından kaldırılarak bu suçtan tek bir cezaya hükmolunurken adli para cezası miktarının İlk Derece Mahkemesince hükmedilen toplam miktardan fazla olamayacağı düşünülmeden CMK’nın 283 üncü maddesine muhalefet edilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafileri ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi hükmünün bu nedenle BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmeden CMK'nın 303/1-f maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçundan kurulan hükme ilişkin olarak hükmün beşinci paragrafından sonra gelmek üzere "CMK'nın 283 üncü maddesi uyarınca sanığın kazanılmış ... gözetilerek adli para cezasının 13.860,00 TL olarak infazına” ibaresinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 2- Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan verilen mahkumiyet hükmü ile ilgili olarak; Her devlet siyasal fonksiyonunun gereği olarak, ülke, egemenlik ve millet/ulus unsurlarını, Anayasal düzenini ve bu düzenin işleyişini koruma altına alır. 5237 ... TCK’nın 302 nci maddesinde düzenlenen "Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak" suçunun konusunu da, Devletin ülkesi, egemenliği ve milli birliği oluşturmaktadır. Suçla korunan hukuki değer, Devletin ülkesinin bütünlüğü ve egemenliğidir. Suç, 3713 ... Kanun'un 3 üncü maddesi gereğince mutlak terör suçudur. Kanun gerekçesinde de ifade edildiği üzere bu suçun oluşabilmesi için belli amaca yönelik fiillerin işlenmesi gerekir. Bu amaç, madde metninde; 1-Devletin topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymak, 2-Devletin birliğini bozmak, 3-Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmak, 4-Devletin bağımsızlığını zayıflatmak olarak belirlenmiştir. Korunan değerlerin önemi ve kanun metninde sayılan amaçlara ulaşıldığında suçun cezalandırılabilirliğindeki güçlük/imkansızlık nedeniyle suç bir teşebbüs suçu olarak düzenlenmiş hatta suçun hazırlık hareketleri de yaptırıma bağlanmıştır (TCK’nın 314 üncü md. gibi). Söz konusu suçun oluşabilmesi için, işlenen fiilin cebri nitelikte olması ve bu amaçları gerçekleştirmeye elverişli bulunması gerekir. Bu haliyle suç aynı zamanda bir somut tehlike suçudur. Ancak maddede yazılı hedeflerin gerçekleşmesine ihtiyaç yoktur (Yargıtay CGK. 09.02.2010 t. 2009/9-103, 2010/22). Belirtilen amaçlara yönelik fiillerin işlenmesi yeterlidir. Cezalandırılan hareket devletin hayatını tehlikeye koyan icra hareketleridir. “Diğer birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de devletin birliğine ve bütünlüğüne karşı işlenen fiiller, bu amaçla kurulmuş terör örgütlerinin faaliyet çerçevesinde işlenmektedir. Bu tür terör örgütlerinin araç fiil olarak ifade edilen ve maddede belirtilen amaçlara yönelmiş olan adi suç niteliğindeki kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, mala zarar verme vb. fiilleri işlemelerindeki gaye; kamu düzenini bozmak, kamu otoritesini zayıflatmak, toplumda kargaşa yaratmak, toplumun şiddet yoluyla siyasallaşması ve kutuplaşmasının yolunu açmak toplumun karşı koyma gücünü felce uğratmaktır. Fail için işlenen araç suçla ortaya çıkan somut zarar neticesi değil (yakın netice), bu fiilin toplum üzerinde meydana getirdiği etki (uzak netice) önem arz etmektedir. Fail, işlediği araç fiillerle devlet otoritesinin, ülkesinde yaşayan halkın güvenliğini koruma görevini gerçekleştiremediği, zayıfladığı ve işlerliğini yitirdiği imajını