Başvuru, yapılması planlanan hidroelektrik santrali için çevresel etki değerlendirmesi raporunun uygun bulunması nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile konut hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, yapılması planlanan hidroelektrik santrali için çevresel etki değerlendirmesi raporunun uygun bulunması nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile konut hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 13/4/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ile eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Rize'nin Hemşin ilçesinde özel bir şirket tarafından yapılması planlanan Dikmen I-II Regülatörleri ve Hidroelektrik Santrali (HES) için 12/3/2014 tarihinde Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu Kararı (Rapor) verilmiştir. Başvurucular 27/5/2014 tarihinde Rize İdare Mahkemesinde (Mahkeme) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (Çevre Bakanlığı) aleyhine dava açarak ÇED Raporunun iptalini talep etmiştir. Dava dilekçesinde; ÇED Raporunda 265 m² olacağı anlaşılan kazı fazlası malzemenin dere yatağına dökülmesinin planlandığı, proje kapsamındaki bölgenin 2007 yılından beri organik çay tarım havzası olarak belirlendiği ifade edilmiştir. Dilekçede ayrıca, HES projesinin çay tarımı üzerindeki etkilerinin olumsuz olacağı, proje için açılması planlanan yolların bölgenin flora ve faunasını olumsuz etkileyeceği belirtilmiştir. Başvurucular, anılan etkilerin dere suyundaki azalma ile birlikte bölgenin biyoçeşitliliğine, organik tarıma ve turizm faaliyetlerine zarar vereceğini, HES için gerekli elektrik iletim hatlarının ÇED Raporunda irdelenmemiş olmasının mevzuata aykırı olduğunu bildirerek ÇED Raporunun iptalini ve yürütmenin durdurulmasını talep etmiştir. Çevre Bakanlığının cevap dilekçesinde; ÇED Raporunun mevzuatta belirtilen tüm koşulları taşıdığı belirtilerek açılan davanın usul ve yasaya aykırı olduğundan reddi gerektiği ifade edilmiştir. Şirket 1/7/2014 tarihli dilekçe ile davaya Çevre Bakanlığı lehinde katılma talebinde bulunmuştur. Mahkemenin 29/9/2014 tarihli ara kararı uyarınca şirketin davaya katılma talebi kabul edilmiştir. Mahkeme, yargılama sırasında mahallinde keşif yapılmasına karar vermiş ve bilirkişi raporu almıştır. Mahkemeye sunulan 21/1/2015 tarihli bilirkişi raporunda; proje sahasında Ekolojik Değerlendirme Raporunun (EDR) hazırlanmadığı, nihai ÇED sürecinin havzayı kümülatif değerlendirerek yenilenmesi gerektiğibelirtilmiştir. Raporda ayrıca, dava konusu projenin çevrede oluşturabileceği olumsuz etkilerin kapsamlı, gerçekçi ve doğru bir şekilde hesaplanabilmesi için aynı su havzasında faaliyette bulunan ve yapılması planlanan HES projeleri ile birlikte bütüncül bir şekilde ele alınarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Raporda sonuç olarak projenin yapıldığı ve uygulanacağı sahada bu hâliyle HES'in uygun olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Çevre Bakanlığı ve şirket tarafından bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi sunulmuştur. İtiraz dilekçelerinde; ÇED Raporunda mevzuat gereğince bulunması gerekli tüm konularda yeterli bilgi bulunduğu, buna karşın bilirkişi raporunda bu hususların gözardı edilerek Mahkemenin yerindelik denetimi yapmaya yönlendirilmek istendiği belirtilmiştir. Mahkeme 27/3/2015 tarihinde davanın kabulü ile dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; bilirkişi raporuna atıf yapılarak dava konusu ÇED Raporuna esas