T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1795 KARAR NO : 2026/495 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08.03.2023 NUMARASI : 2018/1294 Esas 2023/188 Karar DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 26.03.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 26.03.2026 Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08.03.2023 tarih…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1795 KARAR NO : 2026/495 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08.03.2023 NUMARASI : 2018/1294 Esas 2023/188 Karar DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 26.03.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 26.03.2026 Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08.03.2023 tarih ve 2018/1294 Esas 2023/188 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili, davalı .... vekili ve davalılar..... ve ....Şti vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA:Davacı vekili, müvekkili banka ile ....Şti. arasında imzalanan kredi sözlaşmeleri ile kredi kullandırıldığı, işbu kredi sözleşmelerinin .... ve.... tarafından müşterek borçlu/müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, alacağın zamanında tahsil edilememesi sebebi ile tüm borçlular aleyhine Bornova 5.Noterliği'nin 28.04.2014 tarih 10098 yevmiye sayılı ihtarnamenin tebliğ edildiğini, borçlular tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı, İzmir 28.İcra Müdürlüğü'nün 2014/6881 E sayılı dosyası üzerinden genel haciz yolu ile takip, İzmir 28.İcra Müdürlüğü'nün 2014/6331 E.sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip ve İzmir 28.İcra Müdürlüğü'nün 2014/7161 E sayılı dosyası ile rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip işlemleri başlattıklarını, borçlular tarafından takibe itiraz edildiğini, alacak yönünden İzmir 2.ATM'sinin 2016/871 E sayılı dosyasında görülen alacak davası devam etmekte ise de asıl alacak bakımından takibin kesinleştiğini, işbu takip dosyasından borçlularda tüm borcu karşılamaya yetecek kadar haczi kabil mal bulunamadığını, borçlu .....Şti. ile aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettikleri davalılar arasında fiili ve organik bağ bulunduğunu, borçluların mal kaçırmak için muvazaalı olarak ve namı müstear kullanarak faaliyetlerini kanuna karşı hile yaparak bu firmalar üzerinden devam ettirdiklerini tespit ettiklerini, davalılar.... A.Ş. ve.....Şti.'nin tüm malvarlığı üzerine ve şirketin tüm hisseleri ve üçüncü şahısların hak ve alacakları üzerine tebligat yapılmaksızın ve teminat alınmaksızın İzmir 28.İcra Müdürlüğü'nün 2014/6881 E.sayılı dosyasında takip tarihi olan 14.05.2014 tarihi itibariyle 5.442.209,69-TL alacakları için ihtiyati haciz konulmasına, ihtiyati haczin uygulanması için İzmir İcra Müdürlüğüne görev verilmesine, davalı şahıslar hakkında tazmin kararı da verilebileceğinden bu davalılar adına kayıtlı gayrimenkuller ile menkul ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, kredi borçlusu firmanın, muvazaa, kanuna karşı hile ve Namı müstear ile diğer davalılar adı altında faaliyetlerine devam etmekte olduğundan, ve ayrıca 5411 sayılı yasanın bankaya vermiş olduğu yetkiler de göz önüne bulundurularak fazlaya ilişkin tüm alacak ve faiz hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile kredi borçlularının bankaya olan borçlarından şimdilik 500.000,00 TL.'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, mahkeme masraf ve vekalet ücretinin de davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. CEVAP:Davalılar ... A.Ş, ...., .... vekili, davacının dava dışı .....Şti.'ne şirket ortaklarını da müşterek borçlu, müteselsil kefil yaparak vermiş olduğu ticari kredileri, kredi borçlusunun ekonomik dar boğaza girmesi sebebiyle, tahsil edememesi neticesinde şirket ortaklarından ....'