yaratmaya çalışarak devlete olan güveni sarsmayı amaçlar. Ülkede yaşanan kaos ortamı ve toplumda yaşanan korku ve endişe, yöneticilerde ve halkta istenileni vererek kaos ortamını bitirme iradesini doğurur, yöneticileri belli kararları almaya ya da politikalarını değiştirmeye zorlar ve bu da idari, siyasi, ekonomik ve toplumsal sistem değişikliklerini sonuçlar. Bu suretle de fail, esas gayesi olan devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma amacına ulaşmaya çalışır (N.K. Topçu Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar sayfa 89, 90, Dönmezer Tedhişçilik sh. 56). Söz konusu düzenlemeye esas itibariyle cezalandırılmak istenen, amaçların gerçekleştirilmesine yönelik araç fiil ile ortaya çıkan yakın netice değil, araç fiilin işlenmesi ile suçun konusunun zarara uğraması tehlikesidir. Kanun koyucunun düzenlemenin ikinci fıkrasında amaca yönelik araç fiillerinin ayrıca cezalandırılacağını kabul etmesi de bu hususu desteklemektedir. Söz konusu düzenleme dikkate alındığında; araç fiilin işlenmesine yönelik icra hareketinin, hem zarar ya da tehlike suçu niteliğindeki araç fiilin (TCK 302/2) hem de tehlike suçu niteliğindeki amaç suçun (TCK 302/1) “fiil” unsurunu teşkil ettiği görülmektedir.” (N.K. Topçu Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar Sayfa 89, 90). Buna göre elverişli/vahim eylemin diğer tabirle araç suçun, hazırlık hareketi aşamasından icra hareketi safhasına geçmesi, en azından teşebbüs boyutuna ulaşması, “amaçlanan sonucu doğurabilecek icra hareketi olarak belirginleşmesi gerekir.” (Yargıtay CGK. 09.02.2010 t. 2009/9-103, 2010/22). Kanuni tanımda yer alan araç fiilin, suç olması gerektiğinde kuşku yoktur. Müstekar uygulamaya göre araç suç, zarar ya da tehlike suçu (Yargıtay 9.CD 26.06.2012T. 2012/2855-8069 sy. k, 15.01.2014 T. 2013/12441-2014/614 sy. k., 30.03.2010 T. 2009/8654-2010/3632 sy. k. 09.06.2011 tarihli, 2011/4202 esas, 2011/3296 karar ... kararı vb.) olabilir. Ancak suç teşkil eden her fiilin de amaç suçu oluşturmak için yeterli/elverişli olmadığı açıktır. Fiilin bu niteliği taşıyıp taşımadığı ise her olayın özelliğine göre; fiilin niteliği, işleniş biçimi, işlenme zamanı, toplumda meydana getirdiği etki, ortaya çıkan zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı, faaliyet alanı, ülke genelindeki organik bütünlüğü gibi ölçütler değerlendirilerek takdir edilecektir. Toplumda kaos ve tedirginlik oluşturacak, devlet otoritesine olan güveni sarsacak, kamu düzenini, toplum barışını bozarak devletin ülkesi, milleti ve egemenliği bakımından somut tehlike meydana getirecek yoğunluk ve ciddiyetteki eylemlerin amaç suç yönünden elverişli olduğu kabul edilmektedir. Güdülen amacın gereği olarak bu eylemlerin belli bir kişi ya da kitleye tevcih edilmesi gerekmez. Amaç tedhiş ortamı oluşturmak olduğuna göre hedefin muayyen veya gayrımuayyen olmasının da bir önemi yoktur. Her halde suçun oluşması için, failin amaca yönelik işlediği vahim eylem/elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekir. İşlenen araç suçun vahim eylem kabul edilmesi ve failin ayrıca amaç suçtan (TCK 302 md.) da cezalandırılabilmesi için, eylemin bireysel bir amaçla/saikle değil, kanun maddesinde belirtilen amaçları gerçekleştirmek üzere kurulmuş bir örgütün faaliyeti kapsamında ika edilmiş olması gerekmektedir. Bu nedenledir ki failin, geçitli/müterakki suçlardaki özellik