Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/1146 E. , 2025/1693 K. T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/1146 Karar No : 2025/1693 TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : I- (DAVALILAR) 1- ... İdaresi Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... 2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... II- (DAVACI) ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca aleyhlerinde olan kısımlarının temyizen…
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/1146 E. , 2025/1693 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/1146 Karar No : 2025/1693 TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : I- (DAVALILAR) 1- ... İdaresi Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... 2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... II- (DAVACI) ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca aleyhlerinde olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından; Antalya ili, Muratpaşa ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesinde, yaya olarak ilerlemekte iken rögar kapağı açık unutulan çukura düşmesi sonucu (%96 oranında) felç kalarak engelli hale geldiği, yatalak olduğu ve davalı idarelerin ağır hizmet kusurunun bulunduğu belirtilmek suretiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tedavi giderlerine karşılık 1.000,00-TL, sürekli iş göremezlik tazminatına karşılık 90.000,00-TL (miktar artırımı ile 1.552.782,70-TL), bakım giderlerine karşılık 9.000,00-TL (miktar artırımı ile 2.026.192,05-TL) olmak üzere toplam 3.579.974,75-TL maddi ve 300.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davanın maddi tazminata ilişkin kısmının incelenmesinden; sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakım giderleri bakımından yapılan değerlendirmede; yol aydınlatmasının yeterli olmaması ve çukurun kapağının açık unutulması nedeniyle sorumluluğu bulunan her iki idarenin aynı zamanda müşterek ve müteselsilen kusurlu oldukları, davacının 23/02/2018 tarihinde maruz kaldığı yüksekten düşme olayına bağlı olarak %100 oranında malul olduğu, yaşamı boyunca sürekli olarak başkasının bakımına muhtaç olduğu, bu suretle zarar ile kusur arasında illiyet bağının bulunduğu anlaşıldığından, davalı idarelerce sürekli iş göremezlik tazminatına karşılık 1.552.782,70-TL'nin, bakım giderlerine karşılık 2.026.192,05-TL'nin davacıya ödenmesi gerektiği, tedavi giderleri bakımından yapılan değerlendirmede; Mahkemelerince 07/09/2021 tarihli ara kararı ile tedavi giderlerine ilişkin somut bilgi ve belgelerin sunulmasının istenildiği, buna karşın davacı tarafından somut herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı anlaşıldığından, tedavi giderleri zararına karşılık 1.000,00-TL tutarındaki tazminat isteminin reddi gerektiği, davanın manevi tazminata ilişkin kısmının incelenmesinden; davacının %100 oranında engelli olduğu, yaşamı boyunca sürekli olarak başkasının bakımına muhtaç olacağı hususları ile hükmedilen maddi tazminat miktarı ve manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, mevcut durumun koşullarına göre takdiren, davalı idarelerce, 50.000,00-TL manevi tazminatın davacıya ödenmesi gerektiği, dava dilekçesi ile istenilmeyen faizin ıslah dilekçesi ile istenilip istenilemeyeceği hususu bakımından yapılan incelemede; davacının davalı Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne yaptığı müracaat dilekçesinde ve 05/11/2018 tarihinde kayıtlara geçen dava dilekçesinde faiz talep etmediği, 26/10/2021 tarihli dilekçesindeki faiz talebinin ise, davanın (talep konusunun) genişletilmesi mahiyetinde olduğu görülmekle davacı lehine faize hükmedilmesine imkan bulunmadığı anlaşıldığından, anılan talep bakımından davanın esasının incelenme olanağı bulunmadığı, manevi tazminatın ıslah edilip edilemeyeceği hususu bakımından yapılan incelemede; davacının davayı ikame ettiği tarih olan 21/09/2018 tarihinden önce 21/06/2018 tarihli Antalya Atatürk Devlet Hastanesi raporuna göre %96 oranında ağır engelli olduğu, dolayısıyla davacı açısından sonradan oluşan veya öğrenilen yeni bir olgu bulunmadığı, ıslah yoluyla manevi tazminat tutarının artırılmasına olanak bulunmadığı anlaşıldığından, anılan talep bakımından davanın esasının incelenme olanağı bulunmadığı sonucuna varıldığı belirtilerek; davanın maddi tazminata yönelik, sürekli iş göremezlik tazminatına ve bakım giderlerine ilişkin kısmının kabulü ile davalı idarelerce müştereken ve müteselsilen sürekli iş göremezlik tazminatına karşılık 1.552.782,70-TL'nin, bakım giderlerine karşılık 