ın oğlu ve kayınbiraderi oldukları için aralarında hiçbir organik bağ olmamasına rağmen dava dışı şirketin borçlarından müvekkillerin sorumlu tuttuğunu, davacının müvekkiler ile dava dışı borçlu şirket arasında kurabildiği ... ilişkinin taraflar arasındaki akrabalık ilişkisi olduğunu, müvekkil ....'ın kredi borçlusunun kefili....'ın oğlu, ....'ın da kayınbiraderi olduğunu, müvekkiller ... ve ....'ın davacı ile imzalanan kredi sözleşmesinin tarafı olmadığı gibi kredi borçlusu şirketin ortağı da olmadıklarını, kredi borçlusu şirketin ortaklarının da müvekkil şirket .... A.Ş.'nin ortağının olmadıklarını, müvekkiller ile dava dışı borçlu şirket ve ortakları arasında akrabalık ilişkisi dışında hiçbir ilişkinin olmadığını, açıklanan sebeplerle, yerel mahkemenin davacının ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin kararının yasal düzenlemeye uygun olduğunu, bu nedenle davacının itirazının reddedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar.....Şti. ve .... vekili, davacının 5.442.209,69 TL.sı alacağı olduğu iddiasıyla ihtiyati haciz talep ederken esasa ilişkin alacak miktarını 500.000,00 TL olarak belirttiğini, davacının davasının gerçek değerinin 500.000,00-TL olmadığının açıkça belli olduğunu, öncelikle davacının davasının niteliğinin tespit edilmesi gerektiğini, belirsiz alacak davası mı, yoksa kısmı dava mı olduğunun belirlenmesinin gerektiğini, davacının her nasılsa davalı müvekkilleri ......Şti. ve şirketin ... ortağı ....'u da 30 yılı aşkın süredir varlığını sürdüren ve temeli ....'un ailesine dayanan işletmeyi de banka borçlusu ...'ın kurduğunu iddia ederek davaya dahil ettiklerini, davalı müvekkil ...'un annesi ....'un 1988 yılında ... . ünvanı ile ... Sk.No..... adresinde faaliyete başladığını, 1976 doğumlu ...'un 1996 yılında annesinin yanında sigortalı çalışmaya başladığını, 2006 yılında annesinin emekliye ayrılmasıyla işletme sahibi olarak devam ettiğini, 2015 yılında "... .." ünvanlı firma ile ithalat yapmaya başlayan ....'un önce 11.04.2018 tarihinde "...." ünvanı ile ticaret siciline tescil olduğunu, akabinde 25.04.2018 tarihinde nevi değişikliğiyle ".....Şti.""nin kuruluşunun gerçekleştirildiğini, davacı bankanın, davalı müvekil ....Şti.'nin ... firmasının ortağı olan ... ve oğlu diğer davalı ... tarafından yönetildiği iddialarının gerçeği yansıtmadığını, salt işyerinin arka kapısı, davacı bankanın borçlusu .....'ın oğlu ....'a ait işletmeyle aynı yere bakıyor diye, davalı müvekkile ait şirketin .... ve oğlu .... tarafından yönetildiğinin iddia edilmesinin kabul edilemiyeceğini, salt davacının borçlusunun oğlu ile aynı yere açılan kapısı var diye, davalı müvekkilin komşusunun babasının borcundan sorumlu olduğunun düşünülmesinin hiçbir yasal düzenlemeyle bağdaşmayacağını, davacının, diğer davalı şirket ile birlikte davalı müvekkil şirketin tüm malvarlığı, tüm hisseleri ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ve diğer davalı şahıslar ile müvekkil ....'un adına kayıtlı gayrimenkul, menkul mallar ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ettiğini, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun "İhtiyati Haciz Şartları" başlıklı 257.maddesine göre; ihtiyati haciz kararının ancak borçlu hakkında talep edilebileceğini, davalı müvekkillerin banka borçlusu olmadıklarını, usule ilişkin itirazlarının değerlendirilmesiyle davacının davasının hukuki yarar yokluğundan reddine, mahkeme aksi kanaatteyse davanın esestan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...., kendisinin geçmişte ... şirketinde çalıştığını, şirket iflas edince çeşitli firmalarda çalıştığını, bir dönem iş kurduğunu, bu işte irmasına mal satıp ordan mal aldığını, daha sonra kapattığını, davacının "Yeni kurulan ... .. A.Ş.ne eski....firması çalışanı ...'in soy isminin verilmesi" şeklinde söylediğini, şirketi ....'