nedeniyle, TCK’nın 302. maddesinde tanımlanan amaç suçu sabit görülüp cezalandırıldığı durumda ayrıca TCK’nın 314/1-2. maddesi gereğince cezalandırılamayacağı istikrar kazanan bir uygulama haline gelmiştir (Yargıtay 9. CD. 15.06.2009 T. 2009/6277-7540 sy. k.vb.). Suç yolunda gerçekleştirilen hazırlık hareketlerinin tamamlanmış suç kabul edilip cezalandırılmadığı hallerde eylemin hangi şartlarda icra hareketi sayılacağı sorunu ile karşılaşılır. Sorunun çözümü bağlamında ortaya konan ve TCK’nın 35 inci maddesinin gerekçesinde “Eğer failin kastının şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkmasıyla icranın başlayacağı yolundaki sübjektif ölçüt kabul edilirse, kişinin düşüncesi ve yaşam tarzı dolayısıyla cezalandırılmasına varabilecek bir uygulamaya yol açılacaktır. Çünkü hazırlık hareketleri aşamasında da kastın varlığının şüpheye yer vermeyecek biçimde tespit edilebilmesi mümkün olup, böyle bir ölçüt hazırlık – icra hareketleri ayrımı konusunu bir kanıtlama sorunlu haline getirmektedir. Açıklanan bu nedenlerle, Tasarıdaki “kastı şüpheye yer bırakmayacak” ölçütü madde metninden çıkartılmış ve bunun yerine “doğrudan doğruya icraya başlama” ölçütü kabul edilmiştir. Böylece işlenmek istenen suç tipiyle belirli bir yakınlık ve bağlantı içindeki hareketlerin yapılması durumunda suçun icrasına başlanılmış sayılacaktır.” denilmekle benimsenen, (Artuk/Gökçen/Yenidünya, Genel Hükümler,(7),s.569-570; Centel/... Çakmut,(4),s.455; Öztürk/Erdem, kn. 359; Hakeri, Ceza Hukuku,(15),s.423 vd.; Özbek, Teşebbüs ve Kusurluluğa, s. 20.- Prof. Dr. ... Koca ve Prof. Dr. ... Üzülmez Türk Ceza Hukuku Genel Hükümleri s. 408) Yargıtay tarafından da uygulanagelen (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 tarih 1- 153/206 ... kararı vb.) objektif teori- Frank formülüne göre; Suçun kanuni tarifinde unsur veya nitelikli hal olarak belirtilmiş hareketlerin gerçekleştirilmesi halinde icra hareketlerinin başladığını kabul etmek gerekir. Gerçekleştirilen bir hareketin icra hareketi teşkil edip etmediğinin belirlenmesinde, hareketin harici olarak değerlendirilmesiyle yetinilmemeli, özellikle bu hareketin suçun konusuyla yakın bağlantı içerisinde olup olmadığı ve suçun konusu bakımından tehlikeye sebebiyet verip vermediği de araştırılmalıdır. Bir hareket kısmi olarak tipik olmasa da mahiyeti itibariyle yapılan değerlendirmeye göre tipik harekete zorunlu olarak bağlı ise icra hareketi sayılmalıdır (Prof. ... ... Mahmutoğlu - Av Serra Karadeniz-LLM/Türk Ceza Kanunu Genel Hükümleri Şerhi/sayfa 792, 793, 794, İçel Ceza Hukuku Genel Hükümler sayfa 503 ve devamı, Artuk/Gökçen/Yenidünya, Genel Hükümler, (7), s. 569-570; Centel/... Çakmut, (4), s. 455; Öztürk/Erdem, kn. 359; Hakeri, Ceza Hukuku, (15), s. 423 vd.; Özbek, Teşebbüs ve Kusurluluğa, s. 20.- Prof. Dr. ... Koca ve Prof. Dr. ... Üzülmez Türk Ceza Hukuku Genel Hükümleri s. 408). Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğüne 02.01.2017 tarihinde yapılan ihbarda bizzat şüphelinin adı ve soyadı verilerek bu kişinin dağda eli silahla gezdiği ve şehre eylem için geldiği belirtilerek şüphelinin köy minibüsünde olduğunun söylenmesi üzerine başlatılan soruşturmada; ihbarla uyumlu bir şekilde şüpheli aynı ... bir köy minibüsünde yakalandığı, şüphelinin bütün kıyafetlerinde ve ayakkabılarında RDX kalıntılarına rastlandığı, Bingöl İl Emniyet Müdürlüğünce etkisiz hale getirilen