2.026.192,05-TL'nin davacıya ödenmesine, tedavi giderlerine yönelik 1.000,00-TL ödenmesine ilişkin kısım bakımından ise davanın reddine, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile davalı idarelerce müştereken ve müteselsilen 50.000,00-TL manevi tazminatın davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin ise reddine, ıslah dilekçesi ile talep edilen faiz alacağına ve manevi tazminat miktarının artırılmasına yönelik istemlerin incelenmeksizin reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... gün ve E:..., K:... sayılı kararda; davalı idarenin istinaf başvurusunun değerlendirilmesi sonucunda; idarenin hizmet kusuru sonucu ağır engelli konuma gelen ve başkasının desteği olmaksızın günlük yaşam aktivitelerini yerine getiremeyecek olanların bakımının üstlenilmesi nedeniyle açılan davalarda, muhtemel yaşam süresi dikkate alınarak yapılan hesaplamalara dayalı olarak belirlenen toplu tazminat miktarlarının idarelerce ilgililere ödenmesine karar verildiği, tazminatın toplu olarak ödenmesine karar verilen bu durumlarda, bakıma muhtaç kişinin hesaplanan muhtemel yaşam süresinden daha erken bir tarihte vefatı halinde, idare aleyhine bir sebepsiz zenginleşme ortaya çıkabilmekte ve ödenen tazminatların geri istenebildiği, bu türden bir soruna yer verilmemesi açısından, bakıcı giderine ilişkin maddi tazminat hesabının yerleşik içtihatlar gereği aşağıda belirtilen ilkelere göre yapılması gerektiği; buna göre; 1- Bakımı üstlenilen ağır engelli hastanın hayatta olduğunun belgelendirildiği sürece bakıcı giderlerinin ödenmesine karar verilmesi, 2- Ödemenin her takvim yılı başında yıllık peşin olarak yapılması, 3- Bakımı üstlenilen ağır engelli hastanın bakıcı giderine ilişkin maddi tazminat tutarının, aylık brüt asgari ücret üzerinden hesaplanması, 4- Anılan kriterler dikkate alınarak, olay tarihi ile mahkemece verilecek karar tarihi arasında geçen süre için bakıcı gideri tazminat tutarının bir bütün olarak hesaplanması, bu tutarın yasal faiziyle birlikte tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi ve bu kısım açısından nispi vekalet ücretine hükmedilmesi, 5- Mahkemece verilecek karar tarihinden sonraki dönemler için yapılacak bakıcı gideri tazminatına ilişkin ödemelerin, davalı idarece resen ağır engelli kişinin yaşadığı tespit edilmek ve ilgili yıldaki brüt asgari ücret üzerinden hesaplanmak suretiyle her takvim yılının başında peşin olarak yapılmasına karar verilmesi ve bu kısım açısından maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, uyuşmazlıkta ise ilk derece mahkemesince bakıcı giderlerinin toplu ödenmesine karar verildiğinin görüldüğü, bu durumda karar tarihinden sonraki dönemler için yapılacak bakıcı gideri yönünden davalı idarece resen kişinin yaşadığı tespit edilmek ve ilgili yıldaki brüt asgari ücret üzerinden hesaplanmak suretiyle her takvim yılının başında peşin olarak yapılmasına karar verilmesi ve bu kısım açısından maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, bu nedenle istinaf başvurusuna konu kararın karar tarihine kadar hesaplanan 129.475,35-TL bakıcı gideri tazminat tutarının ödenmesine ilişkin kısmı ile manevi tazminata ilişkin istinaf başvuruları yönünden reddine, karar tarihinden sonraki döneme ilişkin 1.896.716,70-TL bakıcı gideri tazminat tutarının kaldırılmasına, bu kısım yönünden davacının yaşadığı tespit edilmek ve ilgili yıldaki brüt asgari ücret üzerinden hesaplanmak suretiyle her takvim yılının başında peşin olarak yapılmasına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı, öte yandan, her ne kadar davacı tarafından bakıcı giderleri yönünden gelecek dönem için hesaplanan tutar üzerinden ıslah yapılmış ise de, bu kısım yönünden her takvim yılı başında ödeme yapılmak şeklinde hüküm değiştirildiğinden, kaldırılan miktar için davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmeyip yerleşik Danıştay içtihatları uyarınca davacı vekili lehine maktu vekalet ücretine hükmedildiğinin belirtildiği, davacının istinaf isteminin değerlendirilmesi sonucunda; istinaf başvurusuna konu kararın tedavi giderlerinin reddine ilişkin kısmı yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından bu kısım açısından istinaf başvurusunun reddi gerektiği, istinaf başvurusuna konu kararın manevi tazminatın incelenmeksizin reddedilen kısmı yönünden; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına 11/04/2013 tarih ve 6459 sayılı Kanunun 4. maddesi ile eklenen hüküm ile, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabileceği ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçenin otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edileceği kuralının getirildiği, olayda davacılar açısından sonradan oluşan veya öğrenilen yeni bir olgu bulunmadığından ıslah yoluyla manevi tazminat tutarının artırılamayacağından davanın reddi gerekirken incelenmeksizin ret kararı verildiği anlaşılmakla bu kısım yönünden istinaf başvurusunun bu gerekçeyle reddi gerektiği, istinaf başvurusuna konu kararın reddedilen manevi tazminat tutarı yönünden, istinaf konusu Mahkeme kararında, davacının 300.000,00 TL'lik manevi tazminat isteminin 50.000,00 TL'lik kısmı kabul edilmiş ise de; manevi tazminatın kişinin duyduğu elem ve üzüntünün kısmen giderilmesini sağlayan manevi bir tatmin aracı olduğu ve dava konusu olay nedeniyle davacının henüz 27 yaşında tekerlekli sandalyeye bağlı olarak başkasının bakım ve yardımına muhtaç kaldığı göz önünde bulundurulduğunda, olayın ağırlığını ortaya koyacak ölçüde davacının manevi varlığında meydana gelen zararın giderilebilmesi için makul ve hakkaniyetli bir miktarda manevi tazminata hükmolunması gerekirken; idare mahkemesince takdir edilen 50.000,00 TL manevi tazminatın yaşanan olay karşısında yetersiz kaldığı sonucuna varılmakla davacının istinaf başvurusunun kabul edilerek dava dilekçesinde talep edilen 300.000,00-TL manevi tazminat isteminin kabulüne hükmedildiği, istinaf başvurusuna konu kararın faiz isteminin incelenmeksizin reddi yönünden ise; faizin, asıl alacağın bir bölümü olmayıp, asıl alacağa bağlı fer’i nitelikte bir hak olduğu, faiz asıl alacağa bağlı olmasına rağmen, asıl alacaktan ayrı olarak dava veya takip edilebileceği, asıl alacak için açılan davada faize ilişkin hakkın saklı tutulmamış olması, daha sonra faiz için ayrı bir dava açılmasına veya ıslah ile faiz talep edilmesine engel teşkil etmeyeceği bu nedenle; davacı tarafından dava dilekçesinde faiz talep edilmese bile ıslah ile faiz talep edilebileceği, bu kapsamda dava dilekçesinde faiz talep edilmemesine karşın ıslah dilekçesi ile faiz talep edildiğinin anlaşıldığı, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun "Kanuni Faiz" başlıklı 1. maddesinde; "Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık yüzde oniki oranı üzerinden yapılır. Cumhurbaşkanı, bu oranı aylık olarak belirlemeye, yüzde onuna kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmaya yetkilidir." hükmüne yer verildiği, uğranılan zararın tazmini istemiyle 13/07/2018 tarihinde davalı idarelerden Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığına başvurulduğu, başvurunun ise ASAT Genel Müdürlüğünün ... tarih ve .. sayılı yazısı ile reddedildiği görüldüğünden kabul edilen maddi ve manevi tazminat tutarlarına idareye başvuru tarihi olan 13/07/2018 tarihinden itibaren yasal faiz ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı belirtilerek, davacının istinaf başvurusunun kısmen reddine, kısmen gerekçeli reddine, kısmen kabulüne, manevi tazminat isteminin kabulü ile 250.000,00-TL manevi tazminatın davalı idarelerce müştereken ve müteselsilen davacıya ödenmesine ve hükmedilen 1.552.782,70 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 129.475,35-TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 1.682.258,05-TL maddi ve 300.000,00-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden (13/07/2018) itibaren yasal faizi ile birlikte davalı idarelerce müştereken ve müteselsilen davacıya ödenmesine, davalı idarelerin istinaf başvurularının kısmen reddine, kısmen kabulüne; ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bakıcı giderlerine ilişkin ksımının kısmen kaldırılmasına; bakıcı giderlerine ilişkin 1.896.716,70-TL kısmının toplu ödenmesi bakımından davanın reddine, bakıcı giderinin bakımı üstlenilen davacının hayatta olduğunun belgelendirildiği sürece, aylık brüt asgari ücret üzerinden hesaplanarak, her takvim yılı başında ve yıllık peşin olarak ödenmesine bu kısım açısından davacı lehine karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T uyarınca duruşmalı işler için öngörülen 11.000,00-TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davacı tarafından, hükmedilen tazminata olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği, yabancı uyruklu olan davacının Türkiye'de sığınmacı olduğu, yaşadığı olay nedeniyle elem ve ızdırabının dava açıldıktan sonra yaşadığı ameliyatlar ve engelli hale gelmesinin kalıcı olacağını öğrenmesi ile daha da arttığını manevi tazminatın ıslah ile talep edilen kısım kadar olacak şekilde karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. 