Başvuru, kazai rüşt kararının zamanında alınmadığı belirtilerek atama işleminin yapılmaması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kazai rüşt kararının zamanında alınmadığı belirtilerek atama işleminin yapılmaması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 9/3/2020 tarihinde yapılmıştır. Birinci Bölüm İkinci Komisyon tarafından 25/10/2023 tarihinde başvurucunun şikâyetleri adil yargılanma hakkı ve özel hayata saygı hakkı kapsamında değerlendirilmiştir. Başvuru, adil yargılanma hakkı kapsamında makul sürede yargılanma hakkı yönünden başvuru yollarının tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemez bulunmuştur. Özel hayata saygı hakkı yönünden ise başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla ulaşılan bilgi ve belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: 15/8/1995 doğumlu olan başvurucu, Yozgat'ta bulunan Atatürk Anadolu Sağlık Meslek Lisesi, Acil Tıp Teknisyenliği Bölümünden 14/6/2013 tarihinde mezun olmuştur. Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS)-2013/1 sayılı yerleştirme sonuçlarına göre Sağlık Bakanlığının mülga Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna (İdare) sağlık memuru olarak yerleştirilen başvurucunun kazai rüşt kararının tercih işlemlerinin son günü olan 3/7/2013 tarihi itibarıyla alınmadığı gerekçesiyle 26/7/2013 tarihinde atamasının yapılmamasına karar verilmiştir. Başvurucu, bu işlemin yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle Ankara İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu, İdareye atama için başvurduğu tarih itibarıyla kazai rüşt kararının bulunduğunu ve ergin olduğunu, yerleştirildiği kadroya atanmaması işleminin hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. İdare Mahkemesi 6/11/2013 tarihli kararıyla işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Memuriyete girişte yaş" kenar başlıklı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Bir meslek veya sanat okulunu bitirenler en az 15 yaşını doldurmuş olmak ve Türk Medeni Kanununun 12 nci maddesine göre kazai rüşt kararı almak şartiyle Devlet memurluklarına atanabilirler." şeklindeki hüküm hatırlatılmıştır. Bu bağlamda kazai rüşt kararının devlet memurluğuna atanmada aranan bir şart olduğu ve atama işlemi sırasında başvurucunun bu şartı taşıdığı vurgulanarak İdarece bu şartın dışında tercih sırasında kazai rüşt kararının alınmadığı gerekçesiyle atama işlemini gerçekleştirmemesinin hukuka uygun olmadığı belirtilmiştir. Akabinde İdare Mahkemesi aynı gerekçeyle 31/12/2013 tarihinde dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. İdare bu karara karşı temyiz başvurusunda bulunmuştur. Temyiz dilekçesinde İdare, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından yayımlanmış olan KPSS-2013/1 sayılı Tercih Kılavuzu'nda yer alan " Başvurma Genel Şartları" başlığının (b) maddesine göre işlem tesis edildiğini belirtmiştir. İdare, anılan maddede "Bir meslek veya sanat okulunu bitirenler en az 15 yaşını doldurmuş olmak ve Türk Medeni Kanununun 12’nci maddesine göre kazai rüşt kararı almak şartıyla Devlet memurluklarına atanabilirler. Kazai rüşt kararının tercih işlemlerinin son günü itibariyle alınmış olması gerekmektedir." şeklindeki düzenlemenin yer aldığını, başvurucunun tercih işlemlerinin son günü itibarıyla kazai rüşt kararının bulunmadığını ifade ederek İdare Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Danıştay Onikinci Dairesi (Daire) 14/4/2015 tarihli kararıyla İdare Mahkemesi kararının usule ve hukuka uygun olduğunu belirterek İdarenin temyiz talebinin reddine ve anılan kararın onanmasına karar vermiştir. İdare bu kararın düzeltilmesini talep etmiş, karar düzeltme dilekçesinde temyiz dilekçesindeki iddialarını yinelemiştir. Daire 5/10/2018 tarihinde karar düzeltme talebini kabul ederek bu kez İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermiş; kararın gerekçesinde, kazai rüşt kararının tercih işlemlerinin son günü itibarıyla alınmış olmasına yönelik gerekliliğin kılavuzda yer aldığı, başvurucunun ise tercih işlemlerine son başvuru tarihi olan 3/7/2013 tarihinden sonra 11/7/2013 tarihinde kazai rüşt kararı aldığını ifade ederek İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olmadığını belirtmiştir. İdare Mahkemesi, Dairenin bozma