3. Ceza Dairesi 2022/27209 E. , 2023/4706 K. ¸ İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ :Silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık dolandırıcılık suçu yönünden) 13.07.2017 (silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden) HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ce…
**3. Ceza Dairesi 2022/27209 E. , 2023/4706 K.** **"İçtihat Metni"** ¸ İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ :Silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık dolandırıcılık suçu yönünden) 13.07.2017 (silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden) HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.03.2021 tarihli ve 2019/131 Esas, 2021/92 sayılı Kararı ile Sanık Hakkında; 1. Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve birinci fıkrasının son cümlesi, 158 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü ve 62 nci maddeleri ile 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ve 48.580,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 23.12.2021 tarihli ve 2021/1178 Esas, 2021/1398 sayılı Kararı ile Sanık Hakkında; Silahlı terör örgütüne üye olma ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 12.04.2022 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafileri ve sanığın temyiz istemleri özetle; 1.Usul ve kanuna aykırı karar verildiğine, 2.Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, 3.Eksik araştırma, inceleme ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğuna, 4.Delillerin yetersiz olduğu, 5.Etkin pişmanlıkta bulunan, aynı suça ilişkin şüpheli veya sanık konumunda olan kişilerin ve Gizli tanığın beyanlarının ve teşhislerinin hükme esas alınamayacağına, 6.Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Gizli tanık Toprak'ın beyanlarında sanığın R.. S.. isimli şahıstan komiserlik sınav sorularını aldığını belirtmesi, tanık R.. S.. beyanında sanığı tanımadığını ifade etmiş ise de; tanığın kovuşturma aşamasında daha önce etkin pişmanlık kapsamında vermiş olduğu beyanlarından döndüğü, hazırlık aşamasındaki müdafi huzurunda alınan beyanında ise kendisinin polislik mesleğinden amirlik sınavına geçişte sorumluluk aldığını, çalışma grupları oluşturulduğunu beyan etmesi ve gizli tanık Toprak'ın beyanlarını genel hatlarıyla doğrulaması hususları dikkate alındığında tanık R.. S..'nin mahkeme huzurunda sanıkları tanımadığını söylemesinin olağan olduğu, zira tanık R..'nin gerçek anlamda etkin pişmanlıkçı olmadığı, örgüt ve örgüt üyelerinin tamamı hakkında bilgiler vermediğinin, örgüt yapılanması ve faaliyetleri ile örgüt mensuplarını koruma gayesi ile hareket ettiğinin anlaşıldığı, yine dosyanın diğer sanığı Ö. B. K.'nin, sanığı bir dönem sohbet toplantılarında gördüğünü, sanığın komiserlik sınav sorularını aldığına dair tespitlerinin olduğunu belirtmesi ve diğer tanık beyanları ile FETÖ silahlı terör örgütünün emniyet mahrem yapılanmasına yönelik soruşturmasında ele geçirilen örgüte ait dijital veriler içerisinde bulunan bilgilerden sanık hakkında FETÖ üyeliğine dair tanımlamaların ve kodlamaların diğer delilleri destekler mahiyette olduğu, tüm bu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, emniyet mensubu olarak görev yapan sanığın sanığın örgütün nihai amacını bildiği, bu bilinç doğrultusunda emir ve talimat almaya açık bir halde örgüt ile organik bağ kurduğu ve iradesini örgüt iradesine terk ederek, örgüt emir ve talimatlarını sorgulamaksızın kabul ederek örgütün hiyerarşik yapısına dahil olması nedeniyle eylemlerinin süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk bakımından örgüt üyeliği boyutuna ulaştığı, her türlü kuşkudan uzak, kesin delillerle tespit edildiğinden suç ve cezadan kurtulmaya yönelik aksine geliştirmiş olduğu savunmalarına mahkemece itibar edilmeyerek sanığın terör örgütü üyeliği suçundan cezalandırılmasına, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yaptığı soruşturmalar kapsamında alanında uzman bilirkişi inceleme raporları ile 28.03.2010 tarihli komiser yardımcılığı sınav sorularını elde eden FETÖ/PDY silahlı örgütünün, sınava girecek örgüt mensuplarına soruların verildiğinin ve sınavda örgüt mensuplarınca kopya çekilerek sınavda başarı