sözde Orta Saha Hakla İlişkiler ve ÖSB/YPS sorumlusu olarak faaliyet gösteren Azad Farkin (K) Nevzat Gündüz isimli örgüt mensubundan ele geçirilen dijital dökümanlarda '' Fedakar ... SULUCAN, Bediye ..., 1996-Lice, 2015-Amed'' ibareleri yazılı not ile sanığın kırsal alanda PKK/KCK silahlı terör örgütü mensuplarıyla çekilmiş fotoğrafların ve PKK/KCK silahlı terör örgütü mensuplarına ait mezarlık ve konteyner içerisinde tespit edilen gazetenin 2 adedi üzerinde parmak izinin tespit edildiği, 20.06.2016 günü Ergani İlçe Emniyet Müdürlüğü lojmanlarına bombalı saldırı yapmak için hazırlandığı tespit edilen bomba yüklü 06 DT 2683 plakalı araçtaki bomba etkisiz hale getirildikten sonra yapılan incelemede elektronik düzenekteki bantlarda ve yine 23.06.2016 tarihinde Diyarbakır-Lice Şehit J.Tğm.Abdulselam Özata-Bayrak 14 Müşterek Özel Birlik operasyonu kapsamında arazi arama tarama faaliyeti sırasında ele geçirilen patlatılmaya hazır bomba düzeneğininde (el yapımı patlayıcı) parmak izinin tespit edildiği, tanık beyanları kapsamında PKK/KCK silahlı terör örgütü üyeleriyle irtibatta olduğu, kırsal alanda örgüt mensuplarından aldığı notları şehir merkezlerindeki örgüt mensuplarına götürerek kuryelik yaptığı, örgüt mensuplarının gıda, erzak ve sağlık ihtiyaçlarını karşıladığı bu suretle PKK/KCK silahlı terör örgütü hiyerarşisine dahil olduğu, örgütle örgütsel amaç ve eylem birliği içinde hareket ederek silahlı terör örgütüne üye olduğunun anlaşıldığı, 20/06/2016 tarihinde ele geçirilen araç içerisindeki el yapımı patlayıcı ile 23/06/2016 tarihinde Lice kırsalında ele geçirilen patlamaya hazır halde el yapımı patlayıcının düzeneğini kurarak, üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün Devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını Devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayı gerçekleştirdiğinin kabul edildiği olayda; Örgütün milis yapılanması içerisinde faaliyet gösterdiğinde ve suç konusu patlayıcı maddelerin imali ve veya naklinde yer aldığında kuşku bulunmayan sanığın eylemlerinin amaç suç yönünden hazırlık aşamasında kaldığı tartışmadan vareste bulunmakla, soruşturma aşamasında verdiği ifade tutanağına göre sanığın Lice İlçesinde PKK/KCK silahlı terör örgütü mensuplarınca yapılan yol kapama ve Lice İlçe Jandarma Komutanlığına yönelik olarak yapılan silahlı saldırı eylemine katıldığını iddia eden Mihriban Yanıt'ın usulüne uygun olarak tanık sıfatıyla dinlenmesinden, hakkında açılmış bir ceza soruşturması ya da kovuşturması varsa temin edilerek incelenmesinden ve bu beyanlara göre sanığa isnat edilen olaylara ilişkin varsa tutanak ve soruşturma/kovuşturma evrakının araştırılarak celp edilip beyanların teyit edilmesinden sonra sübutu kabul edilen eylemlerin amaç suç bakımından elverişli/vahim nitelikte olup olmadıkları da tartışılarak sanığın hukuki durumunun tayin ve taktiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanık müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, bu sebeplerden dolayı hükmün CMK'nın 302/2 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, bozma nedeni, atılı suç için kanun maddelerinde öngörülen ceza miktarı ve mevcut delil durumu gözetilerek tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 ... Kanun'un 8 inci maddesiyle değişik 5271 ... Kanun'un 304 üncü maddesi uyarınca dosyanın Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.