9. Ceza Dairesi 2021/3880 E. , 2023/4564 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/83 E., 2014/307 K. SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Bakanlık vekilinin temyiz isteği yönünden; 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce r…
**9. Ceza Dairesi 2021/3880 E. , 2023/4564 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/83 E., 2014/307 K. SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Bakanlık vekilinin temyiz isteği yönünden; 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir. Sanıklar müdafilerinin temyiz istekleri yönünden; Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.12.2014 tarihli, 2014/83 Esas, 2014/307 Karar sayılı kararı ile, sanıkların nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve 62 nci maddesi uyarınca 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 01.11.2017 tarihli ve 14-2017/69715 sayılı bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanıklar Müdafilerinin Temyiz İstekleri Sanıklar ile katılanın olay gecesinde rızasıyla ilişkiye girdiklerine, bu nedenle hükümlerin bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Katılan ... ile sanıklardan ...'in daha önceden aynı okulda olduklarından dolayı tanışıyor oldukları, katılanın diğer sanık ...'ü de olay tarihinden bir süre önce arkadaş ortamında tanıdığı, olay günü sanıkların arkadaşları olan R.T'nın işlettiği ... isimli bayan kuaför dükkanında bulundukları akşam saatlerinde katılanın da saçlarını yaptırmak üzere bu kuaföre geldiği, bir süre sohbet ettikten sonra hep birlikte alkol alıp uyuşturucu madde kullandıkları, bir süre sonra bulundukları işyerinin üst katından fazla gürültü yapmaları nedeniyle şikayet gelmesi üzerine saat 23.00 sularında sanıkların yanlarında katılan bulunduğu halde ticari bir taksiye binerek...Mahallesinde bulunan tanıklar Ö.Y ve İ.K'nın birlikte kaldıkları bekar evine gittikleri, orada da uyuşturucu kullanmaya devam ettikleri, sanık ...'ün cep telefonu ile araması üzerine bulundukları eve tanık D.C'ın da geldiği, onun da alkol aldığı, bir ara kendinden geçtiği, bir süre sonra gecenin ilerleyen saatlerinde sanık ... ile katılanın konuşmak için yan odaya geçtikleri, katılanın almış olduğu uyuşturucu maddenin etkisi altında çekyat üzerinde oturduğu sırada sanık ...'ün katılanın rızası dışında onun bu durumundan istifade ile cinsel ilişkide bulunduğu, o sırada lavabo ihtiyacı için odanın önünden geçen sanık ...'in bu ilişkiyi gördüğü, bir süre sonra sanık ... ile katılanın tekrar diğer arkadaşlarının yanına gittikleri, bir süre birlikte oturduktan sonra bu kez sanık ...'in katılanı yanına alarak yan odaya geçtikleri, sanık ...'in de katılanın uyuşturucu maddenin etkisi altında iken ve onun rızası dışında bu durumundan istifade ederek cinsel ilişkide bulunduğu, tanık D.'in lavaboya giderken yan odada bulunan katılan ile sanık ...'in cinsel ilişkide bulunduklarını ve diğer sanık ...'ün de aynı oda içerisinde ayakta olduğu halde onları seyretmekte olduğunu gördüğü ve hemen tekrar geldiği odaya geri döndüğü, daha sonra sanık ...'ün kendisine ait cep telefonu ile sanık ... ile katılanın cinsel ilişkiye dair görüntülerini kaydettiği, bir süre sonra herkesin uykuya daldığı, sabah olduğunda sanıkların hep birlikte o evden ayrıldıkları kabul edilmiştir. 2. Her ne kadar sanıklar savunmalarında katılana yönelik herhangi bir zorlama yapmaksızın tamamen katılanın rızası dahilinde onunla cinsel ilişkide bulunduklarını belirtmişler ise de, katılanın aşamalardaki tüm ifadelerinde her iki sanık ile de cinsel ilişkide bulunmak istemediğini, kendisinin alkol ve uyuşturucu maddenin etkisi altında olması nedeniyle sanıkların bu eylemini gerçekleştirdiklerine dair beyanlarının, katılanın kanında uyuşturucu madde bulunduğuna ilişkin Adli Tıp Kurumu raporu, sanıkların arkadaşı olan C.K'ın hazırlık aşamasında polis merkezinde alınan 02.12.2013 tarihli ifadesinde "...... bana ...\*\*\*'i ... ile birlikte defalarca siktik, kız zaten aşırı derecede alkol ve uyuşturucu madde aldığından tepki gösteremedi..." şeklindeki ve Cumhuriyet savcılığında alınan 25.12.2013 tarihli ifadesinde "...... \*\*\* saat:11.00 sularında yanıma geldi, bana cep telefonundaki görüntüleri gösterdi. ...'yı ... ile birlikte cinsel ilişkiye girdiklerini söyledi. ...'nın aşırı alkollü olduğunu, uyuşturucu madde kullandığından tepki gösteremediğini söyledi..." şeklindeki beyanları ve dosya içerisinde bulunan cep telefonu ile çekilen görüntülerin bulunduğu CD'ye ilişkin düzenlenen görüntü izleme tutanağının katılanın beyanlarını doğruladığı, bu CD'nin Mahkeme heyetince de izlenmesi neticesinde sanıkların katılan ile cinsel ilişkide bulundukları sırada katılanın kendinden geçmiş bir halde olup, kendisine yapılan fiile karşı fiziksel olarak bedenen karşı koyamayacak bir vaziyette olduğunun müşahade edilmesi karşısında, sanıkların suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmeyerek her iki sanığın da katılanın tamamen uyuşturucu maddenin etkisi altında olduğundan kendisini bedenen savunamayacak bir halde bulunduğu sırada tamamen katılanın rızası dışında organ sokmak suretiyle cinsel saldırıda bulundukları kanatine varılmıştır. IV. GEREKÇE A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir. B. Sanıklar Müdafilerinin Temyiz İstekleri Yönünden 1.Sanıkların olay günü uyuşturucu ve alkol etkisinde olan katılan üzerinde müşterek hakimiyet kurmaları söz konusu olmayıp eylemlerini katılana karşı müstakilen gerçekleştirdiklerinin anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendinde yer alan birden fazla kişi tarafından birlikte işlenme halini ve aynı Kanun'un 43 üncü maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümleri uygulanamayacağından Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden; Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle, Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.12.2014 tarihli, 2014/83 Esas, 2014/307 Karar sayılı kararırına yönelik şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanıklar Müdafilerinin Temyiz İstekleri Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle, Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.12.2014 tarihli, 2014/83 Esas, 2014/307 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıklar müdafilerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.06.2023 tarihinde karar verildi.