Başvuru, gösteri yürüyüşüne katılınması sonucunda mahkûmiyete karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma, özel hayata saygı, toplantı ve gösteri yürüyüşü haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; gösteri yürüyüşüne katılınması sonucunda mahkûmiyete karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma, özel hayata saygı, toplantı ve gösteri yürüyüşü haklarının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 6/8/2013 tarihinde Batman Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 23/2/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 25/5/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 24/7/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 4/8/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı 17/8/2015 tarihinde beyanda bulunmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu hakkında yapılan soruşturma kapsamında Batman İl Emniyet Müdürlüğünün hazırladığı tutanaklar dikkate alınarak PKK/KONGRA-GEL terör örgütü liderinin talimatları üzerine kurulduğu değerlendirilen "Halkın Demokratik Çözüm ve Barış Çadırı" Batman Sulh Ceza Mahkemesinin 23/3/2011 tarihli ve 2011/347 Değişik İş sayılı kararı ile el konularak kaldırılmıştır. Bu çadır başvurucunun da üyesi olduğu TÜMBELSEN'in de dahil olduğu Batman Demokrasi Platformu tarafından kurulmuştur. Bu çadırla ilgili olarak mahkeme kararında şu değerlendirmelerde bulunulmuştur:“PKK terör örgütünün talimatları doğrultusunda kurulan, HALKIN DEMOKRATİK ÇÖZÜM VE BARIŞ ÇADIRI'nda zaman zaman etkinlikleri ve basın açıklamalarını bahane ederek toplanan gruplar tarafından; araç yolu trafiğe kapatıldığı, yasadışı bölücü PKK terör örgütünü simgeleyen sözde bayraklar ve terör örgütü elebaşısının fotoğraflarının açıldığı, sık sık yasadışı bölücü PKK terör örgütü ve örgüt elebaşısı lehine sloganlar atıldığı, yüzleri puşi ile kapalı gruplar tarafından güvenlik güçlerine ve resmi araçlara, sivil vatandaşlara ait araçlara ve işyerlerine yönelik taşlı, sopalı, havai fişekli ve molotof kokteylli saldırıda bulunulduğu, 15/03/2011-24/03/2011 tarihleri arasında meydana gelen olaylar sırasında (7) güvenlik görevlisinin yaralandığı, (16) resmi ve sivil araçta maddi hasar meydana geldiği, bazı işyerlerinin de camlarının kırıldığı,Böylelikle söz konusu çadırın, kurulmasından itibaren yasadışı olayların merkezi haline geldiği, söz konusu çadırda Batman Sulh Ceza Mahkemesinden alınan karara istinaden yapılan aramada; (1) adet ruhsatsız tabanca ve fişekleri, (1) adet sapan, molotof kokteyli yapımında kullanılan benzin, (34) adet kar maskesi, çok sayıda Abdullah Öcalan posteri, çok sayıda örgüt mensubuna ait fotoğraf, örgütsel içerikli poster, sözde bayrak ve afişler ele geçirildiği, Batman Sulh Ceza Mahkemesinin 2011 gün ve 2011/347 Değişik iş sayılı Kararına istinaden de sözkonusu çadıra el konularakÇadırın kurulduğu yerden kaldırıldığı (anlaşılmıştır.)” 24/3/2011 tarihinde içlerinde başvurucu ve Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) milletvekillerinin de bulunduğu 150 kişilik bir grup saat 20'de "baskılar bizi yıldıramaz" sloganları eşliğinde Diyarbakır Caddesi'ni tek taraflı olarak trafiğe kapatarak kaldırılan çadırın bulunduğu yere doğru yürüyüşe geçmişlerdir. Protesto yürüyüşü yapan grup kaldırılan çadırın bulunduğu yere geldikleri esnada orada bulunan caddenin ortasında oturma eylemine başlamışlardır. Bu şekilde cadde çift yönlü olarak trafiğe kapatılmıştır. Görevli emniyet görevlisi megafonla protesto grubuna yaptıkları eylemin yasa dışı olduğu, dağılmaları gerektiği, dağılmamaları hâlinde zor kullanmak suretiyle dağıtılacakları uyarısında bulunmuştur. Oturma eyleminden yaklaşık 15-20 dakika sonra grup içinde bulunanların dağılmamaları ve zorluk çıkarmaları üzerine grup içinde bulunan