T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1035 Esas KARAR NO : 2025/1695 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/03/2024 NUMARASI : 2019/83 E. - 2024/195 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 35…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1035 Esas KARAR NO : 2025/1695 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/03/2024 NUMARASI : 2019/83 E. - 2024/195 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı aleyhine İstanbul 18. İcra Müdürlüğü'nün ... (eski ...) Esas Sayılı dosyası ile 33.000,00 TL'lik asıl borç olmak üzere toplamda 40.865,00 TL lik kambiyo senetlerine özgü ödeme emrinin tebliğ edildiğini, davacının adresinin marmara ilçesi olduğunu, bu nedenle yetkili icra dairesinin marmara icra müdürlüğü olduğunu, bu nedenle yetkisizlik kararı verilmesini, davaya konu çekin sahte olduğunu, davaya konu ... Bankası-Marmara Şubesi'nin 0072187 seri nolu çekin ve çek vekil eden tarafından ödendiğini, aynı seri nolu çekin sahtesinin 33.000,00-TL olarak bilgi ve imza dışında düzenlenerek piyasaya sürüldüğünü, çek ibrazı sırasında çekin sahte olması yada tahrif olması nedeniyle çekin ödenmediği banka tarafından çek üzerine belirtildiğini, bu çek hakkında Marmara Cumhuriyet Savcılığına 2007/646 Soruşturma nolu dosya ile suçu duyurusunda bulunulduğunu, ancak takipsizlik kararı verildiğini, çeklerin bir kısmının ortaya çıktığını ve davacı tarafından şikayetçi olunduğunu, hatta davaya konu icra takibinin diğer borçlusu ... aynı şekilde aynı seriden başka bir çek için yine sahte çek düzenlendiğini ve tahsil etmek istendiğini, yapılan şikayet sonucunda Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/228 E. Ve 2010/233 K. Sayılı İlamı ile cezalandırıldığını ve kararın kesinleştiğini, davaya konu gerek çek gerekse icra takibinin zamanaşımına uğradığını, icra dosyası ve içindeki çek incelendiğinde zamanaşımının gerçekleştiğini, İstanbul İcra Dairesinin yetkisiz olduğuna karar verilmesi aksi takdirde (sahte çek, sahte imza, zamanaşımı vs.) davalıya borçlu olmadıklarının tespiti ile yargılama giderleri ile avukatlık ücretleri ile birlikte %20 den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, çekin sahte çek olduğunu, zamanaşımına uğradığı açıkça belli olduğundan takibin dava sonuna değin teminatsız olarak durdurulmasını ve takibin iptalini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı her ne kadar dilekçesinde harca esas değeri asıl alacak miktarı olarak belirtmiş ise de davacı tarafından takibin iptali talep edildiğinden davada harca esas değer asıl alacak miktarı değil asıl alacağa işlemiş faiz ve takip masraflarının toplamı kadar olduğunu, davacı tarafından yatırılan eksik harcın tamamlanması aksi takdirde davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, tedbir talebinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, huzurdaki davaya konu takip 20.11.2007 tanzim tarihli 33.000,00-TL bedelli çeke istinaden başlatıldığını, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesini, davacı yanca %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatı talebinde bulunulmuş ise de işbu talebin reddine karar verilmesini, imza incelemesinde öncelikle takibe konu senetlerin tanzim tarihinden öncesine ilişkin borçlunun incelemeye elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak esas alınması gerektiğini, sıhhatli bir sonuç alınabilmesi için, inkar edilen imzanın atıldığı tarihten öncesinde veya mümkün olduğu kadar yakın tarihlerde düzenlenen belgelerde bulunan borçluya ait imzalarla beraber inceleme yapılması gerektiğini, yapılacak inceleme sonucu imzanın borçluya ait çıkması halinde borçlunun takip miktarının %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, verilen sürede eksik harcın tamamlanmaması halinde davanın usulden reddine, yapılacak imza incelemesi neticesinde takibe esas çekteki imzanın davacıya ait olması halinde haksız ve mesnetsiz davanın reddine, imzanın davacıya ait olmaması halinde İİK 72/5 maddesi gereğince davalı aleyhine kötüniyet tazminatı talebinin reddine, dava sonucunda davacı tarafın haksız çıkması halinde iik ilgili hükümleri gereği %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/03/2024 tarih, 2019/83 Esas, 2024/195 Karar sayılı kararıyla; "...Tüm bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; davacı taraf uyuşmazlık konusu çekin sahte olduğunu, davaya konu ... Bankası-Marmara Şubesinin 0072187 seri nolu çekin tarafından ödendiğini, aynı seri nolu çekin sahtesi 33.000,00 TL olarak bilgisi ve imzası dışında düzenlenerek piyasaya sürüldüğünü, çek ibrazı sırasında çekin sahte olması yada tahrif olması nedeniyle çekin ödenmediği banka tarafından çek üzerine belirtildiği, bu çek hakkında Marmara Cumhuriyet Savcılığına 2007/646 Soruşturma nolu dosya ile