11. Ceza Dairesi 2024/3762 E. , 2025/1278 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/110 E., 2016/308 K. SUÇLAR : Sahte fatura düzenleme, defter kayıt ve belgeleri gizleme HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme Sanığın yokluğunda verilen "2011 ve 2012 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme" ile "defter kayıt ve belgeleri gizleme" suçlarından mahkûmiyetine ilişkin hükümlerin, ilk olarak bilinen en son adresi olan sorgusunda bildirdiği adresi yerine, doğrudan fark
**11. Ceza Dairesi 2024/3762 E. , 2025/1278 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/110 E., 2016/308 K. SUÇLAR : Sahte fatura düzenleme, defter kayıt ve belgeleri gizleme HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme Sanığın yokluğunda verilen "2011 ve 2012 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme" ile "defter kayıt ve belgeleri gizleme" suçlarından mahkûmiyetine ilişkin hükümlerin, ilk olarak bilinen en son adresi olan sorgusunda bildirdiği adresi yerine, doğrudan farklı bir adres olan MERNİS adresine tebliğe çıkartılıp, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre muhtara tebliğinin usûlsüz olduğu, talebi üzerine gerekçeli kararın atılı suçlardan hükümlü olarak bulunduğu Çarşamba A Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 27.07.2017 tarihinde sanığa tebliğ edildiği ve sanığın 01.08.2017 tarihli dilekçesi ile kararı temyiz ettiği, buna karşılık Mahkemenin 10.08.2017 tarihli ek kararıyla süre yönünden talebin reddine karar verildiği, bu kararın da sanığa 11.09.2017 tarihinde tebliğ edildiği ve süresi içerisinde verdiği 18.09.2017 tarihli dilekçesinin niteliği itibarıyla temyiz dilekçesi mahiyetinde olduğu, bu aşamadan sonra dosyanın ilk hükmün karar tarihi de dikkate alınarak temyiz incelemesi için Yargıtay'a gönderilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiği ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 05.12.2017 tarihli ve 2017/5344 Esas, 2017/5422 Karar sayılı kararı ile ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmakla; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesinde yer alan, "Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2’nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/33 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez." şeklindeki düzenleme uyarınca, sanık hakkındaki mahkûmiyet hükümlerinin, bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden önce verilmiş olması nedeniyle kanun yolu incelemesinin temyiz olduğu anlaşılmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 05.12.2017 tarihli ve 2017/5344 Esas, 2017/5422 Karar sayılı kararının hukuki değerden yoksun olduğu ve sanığın öğrenme üzerine 01.08.2017 tarihli temyiz dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilmekle, Mahkemenin temyiz isteminin süre yönünden reddine ilişkin 10.08.2017 tarihli ek kararı kaldırılarak yapılan incelemede; Sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin yukarıda açıklanan nedenlerle süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı belirlenerek ve Dairemizin 19.02.2018 tarihli ve 2018/1507 Esas, 2018/1386 Karar sayılı kanun yararına bozma kararının kapsamı da dikkate alınarak, yalnızca "2011 ve 2012 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme" ile "defter kayıt ve belgeleri gizleme" suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri yönünden yapılan inceleme neticesinde gereği düşünüldü: Sanığa yüklenen "2011 ve 2012 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme" ile "defter kayıt ve belgeleri gizleme" suçlarının, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun suç tarihinde yürürlükte bulunan 359/b ve 359/a-2. maddelerinde yer alan cezalarının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan sanık hakkında mahkûmiyet hükümlerinin kurulduğu 07.06.2016 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.07.2013 tarihli ve 2012/2-1518 Esas, 2013/354 Karar sayılı kararı doğrultusunda, davanın reddine karar verilmesi gereken hallerde, dava zamanaşımının gerçekleştiğinden bahisle düşme kararı verilmeyip, lehe olan davanın reddine dair kararın esası yönünden bir değerlendirme yapılmasının öncelikli olduğu cihetle; sanık hakkında, aynı mükellefiyetine ilişkin olarak ve aynı vergi suçu raporuna istinaden "2011 ve 2012 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme" ile "defter, kayıt ve belgeleri gizleme" suçlarından cezalandırılması talebiyle, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.12.2013 tarihli ve 2013/172948 Soruşturma, 2013/64808 Esas sayılı iddianamesiyle açılan kamu davasında, İstanbul 34. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.02.2016 tarihli ve 2014/4 Esas, 2016/59 Karar sayılı kararıyla "2012 takvim yılında sahte fatura düzenleme" suçundan beraatına, "2011 takvim yılında sahte fatura düzenleme" suçundan mahkûmiyetine, "defter, kayıt ve belgeleri gizleme" suçu yönünden ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve katılan vekilinin temyizi üzerine beraat hükmünün, Dairemizin 05.04.2023 tarihli ve 2021/2781 Esas, 2023/2590 Karar sayılı ilamıyla zamanaşımı nedeniyle düşürüldüğü anlaşılmakla, aynı eylemlerle ilgili açılan iş bu kamu davalarının mükerrer olduğu gözetilerek, 5271 sayılı Kanun'un 223/7. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet hükümleri kurulması, Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.02.2025 tarihinde karar verildi.