8. Hukuk Dairesi 2015/22308 E. , 2018/10951 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Alacak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın usulden reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı bizzat verdiği dava dilekçesinde; 33087 m2 tarla vasfındaki taşınmaz üzerindeki 1,5 ton fındığın davacıya ait olduğunu, 1,5 ton fın
**8. Hukuk Dairesi 2015/22308 E. , 2018/10951 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Alacak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın usulden reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı bizzat verdiği dava dilekçesinde; 33087 m2 tarla vasfındaki taşınmaz üzerindeki 1,5 ton fındığın davacıya ait olduğunu, 1,5 ton fındığın 9000TL olduğunu ve davalı tarafından toplandığını, bu nedenle tespit ve alacak talebinde bulunduğunu belirtmiştir. Davacı vekili 04.06.2013 tarihinde yapılan 3. celsedeki beyanında davanın 9000TL alacağa ilişkin olduğu belirtilmiştir. Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; davacı tarafın dava konusu ettiği 126 parsel sayılı taşınmazın, izale-i şüyu davası sonucu 2010 yılında aynen taksimine karar verilerek 3 ayrı parsele bölündüğü, davalıya düşen kısmın yeni parsel numarasının 271 olduğu, bu hali ile davacı tarafın davalıya yönelik, "taşınmazı sahtelikle aldı, üzerindeki 1,5 ton fındığımı topladı" şeklindeki iddiasında; "bütünleyici parça kuralı gereği, üst arza tabidir" ifadesi karşısında, fındık ağaçlarının ayrı bir mülkiyet hakkına konu olmasının söz konusu olamayacağı düşünülerek, haklı olduğu yönünde mahkemede kanaat uyandırmadığı, HMK.md.334/1'de vücut bulan bu yön nedeni ile davacının adli yardım talebinin reddolunduğu, davacıya dava şartı olan harç ve gider avansını yatırması hususunda 2 haftalık kesin süre verildiği, ancak davacının bu süreye rağmen eksikliği gidermediği gerekçesiyle davanın HMK.md.115/2 uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; alacak talebine ilişkindir. HMK’nın 334. maddesinde adli yardımdan yararlanacak kişiler düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler iddia ve savunmalarında geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilir” hükmü yer almaktadır. Bu madde hükmüne göre adli yardım müessesesinden yararlanmak isteyen bir kişinin fakirlik şartını ve haklı olma şartını yerine getirmesi gerekmektedir. Fakirlik şartının ispatı mahalli belediyeden, köy veya mahalle ihtiyar heyetinden alınacak bir fakirlik belgesiyle gerçekleştirilebilir. Haklılık şartında ise maddenin aradığı adli yardımdan faydalanmak isteyen kişinin davasını tam olarak ispatı değil yaklaşık olarak ispatı aranmakta olup, davayı açarken davanın dayanaktan yoksun olmaması aranmaktadır. Somut olaya gelince; davacı 11.04.2012 tarihli dava dilekçesini adli yardım talepli olarak mahkemeye sunmuş olup dava dilekçesine ek olarak 29.03.2012 tarihli yerleşim yerinin bağlı bulunduğu muhtarlıktan aldığı fakirlik ilmuhaberi ile avukatlık ücreti ve diğer yargılama giderlerini karşılayamayacağına ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumundan kaydı olmadığına, çeşitli vergi dairelerinden kaydı bulunmadığına , yine çeşitli Tapu Sicil Müdürlüklerinden davacı adına herhangi bir taşınmaz mal kaydına rastlanılmadığına ilişkin alınmış belgeler sunulmuştur. Yine dava dilekçesinde dayandığı nedenlerle yaklaşık olarak haklı olduğu yönünde ispata çalışılmıştır. Mahkemece dava dilekçesi ve eki belgelerle adli yardım talebinde bulunan davacının talebi mahkemenin 14.05.2015 tarihli 11. celsesine kadar değerlendirilmemiş olup 11. celsede Baronun adli yardım nedeniyle görevlendirdiği avukatın talebi üzerine bu hususta değerlendirme yapılarak herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin adli yardım talebinin reddine, 2 haftalık kesin süre içerisinde harç ve gider avansının mahkeme veznesine yatırılmasının istenilmesine bu süre içerisinde yatırılmadığı takdirde davanın usulden reddedileceğinin ihtarına şeklinde ara karar kurulmuştur. Ara karar sonrası davacı vekilinin 25.05.2015 tarihli dilekçesinde kendisinin Baronun Adli Yardım Bürosu aracılığıyla görevlendirildiğini, müvekkilinin ekonomik durumu hakkında araştırma yapıldığını ve ekonomik açıdan yoksulluk içinde olduğunun sabit olduğunu, müvekkilinin ekonomik yükümlülüğü yerine getirememesi nedeniyle davasının reddine karar verilecek olmasının hakkaniyete aykırı olduğunu savunarak ara karardan dönülmesini talep etmişse de mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Kanun metni ve lafzı, dosya kapsamında sunulan bilgi ve belgeler, davacının ekonomik durumu gözetilmeksizin maddi bir olguya dayanılmış ve buna bağlı hak arama özgürlüğü de ihlal edilmiştir. O halde; Mahkemece adli yardım talebinin kabulüne karar verilip, iddia ve savunmalar çerçevesinde talep hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın usulden reddi yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 09.04.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.