suçu duyurusunda bulunulduğu belirtilmiştir. Mahkememizce aldırılan 12/02/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda; İnceleme konusu çek üzerindeki keşideci imzası ile şahsın tüm mukayese imzaları arasında grafolojik ve grafometrik usullere göre optik cihazlar kullanılarak ve çıplak gözle yapılan incelemede mukayese imzalarının kendi içinde tutarlı olduğu ancak Marmara Mal Müdürlüğüne verilen imzanın farklı olduğu görülse de bu imzanın özellikleri itibariyle son derece gelişmiş bir imza olup davacı tarafından atılmasının mümkün görülmediği ve muhtemelen bir muhasebe elemanı tarafından atıldığı ve münker imza ile mukayeseler arasında tersim tarzı, istif, eğim, seyir, sürat, baskı derecesi alışkanlıklar gibi unsurlar yönünden farkları bulunduğu cihetle keşideci imzasının ...'nun eli ürünü olmadığı belirtilmiştir. Bu durumda dava konusu çekin davacı tarafından tanzim edilmemiş olması nedeniyle sahte çek olduğu, sahtecilik iddiası herkese karşı ileri sürülebilen defilerden olup çek hamillerinin iyiniyetli olup olmamaları hukuki sonucu deşiştirmeyeceği, yine davalı yanın çeki ciro yoluyla aldığı, yüz yüzelik ilkesinin söz konusu olmadığı, çekteki keşideci imzasının sahte olduğunu bilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle çeki takibe koymakta kötü niyetli veya ağır kusurlu kabul edilemeyeceği anlaşılmakla; davanın kabulü ile, davacının İstanbul 18. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı takip dosyası ve takibe dayanak çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine, davacının kötüniyet tazminatı talebinin şartlar oluşmadığı için reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacının davasının KABULÜ ile, davacının İstanbul 18. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı takip dosyası ve takibe dayanak çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine, davacının kötüniyet tazminatı talebinin şartlar oluşmadığı için reddine, karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Senetlerin tanzim tarihine en yakın tarihli imza asıllarının celbi ile inceleme yapılması gerektiğini, davacının imzalarına haiz ve yerel mahkeme dosyasına alınan alınan belgelerin mukayese açısından elverişli olmadığını, mukayese belgelerin nitelik olarak yeterli olmadığını, sayıca da oldukça az olduğunu, hükme esas alınan 12.02.2024 tarihli raporda açık ve kesin bir şekilde davaya konu senetteki imzanın davacıya ait olmadığına ilişkin kanaat bildirmediğini, 12.02.2024 tarihli ek raporda ''Marmara Mal Müdürlüğüne verilen imzanın farklı olduğu görülse de bu imzanın özellikleri itibariyle son derece gelişmiş bir imza olup davacı tarafından atılmasının mümkün görülmediği'' şeklinde tespitte bulunulduğunu, Davacının çeşitli kurumlardaki evraklara birden farklı imza atmış olduğunu, Uzman bilirkişilerden oluşturulacak kuruldan rapor alınması gerektiğini beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. G E R E K Ç E : Dava, menfi tespit talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İmza incelemesinde öncelikle çekin keşide tarihinden öncesine ilişkin borçlunun karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin belge bulunamazsa daha sonraki tarihli belgeler, karşılaştırmaya elverişli imza örneği taşıyan herhangi bir belge temin edilemez ise borçlunun duruşmada alınan medarı tatbik imza ve yazı örnekleri üzerinden inceleme yapılmalıdır. Sıhhatli bir sonuç alınabilmesi için, inkâr edilen imzanın atıldığı tarihten öncesinde veya mümkün olduğu kadar yakın tarihlerde düzenlenen belgelerde bulunan borçluya ait imzaların celbedilip ondan sonra bilirkişi incelemesi yapılması gerekir. (YHGK 2017/12-328 E-2019/387 K) Davacı dava dilekçesinde, bedeli ödenen çekin sahte şekilde oluşturulduğu ve imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek, menfi tespit davasını açmıştır. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, inceleme konusu çek üzerinde atılı imzanın davacı eli ürünü olmadığı belirtilmiştir.Ancak, hükme esas alınan bilirkişi raporu ve ek rapor incelendiğinde imza incelemesinin çekin düzenleme tarihinden önce ve bu tarihe yakın yeterli emsal imza toplanmadan hazırlandığı, bu yönüyle de bilirkişi raporunun da denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/03/2024 tarihli 2019/83 Esas 2024/195 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Yargılamaya devam olunmak üzere dosyanın, karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Kararı kaldırma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-İstinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talebi halinde davalı tarafa iadesine,5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi'nce verilecek nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 25/12/2025 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.