ın kurduğunu, kendi soyadından dolayı...olmasının benzerlik olduğunu, şirketin şimdiki sahibinin ... olduğunu, ikisini de tanıdığını, kendilerini uzun yıllardık tanıdığını, uzun yıllar yanlarında çalıştığını, desteklerini gördüğünü, işyeri olduğu zaman .... firmasıyla ticari ilişkisinin de olduğunu, bu nedenle banka hesaplarında .... ve ...'ın hesabına para gönderdiğini, bankanın kendisine ait banka hesaplarının izni olmadan incelenmesi ve dava dosyasına konmasını anlayamadığını, her ne kadar hesaplarında açıklanamayacak bir durum olmasa da, sorumluların cezalandırılmasını istediğini, eski patronu ....'ın kendisinden hiçbir zaman kendisi için işyeri kurmasını istemediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, aralarında akrabalık ve iç içe geçen ticari faaliyetleri nedeniyle organik bağ bulunan davalılar ... . Şirketi, ... ve ... ...'ın, dava dışı.... ve .... ile birlikte, dava dışı asıl kredi borçlusu .... Şti tüzel kişiliğine sağlanan krediyi, muvazaalı işlemler ile kendi şirketlerine ve adlarına aktarmak ve mal edinmek suretiyle kredi borcunu ödemedikleri, bu kapsamda talep edilen 500.000,00-TL kredi borcundan asıl borçlu şirket ile birlikte sorumlu oldukları gerekçesiyle iş bu davalılar hakkında açılan davanın kabulüne, diğer davalılar ....Şirketi, ... ve .... hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili, davalı .... vekili ve davalılar .... ve .....Şti vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili, dosyaya sunulan kartvizitler, hesap hareketleri, SGK kayıtları, davalı şirketlerin resmi internet sayfaları ve alınan bilirkişi heyet raporları ile asıl borçlu firma ile davalılar arasında fiili ve organik bağ bulunduğunun tespit edildiğini, bilirkişi raporunun sonuç kısmında davalılar, .... Şti'nin nin ortak ve çalışanlarının....,....., .... ve ...'in aynı sektörde, aynı faaliyet konusunda birbirleriyle yakın adreste faaliyet gösterdikleri, aynı isim ve telefon numarasını (... elektrik) kullanmak suretiyle kartvizit kullandıkları, dava dışı ....Şti. ve şirketin hakim ortağı ... ile davalılar arasındaki yakın ilişkinin (.... oğlu, .... kayınbiraderi, .... tarafından hesabına EFT yapılan .... ise eşidir), 3.kişiler nezdinde davalılar ile ... bir ekonomik bütünlüğün var olduğu ve devam ettiğinin göstergesi olduğu, yönetimsel özdeşlik bulunduğu yönünde kuvvetli bir algı oluşturduğu ayrıca, dava dışı şirketle davalıların faaliyet alanlarında büyük oranda kesişme bulunduğu, dava dışı ...... ltd. isimli şirketin hakim ortağının çoçukları ve eski çalışanları ile kurulan davalı firmaların birbirleri ile ticari faaliyete devam ettikleri, bu durumda da, özellikle dışarıya karşı özdeş firmalar olduğu yönünde inanç ortaya konulmaya, dava dışı şirketin devamı niteliğinde faaliyetin sürdürülmeye çalışıldığına yönelik kanı oluşturduğu, davalı ....'in ...' ın ortağı olduğu diğer davalı... A.Ş. den aldığı mala ilişkin gelen bedeli, dava dışı.... ltd.nin hakim ortağı ....' ın eşi....' a göndermesinin bankaların yasal takipli müşterisi olan ....'ın hesaplarının blokeli olmasından dolayı ve taraflar arasındaki ilişkinin gizleme çabası olarak değerlendirildiği, yani organik bağ bulunduğuna dair kuvvetli bir gösterge olduğu, .... firması adına yapılan tahsilatların ....’ın tüm banka hesaplarının takipli/blokeli olması nedeni ile eşi ve oğlunun hesaplarına aktardığı ve ....'in bu işlemlere bizzat aracılık ettiğini, ....'in hem ... firması hem de .... Firması yetkililerini uzun yıllardan beri tanıdığı, desteklerini gördüğü hatta bir dönem hem bu firmalarda ve bu firmalarla çalıştığı yönündeki ikrarları göz önüne alındığında, kendisinin dava konusu işlem tarihinde hangi firmada çalıştığı, açtığı iddia edilen işyerinin ünvanı, faaliyet konusu, ticari defterleri ve hesaplarında başkaca alış-veriş /para gönderim işlemi olup olmadığı vb. hiçbir husus incelenmeksizin salt beyanın yeterli görülerek karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı firma ile borçlular arasındaki bağın basit bir ticari alım-satım ilişkisinin çok ötesinde olup, müvekkil kurum tarafından sunulan somut delillerin görmezden gelindiğini, müvekkil kurumun, davalıların aynı yerde, aynı iş kolunda ve ... firmasının eski çalışanları ile faaliyet gösterdikleri yönündeki iddiaların, bizzat davalıların cevap dilekçeleri ile beyan ve ikrar edildiğini, ....'un yetkilisi olduğu.... firmasının ... adına kartvizitler bastırıldığı ve kartvizitlerin ....'ın 01.01.2012-31.12.2014 tarihleri arasındaki çalışma kaydına istinaden bastırıldığı davalı şirket tarafından da kabul ve ikrar edildiğini, bir an için ....'ın 2012-2014 yılları arasında çalıştığı düşünülse dahi haciz işlemlerinin 2018 yılında yapıldığı göz önüne alındığında neden 4 yıl sonra dahi bu kartvizitlerin muhafaza edildiğinin açıklanamadığını, kartvizitte yer alan iletişim adreslerinin .... firmasının halihazırda kullanmakta olduğu resmi iletişim bilgileri olduğu göz önüne alındığında, şirketin ticari bilgilerinin usulsüz kullanılması ve 3. Şahıslar yönünden yetkili temsilci izlenimi doğuracak belgelerden olması nedeni ile söz konusu işlemler nedeni ile ilgililer hakkında herhangi bir şikayet ve/veya dava olup olmadığı müvekkil kurum adına sorulmuşsa da bu hususta da davalı taraflarca herhangi bir açıklama yapılamadığını, yine .... Şti.'nin yetkilisi ... adına neden kartvizit bastırıldığı tespit edilerek, sayın mahkeme dosyasına ibraz edilmişse de söz konusu kartvizitlerin neden bastırıldığı davalı firma tarafından hiçbir açıklama yapılmadığı ve herhangi bir çalışma kaydı da sunulamadığını, .... yetkilisi ....'ın İstanbul Bilgi Üniversitesi'nden mezun diğer oğlu ....’ın sosyal iş ağı ve iş arama platformlarında yer alan bilgileri arasında 2016 aralık tarihinde ... elektrik firmasında çalıştığını, mahkemece borçlunun şahsi kullanımına tahsis edilmiş olan .... Marka ... ekran televizyonun ... firmasına ait olmasını basit bir ticari alım-satım olarak değerlendirildiğini, 30 yıldır faaliyet gösteren firmanın, tv hediye ettiği başkaca firma bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, söz konusu hediyenin hangi firma ile gerçekleştirilen ticaret hacminden kaynaklandığının araştırılmadığını, ... ....'un ..... Şti. Firmasından 31.12.2014 tarihinde 21.000,46 TL bedelle satın aldığı forklift'i, ...A.Ş.'ne 03.02.2015 tarihinde yaklaşık 1 ay gibi bir süre sonra ve yine aynı bedelle satmış olmasının nedeninin davalı taraflarca açıklanamadığını belirterek kararın kaldırılarak, davanın tüm davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmesini yapılacak istinaf incelemesine kadar davalıların mal kaçırma riski bulunduğundan davalılar ...., ... ve .... şti yönünden teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, davacı bankanın borçlusu ...'ın davalı müvekkilinin ablasının eski kocası olup, davalı müvekkilinin 2006 yılından bu yana, aileden kaynaklanan mecburiyetler dışında karşılaşmadığı eski eniştesi ... ile birlikte iş yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kendisinin dava dışı borçlu.... arasındaki ... ilişkinin dava dışı diğer borçlu ....A.Ş.'nde yaklaşık 2 yıl süreyle çalışmış olmasından ibaret olduğunu, müvekkilinin dava dışı borçlu ... ..A.Ş.'nde, 2004-2006 yıllarında, yaklaşık 2 sene çalıştığını, dava dışı borçlu şirketin davacı bankadan çektiği kredilerin 2013 tarihli olduğu dikkate alındığında, şirketin infisahı sürecinde orada çalışmayan davalı müvekkilinin neredeyse 10 yıl önce çalıştığı şirketin kredi borçlarından sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, yargılama sürecinde davalı müvekkili ile dava dışı borçlular ... ve ....A.Ş. arasında, herhangi bir para transferi tespit edilmediğini, davalı müvekkilinin hiçbir zaman dava dışı borçluların nam-ı müstearı olmadığını, müvekkilinin hayatı boyunca yaptığı her işi kendi adına yaptığını, davalı müvekkilinin hiçbir zaman dava dışı borçlu şirketin ortağı olmadığını, davalının 2015 yılında kurduğu ... .. . .Şirketi'nin kuruluş sermayesinin eşine kalan mirastan geldiğini, dava dışı ....Şti.'nin davacı bankaya olan borcunun kaynağının, 21.07.2010 ve 15.10.2013 tarihleri arasında toplam 3 yıllık süreçte, bankadan aldığı krediler olup, dava dışı borçlu şirketin davacı bankaya olan toplam borcunun dava tarihi 01.11.2018 tarihi itibariyle 13.906.674,12.-TL, inceleme tarihi 23.05.2022 tarihi itibariyle 18.533.830,58 TL olduğunu, oysa davalı müvekkilin geliri ve birikimlerinin, eşine kalan mirasa rağmen dava dışı borçlu şirketin davacı bankadan çektiği kredi tutarına ulaşmadığını, bilirkişi raporlarına itirazlarının dikkate alınmadığını, yoruma dayalı bilirkişi raporlarının tanzim edildiğini, bilirkişi incelemesiyle; dava dışı borçluların borcun oluştuğu tarihten itibaren kayıt ve belgeleri incelenerek, davalı müvekkil ... ile dava dışı borçlular arasındaki ticari ilişkinin dönemsel olarak dökümü, ticari faaliyet alanı, şirket merkezlerinin birlikte faaliyet gösterip göstermedikleri, kamuoyuna yönelik her iki şirketin aynı grup şirketi gibi gösterilerek yazılı ve görsel internet ortamında beyanda bulunulup bulunmadığı, dava dışı şirket tarafından borçlularından mal kaçırma amacıyla şirket aktiflerinin davalı lehine azaltıcı işlemler yapılıp yapılmadığı, aralarındaki alacak ve borçlandırma işlemlerinin muvazaalı olup olmadığı hususlarının bilirkişilerce araştırılarak buna göre rapor düzenlenmesi gerektiğini, bilirkişi heyeti raporunun hüküm kurmaya elverişli bir inceleme yapmadığını, denetime açık bir rapor alınmadığını, bilirkişi heyeti raporlarında ".... ile....'ın ... adına kartvizit bastırması, bu kartvizitlerin....'te çalışmaları nedeniyle bastırıldığının savunulmasına karşılık ... ...'te çalıştıklarını ispatına yarayan herhangi bir belge sunulmadığı," belirtilmesine rağmen dosyada mübrez olan bu kayıtlar ve yerel mahkeme ara kararı gereği SGK İl Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere yanıtının dosyaya girdiğini, davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddi kararının istinaf dairesince yaklaşık ispat şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle reddedildiğini, ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin karardan sonra Yerel Mahkeme dosyasına, davacı yanın davasını ispatlayacak nitelikte herhangi bir delil eklemediğini, dosyada mübrez tüm deliller ve bilirkişi raporları incelendiğinde müvekkili .... ile dava dışı borçlular ....ve ....Şti. arasında herhangi bir para nakli olmadığı, davalı müvekkil tarafından kendi adına ve fakat dava dışı borçlular namına hiçbir işlem bulunmadığını, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesince de 14.02.2020 tarihli kararında, taraflar arasında fiili ve organik bağ olduğuna dair yaklaşık ispat şartının yerine getirilmediğinin belirtildiği, asıl olanın, dava dışı borçlular ile müvekkili arasında herhangi bir irtibat olup olmadığının belirlenmesi olduğunu belirtmiştir. Davalılar ....ve.... Şti vekili, dava dışı borçlu şirket ile davalıların ticari kayıtlarının ve müşteri portföylerinin incelenerek aralarında herhangi bir para transferinin olup olmadığı araştırılmaksızın eksik inceleme ile hatalı karar verildiğini, davalı müvekkillerle dava dışı borçlu şirket ve ortakları arasında muvazaaya dayalı bir ilişki olup olmadığını anlayabilmek açısından; dava dışı şirketin faaliyet alanı, ticaret hacmi, müşteri portföyü, istihdam edilen kişiler, para transferleri vs gibi borçlu şirketin genel yapısı ile müvekkil şirketin karşılaştırılması gerektiğini, yerel mahkemece dava dışı borçlu şirket kayıtları ile müvekkillerin kayıtlarını incelenerek karşılaştırma yapılmadığını, dava dışı ...Şti'nin bakır elektrik kablo imalatı ve toptan satışı yaptığını,.... A.Ş'nin ise elektrik malzemeleri perakende ticareti yaptığını, her iki şirketin işkolunun aynı olmadığını, iki şirketin işkolu, sermayeleri, ciroları ve vergi miktarları karşılaştırıldığında dava dışı borçlu şirketin kendi işlerini bu şirket üzerinden yürütmediğinin çok net ortada olmasına rağmen yerel mahkemece aralarında organik bağ bulunduğu kanaatine varıldığını,..... A.Ş.,... sokak No.... adresinde bulunan dükkanda kurulduğunu, davacı tarafın iddia ettiği gibi dava dışı borçlu şirket ile aynı adres kurulmadığını, dava dışı borçlu şirketin 2007 senesinde kısa bir süre için bulunduğu adresi ile 2015 senesinde kurulan müvekkil şirketin adresi aynı olmayıp sadece aynı plazada bulunduğunu, dava dışı borçlu .....Şti bünyesinde çalışan personelden sadece 4 kişinin çeşitli zamanlarda ....A.Ş.'de çalıştığını, dava dışı borçlu şirketin bünyesinde çalışan ortalama 150-200 personel arasından sadece 4 kişinin kısa sürelerle .... A.Ş.'de çalışmış olmasının firmalar arasında organik bağ bulunduğuna delalet etmeyeceğini, birkaç işçinin borçlu şirketten ayrılıp davalı şirkete girmiş olmasının istisnai olan perdenin aralanması teorisini bu duruma uygulama imkanı sağlamayacağını, dava dışı borçlu şirketin almış olduğu ticari kredilerden ötürü dava tarihi itibariyle davacı bankaya yaklaşık 14 milyon TL borcu bulunduğunu, müvekkili şirket ... A.Ş.'nin iş hacmi dosyaya gelen kayıtlardan ortaya çıkmışken, şirketler arasında ne faaliyet konularında benzerlik ne bankadan para transferleri ne de ticari işlerin birbirlerine karıştırıldığı yönünde hiçbir emare yokken; dava dışı borçlu şirketin alacaklılarından para kaçırmak için davalı şirketi kurmuş olduğu, iki şirket arasında organik bağ olduğu şeklinde nasıl kanaate varıldığını anlayamadıklarını, müvekkil ....'ın bu davada taraf olarak bulunmasının ... sebebinin dava dışı borçlu şirketin ortaklarından ....'ın oğullarından biri olması ve davalılardan dayısı ....'ın kurduğu ve sonrasında hissesini yeğenine sattığı davalı şirketin ortaklarından biri olması olduğunu, dava dışı borçlu şirketin iki ortağı ve bu ortakların 2'şer çocukları varken nedense işbu dava baba-oğul ilişkisi sebebiyle sadece müvekkil .... aleyhine açıldığını, babasının ortak olduğu şirketin batması sebebiyle bu şirketin borçlarından davalı oğlunun sorumlu tutarak tüm geleceğini ipotek altına almanın hatalı olduğunu, babasının yanında çalışırken elektrik kablo üretimi ve toptan ticareti konusunda bilgi sahibi olan müvekkilinin babasının işleri bozulduktan sonra bir süre abisi ... ile birlikte o dönem dayısı ....'ın müdürü olduğu ....Şti.'nde led aydınlatma ürünlerinin pazarlamasında sigortasız olarak sattığından prim alarak çalıştığını, bu esnada müvekkil ve abisi adına kartvizit basılmış olup bilirkişi heyetinin anlaşılması mümkün olmayan bir şekilde bu kartvizitlerden ötürü borçlu dava dışı şirket ile davalılardan ... arasında organik bağ olduğuna kanaat getirdiklerini, dayısı ... ile ilk kez.....Şti.'de perakende satış işlerinde çalışma tecrübesi yaşayan müvekkilinin dayısının kendi şirketi olan... A.Ş. kurduktan sonra onunla bu şirkette çalışmaya devam ettiğini, dayısı ....'ın kurucusu olduğu... A.Ş.'de çalışmaya başladıktan 15 ay kadar sonra şirketteki dayısının hissesini alarak ... başına çalışmaya devam etmiş ise de dayısının desteğini yitirdikten sonra kendi başına şirketin devamını sağlayamadığını, yargılamada davacı taraf iki kez davalıların mal varlığı üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmesine karşın, istinaf dairesince ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat şartının dahi yerine getirilmediğine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesinin 14.02.2020 tarihli kararında belirtildikten sonra davayı ispatlayacak nitelikte başkaca hiçbir belge ve evrak dosyaya girmemiş olmasına rağmen yerel mahkemece, sadece davacının soyut iddialarına destek veren zorlayıcı bir yorum ile hazırlanan bilirkişi raporuna itibar ederek, bu raporlara itirazlarının dikkate alınmadığını, iki şirket arasında ekonomik bütünlüğün olup olmadığı tetkik edilirken şirket ortak ve yöneticilerinin aynı kişilerden oluşup oluşmadığı, faaliyet alanlarının aynı veya benzer olup olmadığına bakılması gerektiğini, müvekkili ....'