Başvuru, derneğin kapatılması nedeniyle dernek hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, derneğin kapatılması nedeniyle dernek hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 6/3/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Hint Aseel Hayvanları Koruma ve Geliştirme Derneği (Dernek), Düzce ilinde faaliyet gösteren bir dernektir. Diğer başvurucu Hikmet Neğuç ise adı geçen derneğin kurucusu ve başkanıdır. Başvurucu Hikmet Neğuç kendi adına ve başkanı olduğu derneği temsilen başvuru yapmıştır. Başvuru formunda ifade edildiğine göre Dernek Tüzüğü'nde, derneğin faaliyetlerinden birinin Hint Aseel horozları arasında müsabaka düzenlemek olduğu yer almaktadır. Başvurucunun beyanlarına göre başvuruya konu olaydan önce Dernekte yapılan izinsiz müsabaka ve gösteriler nedeniyle üyeler ve Dernek pek çok kez ceza soruşturması geçirmiştir. Başvurucu Derneğin horoz müsabakası düzenlemek amacıyla yaptığı başvuru, 2012 yılının Nisan ayı içinde Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü tarafından reddedilmiştir. Adı geçen Genel Müdürlüğün red kararında, horoz müsabakası adı altında hayvanların birbirleriyle dövüştürülmesinin 24/6/2004 tarihli ve 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'nda suç olarak tanımlandığı ve ayrıca derneklerin kanunlarca yasaklanan bir fiili gerçekleştirmesinin de4/11/2004 tarihli ve 5253 sayılı Dernekler Kanunu'na göre mümkün olmadığı belirtilmiştir. Bahsi geçen karara rağmen başvurucu Derneğin, binasında horoz dövüşü yaptırmaya devam ettiği polis tarafından rapor edilmiştir. Polis 2013 yılının Şubat ayında bir ve Mart ayında iki ayrı rapor düzenlemiştir. Bu üç rapor üzerine Düzce Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucu ve diğer üç arkadaşı hakkında 5253 sayılı Kanun'a muhalefet suçu nedeniyle ceza davası açılmıştır. Düzce Asliye Ceza Mahkemesi 12/11/2013 tarihinde başvurucu ile birlikte üç arkadaşının ayrı ayrı on ay hapis ve 820 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar vermiştir. Sanıklara verilen cezalar, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile ertelenmiştir. Mahkemeye göre sanıklar, pek çok kez Dernek binasında ring kurarak horoz dövüştürmüşler ve böylece 5199 sayılı Kanun'a aykırı hareket etmişlerdir. Mahkeme, sanıkların eylemlerinin kanunlarda açıkça yasaklandığını ve eylemlerin suç teşkil ettiğini belirtmiş, ayrıca adı geçen Derneğin feshine karar vermiştir.Başvurucunun itirazı Düzce Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmiş ve red kararı 6/2/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvuru 6/3/2014 tarihinde yapılmıştır. A. Ulusal Hukuk 5253 sayılı Kanun’un "Kurulması yasak olan dernekler ve yasak faaliyetler" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmışöyledir: "Dernekler; ... b) Anayasa ve kanunlarla açıkça yasaklanan amaçları veya konusu suç teşkil eden fiilleri gerçekleştirmek amacıyla kurulamaz..." 5253 sayılı Kanun'un "Ceza hükümleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"p) 30 uncu maddenin (b) bendinde belirtilen kurulması yasak dernekleri kuranlar ile bu bende aykırı harekette bulunan dernek yöneticileri fiilleri daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde bir yıldan üç yıla kadar hapis ve elli günden az olmamak üzere adlî para cezası ile cezalandırılır ve derneğin feshine de karar verilir."5199 sayılı Kanun'un "Amaç" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Bu Kanunun amacı; hayvanların rahat yaşamlarını ve hayvanlara iyi ve uygun muamele edilmesini temin etmek, hayvanların acı, ıstırap ve eziyet çekmelerine karşı en iyi şekilde korunmalarını, her türlü mağduriyetlerinin önlenmesini sağlamaktır." 5199 sayılı Kanun'un "Eğitim" kenar başlıklı maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:"Hayvanları başka bir canlı hayvanla dövüştürmek yasaktır. Folklorik amaca yönelik, şiddet içermeyen geleneksel gösteriler, Bakanlığın uygun görüşü alınarak il hayvanları koruma kurullarından izin alınmak suretiyle düzenlenebilir." 