1. Hukuk Dairesi 2010/3622 E. , 2010/5202 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : EĞİRDİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/10/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakanlarından kendilerine intikal eden dava konusu 358 ada 52 parsel sayılı taşınmazdaki paylarını, kendilerinden önce mal kaçırmak amacıyla miras payını davalıya devreden kardeşleri Kamil'e daha sonra devredilmek üzere, davalıya temlik ettiklerini, ancak davalının miras paylarını kardeşlerine devretmek yerine ortaklığın
**1. Hukuk Dairesi 2010/3622 E. , 2010/5202 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : EĞİRDİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/10/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakanlarından kendilerine intikal eden dava konusu 358 ada 52 parsel sayılı taşınmazdaki paylarını, kendilerinden önce mal kaçırmak amacıyla miras payını davalıya devreden kardeşleri Kamil'e daha sonra devredilmek üzere, davalıya temlik ettiklerini, ancak davalının miras paylarını kardeşlerine devretmek yerine ortaklığın giderlimesi davası açtığını ileri sürerek, taşınmazdaki miras paylarının iptali ile adlarına tescili isteğinde bulunmuşlardır. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi .....'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacıların dava konusu 358 ada 52 parsel sayılı taşınmazdaki paylarını 15.1.1995 tarihinde davalıya satış suretiyle temlik ettikleri anlaşılmaktadır. Davacılar, paylarını aslında dava dışı kardeşleri olan Y. sattıklarını, ancak Y.ın borçları nedeniyle, sonradan Y.. devredilmek üzere davalıya temlik ettiklerini, taşınmaz pay bedellerinin kendilerine ödenmediği gibi payların iade de edilmediğini ileri sürerek, eldeki davayı açmışlardır. Gerçekten de, ileri sürülen iddianın içeriği ve niteliği gözetildiğinde taraflar arasındaki çekişmenin inançlı işlemden kaynaklandığı, bu tür çekişmelerin 5.2.1947 tarih 20/6 Sayılı İnançları Birleştirme Kararı gereğince yazılı belge ile kanıtlanması gerekeceği tartışmasızdır. Ne varki, davacılar vekili sunmuş olduğu delil dilekçesinde HUMK.'nun 337.maddesinde öngörülen yemin deliline de dayanmışlardır. O halde, davasını yazılı delil ile kanıtlayamayan davacılara yemin hakkının hatırlatılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturma ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Davacıların, temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 03.5.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.