4. Hukuk Dairesi 2022/7500 E. , 2025/3341 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1347 E., 2022/952 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/843 E., 2020/289 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildik
**4. Hukuk Dairesi 2022/7500 E. , 2025/3341 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1347 E., 2022/952 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/843 E., 2020/289 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yayın tarihinde Jandarma Genel Komutanlığı Lojistik Başkanlığı'nda Daire Başkanı olarak görev yaptığını; 25.06.2010 tarihinde davalının sahibi olduğu www.hicrethaber.com isimli haber sitesinde yapılan haberde sarf edilen söz ve ifadeler ile haberde kullanılan hukuka aykırı yolla elde edilmiş fotoğraf nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, haberde özle biçim arasında denge bulunmadığını; haberle ilgisiz şekilde müvekkilinin özel hayatına ait bilgiler, eşinin görev yeri ve mesleğine dair bilgilere yer verildiğini, haber nedeniyle müvekkilinin emekliye ayrılmak zorunda kaldığını, mesleki hayatına ve aile bütünlüğüne zarar verildiğini, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek mesleki kariyerinin sona ermesine bağlı oluşan maddi zararının tazmini için şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminat ile 25.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ceza soruşturma dosyasında alınan rapora göre haberin müvekkilinin bilgisayarından yayınlandığına dair tespit yapılamadığını, dava konusu sitedeki haberlerin müvekkili tarafından oluşturulmadığını, başka haber sitelerindeki linklere yer verilerek içerik sağlandığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; aynı olaya bağlı yapılan dava dışı haber nedeniyle davacı yararına 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, bu kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, manevi tazminatın bölünemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; haberde kullanılan fotoğrafın hukuka aykırı yolla elde edilmiş özel hayata ilişkin olduğu bilinmesine rağmen dava konusu yayında görsel olarak yer verildiği; haberde davacının isminin soy isminin, rütbesinin, görev yerinin, eşinin görev yaptığı kurumun, davacının geçmiş sicil bilgilerinin belirtilmek suretiyle yararlı ve ilgili olmayan nitelemeler ve yorumlar yapıldığı, haberin içeriğine uygun düşmeyen, tahrik edici, kamuoyunda husumet ve kuşku yaratıcı, güveni zedeleyici bir üslubun kullanıldığı, özle biçim arasındaki dengenin bozulduğu, doğrudan davacının kişilik haklarının ihlal edildiği, davacı yararına uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği ancak davacı kendi isteği ile emekliye ayrıldığından maddi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline; maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; haberin müvekkilinin atama ve terfi döneminde yapıldığını, mesleki kariyerine zarar vermek amacı taşıdığını, emekliye ayrılmak zorunda kaldığı için maddi zarara uğradığını, haber ile doğrudan illiyet bağı olduğunu, maddi tazminat talebinin reddedilmesinin ve hükmedilen manevi tazminatın miktarının hukuka uygun olmadığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; ceza soruşturma dosyasında alınan rapora göre haberin müvekkilinin bilgisayarından yayınlandığına dair tespit yapılamadığını ayrıca dava konusu sitedeki haberlerin müvekkili tarafından oluşturulmadığını, haberde basın özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını, kişilik haklarına saldırı olmadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber müvekkili yararına hükmedilen vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını, Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihindeki AAÜT'ye göre hesaplama yapılması gerektiğini belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; www.hicrethaber.com internet sitesinde 25.06.2010 tarihinde yapılan haber nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı, maddi zarara uğradığı iddiası ile maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacının maddi zararı ispatlanamadığından, davacı vekilinin aşağıda yer alan bendin kapsamı dışındaki maddi tazminata ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. Anayasa'nın 26 ncı maddesi şöyledir: "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. ... Bu hürriyetlerin kullanılması, ... başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının ... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir...." AİHS'nin 10 uncu maddesi şöyledir: "1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. ... 2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ... başkalarının şöhret ve haklarının korunması ... için gerekli olan bazı ...sınırlamalara ... tabi tutulabilir." TMK'nın "Kişiliğin korunması" kısım başlıklı 24 üncü maddesi şöyledir: “Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.” TBK’nın “Kişilik hakkının zedelenmesi” başlıklı 58 inci maddesi şöyledir: “Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.” Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler ile Anayasa'nın 90 ıncı maddesinin beşinci fıkrasının son cümlesine göre ulusal hukukun bir parçası hâline gelmiş bulunan AİHS'nin 10 uncu maddesi uyarınca kişilik hakları zarara uğrayanların manevi tazminat isteme hakları vardır. Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin karşılığı manevi zarar olarak kabul edilerek keder ve acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için kanunlarımız manevi tazminat verilebilecek bazı olguları özel olarak düzenlemiştir. TMK'nın 24 ve TBK'nın 58 inci maddelerinde yer verilen kişilik haklarının korunması da bunlardan biridir. İfade özgürlüğü; haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilme, düşünce, tavır ve kanaatlerinden dolayı kınanmama ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilme, anlatabilme, savunabilme, başkalarına aktarabilme ve yayabilme imkânlarına sahip olma anlamlarına gelir. Muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve bu konuda başkalarını ikna çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için hayati önemdedir (Anayasa Mahkemesi (AYM); Bekir Coşkun, B. No: 2014/12151, 04.06.2015; Mehmet Ali Aydın, B. No: 2013/9343, 4/6/2015). İfade özgürlüğü; aynı zamanda demokratik toplumun temelini oluşturan, toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel unsurlardan olup bu özgürlük, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. İfade özgürlüğü; yokluğu hâlinde demokratik bir toplumdan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); Von Hannover/Almanya, B. No: 40660/08). Ancak belirtmek gerekir ki ifade özgürlüğü sınırsız değildir. En geniş hâlde dahi ifade özgürlüğünün, kişilerin itibarına zarar verecek boyuta ulaşmaması gerekir. Bu gereklilik, temel hak ve hürriyetlerin; kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva ettiğini belirten Anayasa'nın 12 nci maddesinin ikinci fıkrasından doğan bir zorunluluktur (AYM; Fatih Taş, B. No: 2013/1461, 12.11.2014). Bu itibarla, Anayasa'nın 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden biri de başkalarının şöhret ve itibarının korunmasıdır. Davalının söylediği sözlerin, ifade özgürlüğünün sınırlarını aştığını tespit ederken mahkemece ortaya konulan gerekçenin, bu özgürlüğü sınırlamak için yeterli ve ilgili olmasının yanında, ifade özgürlüğüne getirilecek sınırlamanın, demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik, ölçülü, orantılı ve istisnai nitelikte olması gerekir. Buna göre, ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez. Dosya kapsamından, dava konusu haberde davacı hakkında sarf edilen söz ve ifadeler bir bütün halinde incelendiğinde ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırları içerisinde değerlendirilemeyeceği, haberde davacının geçirdiği iddia edilen idari soruşturmaya ait bilgiler, eşinin mesleği ve görev yeri, almış olduğu istirahat raporlarına dair bilgilere yer verilmek suretiyle ölçülülük ilkesine aykırı hareket edildiği, özle biçim arasındaki dengenin bozulduğu, hukuka aykırı yolla elde edildiği bilinen fotoğrafının yayınlandığı; davacının kişilik haklarına saldırı olduğu kabul edilerek manevi tazminata hükmedilmesi yerinde olmakla beraber; olay tarihi, tarafların konumu, saldırının ağırlığı dikkate alındığında davacı yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı azdır. Davacı yararına daha üst düzeyde bir miktar manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. 3. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Yukarıda (3) numaralı bentte açıklanan sebeplerle bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya ve davalıya iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.