milletvekilleri ve Batman Belediye Başkanı dışındaki kişiler gözaltına alınmışlardır. Gözaltına alınanlar arasında başvurucu da bulunmaktadır. Yakalama tutanağında olay şu şekilde anlatılmıştır: “24/03/2011 günü saat 20 sıralarında, HALKIN DEMOKRATİK ÇÖZÜM VE BARIŞ ÇADIRI” nın Batman Sulh Ceza Mahkemesinin 2011 gün ve 2011/347 Değişik iş sayılı Kararına istinaden el konularak kaldırılmasını protesto etmek amacıyla aralarında Barış ve Demokrasi Partisi Batman Milletvekilleri Bengi YILDIZ, Ayla AKAT ATA, Batman Belediye Başkan Vekili Serhat TEMEL, BDP Batman Eş Başkanları Şehmus ASLAN, Saadet BECEREKLİ ile bazı parti yöneticileri ve yaklaşık 150 kişilik bir grubun “BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ’ şeklinde atılan sloganlar eşliğinde Diyarbakır Caddesini tek taraflı olarak trafiğe kapatarak Oğretmen Evi önünden Caddenin karşı tarafına geçerek kaldırılan çadırın bulunduğu yere doğru geldikleri, Grubun kaldırılan çadırın bulunduğu alana doğru geldiği esnada grubun en ön kısmında bulunan ve grubu yönlendiren BDP Batman Milletvekili Bengi YILDIZ’ın bir anda Diyarbakır Caddesine yönelerek Caddenin ortasına oturması üzerine, Onunla birlikte yürüyüş yapan grupta bulunan şahısların tamamının Cadde üzerine oturarak yolu çift yönlü olarak trafiğe kapattıkları ve oturma eylemine başladıkları, Emniyet Müdür Yardımcısı tarafından BDP Batman Milletvekili Bengi YILDIZ'ın uyarılarak. yolun trafiğe açılması gerektiğinin belirtildiği, ancak Bengi YILDIZ'ın “Valinize Söyleyin bizim yerimizi işgal ediyorsanız, biz de burayı işgal ediyoruz, sebebi budur, bizim kiraladığımız yeri siz işgal ederseniz, biz de burayı işgal ederiz, açıkça söylüyoruz” şeklinde karşılık vererek yolu açmayacaklarını söylemesi üzerine grubun tamamının duyabileceği şekilde megafon aracılığı ile beş kez “yaptıkları eylemin yasadışı olduğu, dağılmaları gerektiği, dağılmamaları halinde zor kullanmak suretiyle dağtılacakları” şeklinde gerekli anonslar yapıldığı ancak şahısların dağılmayarak ısrarla eylemlerini sürdürdükleri, yapılan tüm anonslara rağmen dağılmayan şahısların kol kola girmek suretiyle birbirlerine kenetlendikleri, sanık Ali SARIPINAR'in 24/03/2011 günü saat 15'te yakalandığı anlaşılmıştır.” Yukarıda belirtilen eyleme yönelik olarak yapılan incelemede "www.firatnews.du" isimli internet sitesinden KCK yürütme konseyi tarafından yapılan bir açıklama tespit edilmiştir. 22/3/2011 tarihli açıklama şu şekildedir: "Kürt halkının Newrozda yaktığı özgürlük ateşini yükselterek talepleri hayat buluncaya kadar mücadeleyi yükseltmeye ve mutlaka sonuç almayaçağırıyoruz. Barış ve demokratik çözüm çadırlarında bulunmaya bile tahammül edemeyen AKP Hükümeti'nin şiddet politikasına karşı sessiz kalmamak halkımızın meşru ve demokratik hakkı olan talepleri yüksek sesle haykırmak bunun için gereken fedakarlığı cesareti ve örgütlülüğü göstermek önemli bir görev durumundadır. Tüm halkımızı kürdistan kadın ve gençliğini yurtseverlik görevlerine sahip çıkmaya çağırıyoruz." Aynı sitede yayımlanan24/3/2011 tarihli KCK açıklaması ise şöyledir: "Bilinmeli ki hiçbir ayrımcı politika baskı ve şiddet biçimi artık Kürt halkına geri adım attıramayacak ve sindiremeyecektir... Özgürlük yürüyüşünü daha örgütlü bir biçimde güçlendirmeye çağırıyoruz. Halkımız zulme ve şiddete karşı direnerek demokratik çözüm çadırlarına vereceği destek ve burada dile getirilen meşru demokratik taleplere sahip çıkarak tüm özel savaş politikalarını boşa çıkaracak ve serhildanlarını üst bir aşamaya çıkararak demokratik çözümü kendi öz gücü ile gerçekleştirecektir." Başvurucu ve diğer kişiler 26/3/2011 tarihinde serbest bırakılmışlardır. Batman Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucu hakkında yaptığı soruşturma sonucunda 2011/3442 soruşturma sayılı fezleke ile soruşturma dosyasını görevli ve yetkili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (CMK madde ile görevli) göndermiştir. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 20/4/2011 tarihli ve E.2011/578 sayılı iddianamesi ile başvurucu hakkında "örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek ve 2911 sayılı Kanuna muhalefet" suçlarından kamu davası açılmıştır. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada başvurucunun katıldığı protesto gösterisine ait görüntülerinin bulunduğu iki adet CD üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 25/12/2011 tarihli bilirkişi raporuna göre başvurucuya ilişkin olarak protesto gösterisine katıldığı ve polisin yolu trafiğe açmak için müdahale ettiği esnada direndiği tespit edilmiştir. Yapılan tüm anonslara rağmen dağılmayan şahıslar kol kola girmek suretiyle birbirlerine kenetlenmişler ve yolu trafiğe açmak isteyen görevlilere karşı direnmişlerdir. Yine göstericiler arasında bulunan bazı şahıslar gözaltına alınmamak amacıyla kendilerini yere atmışlardır. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 5/7/2011 tarihli duruşmada başvurucunun savunmasını almıştır. Başvurucu savunmasında demokratik barış çadırının kaldırılmasını protesto ettiğini belirtmiş ancak örgüt çağrısı üzerine bu gösteriye katıldığını kabul etmemiştir. Ayrıca başvurucu, internet üzerinde yapılan açıklamanın kendisinin gözaltına alınmasından sonra gerçekleştiğini ileri sürmüştür. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 6/3/2012 tarihli ve E.2011/267, K.2012/100 sayılı kararı ile başvurucunun 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet suçundan 5 ay, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına mahkûm etmiştir. Mahkeme 2911 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan verilen mahkûmiyet kararına dair hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. Mahkeme gerekçesinde başvurucunun 2911 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu PKK terör örgütü adına işlediği ve bu itibarla başvurucunun örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçundan da cezalandırıldığı belirtilmiştir. Başvurucunun anılan karara itiraz etmesi üzerine dosya, 2911 sayılı Kanun'a muhalefet suçu nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı yönünden Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesine, diğer suç nedeniyle verilen mahkûmiyet kararı yönünden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 1/6/2012 tarihli ve 2012/256 Değişik İş sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yapılanitirazı reddetmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 23/7/2012 tarihli ve 9-2012/160066 sayılı yazıları ile 6/7/2012 tarihinde yürürlüğe giren 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması veBasın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi HakkındaKanun'un maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ve geçici maddesinin birinci fıkrası kapsamında başvurucunun hukuki durumunun tekrar tayin ve takdirinin zorunlu olması nedeniyle dosyayı Mahkemesine iade etmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 29/11/2012 tarihli ve E.2012/370, K.2012/654 sayılı kararı ile örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçundan başvurucunun neticeten 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına konu olan 2911 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu ayrıca değerlendirmemiştir. Anılan kararın tekrar temyizi üzerine mahkûmiyet kararı, Yargıtay Ceza Dairesinin 20/3/2013 tarihli ve E.2013/1741, K.2013/4153 sayılı ilamı ile onanmıştır. Başvurucu bu onama kararından sonra 6/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 16/10/2014 tarihli itirazı üzerine Yargıtay Ceza Dairesinin 28/11/2014 tarihli ve 