T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2023/2606 Karar No : 2025/3368 DAVACI : ... Sendikası VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ''7438 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun'a Eklenen Geçici 95. madde'' konulu, 13/03/2023 tarih ve 2023/13 sayılı Genelgesinin, “5434 sayılı Kanun'a tabi olanların borçlandırılan sürelerinin sigorta başlangıç tarihini değiştirmeyec…
Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2023/2606 E. , 2025/3368 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2023/2606 Karar No : 2025/3368 DAVACI : ... Sendikası VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ''7438 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun'a Eklenen Geçici 95. madde'' konulu, 13/03/2023 tarih ve 2023/13 sayılı Genelgesinin, “5434 sayılı Kanun'a tabi olanların borçlandırılan sürelerinin sigorta başlangıç tarihini değiştirmeyeceğini" düzenleyen (B) bölümünün 1. maddesinin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Emeklilik yönünden 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu'na tabi olan Sendika üyelerinin bir kısmının askerlik borçlanması yaptığı; davalı idare tarafından, dava konusu Genelge hükümleri gerekçe gösterilerek, borçlanılan süre kadar sigortalılık/iştirakçilik başlangıç tarihlerinin geriye götürülmediği; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 41. maddesinde, sigortalılık başlangıç tarihinden önceki sürelerin borçlanılması halinde, sigortalılığın başlangıç tarihinin borçlandırılan gün kadar geriye götürülmesinin öngörüldüğü; dava konusu Genelge hükmüyle de, 5434 sayılı Kanun'a tabi olanların yaptığı borçlanmaların sigortalılık başlangıç tarihini değiştirmeyeceğinin belirtildiği; Sosyal Sigortalar Kurumu'na (SSK) ve Bağ-Kur’a tabi olanların askerlik borçlanması yapması halinde, sigortalılık başlangıç tarihi geriye götürüldüğü halde, Emekli Sandığına tabi olanların söz konusu haktan yararlandırılmadığı, bu yönüyle Genelgenin, 5510 sayılı Kanun hükmüne, Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Usul yönünden; davanın süresi içinde açılmadığının tespiti halinde, davanın öncelikle süre yönünden reddi gerektiği, esas yönünden; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun Geçici 4. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince, anılan Kanun’un yürürlüğe girdiği 01/10/2008 tarihinden sonra ilk kez kamu görevlisi olarak atananlar hakkında 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılırken, 01/10/2008 tarihinden önce 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu’na tabi olarak çalışmakta iken 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar ile 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğünden önce 5434 sayılı Kanun’a tabi çalışması olup 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışanlar ve bunların dul ve yetimleri hakkında 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapıldığı; 08/09/1999 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 25/08/1999 tarih ve 4447 sayılı Kanun’un 23. maddesi ile 5434 sayılı Kanun’un mülga 39. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin değiştirildiği, böylece 08/09/1999 tarihi itibarıyla iştirakçi olanların emekli aylığına hak kazanabilmesi için 25 hizmet yılı ile 58 ve 60 yaşını tamamlamaları gerektiği, aynı Kanun’un 26. maddesi ile 5434 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 205. madde ile de 4447 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08/09/1999 tarihinde emeklilik hizmet sürelerini tamamlamayanların bu tarihteki emeklilik hizmet sürelerini tamamlamaları için kalan sürelerine göre belirlenen kademeli yaşı tamamlamaları koşulu getirildiği; 4447 sayılı Kanun’un bazı maddelerinin iptali istemiyle açılan davada, Anayasa Mahkemesince verilen 23/02/2001 tarih ve E:1999/42, K:2001/41 sayılı kararla; Geçici 205. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi ve devamı bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarının iptal edildiği, yürürlük tarihinin 23/05/2002 olarak belirlendiği, bu nedenle Kanun'un ilk halinin bu tarihe kadar geçerliliğini sürdürdüğü ve 23/05/2002 tarihinde 4759 sayılı Kanun ile iptal edilen hükümlerin yeniden düzenlendiği, 09/09/1999 ile 23/05/2002 tarihleri arasında iştirakçiler yönünden bir yürürlük boşluğu oluşmadığı, ancak 09/09/1999 tarihinden önce sigortalılık başlangıcı veya iştirakçiliği olanlar için Geçici 205. maddenin uygulanmaya ve 23/05/2002 tarihindeki toplam hizmet sürelerine göre emeklilikte tabii olacakları yaşları belirlenmeye devam ettiği; emeklilik bakımından 08/09/1999 (dahil) tarihinden önce sigortalılığı başlayanlar hakkında Geçici 205. maddeye göre, 09/09/1999 (dahil) tarihinden sonra sigortalılığı başlayanlar hakkında ise 39. maddeye göre işlem yapılarak, emeklilikte tabi olacakları yaşların belirlendiği; öte yandan 5510 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 95. madde ile haklarında 5434 sayılı Kanun’un Geçici 205. maddesi uygulanan kadın sigortalılara 20, erkek sigortalılara ise 25 fiili hizmet yılını tamamlamaları halinde istekleri üzerine emekli aylıklarının bağlanmasının mümkün olabildiği; Geçici 95. madde hükmü ile sigortalıların, sigortalılık başlangıç tarihi, borçlanma süreleri, borçlanılan sürelerin sigortalılık başlangıcında değerlendirilmesi gibi hususlarda, bu düzenlemeye kadar uygulanmasına devam edilen genel sosyal güvenlik hükümlerinde herhangi bir değişiklik yapılmadığı, yalnızca bazı sigortalıların tabi oldukları emeklilik yaşının kaldırıldığı; özellikle 5510 sayılı Kanun’un Geçici 4. maddesinin beşinci fıkrası gereğince, iştirakçiler hakkında borçlanmaya ilişkin işlemlerde 5434 sayılı Kanun’un uygulanacağının açıkça belirtildiği dikkate alındığında 5510 sayılı Kanun’un 41. maddesi hükümlerinin kıyas ile uygulanmasının hukuken mümkün olmadığı, borçlanma; hizmet saydırma veya hizmet satın alma işlemi olduğundan, bir sürenin borçlandırılabilmesi için, sigortalılık kapsamında olmaması, bu sürenin borçlanma yolu ile fiili hizmete eklenebileceğine dair kanun hükmü bulunması ve iştirakçinin/sigortalının borçlanma isteğini Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirmesi gerektiği; istisnai normlar olması nedeniyle, bir husus veya sigortalının borçlanma kapsamında olduğu belirtilmiyorsa, bu hakkın kapsamı dışında kalacağı, yorum veya kıyas gibi yöntemlerle borçlanma hakkının elde edilemeyeceği; bazı durumlarda sosyal güvenlik hukukunda borçlanmanın sigortalılık başlangıç tarihini geriye götüreceğinin özel olarak düzenlendiği, 5510 sayılı Kanun’un Geçici 4. maddesi uyarınca hakkında 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulananlar için kural olarak borçlanma işleminin geriye yürümeyeceği, sadece 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un 5. maddesinin ikinci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun’un Geçici 43. maddesinin ikinci fıkrasında istisnaların bulunduğu, dava konusu Genelge hükmünün, 01/03/2023 tarih ve 7438 sayılı Kanun metninin bir açıklamasından ve uygulamada karşılaşılacak örneklerden ibaret olduğu, sosyal güvenlik haklarına ve sosyal devlet ilkesine aykırı olmadığı; öte yandan, hukuksal durumları farklı olanlar hakkında, farklı uygulamaların ve düzenlemelerin eşitlik ilkesine aykırı olmadığı belirtilerek, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Anayasa'nın Başlangıç kısmında, "…Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak milli kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu..." belirtilmiş; 2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir." kuralına; "Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10. maddesinde, "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir... Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar." kuralına; "Sosyal güvenlik hakkı" başlıklı 60. maddesinde de, "Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar." kuralına yer verilmiştir. Ülkemizde, sosyal güvenlik sistemini oluşturan ana kurallar, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ve 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu ile düzenlenmiş; daha sonra sosyal güvenlik kurumlarının (Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu, Bağ-Kur) tek çatı altında birleştirilmesi amacıyla 5502 sayılı Kanun'la Sosyal Güvenlik Kurumu kurulmuş; sosyal güvenlikle ilgili düzenlemelerin tek bir kanunla bir araya getirilerek norm ve standart birliğinin sağlanması suretiyle, sosyal güvenlik reformunun gerçekleştirilmesi amacıyla da, 31/05/2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe konulmuştur. 5510 sayılı Kanun'un Geçici 1. ve Geçici 4. maddeleriyle, 01/10/2008 tarihinden önce Emekli Sandığı iştirakçisi olanlar hakkında, bu Kanun'la yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı ve bunların aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, borçlanması gibi konularda 5434 sayılı Kanun'un uygulanacağı, ayrıca 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun'un da dikkate alınacağı belirtilmiştir. 