10. Hukuk Dairesi 2024/7047 E. , 2024/8742 K. Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1358 E., 2023/1341 K. KARAR : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 9. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/69 E., 2021/65 K. Taraflar arasındaki vazife malullüğünün tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkem…
**10. Hukuk Dairesi 2024/7047 E. , 2024/8742 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1358 E., 2023/1341 K. KARAR : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 9. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/69 E., 2021/65 K. Taraflar arasındaki vazife malullüğünün tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar dava dilekçesinde; oğulları ...'in, Hakkari ili Yüksekova ilçesi Esendere Aslankaraş üs bölgesinde meydana gelen kaza nedeniyle 09.09.2018 tarihinde şehit olduğunu, Kara Kuvvetleri Komutanlığınca şehit olduğunun tespit edildiğini, bütün yasal haklarının verildiğini, davalı ... Kurumunca şehit oğulları ...'e vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasının ve bu nedenle taraflarına vazife malullüğü aylığı bağlanmasının mümkün olmadığının 30.01.2019 tarihli ve 691.167 sayılı işlemle bildirildiğini, işlemin iptali istemiyle Ankara 17. İdare Mahkemesinin 2019/348 Esas 2019/2633 sayılı kararı ile davanın görev yönünden reddine karar verildiğini, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun Ankara Bölge İdare Mahkemesi'nin 11. İdari Dava Dairesinin 2020/2332 Esas 2020/2581 Karar sayılı kararı ile esastan kesin olarak reddedildiğini belirterek 30.01.2019 tarihli ve 691.167 sayılı davalı işleminin iptal edilerek, taraflarına vazife malullüğü aylığı bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurumun gerçekleştirdiği işlemin hukuka uygun olduğunu, yasal koşulların olayda gerçekleşmediğini beyanla davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar ... askerlik görevi çerçevesinde kamu hizmeti amacıyla hareket etmiş ise de müteveffanın emir ve talimatlara aykırı olarak inşaat alanına araç ile malzeme taşıması ve askeri aracı araç komutanı bulunmadan hareket ettirmesi nedenleriyle emir ve talimata aykırı davranış sergilediği, şayet ... emir ve talimatlara uygun davransaydı, aracın hiç hareket etmeyecek olması ve bu sayede kazanın meydana gelmeyecek olması ihtimali gözetildiğinde, müteveffanın davranışının vazife ve ölüm arasındaki nedensellik bağını ortadan kaldıracak boyutta olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, şehit erin tanık beyanlarında bizzat komutanından aldığı emirler neticesinde görevini ifa ederken bu kazanın meydana geldiğini, kış aylarında terörle mücadeleye hazırlık amacıyla yapılan inşaata, vazife malüllüğü aylığı bağlanmasına imkan bulunmadığına ilişkin 30.01.2019 tarihli ve 32792077/95.691.167 sayılı işlemde hukuka uyarlık olmadığını, bu nedenle vazife malüllüğü aylığı bağlanması gerektiğine karar verilmesi gerekirken, davanın reddedilmesinde hukuki isabet olmadığını ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davacılara 3713 sayılı Kanun ve 2330 sayılı Kanun kapsamında vazife malullüğü aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, Bölge Adliye Mahkemesince eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, İlk Derece Mahkeme kararının yerinde olduğunu belirterek eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacıların murisinin vefatı ile sonuçlanan 09.09.2018 tarihinde meydana gelen kaza sebebiyle davacılara vazife malullüğü aylığı bağlanması ile aksine Kurum işleminin iptali tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 2. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun "Terör" başlıklı 1 inci maddesinde, "Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir." şeklinde tanımlanmıştır. Yine aynı Kanun'un 21 inci maddesinde ise kamu görevlilerinden yurt içinde ve yurt dışında görevlerini ifa ederlerken veya sıfatları kalkmış olsa bile bu görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olarak yaralanan, sakatlanan, ölen veya öldürülenler hakkında 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. 5510 sayılı Kanun'un "vazife Malûllüğü" başlıklı 47 nci maddesinde; "bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olanlar için aşağıdaki hallerde vazife malûllüğü hükümleri uygulanır. 25 inci maddede belirtilen malûllük; sigortalıların vazifelerini yaptıkları sırada veya vazifeleri dışında idarelerince görevlendirildikleri herhangi bir kamu idaresine ait başka işleri yaparken bu işlerden veya kurumlarının menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken ya da idarelerince sağlanan bir taşıtla işe gelişi ve işten dönüşü sırasında veya işyerinde meydana gelen kazadan doğmuş olursa, buna vazife malûllüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malûlü denir" tanımının yapıldığı, aynı hükmün 4'üncü fıkrasında ise; "süresi içerisinde bildirimde bulunulan vazife malûllüğü aylıkları, sigortalının ölüm ya da malûliyeti sebebiyle göreviyle ilişiğinin kesildiği tarihi takip eden aybaşından itibaren bağlanır. 3. Değerlendirme Dosyanın incelenmesinde, 08.02.2016 tarihinde sözleşmeli er olarak göreve başlayan davacıların oğlu ...'in vefatı ile sonuçlanan 09.09.2018 tarihli kazanın Hakkari ili, Yüksekova ilçesi, Aslankaraş Üs Bölgesinde meydana geldiği, kaza sırasında mütevveffa Metehan'ın sürücüsü olduğu Unimog model askeri araç ile inşaat malzemesi taşırken aracın kontrolden çıkarak Mori dere yatağına sürüklenmesi sonucu vefat ettiği, bu kapsamda Milli Savunma Bakanlığı Nakdi Tazminat Komisyonu'nun 27.02.2019 tarih ve 2019/69 sayılı kararı ile Ulş. Söz. Er Metehan ...'in vefatının 2330 sayılı Kanun kapsamında olduğu, yaptığı görev ile olay arasında uygun illiyet bağı bulunduğu ve olayda kişisel kastı olmadığı değerlendirilerek yakınlarına nakdi tazminat ödenmesine karar verildiği, buna karşın davalı Kurum Vazife Malullüğü Tespit Kurulunun 16.01.2019 tarih ve 62 sayılı kararı ile Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından düzenlenen 16.09.2018 tarihli İdari Tahkikat Raporu ile "araç kazasına sebep olan araç sürücüsü Metehan'ın kusurlu olduğu" denildiği, bu durumun 5510 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin 2 nci fıkrasının (b) bendi kapsamına girdiğinden, hakkında aynı sayılı Kanun'un 47 nci maddesinin 1 inci fıkrasının vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığının değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda, askeri üs bölgesinde araçla inşaat alanına malzeme taşınması sırasında gerçekleşen kazada, aracın kullanılmaması hususunda P.Yüzbaşı ... tarafından emir verilmiş ise de dosya kapsamında alınan diğer ifadelere göre Bölük ... N. ... tarafından emrin aksine ... fren yağı verilerek kullanılması suretiyle kazaya karışan araçla malzeme taşınmasına müsaade edildiği, verilen emrin aksine bir uygulamaya gidildiği, böylelikle komutanın emrinin bölük astsubayı tarafından ortadan kaldırıldığının anlaşılması karşısında; davacıların vazife malullüğünden yararlanmaları yönündeki Bölge Adliye Mahkemesi kararı yerinde ise de yaşanan kaza olayının teröre muhatap olarak yaşanmadığı, 3713 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinde tanımı yapılan terör olaylarından kaynaklanmadığı, bu nedenle 3713 sayılı Kanun'un malullük aylığına ilişkin 21/a maddesi hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğu, öte yandan uyuşmazlığa konu eylemin 2330 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi kapsamında güven ve asayişi sağlamak üzere görevli olduğu esnada meydana geldiği dikkate alınarak davacılar hakkında 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun'a göre vazife malullüğü hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz görülmüştür. Bölge Adliye Mahkemesince, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üyeler ... ve ...'ün muhalefetine karşı, Başkan vekili ... ile ... ve ...'nın oyları ve oy çokluğuyla, 18.09.2024 tarihinde karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Dava, 06.02.2016 tarihinden itibaren Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde (Kara Kuvvetleri Komutanlığı Hakkari-Yüksekova 3’üncü P.Tüm.7’inci Hd.A 1 inci Hd.Tb. Komutanlığı) sözleşmeli er statüsünde görevli iken, Hakkari-Yüksekova-Esendere Aslankaraş Üst Bölgesinde terörle mücadele kapsamında ve yaklaşan kış şartları nedeniyle mevzilerin tahkimatı amacıyla 09.09.2018 günü sabah 09.35 saatleri sırasında Bölük Astsubayı ... tarafından verilen emir ve talimat gereği askeri araçla ilgili bölgeye inşaat malzemesi nakli sırasında aracın hakimiyetinin kaybedilmesi sonucu yaklaşık 1.000 metre derinliğindeki Mori dere yatağına yuvarlanması sonucu vefat etmesi şeklinde gerçekleşen olayda; 5510 sayılı Kanun'un 47.maddesinde düzenlenen vazife malullüğü hükümlerinden yararlandırılarak, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat Ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanması istemlerine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, söz konusu olayın 5510 sayılı Kanun'un 47. maddesinde düzenlenen vazife malullüğünde olumsuz şartlar olarak öngörülen “Mavzuat ve emir dışında hareket edilmiş olma” halinin gerçekleştiğinden bahisle davanın tümüyle reddine karar vermiştir. Davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi, anılan zararlandırıcı sigorta olayında, 5510 sayılı Kanun'un 47. maddesinde düzenlenen vazife malullüğü şartları ile 3713 ve 2330 sayılı Yasa şartları bulunduğundan bahisle, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak davanın tümüyle kabulüne karar vermiştir. Davalı SGK vekilinin temyizi üzerine Dairemizce, Adana Bölge Adliye Mahkemesinin ”Dava konusu zararlandırıcı sigorta olayında, 5510 sayılı Kanun'un 47. maddesinde düzenlenen vazife malullüğü ile 2330 Sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanması gereğine ilişkin kabul kararları” yerinde bulunurken; 3713 sayılı Kanun hükmünden yararlanılma koşulları bulunmadığından bahisle bu Yasa uygulamasına yönelik olmak üzere bozma kararı verilmiştir. Dairemizin ilgili bozma kararında özetle “..kaza sırasında kullanılan askeri aracın olay günü kullanılmaması yönünde P.Yüzbaşı ... ’nın açık emrine rağmen Bölük Komutanı ...’nin buna aykırı şekilde aracın kullanımına müsaade etmesinin emir ve talimatlara aykırılık oluşturduğundan bahisle” anılan 3713 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmanın mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanun'a göre terör; cebir ve şiddet kullanılarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasa'da belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemler olarak tanımlanmıştır. 3713 Sayılı Kanun'un “Yardımı” düzenleyen 21.maddesinin 1.fıkrası ise anılan “Terör Tanımı” kapsamından hareketle, kamu görevlilerinden yurt içinde ve yurt dışında görevlerini ifa ederlerken veya sıfatları kalkmış olsa bile bu görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olarak yaralanan, engelli hâle gelen, ölen veya öldürülenler hakkında öncelikle 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanacağını hükme bağlamış; aynı fıkranın hemen devamında “.. Ayrıca..” kelimesiyle başlamak suretiyle maddenin a, b, e, f, g, h, i ve j bentlerinde belirtilen yardımlardan, maddede gösterilen hal ve şartların varlığı halinde ilaveten yararlanılmasını mümkün hale getirmiştir Anılan 21 inci maddeye özellikle J bendi 2012 yılında 6353 sayılı Kanun ile ek fıkra olarak getirilmiş ve burada 1. fıkradaki “..Terör Eylemlerine muhatap olarak..” kavramına, kamu görevlileri ile 21.maddenin h ve j bentleri kapsamına girenlerden “..terör olaylarını önlemek amacıyla her türlü patlayıcı maddeye bağlı olarak meydana gelen olaylar sonucunda ya da her ne şekilde olursa olsun terör olaylarının önlenmesi, takibi veya etkisiz hale getirilmesi amacıyla ifa edilen görevler sırasında veya bu görevlere gidiş dönüşler esnasında meydana gelen kazalar sonucunda yaralanma, engelli hâle gelme" durumları da ayrıca düzenlenerek kapsam genişletilmiştir. Bahse konu yasa hükümleri birlikte incelendiğinde; vazife malullüğüne sebebiyet veren olayın, kamu görevlisinin yurt içinde veya yurt dışında görevini ifa ederken veya bu sıfatı kalkmış olsa bile bu görevini yapmasından dolayı (diğer ifadeyle görevin neden ve etkisiyle) terör eylemine muhatap olması sonucu meydana gelmiş olması yeterlidir İnceleme konusu somut uyuşmazlıkta; 06.02.2016 tarihinden itibaren Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde görev yapan ve terörle mücadele kapsamında yaklaşan kış şartları nedeniyle mevzilerin tahkimatı amacıyla, olay günü sabah 09.35 saatleri sırasında Bölük komutanı Astsubay ... tarafından verilen emir ve talimat gereği askeri araçla ilgili bölgeye inşaat malzemesi nakli sırasında aracın hakimiyetinin kaybedilmesi sonucu yaklaşık 1.000 metre derinliğindeki Mori dere yatağına yuvarlanması suretiyle gerçekleşen olayda; 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu hükümlerinin uygulanması kanunu amacına ve ruhuna uygun düşmektedir. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde; terörle mücadele kapsamında, yaklaşan kış şartları nedeniyle, mevzilerin tahkimatı amacıyla, Bölük Komutanının bilgisi dahilinde askeri araçla inşaat malzemesi nakli sırasında gerçekleşen kaza neticesi oluşan vefat olayının, emir-talimata aykırı davranış olarak öngörülmesine veya görev dışında kabul edilmesine imkan olmadığı gibi, maluliyetin terör olaylarının neden ve etkisi ile meydana geldiği ve murisin terörle mücadele görevi kapsamında malul olduğu anlaşıldığından, 3713 sayılı Kanun hükümlerinden yararlandırılması gerekirken; aksini öngören Daire yaklaşımına katılmıyoruz. Kaldı ki “..kaza sırasında kullanılan askeri aracın olay günü kullanılmaması yönündeki P.Yüzbaşı ...’nın açık emrine aykırı hareket” şeklinde oluşan somut eylemi 5510 sayılı Kanun'un 47.maddesinde düzenlenen “Mevzuat ve Emir dışında hareket etme” olarak nitelemeyen Dairenin, aynı somut olguyu, uygulama şartları arasında yer almayan 3713 sayılı Kanun'dan yararlanmaya engel olarak değerlendirmesi kendi içinde çelişki oluşturmaktadır. Belirtilen nedenlerle çoğunluğun aksi yöndeki bozma kararına katılmayıp, anılan değerlendirmelere uygun yaklaşım gösteren Adana Bölge Adliye Mahkemesi Kararının ONANMASI gerektiğini düşünüyoruz...