2014/7368, K.2014/12024 sayılı kararıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma gerekçesi şu şekildedir: "Oluş ve tüm dosya kapsamına göre; 2911 sayılı Kanunun 23/b maddesinde belirtilen silah, araç ve malzemeleri taşımaksızın ya da anılan maddede belirtilen halleri gerçekleştirmeksizin, kolluğun gözetim ve denetimi altında Diyarbakır Caddesi üzerinde oturma eylemi yapan ve kolluk görevlileri tarafından yapılan ihtara rağmen dağılmayan topluluğun, zor kullanarak dağıtılmak istenmesi üzerine görevlilere yönelik cebir ve tehditte bulunmaksızın birbirlerine kenetlendikleri, sonrasında kolluk tarafından kişilerin tek tek gruptan ayrılmaları sağlanmak suretiyle topluluğun dağıtıldığı ve grup içinde yer alan sanığın zor kullanılmasına rağmen dağılmamakta ısrar ettiğine dair delil de bulunmadığı gözetilmeden, örgüt adına suç işleme suçundan beraatine karar verilmesi yerine yazılı biçimde mahkumiyetine hükmolunması, kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı bozulmasına..." Bozma kararı üzerine dava Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/73 sayılı esasına kaydedilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un maddesi ile değişik 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nungeçici maddesi ve6526 sayılı Kanun'un maddesi ile değişik 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un maddesi gereğince, 2/2/2015 tarihli ve 2015/36 sayılı görevsizlik kararı vermesi üzerinedosya Batman Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiş ve Batman Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/72 esas sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. Batman Ağır Ceza Mahkemesi 2015/72, K.2015/157 sayılı kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan beraatine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şu şekildedir: “Tüm dosya kapsamına göre; 2911 Sayılı kanunun 23/b maddesinde belirtilen silah, araç ve malzemelerin taşınmaksızın ya da anılan madde de belirtilen halleri gerçekleştirmeksizin, kolluğun gözetim ve denetimi altında Diyarbakır Caddesi üzerinde oturma eylemi yapan ve kolluk görevlileri tarafından yapılan ihtara rağmen dağılmayan topluluğun, zor kullanarak dağıtılmak istenmesi üzerine görevlilere yönelik cebir ve tehditte bulunmaksızın kalabalığın birbirine kenetlendiği, sonrasında kolluk görevlileri tarafından kişilerin tek tek gruptan ayrılmaları sağlanmak suretiyle topluluğun dağıtıldığı,sanığın da grup içerisinde yer aldığı anlaşılmıştır. Bozma ilamında da belirtildiği üzere, birbirine kenetlenerek insan zinciri oluşturan kalabalığın, dağılma yönündeki ihtara uymadıkları sabitse de, görevlilere yönelik cebir ve tehdit içeren bir eylemleri de bulunmamaktadır. Bu sebeple, sanığın, suç teşkil eden ve fizik aleme yansıyan herhangi bir eyleminin bulunmadığı, buna ilişkin somut delile de ulaşılamadığı kabul edilmiştir. Ceza Yargılaması yalnızca fizik alemde cereyan eden eylemleri suç olarak tanımlamıştır. Eyleme dönüşmeyen düşünce ve fikirlerlerhiç bir çağdaş ceza kanununda ceza yaptırımına tabi tutulmamıştır. Pasif insan davranışlarının suç olarak değerlendirildiği durumlar bulunmakla birlikte, 2911 Sayılı Yasa da düzenlenen suçların oluşması için aktif bir eylemin gerektiği kuşkusuzdur. Yine, örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme nedeniyle mahkumiyete hükmedilebilmesi için öncelikle örgütün talebi doğrultusunda suç teşkil eden bir hareketin bulunması gerektiği de kuşkudan uzaktır. Sanığın suçu oluşturacak aktif bir eylemi bulunduğuna ilişkin somut delile ulaşılamamıştır. Sanığın üzerine atılı 2911 yasanın 32/1'inci maddesine aykırılık suçu, aktif bir eylemi bulunduğuna ilişkin somut deli bulunmadığı için oluşmayacağına göre, yansıma suç olan TCK'nun 220/6'ıncı maddesinde düzenlenen suç da