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu'nun 39. maddesinde, 1992 yılında 3774 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle; "yaş şartı aranmaksızın" kadın iştirakçilerden 20, erkek iştirakçilerden 25 fiilî hizmet yılını dolduranlara, istekleri üzerine emekli aylığı bağlanması öngörülmüş iken; söz konusu madde, 08/09/1999 tarihinde yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanun'la yeniden değiştirilmiş ve iştirakçilerin 25 fiili hizmet yılını tamamlamaları ve kadınların 58, erkeklerin ise 60 yaşını doldurmaları durumunda emekli aylığı bağlanması kurala bağlanmış; 4447 sayılı Kanun'la 5434 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 205. maddeyle de, 08/09/1999 tarihi (4759 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle yapılan değişiklik uyarınca da 23/05/2002 tarihi) itibarıyla emeklilik hizmet süresini tamamlamayan iştirakçiler için kademeli yaş koşulu getirilmiştir. Söz konusu düzenlemelere göre, 08/09/1999 tarihinden önce hizmeti bulunanlar, 5434 sayılı Kanun'un Geçici 205. maddesinde düzenlenen emeklilik hizmet süresine (kadınlar 20 yıl, erkekler 25 yıl) ve kademeli yaş koşuluna tabi iken; 08/09/1999 tarihinden önce hizmeti bulunmayanlar ise aynı Kanun'un 39. maddesinde düzenlenen emeklilik hizmet süresine (erkek ve kadın için 25 yıl) ve yaş koşuluna (kadınlar 58, erkekler 60 yaş) tabi tutulmuştur. Bununla birlikte, 5434 sayılı Kanun'un Geçici 205. maddesiyle, 08/09/1999 tarihi ve öncesinde sigortalılığı bulunmakla birlikte, emeklilik hizmet süresini (kadınlar için 20, erkekler için 25 yılı) doldurmayanlar için öngörülen "kademeli yaş koşulu", kamuoyunda EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) yasası olarak bilinen ve 01/03/2023 tarih ve 7438 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na eklenen Geçici 95. maddeyle kaldırılmıştır. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının dava konusu 13/03/2023 tarih ve 2023/13 sayılı Genelgesi'nde özetle; 08/09/1999 tarihinden önce sigortalı hizmeti bulunmayanların, 08/09/1999 tarihinden önceki döneme isabet eden hizmet borçlanmalarının (aksine bir yasal düzenleme olmadıkça) sigortalılık başlangıç tarihinin geriye yürütülmeyeceği; 5434 sayılı Kanun'a tabi olan, 08/09/1999 tarihinden önce sigortalı hizmeti bulunmayan ve 08/09/1999 tarihinden önceki döneme ilişkin hizmet borçlanması yapan iştirakçilerin, emeklilik yaş koşulu ve hizmet süresi yönünden 5434 sayılı Kanun'un Geçici 205. maddesine tabi olmayacağı, dolayısıyla 7438 sayılı Kanun'la getirilen düzenlemeden (kademeli yaş koşulunu kaldıran 5510 sayılı Kanun'un Geçici 95. maddesinden) yararlanmayacakları belirtilmiştir. Dava konusu Genelge hükümlerine göre; 506, 1479 veya 5510 sayılı Kanun kapsamında 08/09/1999 tarihinden sonra ilk defa sigortalı olan ve bu Kanun hükümleri uyarınca 08/09/1999 tarihinden önceki döneme ilişkin hizmet borçlanması yapanların, ilgili mevzuat çerçevesinde sigortalılık başlangıç tarihlerinin geriye götürülebileceği ve bu kapsamda 7438 sayılı Kanun'la getirilen düzenlemeden (kademeli yaş koşulunu kaldıran 5510 sayılı Kanun'un Geçici 95. maddesinden) yararlanarak kademeli yaş koşuluna tabi olmaksızın emekli olabileceği; bununla birlikte, 5434 sayılı Kanun kapsamında 08/09/1999 tarihinden sonra ilk defa iştirakçi olan ve bu Kanun hükümlerine göre 08/09/1999 tarihinden önceki döneme ilişkin hizmet borçlanması yapanların ise, iştirakçilik başlangıç tarihlerinin geriye götürülmeyeceği ve 5434 sayılı Kanun'un Geçici 205. maddesinden, dolayısıyla 7438 sayılı Kanun'la getirilen düzenlemeden yararlanmayacağı anlaşılmaktadır. Bakılan uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında yapılan (askerlik, doğum izni, avukatlık stajı gibi) hizmet borçlanmasının, "borçlanılan dönemin sigorta başlangıcı kabul edilip edilmeyeceğinden" veya "sigortalılık başlangıç tarihinin borçlanılan süre kadar geriye götürülüp götürülmeyeceğinden" (dolayısıyla 5434 sayılı Kanun'un Geçici 205. maddesinden ve 2023 yılında 7438 sayılı Kanun'la getirilen erken emeklilik hakkından yararlanılıp yararlanılamayacağından) kaynaklanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için, öncelikle hizmet borçlanmasının mahiyeti ile bu borçlanmanın fiili hizmet süresine ve sigortalılığın/iştirakçiliğin başlangıç tarihine etkisinin incelenmesi gerekmektedir. "Hizmet borçlanması"; sigorta primi ödenmeyen ve çalışılmış sayılmayan bazı sürelerin (askerlik, doğum izni, avukatlık stajı gibi), satın alınması yoluyla emeklilik fiili hizmet süresine eklenmesi işlemi olup; hizmet borçlanmasıyla, kişi emeklilik yönünden hangi sosyal güvenlik kanununa tabi ise, borçlandığı dönemde (askerlik, doğum izni veya avukatlık staj süresince) sanki o kanun kapsamında sigortalı çalışmış gibi kabul edilmekte ve o döneme ilişkin süreler, sigortalı hizmet süresinden sayılmaktadır. Bu kapsamda, emeklilik yönünden 5434 sayılı Kanun'a (Emekli Sandığına) tabi olanların, askerlik, doğum izni ve avukatlık staj süresi gibi hizmet borçlanmaları da 5434 sayılı Kanun'a tabi bir hizmet olarak kabul edilmektedir. Hizmet borçlanması yapılabilmesi için, söz konusu hizmetin borçlanılabilmesine imkan sağlayan yasal bir düzenleme gerekli olup; kanunun öngörmediği süreler/hizmetler için borçlanma yapılması mümkün değildir. Hizmet borçlanmasının iki temel işlevi bulunmakta olup; ilki, emekli aylığı bağlanması için eksik olan hizmet süresinin, borçlanılan hizmet süresiyle tamamlanması; ikincisi ise sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki döneme ilişkin süreler borçlanıldırılarak, "borçlanılan dönemin sigorta başlangıcı kabul edilmesi" veya "sigortalılığın başlangıç tarihinin borçlandırılan süre kadar geriye götürülmesi"; böylece, kişinin emeklilik yaşı ve hizmet süresi yönünden tabi olduğu mevzuatın değişmesi suretiyle daha erken emekli olabilmesine imkan sağlanmasıdır. Sosyal güvenlik mevzuatının temel kurallarını düzenleyen 506, 1479, 5434 ve 5510 sayılı Kanunlarda, hizmet borçlanmasına yönelik özel düzenlemelere yer verilmiş olup; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 60/F maddesinde (ayrıca geçici m.38, geçici md. 44, geçici md. 58, geçici md. 68, geçici md. 80 ve ek geçici 1. maddesinde), 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu’nun Ek 9. maddesinde, 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un 5. maddesinde ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 41. maddesinde; borçlanılan hizmet süresinin, sigortalı başlangıç tarihini "borçlanılan süre kadar geriye götüreceğine", 5510 sayılı Kanun'un Geçici 36. maddesinde ise "borçlanılan sürenin "sigortalılık başlangıç tarihini geriye götürmeyeceğine" yönelik düzenlemeler yer almış; bununla birlikte 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu’nun Ek 8. ve 31. maddelerinde ise, borçlanılan sürenin iştirakçiliğin başlangıcını "geriye götürüp götürmeyeceğine" veya borçlanılan sürenin "iştirakçiliğin başlangıcı sayılıp sayılmayacağına" yönelik açık bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Hizmet borçlanması, kural olarak, aksine bir yasal düzenleme olmadıkça, hangi dönem borçlanılmış ise "borçlanılan dönem itibarıyla söz konusu sürenin sosyal güvenlik kanunu kapsamında hizmet olarak sayılması (dolayısıyla borçlanılan sürenin sigortalılık/iştirakçilik başlangıcı olarak kabul edilmesi)" sonucunu doğurur. Bir örnekle açıklamak gerekirse, ilk defa 01/07/2000 tarihinde 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçi olarak işe başlayan bir kişinin, 01/01/1998 - 30/06/1998 tarihleri arasındaki 6 aylık askerlik hizmetini borçlanması halinde, aksine bir yasal düzenleme olmadıkça, 01/01/1998 - 30/06/1998 tarihleri arasında 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçi olarak çalışmış gibi sayılmakta; diğer bir deyişle 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçilik (fiili hizmet süresi) başlangıcı 01/01/1998 olarak kabul edilmektedir. Hizmet borçlanması, "borçlanılan sürenin başlangıcının sigortalılık/iştirakçilik başlangıcı olarak kabul edilmesi" ana kural olmakla birlikte; yasakoyucu tarafından, bu ana kuraldan farklı olarak, hizmet borçlanmasının "sigortalılık/iştirakçilik başlangıç tarihini değiştirmemesi (geriye götürmemesi)" veya "sadece borçlanılan süre kadar geriye götürmesi" yönünde yasal düzenlemeler yapılması mümkündür. Nitekim, bazı sosyal güvenlik kanunlarında; aksi yönde düzenlemelere (506 sayılı Kanun'un 60/F maddesi, 1479 sayılı Kanun’un Ek 9. maddesi, 3201 sayılı Kanun’un 5. maddesi ve 5510 sayılı Kanun’un 41. maddesi gibi) yer verilerek, borçlanılan sürenin başlangıcının, doğrudan sigortalı başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi yerine, sadece sigortalılık başlangıç tarihinin "borçlanılan süre kadar geriye götürmesi" öngörülmüştür. Bu tür yasal düzenlemelerin bulunduğu hallerde, borçlanılan süre, sigortalılık başlangıç tarihi sayılmayacak, sadece sigortalılık başlangıç tarihi, borçlanılan süre kadar geriye götürülecektir. Bir örnekle izah etmek gerekirse, ilk defa 01/07/2000 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığı başlayan bir kişinin, 01/01/1998 - 30/06/1998 tarihleri arasındaki 6 aylık askerlik hizmetini borçlanması halinde, (aksine bir yasal düzenleme olmadığı varsayımında) sigortalılığın başlangıç tarihi 01/01/1998 olarak kabul edilmesi gerekmekte ise de; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 60/F maddesinde, "Bu Kanuna göre tespit edilen sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler için borçlandırılma halinde, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlandırılan gün sayısı kadar geriye götürülür." şeklinde hizmet borçlanmasında sigortalılık başlangıç tarihine yönelik aksi yönde özel bir düzenleme bulunduğundan; sigortalılık başlangıcı, borçlanılan sürenin başlangıcı olan 01/01/1998 tarihi olmayacak, ilk sigortalılık tarihi olan 01/07/2000 tarihinden 6 ay geriye doğru gidilerek 01/01/2000 olarak kabul edilecektir. 08/09/1999 tarihinden önce sigortalılığı/iştirakçiliği bulunanların, emeklilik yaş ve hizmet süreleri 5434 sayılı Kanun'un Geçici 205. maddesine göre belirlendiğinden ve bu madde kapsamına girenler için getirilen kademeli yaş koşulu da kamuoyunda EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) yasası olarak bilinen ve 01/03/2023 tarih ve 7438 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na eklenen Geçici 95. maddeyle kaldırıldığından; 08/09/1999 tarihinden önceki döneme ilişkin yapılan hizmet borçlanmasının; "borçlanılan dönemin sigortalılık/iştirakçilik başlangıcı sayılıp sayılmayacağı" veya "iştirakçiliğin başlangıç tarihini borçlandırılan süre kadar geriye götürüp götürmeyeceği" hususu, daha erken emekli olmak isteyen iştirakçiler için önem arz etmektedir. Yukarıda yer verilen mevzuat ve açıklamaların birlikte değerlendirilmesinden; 5434 sayılı Kanun'da hizmet borçlanmasının, iştirakçiliğin başlangıcını "geriye götürüp götürmeyeceğine" veya borçlanılan sürenin "iştirakçiliğin başlangıcı sayılıp sayılmayacağına" yönelik açık bir düzenleme bulunmamakta ise de; hizmet borçlanmasında, aksine açık bir yasal düzenleme olmadıkça, hangi dönem borçlanılmış ise borçlanılan dönemin ilgili sosyal güvenlik kanunu kapsamında hizmet olarak sayılması (dolayısıyla sigortalılık/iştirakçilik başlangıcı olarak kabul edilmesi) anlamına geldiği; buna göre, 5434 sayılı Kanun kapsamında yapılan hizmet borçlanmasının, iştirakçilik başlangıç tarihini geriye götürüp götürmeyeceği yönünde özel bir düzenleme bulunmaması nedeniyle, iştirakçiliğin başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan; 506, 1479 ve 5510 sayılı Kanun'a tabi sigortalılar yönünden, 4447 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 08/09/1999 tarihinden önce; söz konusu kanunlarla kurulan emeklilik sisteminde, "sigortalılık başlangıç tarihinin" ve "sigortalılık süresinini" emekli aylığı bağlanması yönünden önem arz etmesi nedeniyle, borçlanılan sürenin sigortalılık başlangıç tarihini geriye götürüp götürmeyeceği yönünde mevzuatta açık düzenleme yapılmasının, söz konusu sistemin doğal bir sonucu olduğu; 5434 sayılı Kanun'a tabi iştirakçiler yönünden 08/09/1999 tarihinden önce "iştirakçilik başlangıç tarihinin" emekli aylığı bağlanması yönünden bir öneminin olmaması nedeniyle, anılan Kanun'un Ek 8 ve Ek 31. maddelerinde borçlanılan sürenin iştirakçilik başlangıç tarihini geriye götüreceği yönünde açık bir düzenleme yapılmamasının, 5434 sayılı Kanun'la kurulan sistemin yapısının doğal bir sonucu olduğu; dolayısıyla 5434 sayılı Kanun'da iştirakçilik süresi ve tescil başlangıç tarihi yerine, toplam hizmet süresinin sigortalılık haklarından faydalanma ve emeklilik işlemleri yönünden önem arz ettiği dikkate alındığında; 5434 sayılı Kanun'a tabi olanlar için, iştirakçilik başlangıcının açıkça geriye çekilmesi gerektiğini ifade eden bir düzenlemeye ihtiyaç olmadığı da tartışmasızdır. Ayrıca, hizmet borçlanması neticesinde, borçlanılan süreler tüm sigortalı ve iştirakçiler için fiili hizmet süresi olarak kabul edildiği; ancak, dava konusu Genelge hükümleriyle sadece 506, 1479 veya 5510 sayılı Kanun'a tabi sigortalıların, bu Kanun hükümlerine göre yaptıkları hizmet borçlanmalarının ilgili mevzuat çerçevesinde sigortalılık başlangıç tarihlerinin geriye götürülmesine ve 7438 sayılı Kanun kapsamında daha erken olabilmelerine imkan sağlandığı; 5434 sayılı Kanun'a tabi iştirakçilerin ise, bu Kanun hükümlerine göre yaptıkları hizmet borçlanmalarının iştirakçilik başlangıç tarihlerinin geriye götürülmesine ve 7438 sayılı Kanun kapsamında daha erken emekli olabilmelerine imkan sağlanmadığı; böylece dava konusu Genelge'yle 506, 1479 veya 5510 sayılı Kanun'a tabi sigortalılara tanınan "hizmet borçlanmalarının sigortalılık başlangıç tarihlerinin geriye götürülmesi" ve "erken emekli olabilme" hakkının, kanunlarda yasaklayıcı bir hüküm bulunmamasına rağmen, 5434 sayılı Kanun'a tabi iştirakçilere tanınmadığı; şöyle ki, 01/01/2000 tarihinde 506 veya 1479 sayılı Kanun kapsamında ilk defa işe başlayan sigortalının, 01/01/1998 - 30/06/1998 tarihleri arasındaki 6 aylık askerlik hizmetini borçlanması halinde, sigortalılık başlangıcı 01/01/2000 tarihinden 01/07/1999 tarihine çekildiği ve 7438 sayılı Kanun kapsamında daha erken emekli olabildiği; bununla birlikte, 01/01/2000 tarihinde 5434 sayılı Kanun kapsamında ilk defa işe başlayan iştirakçinin, 01/01/1998 - 30/06/1998 tarihleri arasındaki 6 aylık askerlik hizmetini borçlanması halinde, iştirakçilik başlangıcının 01/01/2000 tarihinden geriye çekilmediği ve 7438 sayılı Kanun kapsamında daha erken emekli olabilme imkanından yararlanamadığı görülmektedir. Bu durumda; hizmet borçlanması borçlanmasıyla, kişi emeklilik yönünden hangi sosyal güvenlik kanununa tabi ise, borçlandığı dönemde (askerlik, doğum izni veya avukatlık staj süresince) sanki o kanun kapsamında sigortalı çalışmış gibi kabul edildiği ve o döneme ilişkin sürelerin, sigortalı hizmet süresine eklendiği; kural olarak, aksine bir yasal düzenleme olmadıkça, hangi dönem borçlanılmış ise "borçlanılan dönem itibarıyla söz konusu sürenin sosyal güvenlik kanunu kapsamında hizmet olarak sayılması (dolayısıyla borçlanılan sürenin sigortalılık/iştirakçilik başlangıcı olarak kabul edilmesi)" gerektiği; hizmet borçlanmasının, ana kuraldan (borçlanma süresinin başlangıcının, sigortalılığın başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi) farklı olarak, sigortalılık başlangıç tarihi üzerinde farklı bir etkisinin olması (sigortalılık başlangıç tarihini değiştirmemesi veya sadece borçlanılan süre kadar geriye götürmesi) istenmekte ise, borçlanmaya ilgili kanun maddelerinde bu hususun açıkça düzenlenmesinin zorunlu olduğu; bu yönde bir yasal düzenleme olmaksızın, borçlanma sürelerinin, sigortalılık başlangıç tarihini geriye götürmeyeceğinin kabulüne olanak bulunmadığı; dolayısıyla, 5434 sayılı Kanun'da aksi yönde bir düzenleme bulunmaması nedeniyle, bu Kanun'a göre yapılan (askerlik, doğum izni ve avukatlık staj süresi gibi) hizmet borçlanmalarının 5434 sayılı Kanun'a tabi bir hizmet olarak kabul edilmesi ve borçlanılan sürenin başlangıcının da "iştirakçiliğin (fiili hizmet süresinin) başlangıç tarihi" olarak kabulünün zorunlu olduğu; ayrıca, diğer sosyal güvenlik kanunlarından farklı olarak, 5434 sayılı Kanun'da iştirakçilik süresi ve tescil başlangıç tarihinin emeklilik işlemlerinde bir etkisinin bulunmaması nedeniyle, hizmet borçlanmalarının, iştirakçilik başlangıç tarihinin geriye çekilmesi yönünde bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı; bu yönüyle 5434 sayılı Kanun'da iştirakçiliğin başlangıç tarihinin geriye çekilmesi yönünde açık bir düzenlemeye yer verilmemiş olmasının, borçlanılan hizmet süresinin iştirakçiliğin (fiili hizmet süresinin) başlangıç tarihi olarak kabul edilmesine engel teşkil etmeyeceği; kaldı ki 506, 1479 veya 5510 sayılı Kanun'a tabi sigortalılara tanınan "hizmet borçlanmalarının sigortalılık başlangıç tarihlerinin geriye götürülmesi" ve "erken emekli olabilme" hakkının, kanunlarda yasaklayıcı bir hüküm bulunmamasına rağmen sadece 5434 sayılı Kanun'a tabi iştirakçilere tanınmadığı; Anayasanın 60. maddesine göre herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu, Devletin bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri almakla ve eşitlik ilkesi çerçevesinde hareket etmekle yükümlü olduğu halde; Emekli Sandığına tabi olanlar ile diğer sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olanlar arasında, hizmet borçlanmasının sigortalılık başlangıç tarihi geriye götürülmesi ve daha erken emekli olabilme hususlarında farklı muameleye ve ayrımcı kurallara tabi tutulmasını gerektirecek haklı ve hukuken kabul edilebilir geçerli bir neden bulunmadığı gibi, bu durumun Anayasa'da düzenlenen "ayrımcılık yasağı", "eşitlik", "sosyal devlet" ve "sosyal güvenlik hakkı" ilkelerine de aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığından; dava konusu Genelge hükümlerinde üst hukuk normlarına ve hukuka uygunluk görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 13/03/2023 tarih ve 2023/13 sayılı Genelgesi'nin dava konusu edilen kısımlarının iptali gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : ... Sendikası vekili tarafından açılan davada, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emekli Hizmetleri