3. Hukuk Dairesi 2015/654 E. , 2015/20448 K. "" MAHKEMESİ : İPSALA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/10/2014 NUMARASI : 2014/45-2014/307 Taraflar arasındaki ziynet eşyası alacağı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Dav…
**3. Hukuk Dairesi 2015/654 E. , 2015/20448 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İPSALA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/10/2014 NUMARASI : 2014/45-2014/307 Taraflar arasındaki ziynet eşyası alacağı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki boşanma davasının derdest olduğunu, davalının, müvekkiline ait herbiri 20'şer gram 10 adet altın bilezik ve 1 adet altın sete el koyarak harcadığını, belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 1.000 TL dava değeri üzerinden harç yatırarak, ziynet eşyası bedelinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; boşanma davasında davacı kadının tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davacının eşyalarını alarak müşterek konutu terk ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece; dava konusu alacağın miktarının tam ve kesin olarak bilindiği, davacının alacağının belirsiz nitelikte olmadığını, belirsiz alacak davası açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir. Dava, ziynet eşyası alacağına ilişkindir. Davacının şimdilik belli bir kesimi için açtığı davaya, kısmi dava denilir. Kısmi dava 6100 sayılı HMK’nın 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin birinci fıkrasında; “Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir” denilmiştir. Kısmi dava açılabilmesi için; talep konusunun niteliği itibari ile bölünebilir olması ve talep miktarının, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli olmaması gerekir. Şu halde, davacı, talebinin tümü için dava açmak zorunda olmayıp, şimdilik belli bir bölümünü dava konusu yapabilir. Bu bağlamda kural olarak hiç kimse kendi lehine olan davayı açmaya zorlanamaz.(HMK m.24/2) Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve bu aynı hukuki ilişkiden doğan alacağın şimdilik bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Davacının kısmi dava mı yoksa tam dava mı açtığı, talep neticesinden anlaşılır. Davacı alacağının yalnız bir kesimi için dava açtığını bildirmemiş ise, dava tam dava sayılır. Davacının davasını açıkça kısmi dava olarak nitelendirmesi zorunlu değildir. Dava dilekçesindeki açıklamalardan, davacının talebinin dava edilenden daha fazla olduğunun ve bunun yalnız bir bölümünün dava edildiğinin açıkça anlaşılması gerekli ve yeterlidir.