kararına uyarak aynı gerekçeyle 13/3/2019 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Bu karar üzerine 14/3/2019 tarihi itibarıyla başvurucunun görevine son verilmiştir. Başvurucu bu karara karşı temyiz başvurusunda bulunmuştur. Temyiz dilekçesinde başvurucu, yaklaşık beş yıldır sağlık görevlisi olarak çalıştığını, buna göre geleceğini planladığını ve düğün arifesinde olduğunu belirtmiş; atanmama işleminin hukuka aykırı olduğu yönündeki iddialarını yinelemiştir. Sonuç olarak İdare Mahkemesinin 13/3/2019 tarihli kararına karşı yapılan bu temyiz başvurusu Dairenin 19/6/2019 tarihli kararıyla reddedilerek İdare Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. Başvurucu, bu kararın düzeltilmesini talep etmiş; Daire karar düzeltme talebini 7/11/2019 tarihinde reddetmiştir. Nihai karar 12/2/2020 tarihinde başvurucu tarafından öğrenilmiştir. Öte yandan devam eden süreçte Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü "kazâî rüşt kararı ile atanan personel" konulu Bakanlık oluru ile bahse konu personelin görevlerine devamının sağlanması ve ilgililer hakkında devam eden davalarda da kanun yoluna gidilmemesi yönünde işlem tesis etmiştir. Bunun üzerine başvurucu, kendisiyle aynı durumda olanların görevlerine devam ettiğini belirterek İdareye verdiği dilekçeyle görevine yeniden atanma talebinde bulunmuş, bu talebinin zımnen reddedilmesi üzerine zımni ret işleminin yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle dava açmıştır. Ankara İdare Mahkemesi 25/12/2020 tarihinde zımni ret işleminin yürütmesinin durdurulmasına karar vermiş; kararın gerekçesinde İdare Mahkemesinin 6/11/2013 tarihli kararı uyarınca göreve iade edilip yaklaşık 5 yıl 4 ay görev yaptıktan sonra görevine son verilen başvurucunun hukuk devleti ve eşitlik gibi anayasal normlar ve hakkaniyet uyarınca emsalleri hakkında alınan "atama tarihi itibariyle kazai rüşt kararı almış olanların görevlerine son verilmeyeceği" yönündeki karardan yararlandırılmak suretiyle, davalı idareye yeniden atanma talebiyle yaptığı başvurunun kabul edilerek göreve başlatılması gerekmekte iken aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığını belirtmiştir. Ankara İdare Mahkemesi 25/2/2021 tarihinde aynı gerekçeyle anılan işlemin iptaline karar vermiştir. Bu karar, İdare tarafından istinaf başvurusunda bulunulmadığından 20/10/2021 tarihinde kesinleşmiştir. 657 sayılı Kanun'un "Genel ve özel şartlar" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Devlet memurluğuna alınacaklarda aşağıdaki genel ve özel şartlar aranır.A) Genel şartlar:... Bu Kanunun 40 ncı maddesindeki yaş şartlarını taşımak," 657 sayılı Kanun'un "Memuriyete girişte yaş" kenar başlıklı maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:"Bir meslek veya sanat okulunu bitirenler en az 15 yaşını doldurmuş olmak ve Türk Medeni Kanununun 12 nci maddesine göre kazai rüşt kararı almak şartiyle Devlet memurluklarına atanabilirler." 3/5/2002 tarihli ve 24744 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelik'in (Yönetmelik) "Adayların başvurmaları ve atanmaları" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Adaylar, yerleştirildikleri kamu kurum ve kuruluşlarına, Tercih Kılavuzu’nda yazılı olan belgeler ve KPSS Sınav Sonuç Belgesi ile birlikte atanmak üzere süresi içinde başvururlar.Kamu kurum ve kuruluşları, atamaya yetkili amirin onayı ile beş kişiden oluşan bir sınav değerlendirme komisyonu kurar. Bu komisyon, atanmak üzere bildirilen adayları, aranılan nitelikler yönünden inceleyerek, nitelikleri uyanların atamalarının yapılmasını teklif eder....Ancak, atama için öngörülen koşullara uymayan veya gerekli belgeleri süresi içinde getiremeyen adayların atamaları yapılmaz." ÖSYM Yönetim Kurulunun 18/6/2013 tarihli ve 2013/06 sayılı kararı ile onaylanan KPSS-2013/1 sayılı Tercih Kılavuzu'nun ilgili kısmı şöyledir:" BAŞVURMA GENEL ŞARTLARIİlan edilen kadro veya pozisyonlara atanmak için başvuracak adayların aşağıdaki genel şartlara sahip olmaları gerekmektedir....b) 18 yaşını tamamlamış olmak. (Bir meslek veya sanat okulunu bitirenler en az 15 yaşını doldurmuş olmak ve Türk Medeni Kanununun 12’nci maddesine göre kazai rüşt kararı almak şartıyla Devlet memurluklarına atanabilirler. Kazai rüşt kararının tercih işlemlerinin son günü itibariyle alınmış olması gerekmektedir.)" Kılavuzun ilgili kısmında yer alan "Kazai rüşt kararının tercih işlemlerinin son günü itibariyle alınmış olması gerekmektedir." şeklindeki düzenlemenin iptal edilmesi talebiyle açılan davada Danıştay Onikinci Dairesi 7/3/2017 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:"...getirilen kuralların, sınav, yerleştirme ve atama işlemlerinin belli bir düzen içerisinde yürütülmesi, adayların haklarının güvenceye alınması, yükümlülüklerinin önceden belirlenmesi ve kamu kurum ve kuruluşlarının personel ihtiyaçlarının zamanında karşılanması amacını taşıdığı anlaşılmaktadır. Bu amaçlar güdüldüğü içindir ki, atanılacak kadrolar için belirlenen koşulların adaylarda bulunup bulunmadığının, yapılacak atama işlemlerinin temelini teşkil eden ve atama işlemlerinden ayrı olarak değerlendirilemeyecek olan yerleştirme aşamasında ÖSYM tarafından; atama aşamasında ise, kurulacak komisyon tarafından incelenmesi öngörülmüştür.Bu durumda; Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı tarafından, ancak yerleştirme işlemlerinde aranabilecek olan yaş koşulunu, yerleştirmeye esas tercih işlemlerinin son günü itibarıyla aranmasını öngören dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir." Mezkûr kararda iki üyenin yazdığı karşıoyun gerekçesi ise şöyledir: "... 657 sayılı Kanun'un maddesinde, kazai rüşt kararı almak şartıyla Devlet memuru olunabileceği hükme bağlanmakla birlikte, maddede bu koşulun tercih işlemlerinin son günü itibarıyla aranacağı hususunda bir ibareye yer verilmediğinden, bu koşulun atama işlemlerinin yapılması sırasında aranmasının yeterli olacağı sonucuna ulaşılmaktadır.Öte yandan, kazai rüşt kararı, hukuk mahkemelerinin inisiyatifinde olan bir sürecin sonunda alındığından, bu kararın tercih işlemlerinin son gününe yetiştirilmesi memur adaylarının elinde olmayabilecektir.Bu durumda, ... 'Kazai rüşt kararının tercih işlemlerinin son günü itibariyle alınmış olması gerekmektedir' ibaresinde hukuka uyarlık görülmemiştir." Danıştay Onikinci Dairesinin anılan kararına karşı yapılan temyiz başvurusu Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 29/5/2019 tarihli kararıyla reddedilmiş ve kararın onanmasına oyçokluğuyla karar verilmiştir. Öte yandan Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 49635782/929 sayılı, bila tarihli ve "kazâî rüşt kararı ile atanan personel" konulu Bakanlık oluru ise şöyledir: "KPSS-2013/1 yerleştirme sonuçlarına göre Bakanlığımız -mülga- Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanlığı bünyesine 657 sayılı Kanun’un 4/A maddesi kapsamında sağlık personeli olarak yerleştirilmesi yapılanlardan; KPSS Yerleştirme Tercih Kılavuzunda belirtilen '18 yaşını tamamlamış olmak. (Bir meslek veya sanat okulunu bitirenler en az 15 yaşını doldurmuş olmak ve Türk Medeni Kanunu'nun 12'nci maddesine göre kazai rüşt kararı almak şartıyla Devlet memurluklarına atanabilirler. Kazai rüşt kararının tercih işlemlerinin son günü itibariyle alınmış olması gerekmektedir.)' şartını taşımayanların atamaları yapılmamış; bu işleme karşı bahse konu kişiler tarafından Bakanlığımız aleyhine dördü Danıştay nezdinde, 21'i yerel mahkemede olmak üzere toplam 25 kişi dava açmıştır....Netice olarak halen 25 davacından 11'i görevine devam etmekte, 14 davacının görevine son verilmiş bulunmaktadır. Bakanlığımıza intikal eden yargı kararları nazara alındığında, 11 davacının daha görevine son verilebileceği düşünülmektedir. Yedi yıl devam eden ve aynı konuda birbirinden farklı kararların verildiği bir yargı sürecinden sonra yaklaşık yedi yıl kamu görevini yürüten bir personelin görevine son vermek, idari istikrar ilkesi ve hukuki güvenlik ilkesi ile bağdaşmamaktadır. Yerleştirme işleminden hemen sonra atama şartını taşıyan ve yaklaşık yedi yıl Bakanlığımızda görev yapan personelin görevine devamının sağlanmasının idari istikrar ilkesine daha uygun olacağı düşünülmektedir....Bu minvalde ... hukuki güvenlik ve idari istikrar ilkeleri ile ilgililerin atama tarihinden önce kazai rüşt kararı almış oldukları esas alınarak halen Bakanlığımızda görev yapmakta olan bahse konu personelin aleyhlerindeki kararlara göre görevlerine son verilmemesi ve kanun yolu başvurusundan sarf-ı nazar edilmesi hususunu tensiplerinize arz ederim."