12. Ceza Dairesi 2014/4560 E. , 2014/21634 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Haberleşmenin gizliliğini ihlal, özel hayatın gizliliğini ihlal, hakaret Hükümler : Beraat Haberleşmenin gizliliğini ihlal, özel hayatın gizliliğini ihlal ve hakaret suçlarından sanıkların beraatlerine ilişkin hükümler, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Daha önce Adalet Bakanı olarak görev yapmış olan katılanın, Ergenekon adı verilen soruşturma kapsam
**12. Ceza Dairesi 2014/4560 E. , 2014/21634 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Haberleşmenin gizliliğini ihlal, özel hayatın gizliliğini ihlal, hakaret Hükümler : Beraat Haberleşmenin gizliliğini ihlal, özel hayatın gizliliğini ihlal ve hakaret suçlarından sanıkların beraatlerine ilişkin hükümler, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Daha önce Adalet Bakanı olarak görev yapmış olan katılanın, Ergenekon adı verilen soruşturma kapsamında teknik takibe takılan, çeşitli basın ve yayın organlarında da yayımlanan telefon görüşmelerinden faydalanarak, sanık ...'nin sorumlu yazı işleri müdürü olduğu Zaman Gazetesi'nin 09.06.2010 tarihli nüshasının 1. sayfasında, sanık ... tarafından hazırlanan, “Müdahale etmediği dava yok” ve devamında 12. sayfasında, “El atmadığı dava, müdahale etmediği atama kalmamış”, sanık ... tarafından hazırlanan, “Çankaya Belediyesi davayı kaybedeceğini anlayınca ... aramış”, sanık ... tarafından hazırlanan, “Ne demek efendim, elimden geleni yaparım” ve 13. sayfasında yine aynı sanık tarafından hazırlanan, “... davası sanığından ...:, ... amca hangi yargıç'a gideyim?” başlıklı haberlerden dolayı sanıkların haberleşmenin gizliliğini ihlal, özel hayatın gizliliğini ihlal ve hakaret suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda, Haberleri hazırlayanların belli olması nedeniyle 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 11/2-3. maddeleri gereğince ilgili haberlerden dolayı yazı işleri müdürü olan sanık ...'nin sorumluluğunun bulunmadığı, Ayrıca; haber içeriklerinin görünür gerçeğe uygun ve güncel olması, katılanın toplum içindeki ve yargı camiasındaki konumu ile teknik takibe takılan konuşmaları dikkate alındığında, söz konusu haberlerin yapılmasında kamu yararı ve toplumsal ilginin bulunması, haberlerde kullanılan ifadelerin, haberlere konu olaylarla fikri bağlantısının bulunması, haberlerin verilişinde tahkir edici bir dil kullanılmayıp, ölçülülük ilkesinin ihlal edilmemiş olması karşısında, yayımlanan haberlerin, basının haber verme hakkı sınırları içerisinde kaldığı ve konunun kamuoyuna aktarılması sırasında hukuka uygun çerçevenin dışına çıkılmadığı anlaşılmakla, Yerel mahkemenin isabetli görülen beraat kararının onanmasının, sanıklar lehine olduğu değerlendirildiğinden, tebliğnamedeki, “Hükümden sonra 05.07.2012 tarih ve 28344 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6352 sayılı 'Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un 79 ve 81. maddeleriyle TCK'nın 132 ve 134. maddelerinde yapılan değişiklikler ile aynı Kanun'un geçici 1-b madde ve fıkrası uyarınca basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenen suçlar bakımından 'kovuşturmanın ertelenmesi' kurumunun getirilmesi karşısında, sanıkların hukuki durumunun yeniden tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması” nedeniyle beraat hükümlerinin bozulmasını öneren görüşe iştirak edilmemiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 07.05.2013 tarih 2013/11-87-245 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, vekalet ücreti kişisel hakka ilişkin olup, kişisel hakka ilişkin kanuna aykırılıkların Yargıtay tarafından bozma konusu yapılabilmesi için, hükmün karşı hak sahibi tarafından temyiz edilmiş olması gerekir. Bu nedenle, haklarında beraat kararı verilen ve kendilerini vekil ile temsil ettiren sanıklar yararına, hazine aleyhine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/5. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, temyiz edenin sıfatına göre, bozma sebebi olarak kabul edilmemiştir. Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçların sanık ... tarafından işlenmediğinin sabit olduğu ve sanıklar Hanım ..., ... ve ... yüklenen fiillerin kanunda suç olarak tanımlanmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin sübuta ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, beraata ilişkin hükümlerin isteme aykırı olarak ONANMASINA, 03.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.