kazandıklarının, sanığın da sınavı kazanan adaylardan çok kuvvetli 479 şüpheli aday arasında olduğunun tespit edildiği, Birçok sınav sorusunun sınav öncesinde FETÖ/PDY terör örgütünce elde edilip sınava girecek örgüt üyelerine dağıtıldığı bu sınavda adaylar sınavdan önce örgütlü olarak hukuka aykırı bir şekilde elde ettikleri sorular ve cevaplar ile gerçek durumlarını değil, gerçek olmayan bir durumu resmi belge olan cevap kağıdına işledikleri için aldatıcı beyan taşıyan resmi nitelikteki cevap kağıdını da içerik itibariyle resmi belgeyi sahte olarak düzenlediği, sanığın da gerçek bilgi düzeylerini ölçmek için düzenlenmesi gereken resmi belgeden farklı olarak düzenlenen aldatıcı sınav cevap kağıdı esas alınarak, Milli Eğitim Bakanlığı Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün sanık hakkında düzenlediği sahte ve gerçeği yansıtmayan belge niteliğindeki sınav sonuç belgenin aldatıcı özelliği nedeniyle sınav öncesi ve sırasında hileli davranışları sonucunda, gerçekte hak etmediği halde Emniyet teşkilatına Komiser Yardımcısı olarak atandığı 2012 yılından, 14.07.2017 de 692 sayılı KHK ile ihraç olduğu tarihe kadar kesintisiz olarak komiser yardımcısı maaşı alarak, polis memuru maaşı arasındaki farkı ile geçici ve sürekli görev yolluğu, emniyet hizmetleri tazminat farkı, barınma ve eğitim giderleri olmak üzere toplamda 11.658,58 TL kamu zararının oluşmasına sebebiyet vermek suretiyle kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçunu işlediğinin sabit olduğu anlaşıldığından, örgüt tarafından ele geçirilerek üyelerine dağıtılan soruları, diğer adayların haklarını gasp etmek suretiyle eylemi gerçekleştirmek şeklindeki suçun işleniş biçimi, çalıntı sınav soruları ile örgüt mensuplarının komiser yardımcısı olarak atanmak suretiyle kritik görevlere getirilerek ileride yapılacak darbeye zemin hazırlayıp, Anayasal düzenin silah zoruyla değiştirilmesini kolaylaştırmak amacını gütmek şeklindeki suç konusunun önem ve değeri göz önüne alınarak eylemine uyan 24.11.2016 tarih ve 6763 sayılı Kanun ile değişik TCK'nın 158/1-e-son cümle uyarınca takdiren alt sınırdan hapis ve adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın yüklenen suçu örgüt faaliyeti kapsamında işlediği anlaşılmakla sanığa verilen cezanın 6763 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 158/3 üncü maddesi gereğince bir kat artırılmasına, sanığın kurum zararını gidermediği anlaşıldığından hakkında TCK'nın 168 inci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, duruşmadaki iyi hali ve verilen cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkisi indirim sebebi kabul edilerek cezasının TCK'nın 62/1 inci maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirilmesine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içinde sohbet adı altında yapılan örgütsel toplantılara katıldığı, veri inceleme raporuna göre B5 olarak kodlandığı, komiserlik sınav sorularının kendisine verildiği belirlenen, İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararlarında da bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık müdafiilerinin ve sanığın yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 23.12.2021 tarihli ve 2021/1178 Esas, 2021/1398 sayılı Kararında sanık ... müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, örgüt üyeliği suçu yönünden oy birliğiyle, dolandırıcılık suçu yönünden oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.05.2023 tarihinde karar verildi. KARŞI OY : Dairemizin sayın çoğunluğu ile aramızda sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden herhangi bir uyuşmazlık bulunmamakta olup aramızdaki uyuşmazlığın temeli sanık hakkında dolandırıcılık suçundan dolayı hüküm kurulurken TCK'nın 43 üncü maddesinin uygulanma şartlarının oluşup oluşmadığı, buna bağlı olarak TCK'nın 158/3 üncü maddesinin zaman bakımından uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığı hususudur. Somut olayda Polis memuru olarak görev yapmakta olan sanığın Komiser yardımcılığı sınav sorularını örgütsel bir biçimde alarak bu sınavı kazanıp Komiser yardımcısı olarak çalışması sonucu kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçunu işlediği sabit kabul edilip, ihraç edilme tarihine