Genel Müdürlüğünün "7438 Sayılı Kanun ile 5510 Sayılı Kanuna Eklenen Geçici 95 inci Madde" konulu 13/03/2023 tarih ve 2023/13 sayılı Genelgesinin B başlığı altında yer alan 1. fıkranın iptaline karar verilmesi istenilmektedir. Davaya konu Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emekli Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 13/03/2023 tarih ve 2023/13 sayılı Genelgesinin B başlıklı bölümünde; “5510 sayılı Kanunun Geçici 4 üncü Maddesi Kapsamındaki Sigortalıların Sigortalılık Tahsis ve Ödeme İşlemleri” konulu” 29.6.2020 tarihli ve 2020/22 sayılı Genelgenin; 1) Birinci Kısım Üçüncü Bölümün sonuna “10. Borçlandırılan Sürelerin Değerlendirilmesi” alt başlığı ile aşağıdaki açıklamalar eklenmiştir. “8/9/1999 tarihinden sonra sigortalılığı başlayan ve hakkında Kanun hükümleri uygulanan iştirakçilerin Kanunun mülga 15 inci maddesinin (e) bendi ve 5510 sayılı Kanunun geçici 43 üncü maddesi uyarınca borçlandırılan öğrenim süreleri ile 3201 sayılı Kanuna istinaden borçlanılan yurt dışı süreleri hariç emeklilik veya sigortalılık hakkı tanınmadan geçirilmiş ve çeşitli kanunlarda öngörülen kurallara istinaden sigortalıların talepleri üzerine borçlandırılan ve tahakkuk eden borç tutarını ödemeleri halinde toplam hizmet sürelerinde dikkate alınan borçlanma süreleri sigortalılık başlangıç tarihini değiştirmeyeceğinden haklarında Kanunun geçici 205 inci maddesinin uygulanması mümkün değildir. Ancak, borçlanılan süreler ilk defa sigortalı olunan tarihten başlanılarak borçlanılan süre kadar geriye doğru yazılmak suretiyle kazançları ile birlikte SGK Tescil ve Hizmet Dökümü Programında görüntülenmekte olup bu durum halen hakkında bu kanun hükümleri uygulanan 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olanların sigortalılık başlangıç tarihini değiştirmemektedir. Örnek: 22/1/2001 tarihinde 5434 sayılı Kanuna tabi çalışmaya başlayan bir iştirakçinin 12/4/1996-12/10/1997 tarihleri arasında 1 yıl 6 ay olan askerlik süresini borçlanması halinde borçlanılan bu süre toplam hizmet süresine eklenecek olup sigortalılık başlangıç tarihini değiştirmeyecektir. Ancak, borçlanılan bu süre SGK Tescil ve Hizmet Dökümü Programında ilk defa iştirakçi olduğu 22/1/2001 tarihinden borçlandığı (1 yıl 6 ay) süre kadar geriye doğru yazılarak görüntülenecektir. Bu durum, ilgilinin emeklilik koşullarının belirlenmesinde Kanunun geçici 205 inci maddesi hükümlerinin uygulanmasını gerektirmeyecektir.” kuralına yer verilmiştir. 08/09/1999 tarih ve 23810 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4447 sayılı Kanunla, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ile 1475 sayılı İş Kanununda değişiklikler yapılmış, geçici maddeler eklenmiş, bu Kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe giren (mülga) 23. maddesi ile 5434 sayılı Kanuna eklenen (mülga) 39/1-(b) maddesinde; 25 fiili hizmet yılını dolduran iştirakçilerden kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını dolduranların istekleri üzerine emekli aylığı bağlanacağı, 26. maddesiyle 5434 sayılı Kanuna eklenen (mülga) geçici 205. maddesinde ise, 4447 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.09.1999 tarihinde emeklilik hizmet sürelerini tamamlamayanlar ve tamamlamalarına belirli bir süre kalanlar için kademeli bir emeklilik yaşı öngörülmüştür. Buna göre; 4447 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.09.1999 tarihinden önce göreve başlayan iştirakçilerin, borçlanma yapıp yapmadığına bakılmaksızın 5434 sayılı Kanunun kademeli emeklilik yaş uygulamasını öngören Geçici 205. maddesinde belirtilen emeklilik şartlarına tabi olduğu; 08.09.1999 tarihinden sonra göreve başlayan iştirakçilerin ise, 5434 sayılı Kanun'un mülga 39. maddesinde belirtilen emeklilik şartlarına tabi olduğu anlaşılmaktadır. 03/03/2023 tarih ve 32121 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7438 Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1. maddesiyle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa geçici 95. madde eklenmiş, bu maddenin 1. fıkrasında; "Bu maddenin yürürlük tarihinden sonra aylık bağlanması için talepte bulunanlardan 506 sayılı Kanunun geçici 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi, 1479 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2925 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi ve 5434 sayılı Kanunun geçici 205 inci maddesi hükümlerine göre yaşlılık veya emekli aylığı bağlanacak olanlar, söz konusu hükümlerde yaş dışındaki diğer şartları taşımaları halinde yaşlılık veya emekli aylığından yararlanırlar. Bu fıkra esas alınarak geriye dönük herhangi bir ödeme yapılmaz ve geriye dönük hak talep edilemez." hükmüne yer verilmiştir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, kamu idarelerinde görev yapanların sigortalı sayılacağı belirtilmiş, Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu Kanunla mülga 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilir." hükmüne yer verilmiş, aynı Kanunun ''5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 4. maddesinde; 2008 yılı Ekim ayı başından önce sosyal güvenlik bakımından 5434 sayılı Kanuna tabi çalışmaları bulunanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında uygulanmaya devam edecek hükümlerin kapsamı da belirlenmiş, anılan geçici maddede, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 5434 sayılı Kanuna göre; aylık, tazminat, harp malullüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 08/02/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanunda kendileri için belirtilmiş olan şartları haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunacağı, yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçiliği sona erenlerden tahsis talebinde bulunacaklar ile yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsis talebinde bulunanlardan işlemleri devam edenler hakkında, yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı, yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla iştirakçi iken 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlarla, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında, aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde, yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı, söz konusu geçici 4 üncü madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılması ve ayrıca mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerinin de dikkate alınacağı belirtilmiş, 506, 1479, 5434, 2925, 2926 sayılı kanunlara ilişkin ortak geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 7. (Değişik: 17/4/2008-5754/68 md.) maddesinin 7. fıkrasında; "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendine göre ilk defa sigortalı olanların sigortalılık başlangıç tarihinden önceki süreleri, bu Kanunun 41 ve 46 ncı maddeleri, 5434 sayılı Kanunun ek 31 inci maddesi ile 3201 sayılı Kanuna göre borçlandırılmaları halinde, sigortalılığın başlangıç tarihinin geriye götürülmesini ve haklarında bu Kanunun geçici maddelerinin uygulanmasını gerektirmez.", aynı Kanunun "Sigortalıların borçlanabileceği süreler" başlıklı 41. maddesinde, hangi sürelerin borçlanılabileceği belirtilmiş, bu maddenin 3. fıkrasında da, "Bu Kanuna göre tespit edilen sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler için borçlandırılma halinde, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlandırılan gün sayısı kadar geriye götürülür. Sigortalılık borçlanması ile aylık bağlanmasına hak kazanılması durumunda, ilgililere borcun ödendiği tarihi takip eden ay başından itibaren aylık bağlanır." kuralına yer verilmiştir. Gerek 5434 gerekse diğer sosyal güvenlik kanunlarında sigortalılık veya iştirakçilik başlangıç tarihini geriye götürecek borçlandırmalara ilişkin düzenlemelere yer verilmiş olup, bu istisnalar dışında sigortalı çalışmadan önceki emeklilik veya sigortalılık hakkı tanınmadan geçirilen ve yasalarda belirtilen kurallara uygun olarak sigortalıların talepleri üzerine borçlanılan süreler, sigortalılık sürelerine eklenecek ancak sigortalılık veya iştirakçilik başlangıç tarihini geriye götürmeyecektir. Sosyal güvenlik mevzuatında kişilerin sosyal hak ve yükümlülükleri hangi şartlarda emekli olabilecekleri detaylı şekilde düzenlenmiş, yaşlılık veya emeklilik aylığı bağlanabilmesi için sigortalılık süresi, sigortalı hizmet süresi (prim gün sayısı) yaş sınırı dikkate alınması öngörülmüş, emeklilik (yaşlılık) sigortası için aranan koşullar, kişinin sigortalı olarak ilk çalışmaya başladığı tarihte geçerli olan emeklilik şartlarına göre belirlenmiştir. Sosyal güvenlik düzenlemeleri kıyas veya hakkaniyet gereği genişletilebilen kurallar olmadığından Yasada açıkça düzenlenmeyen konularda kıyas veya yorum yapılarak sigorta başlangıç tarihinin geriye çekilmesi gibi bir uygulamaya gidilmesi hukuken mümkün değildir. Bu durumda davaya konu Genelgenin iptali istenilen kısımındaki düzenlemenin anılan mevzuat hükümleriyle çelişmediği açık olduğundan üst hukuk normlarına aykırılık görülmemiştir. Belirtilen nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davalı idarenin usule ilişkin itirazı yerinde görülmeyerek, işin gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu'nun 39. maddesinde, 1992 yılında 3774 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle; "yaş şartı aranmaksızın" kadın iştirakçilerden 20, erkek iştirakçilerden 25 fiilî hizmet yılını dolduranlara, istekleri üzerine emekli aylığı bağlanması öngörülmüş iken; söz konusu madde, 08/09/1999 tarihinde yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanun'la yeniden değiştirilmiş ve iştirakçilerin 25 fiili hizmet yılını tamamlamaları ve kadınların 58, erkeklerin ise 60 yaşını doldurmaları durumunda emekli aylığı bağlanması kurala bağlanmış; 4447 sayılı Kanun'la 5434 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 205. maddeyle de, 08/09/1999 tarihi (4759 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle yapılan değişiklik uyarınca da 23/05/2002 tarihi) itibarıyla emeklilik hizmet süresini tamamlamayan iştirakçiler için kademeli yaş koşulu getirilmiştir. Bununla birlikte, 5434 sayılı Kanun'un Geçici 205. maddesiyle, 08/09/1999 tarihi ve öncesinde sigortalılığı bulunmakla birlikte, emeklilik hizmet süresini (kadınlar için 20, erkekler için 25 yılı) doldurmayanlar için öngörülen "kademeli yaş koşulu", kamuoyunda EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) yasası olarak bilinen ve 01/03/2023 tarih ve 7438 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na eklenen Geçici 95. maddeyle kaldırılmıştır. 7438 sayılı Kanun’la getirilen düzenleme sonrasında, davalı idare tarafından 13/03/2023 tarih ve 2023/13 sayılı dava konusu Genelge yayımlanmış olup, söz konusu Genelge'de özetle; 08/09/1999 tarihinden önce sigortalı hizmeti bulunmayanların, 08/09/1999 tarihinden önceki döneme isabet eden hizmet borçlanmalarının (aksine bir yasal düzenleme olmadıkça) sigortalılık başlangıç tarihinin geriye yürütülmeyeceği; 5434 sayılı Kanun'a tabi olan, 08/09/1999 tarihinden önce sigortalı hizmeti bulunmayan ve 08/09/1999 tarihinden önceki döneme ilişkin hizmet borçlanması yapan iştirakçilerin, emeklilik yaş koşulu ve hizmet süresi yönünden 5434 sayılı Kanun'un Geçici 205. maddesine tabi olmayacağı, dolayısıyla 7438 sayılı Kanun'la getirilen düzenlemeden (kademeli yaş koşulunu kaldıran 5510 sayılı Kanun'un Geçici 95. maddesinden) yararlanmayacakları belirtilmiştir. Bunun üzerine, davacı Sendika tarafından, Sosyal Sigortalar Kurumu'na (SSK) ve Bağ-Kur’a tabi olanların askerlik borçlanması yapması halinde, sigortalılık başlangıç tarihi geriye götürüldüğü halde, Emekli Sandığına tabi olan Sendika üyelerinin söz konusu haktan yararlandırılmamasının 5510 sayılı Kanun hükmüne, Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı olduğundan bahisle, 13/03/2023 tarih ve 2023/13 sayılı Genelge'nin ilgili kısımlarının iptali istemiyle 11/05/2023 tarihinde bakılan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE : İLGİLİ MEVZUAT : 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesinde; bu Kanunun amacının, çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle ilgililerin sosyal güvenliklerinin sağlanmasının usul ve esaslarının düzenlenmesi olduğu belirtildikten sonra, 8. maddesinde; "Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir....", 10. maddesinde; "Bu Kanun uyarınca bağlanacak aylıkların ödenmesinde ve kesilmesinde, aylığı bağlayan kurum mevzuatındaki esaslar uygulanır." hükümlerine yer verilmiş iken; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 106. maddesiyle, 2829 sayılı Kanun hükümleri, 01/10/2008 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun ''Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına ilişkin bazı geçiş hükümleri'' başlıklı Geçici 1. maddesinin birinci fıkrasında, ''Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu Kanunla mülga 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilir.''; ''5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 4. maddesinin dördüncü fıkrasında, "Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır. Bu fıkra kapsamına girenlerden, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 10 uncu maddesi kapsamında bulunanların emekli kesenekleri ile kurum karşılıklarının hesabında, işgal ettikleri kadrolar için ilgili mevzuatında belirlenen unsurlar esas alınır."; beşinci fıkrasında, "Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır..."; "506, 1479, 5434, 2925, 2926 sayılı kanunlara ilişkin ortak geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 7. maddesinde, "(Değişik: 17/4/2008-5754/68 md.) Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilir." hükmü öngörülmüştür. A. Emekli aylığı bağlanmasına yönelik mevzuat: ''Emekli aylığı bağlanacak haller'' başlıklı mülga 39. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, "(Değişik:20/2/1992-3774/1) Kadın iştirakçilerden 20, erkek iştirakçilerden 25 fiilî hizmet yılını dolduranların istekleri üzerine" emekli aylığı bağlanması öngörülmüş iken; söz konusu bentte, 25/08/1999 tarih ve 4447 sayılı Kanun'un 23. maddesiyle yapılan değişiklikle, "25 fiili hizmet yılını dolduran iştirakçilerden kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını dolduranların istekleri üzerine, ...” emekli aylığı bağlanması kurala bağlanmıştır. Söz konusu değişikliğe ilişkin 23. maddenin gerekçesinde ise, "Mevcut uygulama ile 20 hizmet yılını dolduran kadın iştirakçilerle 25 hizmet yılını dolduran erkek iştirakçiler hiçbir şart aranmaksızın 38–43 yaşlarında emekliye ayrılabilmekte, bu durum yaşlılık riski ile karşılaşmadan erken yaşta emekliye ayrılma imkânı sağlamaktadır. Maddede yapılan düzenleme ile kadın, erkek arasındaki ayırım kaldırılmış ve emekliye ayrılabilmek için, 25 hizmet yılının ve kadın ise 58 erkek ise 60 yaşını doldurulması şartı getirilmiştir. Bu suretle erken yaşta emekliliğin önlenmesi ve sandığın aktüeryal dengesi üzerindeki olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır." ifadelerine yer verilmiştir. Ayrıca, 5434 sayılı Kanun'un, 25/08/1999 tarih ve 4447 sayılı Kanun'un 26. maddesiyle eklenen ve 08/09/1999 tarih ve 23810 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan Geçici 205. maddesinde, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte; Kadın iştirakçilerden 20, erkek iştirakçilerden 25 fiili hizmet yılını dolduranların istekleri üzerine emekli aylığı bağlanır. a) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 2 yıldan az kalan iştirakçilerden kadın ise 38, erkek ise 43 yaşını, (Ek ibare: 23/5/2002-4759/5 md.) 23.5.2002 tarihinde; b) (Ek: 23/5/2002-4759/5 md.) Emeklilik hizmet sürelerini dolduranlar ile doldurmaya; 2 tam yıl veya daha az kalan iştirakçilerden kadın ise 40, erkek ise 44 yaşını, .... r) (Ek: 23/5/2002-4759/5 md.) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya; 16 tam yıldan fazla, 17 tam yıl kalan kadın iştirakçiler 55 yaşını, Doldurmaları ve kadın iştirakçinin 20, erkek iştirakçinin 25 fiilî hizmet süresini tamamlamaları halinde istekleri üzerine emekli aylığı bağlanır…" kuralına yer verilerek, 08/09/1999 tarihinden önce iştirakçiliği bulunanlara, emekli aylığı bağlanabilmesi için kademeli yaş koşulu getirilmiştir. Öte yandan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na, kamuoyunda EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) yasası olarak bilinen 01/03/2023 tarih ve 7438 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle eklenen, Geçici 95. maddesinde, "Bu maddenin yürürlük tarihinden sonra aylık bağlanması için talepte bulunanlardan 506 sayılı Kanunun geçici 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi, 1479 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2925 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi ve 5434 sayılı Kanunun geçici 205 inci maddesi hükümlerine göre yaşlılık veya emekli aylığı bağlanacak olanlar, söz konusu hükümlerde yaş dışındaki diğer şartları taşımaları halinde yaşlılık veya emekli aylığından yararlanırlar. Bu fıkra esas alınarak geriye dönük herhangi bir ödeme yapılmaz ve geriye dönük hak talep edilemez…” kuralına yer verilmiştir. Söz konusu değişikliğe ilişkin 1. maddenin gerekçesinde ise, "20/2/1992 tarihli ve 3774 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle yaşlılık veya emekli aylığına hak kazanmada yaş şartı kaldırılarak, sigortalıların sadece belirli bir prim ödeme gün sayısı ve/veya sigortalılık süresi şartı ile emekli olmalarına imkân sağlanmıştır. Diğer taraftan, 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemede emekliliğe hak kazanmak için yaş şartı getirilerek sigortalıların emeklilik koşulları yeniden düzenlenmiştir. Buna göre, ilk defa 9/9/1999 (dahil) tarihinden sonra sigortalı sayılanların emeklilik yaşına tabi olmaları yönündeki değişikliğin yanı sıra, tabi oldukları sigortalılık süresi, prim ödeme gün sayısı veya hizmet süresi bakımından da yaşlılık veya emekli aylığına hak kazanma koşulları belirlenmiştir. Ayrıca, ihdas edilen geçici madde hükümleri ile (506 sayılı Kanunun geçici 81 inci maddesi, 1479 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesi, 2925 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi ve 5434 sayılı Kanunun geçici 205 ve 206 ncı maddeleri), ilk defa 8/9/1999 (dahil) tarihinden önce sigortalı sayılanların da, Kanunun yürürlük tarihindeki durumlarına göre yaşlılık veya emekli aylığına hak kazanma koşulları emeklilik yaşı ve/veya prim ödeme gün sayısı yönünden kademelendirilerek yeniden tespit edilmiştir. Yapılan düzenlemede ise; - 8/9/1999 (dahil) tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası kapsamında çalışmaya başlayanların ve, - 9/9/1999 (dahil) tarihinden sonra malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası kapsamında çalışmaya başlamalarına rağmen sigortalılık başlangıç tarihini geriye götürmeye imkân tanıyan ilgili mevzuat hükümlerine göre yapmış oldukları borçlanmalar ile sigortalılık başlangıç tarihi 8/9/1999 (dahil) öncesi olacak şekilde geriye götürülenlerin, 506 sayılı Kanunun geçici 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi, 1479 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2925 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin (B) bendi ve 5434 sayılı Kanunun geçici 205 inci maddesi hükümlerine göre yaşlılık veya emekli aylığı hak kazanma koşullarından prim ödeme gün sayısı ve/veya sigortalılık süresi şartları değiştirilmeksizin, sadece yaş sınırlamasının kaldırılması, bu madde esas alınarak geriye dönük herhangi bir ödeme yapılmaması ve hak talep edilmemesi amaçlanmaktadır..." açıklamalarına yer verilmiştir. B. Borçlanmaya ilişkin mevzuat: 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun mülga 60. maddesinin (F) bendinde, "(Değişik:29/7/2003-4958/34 md.) Bu Kanuna göre sigortalı olarak tescil edilmiş bulunanların, er olarak silâh altında veya yedek subay okulunda geçen sürelerinin tamamını veya bir kısmını, kendilerinin veya hak sahiplerinin yazılı talepte bulunmaları halinde ve bu Kanunun 78 inci maddesi ile belirlenen prime esas kazancın alt sınırının talep tarihindeki tutarı üzerinden hesaplanacak malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerini tebliğ tarihinden itibaren altı ay içinde ödemeleri şartı ile borçlandırılır, altı ay içinde primi ödenmeyen borçlanma süreleri hizmetten sayılmaz. Ancak Kanunla kurulmuş bulunan diğer sosyal güvenlik kuruluşları mevzuatına göre sigortalı veya iştirakçi olanlar hakkında yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmaz. Sigortalıların grev ve lokavtta geçen süreleri, grev ve lokavtın sona ermesinden itibaren altı ay içinde kendilerinin veya hak sahiplerinin yazılı talepte bulunmaları halinde ve bu Kanunun 78 inci maddesi ile belirlenen prime esas kazancın alt ve üst sınırları arasında olmak suretiyle, talep tarihindeki tutarı üzerinden hesaplanacak malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi, tebliğ tarihinden itibaren altı ay içinde ödemeleri şartıyla borçlandırılır. Borçlandırılan sürenin karşılığı olan gün sayısı sigortalının prim ödeme gün sayısına katılır. Bu Kanuna göre tespit edilen sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler için borçlandırılma halinde, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlandırılan gün sayısı kadar geriye götürülür. ..." kuralına yer verilmiştir. 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu'nun "Askerlik borçlanması" başlıklı mülga Ek 9. maddesinde, "(Değişik birinci cümle: 24/7/2003-4956/36 md.) Bu Kanun ile 2926 sayılı Kanun ve bu kanunlarda değişiklik yapan kanunlara göre sigortalı olanlar, askerlikte er olarak geçen hizmet süreleri ile yedek subay okulunda geçen sürelerinin tamamını borçlanabilirler. Ölümü halinde sigortalı olanların hak sahipleri de borçlanma talebinde bulunabilirler. ... Bu Kanuna göre tespit edilen sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler için borçlandırılma halinde sigortalılığın başlangıç tarihi borçlandırılan süre kadar geriye götürülür." hükmü yer almıştır. 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'un "Süre tespiti, sigortalılığın başlangıcı ve sürelerin değerlendirilmesi" başlıklı 5. maddesinde, "(Değişik birinci fıkra: 17/4/2008-5754/79 md.) Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır. Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür." kuralına yer verilmiştir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun "Sigortalı sayılanlar" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, kamu idarelerinde görev yapanların sigortalı sayılacağı belirtilmiş; "Sigortalıların borçlanabileceği süreler" başlıklı 41. maddesinde, bu Kanun'a göre sigortalı sayılanların; madde kapsamında sayılan diğer süreleri yanında, sigortalı olmaksızın avukatlık stajını yapanların normal staj sürelerinin, er veya erbaş olarak silâh altında veya yedek subay, yedek astsubay okulunda geçen sürelerin, kendilerinin veya hak sahiplerinin yazılı talepte bulunmaları ve talep tarihinde 82. maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt ve üst sınırları arasında olmak üzere, kendilerince belirlenecek günlük kazancın %32'si üzerinden hesaplanacak primlerini borcun tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ödemeleri şartı ile borçlandırılarak, borçlandırılan sürelerin sigortalılıklarına sayılacağı, bu Kanun'a göre tespit edilen sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler için borçlandırılma halinde, sigortalılığın başlangıç tarihinin, borçlandırılan gün sayısı kadar geriye götürüleceği, sigortalılık borçlanması ile aylık bağlanmasına hak kazanılması durumunda, ilgililere borcun ödendiği tarihi takip eden ay başından itibaren aylık bağlanacağı belirtilmiştir. Öte yandan, 5510 sayılı Kanun'un geçici hükümleri uyarınca uygulanmaya devam edilen 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu'nun ''Bu Kanun'la tanınan haklar'' başlıklı 13. maddesinde, bu Kanunla tanınan haklar arasında emekli aylığı da sayılmış olup; ''Sandığın gelirleri ve tahsil şekilleri'' başlıklı 14. maddesinde, Sandığın gelirleri arasında emeklilik kesenekleri ile giriş keseneklerine de yer verilmiş; ''Bu Kanun'la tanınan hakların başlangıcı'' başlıklı 30. maddesinde, iştirakçilere bu Kanun'un 13. maddesi ile tanınan hakların, durumlarına göre 14. maddenin (a) veya (b) fıkraları gereğince ilk alınan keseneklerin ilgili bulunduğu ay başından başlayacağı belirtilmiş; ''Fiili hizmet müddeti'' başlıklı 31. maddesinde, fiili hizmet müddetinin, iştirakçinin 30. madde gereğince, bu Kanun'la tanınan haklardan faydalanmaya başladığı tarihten itibaren tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği müddet şeklinde tanımlanmıştır. 5434 sayılı Kanun'un mülga Ek 8. maddesinde; "102 nci maddede yazılı süreler içinde yazı ile Sandığa müracaat edeceklerin; a) Borçlandırılma mevzuuna giren geçmiş hizmetlerinin, b) Emvali metruke veya mübadil hesabı carisinden aylık, ücret almak suretiyle geçmiş sürelerinin, c) Muvazzaf ve ihtiyat askerlikte er olarak geçen sürelerinin, d) 1/1/1950 tarihinden sonra yedek subay okulunda öğrenci olarak geçen sürelerinin, e) Sonradan kanunla sürekli hale getirilen kadrolarda ve sigorta dışında geçen sürelerinin, En çok 15 yılı, istek tarihindeki (Re'sen emekliye sevk olunanlarla, ölenlerin vazife ile ilgilerinin kesildiği tarihlerdeki) emeklilik keseneğine esas derece tutarları nazara alınmak ve bu tarihlerde derece tutarlarının tabi olduğu kesenek ve karşılık tutarı üzerinden borçlandırılmak suretiyle fiili hizmet sürelerine eklenir...Sandıkça adlarına borç kaydedilecek bu paralar, müracaat tarihlerini takip eden aydan itibaren keseneğe esas derece tutarları üzerinden emeklilik keseneği nisbetinde 16 ve 17 nci maddeler gereğince kurumları tarafından tahsil edilerek Sandığa gönderilir. İsteyenler borçlandıkları paraları toptan ödeyebilecekleri gibi aylıklarından daha fazla miktarda kesinti de yaptırabilirler..."; Ek 31. maddesinde de, ''İştirakçilerden veya dul ve yetimlerinden 102 nci maddede yazılı süreler içerisinde yazı ile Sandığa müracaat edeceklerin; a) Emekliliğe tabi olmaksızın doktora öğrenimi veya tıpta uzmanlık için yurt içinde veya yurt dışında geçirdikleri normal doktora veya uzmanlık öğrenim süreleri, b) Avukatlık stajını açıkta iken yapanların, normal staj süreleri, ... d) 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa tabi olarak halen hizmette bulunanlardan, evvelce (E) cetveli veya yevmiyeli olarak geçen ve borçlandırılmayan süreleri, (Değişik: 3/4/2003-4839/4 md.) T.C. Emekli Sandığına yazılı olarak başvurdukları tarihteki öğrenim durumu itibariyle tabi oldukları personel kanunlarında yer alan hükümlere göre belirlenecek göreve giriş derece, kademe ve ek göstergeleri ile emekli keseneğine esas aylığın hesabına ait tüm unsurların toplamının, o tarihte yürürlükte olan katsayılarla çarpımı sonucu bulunacak tutarlar esas alınarak, yine o tarihteki kesenek ve karşılık oranlarına göre hesap edilir. Bu hüküm, bu Kanunun ek ve değişiklikleri ile diğer kanunlarla getirilen bütün borçlanmalar hakkında da uygulanır...'' kuralı yer almış olup; söz konusu maddede borçlanılan sürenin, iştirakçiliğin başlangıç tarihini geriye götürüp götürmeyeceği hususunda herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Diğer taraftan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun, kamuoyunda EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) yasası olarak bilinen ve 01/03/2023 tarih ve 7438 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle eklenen, Geçici 95. maddesiyle, 08/09/1999 tarihinden önce sigortalı olarak işe başlayanlar için emeklilikte aranan yaş koşulunun kaldırılması üzerine, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ''7438 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun'a Eklenen Geçici 95. madde'' konulu, 13/03/2023 tarih ve 2023/13 sayılı Genelgesi yürürlüğe konulmuştur. Söz konusu Genelge'nin “10. Borçlandırılan Sürelerin Degerlendirilmesi” başlıklı kısmında, "8/9/1999 tarihinden sonra sigortalılığı başlayan ve hakkında Kanun hükümleri uygulanan iştirakçilerin Kanunun mülga 15 inci maddesinin (e) bendi ve 5510 sayılı Kanunun geçici 43 üncü maddesi uyarınca borçlandırılan ögrenim süreleri ile 3201 sayılı Kanuna istinaden borçlanılan yurt dışı süreleri hariç emeklilik veya sigortalılık hakkı tanınmadan geçirilmiş ve çeşitli kanunlarda öngörülen kurallara istinaden sigortalıların talepleri üzerine borçlandırılan ve tahakkuk eden borç tutarını ödemeleri halinde toplam hizmet sürelerinde dikkate alınan borçlanma süreleri sigortalılık başlangıç tarihini değiştirmeyeceğinden haklarında Kanunun geçici 205 inci maddesinin uygulanması mümkün değildir. Ancak, borçlanılan süreler ilk defa sigortalı olunan tarihten başlanılarak borçlanılan süre kadar geriye dogru yazılmak suretiyle kazançları ile birlikte SGK Tescil ve Hizmet Dökümü Programında görüntülenmekte olup, bu durum halen hakkında bu kanun hükümleri uygulanan 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olanların sigortalılık başlangıç tarihini değiştirmemektedir...." açıklamaları yer almıştır. Aynı Genelge'nin, "1.1.1.2.1. Istekleri Üzerine Emekliye Sevk Edilenler" başlıklı kısmında da, "08/09/1999 (dahil) tarihinden önce iştirakçi veya sigortalı olanlardan veyahut 09/09/1999 (dahil) tarihinden sonra iştirakçi veya sigortalı olmalarına rağmen iştirakçilik başlangıç tarihini geriye götürmeye imkan tanıyan aşağıda açıklanan ilgili mevzuat hükümlerine göre iştirakçilik baslangıç tarihi 08/09/1999 (dahil) öncesi olacak şekilde geriye götürülenlerden, 03/03/2023 tarihinde ve sonrasında istekle emeklilik talebinde bulunacak olanlar (görevde olan iştirakçiler bakımından emekliye sevk onayı sonrası görevi ile ilişiği bu tarihten sonra kesilenlerden) kadın ise 20, erkek ise 25 fiili hizmet yılını tamamlamaları halinde herhangi bir yaş koşulu aranmaksızın emekli aylığından yararlandırılacaktır. Bu kapsamda, 08/09/1999 (dahil) tarihinden önce iştirakçi veya sigortalı olmalarına rağmen 23/05/2002 tarihi itibarıyla 3 yıldan az hizmeti bulunması nedeniyle Kanunun geçici 205 inci maddesinde emekli aylığına hak kazanacakları emeklilik yaş hadleri kademelendirilmeyen ve bu nedenle kadın ise 20, erkek ise 25 fiili hizmet yılı kosuluna tabi olmalarına ragmen emeklilik yaşı bakımından kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını tamamlama koşuluna tabi olan iştirakçiler de kadın ise 20, erkek ise 25 fiili hizmet yılını tamamlamaları ve 03/03/2023 (dahil) tarihinden sonra talepte bulunmaları halinde herhangi bir yaş koşulu aranmaksızın emekli aylığından yararlandırılacaktır.... Diğer taraftan, 3201 sayılı Kanuna göre sigortalılık veya iştirakçilik başlangıcını geriye götüren borçlanma süreleri ile 5434 sayılı Kanunun mülga 15 inci maddesinin (e) bendi ve 5510 sayılı Kanunun geçici 43 üncü maddesi kapsamında borçlandırılan ögrenim sürelerinin başlangıcı, geçici 205 inci maddenin uygulanması bakımından istirakçilik başlangıcı olarak kabul edildiğinden, 09/09/1999 (dahil) tarihinden sonra ilk defa sigortalı veya iştirakçi olanlardan, bu kapsamda yapmış oldukları borçlanmalar ile iştirakçilik başlangıcı 08/09/1999 (dahil) tarihinden öncesine götürülenler hakkında da 5510 sayılı Kanunun yukarıda açıklanan geçici 95 inci maddesi hükümlerine göre işlem yapılacaktır. Söz konusu istisna durumlar haricinde, gerek 5434 sayılı Kanun gerekse diğer sosyal güvenlik kanunları (sigortalılık statüleri) kapsamında yapılan ve sigortalılık veya iştirakçilik başlangıç tarihinden önceki döneme ait borçlanma süreleri (askerlik ve doğum borçlanması gibi), iştirakçilik başlangıcını geriye götürmediğinden, 09/09/1999 (dahil) tarihinden sonra sigortalı veya iştirakçi olanların bu kapsamda yapmış oldukları borçlanma süreleri iştirakçilik başlangıcını geriye götürmeyecek (ilgililerin 4/1-(a) veya 4/1-(b) bendi kapsamında yaptıkları ve bu statülere göre aylık bağlanması halinde sigortalılık başlangıcını geriye götürecek borçlanma süreleri dahil) ve bu kişiler hakkında 5434 sayılı Kanunun geçici 205 inci maddesi ve 5510 sayılı Kanunun geçici 95 inci maddesi hükümleri uygulanmayacaktır...." açıklamalarına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu'nun 39. maddesinde, 1992 yılında 3774 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle; "yaş şartı aranmaksızın" kadın iştirakçilerden 20, erkek iştirakçilerden 25 fiilî hizmet yılını dolduranlara, istekleri üzerine emekli aylığı bağlanması öngörülmüştür. 5434 sayılı Kanun'un 39. maddesi, 1999 yılında 4447 sayılı Kanun'la yeniden değiştirilmiş olup; 08/09/1999 tarihinde yürürlüğe giren söz konusu düzenlemeyle, iştirakçilerin 25 fiili hizmet yılını tamamlamaları ve kadınların 58, erkeklerin ise 60 yaşını doldurmaları durumunda emekli aylığı bağlanması kurala bağlanmış; böylece emeklilik hizmet süresi kadın-erkek ayrımı yapılmaksızın 25 yıl olarak yeniden belirlenmiş, ayrıca emekli aylığı bağlanması için hizmet süresi yanında yaş koşulu da getirilerek, erken yaşta emekliliğin önlenmesi ve Sandığın aktüeryal dengesi üzerindeki olumsuz etkilerinin ortadan kaldırılması amaçlanmıştır. 08/09/1999 tarihinde yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanun'la, emekli aylığı bağlanması koşullarında (5434 sayılı Kanun'un 39. maddesinde) yapılan köklü değişiklik nedeniyle, 08/09/1999 tarihinden önce sigortalı (iştirakçi) olan ve 08/09/1999 tarihi itibarıyla emekliye ayrılmamış olanların, söz konusu değişiklikten hemen etkilenmemeleri ve kademeli bir geçiş sürecine tabi tutulmaları amacıyla, 4447 sayılı Kanun'la 5434 sayılı Kanun'a Geçici 205. madde eklenmiş olup; anılan düzenlemeye göre, 4447 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 08/09/1999 tarihi ve öncesinde sigortalı (iştirakçi) olup, 08/09/1999 tarihi itibarıyla kadın iştirakçilerden 20, erkek iştirakçilerden 25 fiili hizmet yılını dolduranların istekleri üzerine emekliye ayrılmaları kurala bağlanmış; 08/09/1999 tarihi (4759 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle yapılan değişiklik uyarınca da 23/05/2002 tarihi) itibarıyla söz konusu emeklilik hizmet sürelerini doldurmayan kadın ve erkek iştirakçiler için ise, kalan sürelerine göre kademeli yaş koşulu getirilmiştir. Öte yandan, 5434 sayılı Kanun'un Geçici 205. maddesiyle, 08/09/1999 tarihi ve öncesinde sigortalılığı bulunmakla birlikte, emeklilik hizmet süresini (kadınlar için 20, erkekler için 25 yılı) doldurmayanlar için öngörülen kademeli yaş koşulu, kamuoyunda EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) yasası olarak bilinen ve 01/03/2023 tarih ve 7438 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na eklenen Geçici 95. maddeyle kaldırılmış; böylece 08/09/1999 tarihinden önce sigortalı olarak işe başlayanlara, hizmet süresini (kadınlar için 20 yıl, erkekler için 25 yıl) sağlamaları halinde yaş koşulu aranmaksızın istekleri üzerine emekli aylığı bağlanması öngörülmüştür. Uyuşmazlık ise, 08/09/1999 tarihi itibarıyla herhangi bir sigortalılığı bulunmayan ve emeklilik yönünden 5434 sayılı Kanun'a tabi olanların, söz konusu tarihten önceki bir döneme ilişkin hizmet (askerlik veya avukatlık staj dönemi gibi) borçlanması yapması halinde, emeklilik koşulları yönünden 5434 sayılı Kanun'un 39. maddesi yerine Geçici 205. maddesine tabi olup olmayacağından; dolayısıyla 7438 sayılı Kanun'la getirilen 5510 sayılı Kanun'un Geçici 95. maddesindeki (kamuoyunda EYT yasası olarak bilinen) düzenlemeden yararlanıp yararlanmayacağından kaynaklanmaktadır. Öncelikle, 08/09/1999 tarihinden önceki sigortalılığı/iştirakçiliği bulunmayan, bu tarihten önceki döneme ilişkin hizmet borçlanması yapan ve emeklilik yönünden 5434 sayılı Kanun'a tabi olanların; emeklilik yaş ve hizmet süresi hesabının, 5434 sayılı Kanun'un 39. maddesi ve Geçici 205. maddesi hükümlerinden hangisine göre yapılacağı hususunun ortaya konulması gerekmektedir. 5510 sayılı Kanun'un Geçici 4. maddesi hükümleri uyarınca; 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01/10/2008 tarihinden önce 5434 sayılı Kanun kapsamında iştirakçiliği bulunanlar hakkında, 5510 sayılı Kanun'un geçiş hükümleri uyarınca aksine bir yasal düzenleme olmadıkça 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanmaya devam edilecektir. 5434 sayılı Kanun hükümleri incelendiğinde; iştirakçilere, anılan Kanun'un 13. maddesi ile tanınan haklar arasında emekli aylığının da bulunduğu, iştirakçilik sebebiyle Kanun kapsamında sağlanan hakların başlangıcının, fiilen göreve başlamalarının ardından ilk alınan keseneklerin ilgili bulunduğu ay başından başlayacağı anlaşılmaktadır. Sigortalıların/iştirakçilerin; öğrencilik, askerlik, avukatlık stajı gibi bazı statülerde geçen sürelerinin zorunlu veya isteğe bağlı olarak borçlanılması ve bu sürelere ilişkin primlerin ödenmesi durumunda, sigortalıların/iştirakçilerin hizmet süresi kazanımı elde etmesi amaçlanmıştır. Hizmet borçlanması yapılan sürenin, zorunlu bir borçlanma süresi olmadığı, 5434 sayılı Kanun'un Ek 8. ve Ek 31. maddeleri kapsamında isteğe bağlı bir borçlanma olduğu, isteğe bağlı borçlanmalarda sigortalılık süresinin geriye götürülebileceği hallerin sosyal güvenlik mevzuatında istisnai olarak yer aldığı; buna göre, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun mülga 60. maddesinde, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu'nun askerlik borçlanmasına ilişkin Ek 9. maddesinde, 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'un 5. maddesi uyarınca yapılan yurt dışı hizmet süresi borçlanmalarında, sigorta başlangıcının borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürüleceği düzenlenmesine rağmen, 5434 sayılı Kanun'un Ek 8. ve Ek 31. maddelerinde sigorta başlangıcının borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürüleceğine dair herhangi bir hüküm bulunmadığı anlaşıldığından; sigortalılığın (iştirakçiliğin) başladığı tarihten önceki döneme ilişkin askerlik hizmeti ve avukatlık stajı gibi sürelerin borçlanılması halinde hizmetten sayılabileceği, ancak iştirakçilik başlangıç tarihini geriye götürmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan, 5510 sayılı Kanun'un 41. maddesinde askerlik hizmeti ve avukatlık staj sürelerinin borçlandırılarak, bu sürelerin sigortalılıklarına sayılacağı, bu Kanun'a göre tespit edilen sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler için borçlandırılma halinde, sigortalılığın başlangıç tarihinin borçlandırılan gün sayısı kadar geriye götürüleceğine ilişkin kuralı, 5510 sayılı Kanun'a göre tespit edilen sigortalılıklar için geçerli olup; 5434 sayılı Kanun uyarınca emeklilik şartlarına sahip olanlar açısından, anılan kuralın uygulanabilirliği bulunmamaktadır. Buna göre, 5434 sayılı Kanun'un Ek 8 ve Ek 31. maddeleri uyarınca yapılan hizmet borçlanmalarının, hizmet başlangıcının borçlanılan tarihler açısından geriye götürüleceğine dair söz konusu maddelerde açık bir düzenleme bulunmadığı ve kıyas yoluyla bir başka hükmün de uygulanması mümkün olmadığından, 5434 sayılı Kanun kapsamında 08/09/1999 tarihinden önceki bir döneme ilişkin yapılan hizmet borçlanmalarının, sigortalılık/iştirakçilik başlangıcının 08/09/1999 tarihi ve öncesine götürülerek, 5434 sayılı Kanun'un emeklilikte kademeli geçişi öngören Geçici 205. maddesinin uygulanması mümkün değildir. Diğer taraftan, 01/03/2023 tarih ve 7438 sayılı Kanun'la, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu'nun Geçici 205. maddesi kapsamında kademeli yaş koşuluna tabi olanlar yönünden, yaş koşulunun kaldırıldığı ve bu kişilerin yaş dışındaki diğer şartları sağlamaları halinde emekli olabilmelerine imkan sağlandığı; bunun dışında, 7438 sayılı Kanun'la emeklilik hizmet süresi ve hizmet borçlanmaları koşullarında herhangi bir değişiklik yapılmadığı gibi borçlanılan hizmet süresinin, hizmet başlangıç tarihini geriye götüreceği yönünde bir düzenleme de getirilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, 08/09/1999 tarihinden sonra sigortalı veya iştirakçi olarak çalışmaya başlayanların, 08/09/1999 tarihinden önceki döneme isabet eden hizmet borçlanmalarının, aksine bir yasal düzenleme olmadıkça, sigortalılık başlangıç tarihinin geriye yürütülmeyeceği; 5434 sayılı Kanun'a tabi olan, 08/09/1999 tarihinden önce sigortalı hizmeti bulunmayan ve 08/09/1999 tarihinden önceki döneme ilişkin hizmet borçlanması yapan iştirakçilerin, emeklilik yaş koşulu ve hizmet süresi yönünden 5434 sayılı Kanun'un Geçici 205. maddesine tabi olmayacağı, dolayısıyla 7438 sayılı Kanun'la getirilen (kademeli yaş koşulunu kaldıran) düzenlemeden yararlanmayacağına ilişkin 2023/13 sayılı Genelge'nin dava konusu edilen kısımlarında üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/06/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. kurum //begin::Page Scripts var options = {}; $(document).ready(function() { options["separateWordSearch"] = false; options["accuracy"] = "complementary"; options["diacritics"] = false; $("#content").append(stringToHTML($("#hiddencontent").text())); var arananKelime = $("#hiddenArananKelime").text(); const kelimeListesi = arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k); // Virgüle göre ayır, boşlukları temizle // Aynı kelimenin büyük/küçük varyasyonlarını da ekle const tumKelimeler = kelimeListesi.flatMap(kelime => [ kelime, kelime.toLocaleUpperCase('tr-TR'), kelime.toLocaleLowerCase('tr-TR') ]); highlighter(tumKelimeler); // arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k).forEach(function(each) { // if (each != undefined && each != "") { // highlighter(each); // highlighter(each.toLocaleUpperCase('tr-TR')); // highlighter(each.toLocaleLowerCase('tr-TR')); // } // }); }); var highlighter = function(arananKelime) { try { highlight(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzyumusamasi(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzBenzesmesi(arananKelime); } catch (err) { } try { //cogulEki(arananKelime); } catch (err) { } try { //iyelikEki(arananKelime); } catch (err) { } }; var stringToHTML = function(str) { var parser = new DOMParser(); var doc = parser.parseFromString(str, 'text/html'); return doc.body; }; var highlight = function(text) { $(".context").mark(text, options); } var unsuzyumusamasi = function(arananKelime) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (lastChar === "p") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "b"); } if (lastChar === "ç") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "c"); } if (lastChar === "t") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "d"); } if (lastChar === "k") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "g"); highlight(ara + "ğ"); } } var unsuzBenzesmesi = function(arananKelime) { var sertSessiz = [ 'f', 's', 't', 'k', 'ç', 'ş', 'h', 'p' ]; var yumusakSessiz = [ 'ç', 't', 'k' ]; for (var i = 0; i < sertSessiz.length; i++) { let sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i]); while (sertSessizPosition !== -1) { for (var j = 0; j < yumusakSessiz.length; j++) { let yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j]); while (yumusakSessizPosition !== -1) { if (sertSessizPosition + 1 === yumusakSessizPosition) { highlight(arananKelime.substr(0, sertSessizPosition + 1)); } yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j], yumusakSessizPosition + 1); } } sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i], sertSessizPosition + 1); } } } var cogulEki = function(arananKelime) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (last3Char === "lar" || last3Char === "ler") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } var iyelikEki = function(arananKelime) { var iyelikEkleri = [ "ım", "im", "um", "üm", "ın", "in", "un", "ün", "ı", "i", "u", "ü", "mız", "miz", "muz", "müz", "nız", "niz", "nuz", "nüz", "ları", "leri" ]; if (arananKelime.length > 2) { var last2Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 2); if (iyelikEkleri.includes(last2Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 2); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 2) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (iyelikEkleri.includes(lastChar)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 3) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (iyelikEkleri.includes(last3Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 4) { var last4Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 4); if (iyelikEkleri.includes(last4Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 4); highlight(ara); } } } // begin:: Global Config(global config for global JS scripts) var KTAppSettings = { "breakpoints" : { "sm" : 576, "md" : 768, "lg" : 992, "xl" : 1200, "xxl" : 1200 }, "colors" : { "theme" : { "base" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#E5EAEE", "success" : "#1BC5BD", "info" : "#6993FF", "warning" : "#FFA800", "danger" : "#F64E60", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#212121" }, "light" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#ECF0F3", "success" : "#C9F7F5", "info" : "#E1E9FF", "warning" : "#FFF4DE", "danger" : "#FFE2E5", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#D6D6E0" }, "inverse" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#ffffff", "secondary" : "#212121", "success" : "#ffffff", "info" : "#ffffff", "warning" : "#ffffff", "danger" : "#ffffff", "light" : "#464E5F", "dark" : "#ffffff" } }, "gray" : { "gray-100" : "#F3F6F9", "gray-200" : "#ECF0F3", "gray-300" : "#E5EAEE", "gray-400" : "#D6D6E0", "gray-500" : "#B5B5C3", "gray-600" : "#80808F", "gray-700" : "#464E5F", "gray-800" : "#1B283F", "gray-900" : "#212121" } }, "font-family" : "Poppins" };