5199 sayılı Kanun'un "Yasaklar" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir: "Hayvanlarla ilgili yasaklar şunlardır: a) Hayvanlara kasıtlı olarak kötü davranmak, acımasız ve zalimce işlem yapmak, dövmek, aç ve susuz bırakmak, aşırı soğuğa ve sıcağa maruz bırakmak, bakımlarını ihmal etmek, fiziksel ve psikolojik acı çektirmek." Yargıtay kararlarına göre hukukumuzda bir derneğin cezai olarak sorumlu tutulması mümkün değildir. Başka bir deyişle dernek üyelerinin işlemiş olduğu suçlardan dolayı dernek cezalandırılamaz. Bununla birlikte belli koşulların varlığı hâlinde derneklerin kapatılabilmesi mümkündür. Bir derneğin kapatılabilmesi, o derneğin suç sayılan eylemlerin kaynağı hâline geldiğinin süregelen ve birden çok eylemin varlığının saptanması hâlinde mümkündür. Ancak o takdirde dernek kurucularının asıl amacının dernek faaliyeti olmayıp dernek adı altında suç işlemeye veya ahlaka aykırı çalışmalar yapmaya yasal zemin hazırlamak olduğundan söz edilebilir. Bunun için isnat edilen eylemlerin davalı derneğin bir suçun kaynağı hâline geldiğini göstermeye yeterli kabul edilmesi gerekir (Yargıtay HD, E.2009/494, K.2010/410, 24/02/2011; Yargıtay HD, E.2012/4065, K.2012/4951, 3/05/2012; Yargıtay HD, E.2011/21, K.2011/6226, 20/10/2011). Yargıtay kararlarına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin (12) numaralı fıkrası gereğince itiraza tabi olup temyiz kabiliyeti bulunmadığı gibi asıl mahkûmiyete bağlı olarak verilen derneğin feshi kararının da müstakilen temyizi mümkün bulunmamaktadır (Yargıtay Ceza Dairesi, E.2011/5069, K.2012/901, 19/01/2012).B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Toplantı ve Dernek kurma özgürlüğü" kenar başlıklı maddesi şöyledir: " Herkes barışçıl olarak toplanma ve dernek kurma hakkına sahiptir. Bu hak, çıkarlarını korumak amacıyla başkalarıyla birlikte sendikalar kurma ve sendikalara üye olma hakkını da içerir. Bu hakların kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplum içinde ... suç işlenmesinin önlenmesi,... için gerekli olanlar dışındaki sınırlamalara tabi tutulamaz..." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) feshedilen veya tescil edilmesi reddedilen bir derneğin, temsilcileri aracılığıyla feshi şikâyet eden bir başvuru yapma hakkına sahip olduğuna karar vermiştir (Sındıcatul “păstorul Cel Bun”/ Romanya [BD], B. No: 2330/09,9/7/2013, § 70). Bu alanda AİHM'in içtihatlarında açıkça belirtilen genel ilkeler Türkiye Birleşik Komünist Partisi ve diğerleri/Türkiye (B. No: 19392/92, 30/01/1998) davasında aşağıdaki gibi özetlenmiştir: “ Mahkeme, özerk rolüne ve belli uygulama alanına karşın, maddenin madde ışığında değerlendirilmesi gerektiğini tekrarlar. Düşünce ve bu düşünceleri açıklama özgürlüğünün korunması maddede güvence altına alınan toplanma ve dernek özgürlüklerinin amaçlarından birisidir (diğer kararlar arasında bakınız the Young, James ve Webster / Birleşik Krallık 13 Ağustos 1981 tarihli karar, Series A no. 44, s. 23, § 57 ve the Vogt / Almanya 26 Eylül 1995 tarihli karar, Series A no. 323, s. 30, § 64). Bu, siyasi partilerin çoğulculuğu ve demokrasinin tam olarak işlemesindeki temel görevleri göz önünde tutulduğunda, siyasi partiler bakımından daha çok ilgilidir (bakınız yukarıda paragraf 25). Mahkeme’nin birçok kez söylediği üzere, çoğulculuk yoksa demokrasi de yoktur. Bu nedenle, Sözleşme’nin maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü, ikinci fıkradaki sınırlamalara tabi olarak, sadece hoş karşılanan veya zararsız veya ilgilenmeye değmeyen bir sorun olarak kabul edilen ‘bilgi’ ve ‘fikirler’ için değil, fakat rencide eden, şok eden veya rahatsız eden bilgi ve fikirlere de uygulanır (diğer bazı kararlar arasında bakınız yukarıda belirtilen the Vogt kararı, s. 25, § 52). Faaliyetinin ifade özgürlüğünün kolektif kullanımının bir parçasını oluşturması, siyasi partilere Sözleşme’nin ve maddelerinin getirdiği korumadan bizzat yararlanma hakkı verir ... Demokrasi hiç şüphesiz Avrupa kamu düzeninin temel bir özelliğidir (bakınız yukarıda belirtilen Loizidou kararı, s. 27, § 75). ... Ek olarak, Sözleşme’nin , , ve maddeleri, güvence altına aldıkları hakların kullanılmasına yönelik müdahalenin ‘demokratik bir toplumda gerekli’ olma ölçütü ile değerlendirilmesini gerektirir. Dolayısıyla, bu haklardan herhangi birisine müdahaleyi haklı kılma yeterliliğinde olan tek gereklilik biçimi, ‘demokratik toplum’dan kaynaklandığı iddia edilebilecek olandır. Demokrasinin böylece Sözleşme ile tasarlanmış ve dolayısıyla ve Sözleşme ile uyumlu olan tek siyasi model olduğu anlaşılmaktadır. Sonuç olarak, maddede düzenlenen istisnalar, siyasi partiler söz konusu olduğunda, dar yorumlanmalıdır; sadece ikna edici ve zorlayıcı nedenler bu partilerin dernek özgürlüğüne getirilen sınırlamaları haklı kılabilir. maddenin fıkrası anlamında bir gerekliliğin olup olmadığının değerlendirilmesinde, Sözleşmeci Devletler, hem hukuk, hem de, bağımsız mahkemeler tarafından verilenlerle birlikte bu hukuku uygulayan kararları içine alan, sıkı bir Avrupa denetimine tabi olarak, sadece sınırlı bir takdir marjına sahiptir. Mahkeme halihazırda, hakaret etmekten mahkum olan bir Parlamento Üyesi ile ilgili davada böyle bir denetimin gerekli olduğuna karar vermiştir (bakınız yukarıda belirtilen Castells kararı, s. 22–23, § 42); bu tür bir denetim bir siyasi parti tamamen feshedildiğinde ve liderleri gelecekte benzer biçimdeki herhangi bir faaliyeti yürütmekten yasaklandığında, her şeyden çok gereklidir. Mahkeme denetimini yaparken, görevi, kendi görüşlerini ilgili ulusal makamların görüşlerinin yerine geçirmek değildir, fakat daha ziyade, bu takdir yetkisinin kullanılması kapsamında verilen kararları madde kapsamında incelemektir. Bu, kendisini davalı Devlet’in takdirini makul, dikkatli ve iyi niyetli olarak kullanıp kullanmadığını açığa kavuşturmakla sınırlamak zorunda olduğu anlamına gelmez; şikayet edilen müdahaleye davanın ışığında bir bütün olarak bakmalı ve müdahalenin ‘izlenen meşru amaçla orantılı' olup olmadığını ve ulusal makamlar tarafından gösterilen gerekçelerin müdahaleyi haklı kılmak için ‘ilgili ve yeterli’ olup olmadığını saptamalıdır. Bu incelemeyi yaparken, Mahkeme ulusal makamların maddede yer alan ilkelere uygun olarak standartları uyguladıklarına ve ayrıca, kararlarını ilgili olguların kabul edilebilir bir değerlendirmesine dayandırdıklarına bizzat ikna olmalıdır (aralarındaki farkları dikkate alarak bakınız 23 Eylül 1994 tarihli the Jersild - Danimarka kararı, Series A no. 298, s. 26, § 31).” (Tercüme, Avrupa Konseyi’nin insan haklarına destek fonu) AİHM, yukarıda zikredilen karardan başka ayrıca "demokratik bir toplumda gerekli" ifadesinde kullanılan "gereklilik" kavramının, müdahalenin "zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaca" cevap vermesi ve ulaşılmak istenen meşru amaçla orantılı olması gerektiğini pek çok kararında belirtmiştir (Türkiye Sosyalist Partisi /Türkiye, B. No: 26482/95, 12/11/2003, § 39; Özgürlük ve Demokrasi Partisi (ÖZDEP)/Türkiye, B. No: 23885/94, 8/12/1999, § 43; Refah Partisi/Türkiye, B. No:41340/98, 41342/98, 41343/98 ve 41344/98, 13/02/2003, § 104). AİHM, örgütlenme özgürlüğüne ilişkin verdiği kararlarda bir siyasal parti ile siyasi olmayan bir dernek arasındaki önem bakımından farklılıklar bulunduğunu ve dernek hakkı üzerindeki sınırlama gerekliliğinin çok sıkı denetlenmesine sadece siyasi partilerin hak kazandığını belirtmiştir. AİHM, siyasi amaç ve etkiye sahip dernekler bakımından da denetim düzeyinin, böyle bir etkiye sahip olmayan derneklere göre farklı olacağını kabul etmiştir (Vona/Macaristan, B. No: 35943/10,9/7/2013, § 58). İmzaya açılmamış bulunan 15/10/1978 tarihli Paris Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin (Beyanname) ilgili kısımları şöyledir: " Bütün hayvanlar yaşam önünde eşit doğarlar ve aynı var olma hakkına sahiptirler. Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir. Bu hakkı çiğneyerek onları sömüremezler. Bilgilerini hayvanların hizmetine sunmakla görevlidir. Bütün hayvanların insanca gözetilme, bakılma ve korunma hakları vardır. Hiçbir hayvana kötü davranılamaz, acımasız ve zalimce eylem yapılamaz. ... Hayvanlardan insanların eğlencesi olsun diye yararlanılamaz, hayvanların seyrettirilmesi ve hayvanlardan yararlanılan gösteriler hayvan onuruna aykırıdır. Zorunluluk olmaksızın bir hayvanın öldürülmesi yaşama karşı suçtur."