kadar her ay fazla maaş alması sebebiyle hakkında TCK'nın 43 üncü maddesi uygulanmış dolayısıyla 14.07.2017 tarihinde 692 sayılı KHK ile ihraç edilene kadar bu maaşı almış olduğu kabulü ile suç tarihi olarak bu tarih kabul edilmiş, sanığın örgüt faaliyeti kapsamında bu suçu işlemiş olması nazara alınarak 24.11.2016 tarihinde yürürlüğe giren ve ceza arttırımı içeren TCK'nın 158/3 üncü maddesi sanık hakkında uygulanmış ve bu şekli ile cezalandırılmasına karar verilmiş bu karar dairemizin sayın çoğunluğu tarafından onanmıştır. Sayın çoğunluk ile aramızda dolandırıcılık suçunun sübutu konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ancak somut olayda TCK'nın 43 üncü maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartlarının bulunmadığı kanaatindeyiz. Şöyle ki; TCK'nın 43 üncü maddesindeki zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için bir suç işleme kararı kapsamında değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi gerekmektedir. Bu durumda farklı farklı cezalar yerine tek bir cezaya hükmedilip hükmedilen cezanın 1/4'ten 3/4'e kadar arttırılması öngörülmüştür. Bu kapsamda zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için gerekli şartlar şu şekilde sıralanabilir. 1-Birden fazla suç işlenmiş olmalı, 2- Fail aynı suç işleme kararını yerine getirmek amacıyla hareket etmeli, 3-Kanunun aynı hükmü ihlâl edilmeli, 4-Aynı mağdura karşı farklı zamanlarda işlenmeli, Zincirleme suç şartlarının oluşması için failin aynı suç işleme kararı kapsamında müstakil suç oluşturan birden fazla eylemi gerçekleştirmesi şarttır. Başka bir ifade ile zincirleme suç kapsamında sayılan bu anlamda TCK'nın 43 üncü maddesi içerisinde mütala edilen her bir eylemde tipik fiilin ya tamamlanmış hali ya da teşebbüs aşamasında kalmış hali bulunmalıdır. Zincirleme suç için birden fazla suçun oluşması arandığından kanunun gösterdiği haller dışında bu suçların her birinin kendi içinde değerlendirilmesi ve her suçun cezalandırılabilir eylemler olması yani her seferinde sanığın maddede yazılı suçu tipik olarak işlemesi gerekmektedir. Dolandırıcılık suçlarında failin önceden aldığı plan doğrultusunda bir kez hile kullanarak dolandırıcılık suçunu işleyip daha sonra menfaati peyderpey elde etmesi durumunda birden fazla tipik eylemin gerçekleştiği sonucuna ulaşılamaz. Bu husus ancak zarar miktarının hesabında ve temel cezanın tayininde dikkate alınabilir. Somut olaya bakıldığında FETÖ/PDY örgüt üyesi anlaşılan ve örgütsel amaçla Komiser yardımcılığı sınav sorularını ele geçiren sanığın haksız şekilde sınavı kazanarak gerçeği yansıtmayan sınav sonuç belgesini hile unsuru olarak kullanıp 2012 yılında Komiser yardımcısı olarak atandığı bu tarihten ihraç olduğu 14.07.2017 tarihine kadar bu sıfatla normal maaşından fazla maaş aldığı, dolayısı ile kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçunu işlediği sabittir. Ancak sanığın Komiser yardımcısı sıfatıyla her ay fazla maaş alması eylemi müstakilen TCK'nın 43 üncü maddesi kapsamında mütala edilebilecek bir suçu oluşturmamaktadır. Sanık Komiser yardımcısı olarak ilk atandığında hile unsurunu kullanmış olup almış olduğu ilk maaşla dolandırıcılık suçu işlenmiştir. Bu aşamadan sonra her ay bu şekilde farklı maaş alması her seferinde hile kullanma durumu söz konusu olmadığından zincirleme suç kapsamında dolandırıcılık suçunu değil suça konu zararın miktarını oluşturabilecektir. Başka bir ifade ile sanık her maaş aldığında yeni bir hile kullanmamakta ilk atama sırasında kullanmış olduğu hilenin sonuçlarına kavuşmaktadır. Bu itibarla dolandırıcılık suçu açısından zincirleme suç hükümlerinin uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Zincirleme suç hükümlerinin uygulanma imkânı bulunmaması durumunda suç tarihi son maaş aldığı tarih olmayacağından suç tarihinden sonra yürürlüğe giren TCK'nın 158/3 üncü maddesinin de sanık hakkında uygulanma imkânı olmayacaktır. Bu itibarla dolandırıcılık suçu yönünden zincirleme suç hükümlerinin uygulanma imkânı bulunmadığı ve buna bağlı olarak zaman bakımından uygulanma imkânı bulunmayan TCK'nın 158/3 üncü maddesinin de uygulanamayacağı kanaatinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne iştirak etmiyoruz. ...