2- Davalı idare Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, İdari Dava Dairesince verilen kararın çelişkili olarak hükmedildiği, anlam kargaşası olduğu, bakıcı giderlerine ucu açık bir şekilde karar verildiği, kazanın meydana geldiği çukurda yer alan borular ile ilgili olarak elektrik işletmesi hakkında kusur durumu ve sorumlu idarelerin araştırılmadığı, davacının da olayın meydana gelmesinde kusurlu olduğu ileri sürülmektedir. 3- Davalı idare Antalya Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından, olay nedeniyle illiyet bağı olmadığından kendilerinin kusuru olmadığı, davacının kusurlu olduğu ileri sürülmüştür. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen reddi, kısmen kabulü ile İdari Dava Dairesi kararının maddi ve manevi tazminata faiz işletilmesine ilişkin kısmı ve manevi tazminata ilişkin kısmının bozulması gerektiği, diğer kısımlarının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davalı idarelerden Antalya Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğünün duruşma istemi yerinde görülmeyerek Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı tarafından; Antalya ili, Muratpaşa ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesinde, yaya olarak ilerlemekte iken rögar kapağı açık unutulan çukura düşmesi sonucu (%96 oranında) felç kalarak engelli hale geldiği, yatalak olduğu ve davalı idarelerin ağır hizmet kusurunun bulunduğu belirtilmek suretiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tedavi giderlerine karşılık 1.000,00-TL, sürekli iş göremezlik tazminatına karşılık 90.000,00-TL (miktar artırımı ile 1.552.782,70-TL), bakım giderlerine karşılık 9.000,00-TL (miktar artırımı ile 2.026.192,05-TL) olmak üzere toplam 3.579.974,75-TL maddi ve 300.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 5. maddesinde, devletin temel amaç ve görevlerinin, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak olduğu; 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan (maddi ve manevi) zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdarenin hukuki sorumluluğu, kamusal faaliyetler sonucunda, idare ile bireyler arasında bireyler zararına bozulan ekonomik dengenin yeniden kurulmasını, idari etkinliklerden dolayı bireylerin uğradığı maddi zararlar yanında manevi zararların da idarece tazmin edilmesini sağlayan bir hukuksal kurumdur. Bu kurum, kamusal faaliyetler nedeniyle bireylerin malvarlığında ortaya çıkan eksilmelerin ya da çoğalma olanağından yoksunluğun giderilebilmesini, yine bu surette oluşan manevi zararların karşılanabilmesi için aranılan koşulları, uygulanması gereken kural ve ilkeleri içine almaktadır. İdareler kural olarak yürüttükleri kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdürler. İdari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Kamu idareleri, yürüttükleri hizmetin işleyişini sürekli kontrol etmek ve gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüğün tam ve gereği gibi yerine getirilmemiş olması nedeniyle doğan zararların, hizmeti yürütmekle yükümlü bulunan idare tarafından tazmini gerekmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyize konu kararın bakıcı giderlerine ilişkin kısmı, sürekli işgöremezlik tazminatına ilişkin kısmı ve tedavi giderlerine ilişkin kısmı yönünden; Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımları yönünden bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Temyize konu kararın manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden; Manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek miktarın olayın ağırlığını ortaya koyacak, aynı zamanda duyulan elem ve ızdırabı giderecek hukuka aykırılığı özendirmeyecek bir tutarda olması gerekmektedir. Olayda, davacının yaşadığı kaza sonucunda %96 oranında bedensel ve %100 oranında mesleki olarak engelli hale geldiği ve bu sebeple ömür boyu başkasının bakım ve gözetimine muhtaç olduğu anlaşılmakta olup, İdare Mahkemesi kararında, davacının 300.000,00 TL'lik manevi tazminat isteminin 50.000,00 TL'lik kısmı kabul edildiği, İdari Dava Dairesince de; manevi tazminatın kişinin duyduğu elem ve üzüntünün kısmen giderilmesini sağlayan manevi bir tatmin aracı olduğu ve dava konusu olay nedeniyle davacının henüz 27 yaşında tekerlekli sandalyeye bağlı olarak başkasının bakım ve yardımına muhtaç kaldığı göz önünde bulundurulduğunda, olayın ağırlığını ortaya koyacak ölçüde davacının manevi varlığında meydana gelen zararın giderilebilmesi için makul ve hakkaniyetli bir miktarda manevi tazminata hükmolunması gerektiğinden dava dilekçesinde talep edilen 300.000,00-TL manevi tazminat isteminin kabulüne hükmedildiği anlaşılmıştır. Uyuşmazlıkta, meydana gelen olayda davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu açık olup, manevi tazminat isteminin tamamının karşılanması gerektiği anlamına gelmemekle birlikte, olayın gerçekleşme şekli, zararın niteliği ve kalıcılığı, davacının ömür boyunca çalışamayacak ve yaşamsal faaliyetleri açısından da sürekli başkasının bakım ve gözetimine muhtaç hale geldiği dikkate alındığında, İdari Dava Dairesince takdir edilen manevi tazminat miktarının, uğranılan zarara göre orantısız ve düşük kaldığı, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı, manevi tazminatın bu nedenle amaç ve niteliği dikkate alınmak suretiyle manevi tazminat miktarlarının yeniden belirlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Temyize konu kararın maddi ve manevi tazminata faiz işletilmesine ilişkin kısmı yönünden; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''Tebligat ve cevap verme'' başlıklı 16. maddesinin 4. bendinde, "Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler.'' kuralı getirilmiştir. Yukarıda metnine yer verilen 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesindeki bu hüküm, yerleşik idari yargı kararlarında, iddianın ve savunmanın genişletilmesi/değiştirilmesi yasağının dayanağı olarak kabul edilmektedir. Anılan hüküm nedeniyle, dava dilekçesinin Mahkeme kayıtlarına girmesinin ardından (dava açma süresi içerisinde verilen dilekçeler hariç olmak üzere), verilen başka dilekçeler ile aynı davada, dava dilekçesinde yer almayan bir talepte bulunulamayacaktır. Bu nedenle, Mahkeme tarafından, sonradan bulunulan talepler hakkında inceleme yapılarak hüküm kurulmasına olanak bulunmamaktadır. Bu hususun tek istisnası ise; tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanunun 4. maddesi ile eklenen ''Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.'' hükmüdür. 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesinin gerekçesinde, "AİHM, devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat davalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarını ortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde ülkemiz aleyhinde ihlal kararları vermektedir. Düzenlemeyle, idari yargıda açılan tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı artırma hakkı verilmemesinin adil yargılama hakkının ihlali olarak kabul edilmesi sebebiyle, nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle talep edilen tazminat miktarını artırma hakkı tanınmaktadır." ifadesine yer verilmiştir. Anılan düzenleme ile birlikte, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar bir defaya mahsus artırılmasına olanak tanınmış, miktar artırım yolu ile faiz talep edilebilmesine yönelik bir düzenleme öngörülmemiştir. Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından toplam 100.000,00 TL maddi, 300.000,00 TL manevi tazminat istemiyle görülen davanın açıldığı, dava dilekçesinde faiz talep edilmediği, 26/10/2021 havale tarihli miktar artırım dilekçesi ile dava dilekçesinde istenilen maddi ve manevi tazminat miktarları artırılmak suretiyle, maddi tazminat miktarının 3.579.974,75 TL, manevi tazminat miktarının 1.000.000,00 TL olarak belirlendiği, miktar artırım dilekçesinde dava dilekçesindeki miktarları da kapsayacak şekilde faiz talep edildiği, Mahkemece maddi ve manevi tazminata faiz işletilmesine ilişkin kısmının incelenmeksizin reddine karar verildiği, İdari Dava Dairesince ise; faize ilişkin bu kısmının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilen kısımlarına idareye başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacının, dava açma süresi geçtikten sonra miktar artırım dilekçesinde gündeme getirdiği yasal faiz talebi, "taleple bağlılık" kuralının istisnası olan miktar artırımı kapsamında olmayıp, "davanın genişletilmesi" kapsamında olduğundan, İdari Dava Dairesince verilen kararın bu kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz istemlerinin kısmen reddine, kısmen kabulüne, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının manevi tazminata ilişkin kısmının ve maddi ve manevi tazminata faiz işletilmesine ilişkin kısımlarının BOZULMASINA, diğer kısımlarının ONANMASINA, 3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak, 06/03/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X)-Temyize konu kararın, manevi tazminatın ıslah ile artırılmasına ilişkin kısmı yönünden davanın reddi gerektiği görüşü ile İdari Dava Dairesi kararının bu kısmının da onanması gerektiği düşüncesi ile aksi yöndeki çoğunluk kararının bu kısmına katılmıyorum.