ın davacı ile imzalanan kredi sözleşmesinin tarafı olmadığı gibi kredi borçlusu şirketin ortağı da olmadığını, kredi borçlusu şirketin ortaklarının da müvekkili.... A.Ş. 'nin ortağı olmadığını belirtmiştir. GEREKÇE : Dava, nam-ı müstear, muvazaa ve davalılar ve dava dışı şirket arasındaki organik bağ nedeniyle tüzel kişilik perdesinin kaldırılması suretiyle alacağın tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davalılar..... A.Ş, .... ve ... hakkında açılan davanın kabulüne; davalılar ..... Şti, .... ve ...hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı banka vekili, davacı banka tarafından dava dışı asıl borçlu .... A.Ş'ne kredi kullandırdığı, kredilerinin kefilinin dava dışı şirket ortakları .... ve ... oldukları, borçlu ... Şirketi ile davalılar arasında fiili ve organik bağ bulunduğu, kredi borçlularının mal kaçırmak maksadıyla muvazaalı olarak ve namı müstear kullanarak davalı firmalar üzerinden faaliyetlerine devam ettiği iddiasıyla tüzel kişilik perdesinin kaldırılması suretiyle alacağın tahsilini istemiştir. Mahkemece bankacı bilirkişiden alınan raporda, davacı bankanın asıl borçlu dava dışı .... Şirketinden dava tarihi itibariyle asıl alacak, işlemiş faiz ve ferileri olarak toplam 13.906.674,12-TL; inceleme tarihi itibariyle ise toplam 18.533.830,58 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, yine mahkemece alınan bilirkişi asıl ve ek raporlarıyla kredi borçlusu dava dışı şirketin, .... ve ..... isimli iki ortağa ait olduğu, bu kişilerin aynı zamanda kredi sözleşmelerinde kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğu, davalı .... Şirketi'nin ortaklarının ise davalı .... ve davalı .... olduğu, davalı ...'ın kredi borçlusu dava dışı şirketin ortağı ve müteselsil kefili olan dava dışı...'ın kayınbiraderi ve aynı zamanda kredi borçlusu dava dışı şirketin eski çalışanı olduğu, davalı ...'ın ise, dava dışı ....'ın oğlu olduğu, bu şekilde aralarında akrabalık ilişkisi bulunan ve iç içe geçen ticari faaliyetleri nedeniyle organik bağ bulunan davalılar ... . Şirketi, ... ve ...hakkında açılan davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Davalı .... Şirketi'nin ise davalı ... tarafından 2010 yılında kurulduğu ve kuruluşundan bu yana, asıl borçlu şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren iki ayrı bağımsız şirket olduğu, davalılar .... ve ...'a ait kartvizitlerde davalı .... .. Şirketi'ne ait telefon numaraları yazılı olması ve yine dava dışı asıl borçlu şirket ortağı ...'a ait evde yapılan haciz sırasında, davalı.... Şirketi adına faturalı bir adet televizyona rastlanılmış olmasının, aralarında alım-satım ilişkisi dışında, ticari faaliyeti bulunmayan davalı şirket ile asıl borçlu şirket arasında organik bağ bulunduğuna veya bu şirketin asıl borçlu şirkete sağlanan kredinin mal edinilmesinde aracılık ettiğini göstermeyeceği, yine dava dışı asıl borçlu şirketin eski çalışanı olan davalı ....'in mal satışı nedeniyle davalı ... A.Ş tarafından havale edilen 40.000,00-TL ile 29.233,00-TL'nin dava dışı kredi kefili ....'