oluşmayacaktır. Ceza yargılama usul hukukunun “şüpheden sanık yararlanır” ilkesine göre, ceza yargılamasının sonunda, fiilin sanık tarafından işlendiği yüzde yüz belirliliğe ulaşmadığı takdirde beraat kararı verilmesi gerekir. Bu ilkenin kabul edilmesinin nedeni, bir suçlunun cezasız kalmasının bir masumun mahkum olmasına tercih edilmesidir. Ceza yargılamasında amaç, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer bırakılmaksızın ortaya çıkarılmasıdır; kuşkunun bulunması halinde mahkumiyet kararı verilmesi ceza hukukunun genel ilkelerine aykırıdır; varsayımlara dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağından, bozma ilamındaki düşünceye koşut olarak sanığın beraatına karar verilmesinin doğru olacağı kanaatine varılmıştır. Tartışılan deliller sonucunda ulaşılan kabul, bu kabule dayanan eylemin ihlal ettiği yasa maddeleri ve yukarıda dayanılan gerekçeler göz önünde bulundurularak; her ne kadar sanık hakkında 2911 sayılı kanuna aykırılık ve örgüt adına suç işleme eylemlerinden dolayı cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmışsa da; isnat edilen fiilin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin somut delillerle ispatlanamadığı kanaatiyle, örgüt adına suç işleme suçundansanığın beraatine...”B. İlgili Hukuk 2911 sayılıKanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"(Değişik madde: 22/7/2010-6008 S.K/md.) Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşlerine katılanlar, ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar ederlerse, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçu, toplantı ve gösteri yürüyüşünü tertip edenlerin işlemesi halinde, bu fıkra hükmüne göre verilecek ceza yarı oranında artırılarak hükmolunur.İhtara ve zor kullanmaya rağmen kolluk görevlilerine karşı cebir veya tehdit kullanılarak direnilmesi halinde, ayrıca 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 265 inci maddesinde tanımlanan suçtan dolayı da cezaya hükmolunur.23 üncü maddede yazılı hallerden biri gerçekleşmeden veya 24 üncü madde hükmü yerine getirilmeden yetki sınırı aşılarak toplantı veya gösteri yürüyüşlerinin dağıtılması halinde, yukarıdaki fıkralarda yazılı fiilleri işleyenlere verilecek cezalar, dörtte bire kadar indirilerek uygulanabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir." 2911 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşlerine katılanlar, ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar ederlerse, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçu, toplantı ve gösteri yürüyüşünü tertip edenlerin işlemesi halinde, bu fıkra hükmüne göre verilecek ceza yarı oranında artırılarak hükmolunur." 2911 sayılı Kanun'un maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:“(Ek fıkra: 2/3/2014-6529/7 md.) Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde katılımcıların ve konuşmacıların ses ve görüntüleri kolluk tarafından yapıldığı belli olacak şekilde kaydedilebilir. Elde edilen kayıt ve görüntüler şüphelilerin ve suç delillerinin tespiti dışında başka bir amaçla kullanılamaz.” 2911 sayılı Kanun'un mülga maddesinin ikinci fıkrası şöyledir: “Hükümet komiseri, toplantı yerinde uygun göreceği bir yerde bulunur ve toplantıyı teknik ses alma cihazları, fotoğraf ve film makineleri gibi araçlarla tespit ettirebilir." 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesinin altıncı fıkrası şöyledir:"(Değişik: 2/7/2012 – 6352/85 md.) Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılır. Örgüte üye olmak suçundan dolayı verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.(Ek cümle: 11/4/2013-6459/11 md.) Bu fıkra hükmü sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır." 5237 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:“(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır."