Başvurucu, kasten adam öldürmeye teşebbüs ve hakaret suçlarından yargılandığı davada, soruşturma evresinde kendisine müdafi atanmaması ile delillerin eksik toplanması ve hatalı değerlendirilmesi sonucu mahkûmiyetine karar verilmesi nedenleriyle Anayasa'nın 10. , 19. ve 36. maddelerinde belirtilen anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, kasten adam öldürmeye teşebbüs ve hakaret suçlarından yargılandığı davada, soruşturma evresinde kendisine müdafi atanmaması ile delillerin eksik toplanması ve hatalı değerlendirilmesi sonucu mahkûmiyetine karar verilmesi nedenleriyle Anayasa'nın , ve maddelerinde belirtilen anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 28/4/2014 tarihinde Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 24/7/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Fethiye İlçesinde 24/1/2010 tarihinde meydana gelen kavga olayından dolayı mağdur E. K. yaralanmıştır. Başvurucunun bu olayla ilgili olarak “kasten yaralama” suçundan aynı gün Fethiye Emniyet Müdürlüğünce, 25/1/2010 tarihinde de Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığınca ifadesi alınmıştır. İfade alımı esnasında başvurucu müdafi talep etmediğinden, ifadesi müdafi hazır olmaksızın alınmıştır. Fethiye Devlet Hastanesinin 24/01/2010 tarih ve 6183 sayılı raporunda, bıçaklanma nedeniyle yaralanan mağdurun yapılan muayenesinde, karın sağ tarafta 3 cm., karın sol yanda 2 cm. ve lomber bölge sol tarafta 12 cm’lik üst taraftan yüzeysel başlayıp sonra derinleşen kesi, karın arka duvar orta hatta 2 adet 1,5 cm’lik kesiler, toraks ön duvarda sternum alt uçta 0,5 cm’lik yüzeyel cilt kesisi bulunduğu belirtilmiştir. Başvurucunun kasten adam öldürmeye teşebbüs ve hakaret suçlarını işlediği konusunda yeterli şüpheye ulaşan Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı, aynı yer Ağır Ceza Mahkemesine hitaben 3/3/2010 tarih ve E.2010/791 sayılı iddianameyi düzenlemiştir. Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinin talebi üzerine düzenlenen Muğla Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 22/04/2010 tarih ve 2010/636 sayılı raporunda, mağdurdaki yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, mağdurun yaşamını tehlikeye sokan bir durum oluşturduğu mütalaa edilmiştir. Başvurucu, Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinin 31/5/2011 tarih ve E.2010/111, K.2011/150 sayılı kararıyla kasten adam öldürmeye teşebbüs suçundan 7 yıl 6 ay hapis, diğer suçtan 500 TL adli para cezasına mahkûm edilmiştir. Başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay Ceza Dairesi, 19/12/2013 tarih ve E.2012/2052, K.2013/7943 sayılı ilâmıyla hakaret suçu yönünden verilen kararın temyiz sınırı altında olması nedeniyle reddine karar vermiş diğer suç yönünden anılan Mahkeme kararını onamış ve karar aynı tarihte kesinleşmiştir. Başvurucu, nihai karardan cezasının infazı için yakalandığı 30/3/2014 tarihinde haberdar olduğunu bildirmiştir. Başvurucu, 28/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesi şöyledir:“(Değişik madde: 6/12/2006 tarih ve 5560 sayılı Kanun’un md)(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir.(2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.(3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır. (4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” 5271 sayılı Kanun’un “Müdafiin görevlendirilmesinde usul” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“(1) 150 nci maddede yazılı olan hâllerde, müdafi;a) Soruşturma evresinde, ifadeyi alan merciin veya sorguyu yapan hâkimin istemi üzerine,b) Kovuşturma evresinde, mahkemenin istemi üzerine,Baro tarafından görevlendirilir. (2) Yukarıda belirtilen hâllerde müdafi soruşturmanın veya kovuşturmanın yapıldığı yer barosunca görevlendirilir.(3) Şüpheli veya sanığın kendisinin sonradan müdafi seçmesi halinde, baro tarafından görevlendirilen avukatın görevi sona erer”.