ın eşi ....'a ve ....'a EFT yolu ile göndermesinin ... başına davalının, dava dışı asıl borçlu şirket tüzel kişiliğini perdelemek suretiyle dava dışı asıl borçlu şirkete sağlanan kredinin, diğer davalılara aktarılmasına bilerek ve isteyerek aracılık ettiğini ispata yeterli olmadığı gerekçesiyle davalılar .... Şti, .... ve ...... hakkında açılan davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Öğreti ve uygulamada kabul edilen tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi, bazı şartların varlığı halinde, tüzel kişilik ve mal ayrılığı ilkesi dikkate alınmadan mevcut tüzel kişiliğin arkasına saklanan gerçek veya tüzel kişinin borçtan sorumlu tutulmasını ifade etmektedir. Mal varlığının bağımsızlığı ve sınırlı sorumluluk ilkelerinin istisnası olan tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir.Uygulamada, perdenin aralanma teorisi, şirketlerin aralarında organik bir bağ bulunması sebebiyle özdeşleştikleri veya ortak ile tüzel kişi adlarının, malvarlıklarının, organizasyonlarının, faaliyet alanlarının, faaliyet konularının, personelinin, banka hesaplarının, mallarının ve ticari defterlerinin bir birine karıştırıldığı veya aynı olduğu durumlarda uygulanabilir. Şirketler arasında organik bağ olduğunun kabulü için her iki şirket arasında sıkı ticari ilişki olması, şirketler arasında mal ve para transferinin bulunması, bu itibarla genellikle borçların dava dışı şirket üzerine bırakılarak gelirlerin paravan olarak kurulan şirkete aktarılması, her iki şirket arasında karşılıklı para ve borç transferinin yapılması, her iki şirketin faaliyet alanları ve müşteri portföylerinin aynı olması, şirketler arasında demirbaş veya personel aktarımının yapılması, bu şekilde şirketler arasında iktisadi bütünlük olduğunun ispatlanması gerekmektedir. Bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı açıkça ortaya konulduğu durumlarda başvurulmalıdır. Tüm bu hususlar ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlık yönünden mahkemece alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde yapılan incelemelerin yetersiz olduğu sonucuna varılmıştır. Mahkemece konusunda uzman sektör bilirkişi, şirketler hukuku alanında uzman hesap bilirkişisi ve SMMS bilirkişisinden oluşacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla dava dışı asıl borçlu şirket ile davalı şirketlerin tüm kayıtlarının borcun oluştuğu tarihten itibaren incelenerek özellikle davalı şirketler ile dava dışı şirket arasındaki ticari ilişkinin dönemsel olarak dökümü, ticari faaliyet alanı, şirket merkezlerinin birlikte faaliyet gösterip göstermedikleri, kamuoyuna yönelik her iki şirketin aynı grup şirketi gibi gösterilerek yazılı ve görsel internet ortamında beyanda bulunup bulunmadığı, özellikle dava dışı şirket tarafından borçlulardan mal kaçırma amacıyla şirket aktiflerini davalı şirketler lehine azaltıcı işlemler yapılıp yapılmadığı, aralarındaki alacak ve borçlandırma işlemlerinin muvazaalı olup olmadığı araştırılarak, şirketlerin faaliyet alanlarının, müşteri portföylerinin ve malvarlıklarının iç içe geçmesi birbirine karışması, bir şirketin ticari defterlerinin yada ticari sır kabul edilen belgelerinin diğer şirkete ait işyerinde bulunması, ikisinde de aynı ticari defterlerin kullanılması ve ortak hesap yapılması (... merkezden idare edilmesi), şirketin yada ortağın üçüncü kişileri aldatacak şekilde kendi kişilikleri ile tüzel kişiliğin aynı olduğu izlenimini vermesi, bu kapsamda birbirlerinin tanıtımlarını yapmaları, aynı tüzel kişilikmiş gibi anlaşılacak benzer isimleri ve logoları kullanmaları, bu şekilde dışarıya karşı ... bir tüzel kişilikmiş gibi intiba yaratmaları, şirketlerin aynı konuda faaliyet göstermeleri tüzel kişilik kavramının arkasına sığınarak, art niyetli davranışlarda ve zararlandırıcı faaliyetlerde bulunulup bulunulmadığı da araştırılarak alınacak bilirkişi kurulu raporu ve toplanacak tüm deliller doğrultusunda sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Davacı vekili, davalı ... vekili ve davalılar ....ve .....Şti vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.03.2023 tarih 2018/1294 Esas 2023/188 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına 5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, 6-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.