projenin kümülatif çevresel etkileri açısından değerlendirilmediği yani dava konusu projenin çevreye vereceği olumsuz etkilerinin kapsamlı, gerçekçi ve doğru bir şekilde hesaplanabilmesi için diğer HES projeleri ile birlikte bütüncül bir şekilde ele alınarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Gerekçede ayrıca her bir projenin çevre ve ekosistem üzerindeki olumsuz etkilerinin, bulunduğu havzada birbirinden ayrı ve bağımsız şekilde ele alınıp değerlendirilmesinin, proje sayısının artmasıyla doğru orantılı olarak artan kümülatif olumsuz etkinin belirlenmesi noktasında yanıltıcı olacağı vurgulanmıştır. Mahkeme, mevzuat uyarınca su kaynaklarının koruma ve kullanma dengesi gözetilerek çevrenin ekolojik ve kimyasal kalitesinin korunması ve geliştirilmesini sağlamak amacıyla havza bazında, nehir havza yönetim planları hazırlanması gerektiğini belirtmiştir. Çevre Bakanlığı ve şirket, temyiz talebinde bulunmuştur. Çevre Bakanlığı, temyiz dilekçesinde; birinci başvurucunun tüzel kişiliği bulunmadığından bu başvurucu yönünden davanın usulden reddi gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca iptal kararına gerekçe olan hususlarda ÇED Raporunun gerekli açıklamaları içerdiğini beyan etmiştir. Şirket, temyiz dilekçesinde; Mahkemenin eksik ve yetersiz bilirkişi raporunu esas alarak karar verdiğini, yargılama sırasında bu rapora yönelik itirazlarının ve ek rapor alınması taleplerinin haksız şekilde reddedildiğini beyan etmiştir. Danıştay Ondördüncü Dairesi (Daire) 2/11/2015 tarihinde hükmün bozulmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; planlanan projenin doğal hayat üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amacıyla çevre mühendisi bilirkişiden görüş alınması gerektiği, buna karşın Mahkemece yapılan keşifte çevre mühendisi bilirkişinin bulunmadığı belirtilmiştir. Daire, bu nedenle projenin bulunduğu çevrenin özelliğine göre çevre mühendisinin de dâhil olduğu konusunda uzman bilirkişilerden oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyeti eşliğinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini vurgulamıştır. Mahkeme, anılan bozma kararı kapsamında oluşturduğu bilirkişi heyeti ile yeniden keşif yaparak bilirkişi raporu almıştır. 24/11/2016 tarihli bilirkişi raporunda; hafriyat atıkları konusunda belirlenen yönetim planının bilimsel esaslardan uzak olduğu, dere yatağında bırakılması planlanan can suyunun derenin genişleyip daraldığı alanlara göre yeniden hesaplanması gerektiği belirtilmiştir. Raporda ayrıca, jeolojik ve jeoteknik olarak ÇED raporunda yapılan çalışmaların yüzeysel ve eksik olduğu, projenin flora açısından etkilerinin daha detaylı bir çalışmayla ortaya konulması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucular ile Çevre Bakanlığı tarafından bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi sunulmuştur. Başvurucular itiraz dilekçesinde; ÇED Raporunun yetersiz olduğuna ilişkin nihai görüşe katıldıklarını bununla birlikte raporun hafriyat atıkları, sucul yaşam, jeolojik değerlendirme ile ilgili kısımlarında eksiklikler bulunduğunu belirtmiştir. Başvurucular ayrıca bilirkişi raporunda; nihai ÇED Raporunun ilgili uluslararası sözleşme yönünden değerlendirilmesi, sağlık koruma bandı mesafesinin tespiti, halkın katılımının sağlanması ile projenin ekonomik ve sosyal boyutları hakkında hiçbir incelemeye yer verilmediğini ifade etmiştir. Çevre Bakanlığının itirazında; projenin inşaatı sırasında ortaya çıkacak kazı fazlası malzemenin depolanmasında ilgili yönetmelik hükümlerinin nazara alındığı, projenin ormancılığa etkilerinin tespiti için Trabzon Orman Bölge Müdürlüğünden inceleme yapılmasının talep edildiği, bu kurumun raporu uyarınca projenin sakınca teşkil etmediğinin belirlendiği ifade edilmiştir. Dilekçede, davaya konu projenin organik tarıma, yörenin flora ve faunasına etkilerinin de ÇED raporunda ayrıntılı olarak yer aldığı, nitekim ÇED Raporunun ekinde bulunan ekosistem değerlendirme raporunda olumsuz bir tespite yer verilmediği belirtilmiştir. Mahkeme 30/12/2016 tarihinde davanın kabulü ile dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; bilirkişi raporuna atıf yapılarak hafriyat atıkları yönetim planının bilimsel yeterlilik taşımadığı, can suyu miktarının hesaplanmasında hata yapıldığı belirtilmiştir. Kararda ayrıca Hemşin Deresi'ndeki canlıların korunmasına ve flora açısından detaylı bir çalışmaya ihtiyaç duyulduğu, jeolojik ve jeoteknik olarak ÇED Raporu içerisinde yapılan çalışmaların yüzeysel ve eksik olduğu ifade edilmiştir. Mahkeme, bu çaptaki bir projede özellikle santral binasının konumlandıracağı alanın ve tünel giriş çıkışının mühendislik jeolojisinde uzman bir ekip tarafından detaylandırılması gerektiğini vurgulayarak dava konusu ÇED Raporunun hukuka uygun olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Çevre Bakanlığı ve şirket, temyiz talebinde bulunmuştur. Çevre Bakanlığının dilekçesinde, önceki temyiz dilekçesinde (bkz. § 14) ve bilirkişi raporu hakkındaki itiraz dilekçesinde (bkz. § 17) beyan edilen hususlar tekrar edilmiştir. Şirketin temyiz dilekçesinde ise; Mahkemenin eksik ve yetersiz bilirkişi raporunu esas alarak karar verdiği, muhakeme erkini tamamen bilirkişilere terk ettiği belirtilmiştir. Bu kapsamda, anılan raporda dere yatağındaki can suyunun hesaplanmasında hata yapılmasına karşın Mahkemenin itirazları dikkate almadığını belirten şirket, bilirkişi raporunun hafriyat atıkları konusunda da mevzuata aykırı bir değerlendirme yaptığını ifade etmiştir. Daire 2/11/2017 tarihinde kararın bozulmasına ve davanın kesin olarak reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki bir kısım tespitlerin soyut ve genel nitelikte öngörülere dayandığı, raporda yer verilen hususlarla ilgili hangi önlem veya taahhüdün yetersiz olduğu, hangi hususların tehlike arz ettiği konusunda proje yerinde yapılmış gözlem ve incelemelere dayalı somut ve teknik tespitlere yer verilmediği belirtilmiştir. Nihai karar, başvurucular vekiline 19/3/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Anayasa Mahkemesi; Çevre Bakanlığı ile yazışma yaparak başvuruya konu HES projesinin hangi aşamada olduğu, şirketin bu bölgede faaliyet izninin devam edip etmediği ile ilgili bilgi talep etmiştir. Çevre Bakanlığının 13/10/2021 tarihli cevabına göre 12/3/2014 tarihinde ÇED Raporu verilen HES projesine ilişkin Rize Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün (İl Müdürlüğü) 7/6/2021 tarihli denetimi sonucunda proje inşaatına başlanılmadığı, imar planına yönelik herhangi bir jeolojik sondaj çalışmasının yapılmadığı, araziye fiziki müdahale yapılmadığı tespit edilmiştir. Çevre Bakanlığı, bu nedenle 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin maddesi uyarınca 7 yıl içerisinde projeye ilişkin yatırıma başlanılmadığından ÇED Raporunun geçerliliğini yitirdiğini ve bu durumun şirkete bildirildiğini ayrıca bu projeye ait Enerji Üretim Lisansının da sonlandırıldığını bildirmiştir.