12. Ceza Dairesi 2025/63 E. , 2025/2670 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/288 E., 2022/296 K. SUÇ : Taksirle öldürme, suç üstlenme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine sanıklar müdafiinin yokluğunda verilen hükmün 05.07.2022 tarihinde tebliğ edildiği, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 310. maddesinin
**12. Ceza Dairesi 2025/63 E. , 2025/2670 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/288 E., 2022/296 K. SUÇ : Taksirle öldürme, suç üstlenme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine sanıklar müdafiinin yokluğunda verilen hükmün 05.07.2022 tarihinde tebliğ edildiği, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 310. maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 29.11.2023 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu görülmüştür. Sanık ... hakkında suç üstlenme suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden, katılanların suç üstlenme suçundan doğrudan doğruya zarar görmedikleri, dolaylı ve muhtemel zararların da davaya katılma hakkı vermediği, buna bağlı olarak katılanlar vekilinin, sanık ... hakkında suç üstlenme suçundan açılan davaya katılma ve hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığı belirlenmiştir. Sanık ...'nın hakkında mahkumiyet kararı verildiği son oturumda bulunmadığı, gerekçeli kararın müdafiine tebliğ edildiği, müdafiinin temyiz talebini süresinden sonra yaptığı, sanığın öğrenme üzerine kararı 12.10.2022 tarihinde temyiz ettiği, ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 17.05.2023 tarihli ve 2023/11-49 Esas, 2023/277 Karar sayılı kararı ile 24.02.2022 tarihli ve 2019/16-573 Esas, 2022/119 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, müdafiinin kusurlu davranışı ile kanun yolu başvuru süresini geçirmiş olması sebebiyle eski hâle getirme talebi yerinde görülerek, sanığın süresi içerisinde temyiz talebinde bulunduğu kabul edilmiştir. Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine sanık ... hakkında kurulan hükmün; sanık ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, sanık ... hakkında ise suç üstlenme suçundan mahkumiyet kararı verildiği, Dairemizin 03.03.2021 tarihli kararıyla, ifadelerini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemedikleri sorulmadan, CMK'nın 196/2. maddesine aykırı yokluklarında mahkumiyet kararı verilmesi sebebiyle hükümlerin sair yönleri incelenmeksizin bozulduğu, bozma ilamına uyan mahkemece sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4. maddeleri uyarınca 15.200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; sanık ... hakkında suç üstlenme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 270/1-1. cümle, 62. maddeleri uyarınca 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama ve bozma kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ve Ek Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ...'nın temyiz sebepleri; atılı suçu işlemediğine, aracı abisinin kullandığına, kusurunun olmadığına, verilen kararın bozulması gerektiğine; sanıklar müdafiinin temyiz sebepleri; kazayı yapan aracı ...'nın kullanmadığına, hatalı değerlendirme yapılarak hüküm kurulduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine, verilen kararın bozulması gerektiğine; katılanlar vekilinin temyiz sebepleri ise; mahkeme kararının bozulması gerektiğine, eksik ceza tayin edildiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; olay günü sanık ...'nın saat 08:00 sıralarında, yönetimindeki otomobil ile meskun mahalde, 7 metre genişliğindeki çift yönlü yolda gündüz vakti seyri sırasında, karşı istikametten şeridinde seyreden motorsiklet sürücüsü ...'in motorsikletine çarptığı, çarpma noktasının ...'in şeridi içerisinde olduğu, ...'in geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu beyinde gelişen epidural, subdural ve SAK kanama ve beyin kontüzyonuna bağlı olarak öldüğü olayda, tam kusurlu sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan; aşamalarda aracı kendisinin sürdüğünü beyan ederek adli makamları yanıltan sanık ... hakkında ise 5237 sayılı TCK'nın 270/1. maddesindeki suç üstlenme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR 1)Sanık ... hakkında suç üstlenme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde; a- Sanıklar Müdafiinin Temyiz Talebi Yönünden; Sanıklar müdafiinin yokluğunda verilen hükmün 05.07.2022 tarihinde tebliğ edildiği, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 310. maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 29.11.2023 tarihinde temyiz isteğinde bulunduğu, hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 305.maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, oy birliğiyle temyiz isteminin REDDİNE, b-Katılanlar Vekilinin Temyiz Talebi Yönünden; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2018 gün ve 2015/9-84 – 2018/392 sayılı ilamında belirtildiği üzere; suç üstlenme suçunda korunan hukuki yarar adli makamlara karşı hileli davranışlarla suçların takibinin yaptırılmaması, bu bağlamda kişilerin adil yargılanma hakkının sağlanmasına ilişkin kamusal yarar olup suçun mağduru toplumu oluşturan herkestir. Dolayısıyla, meydana gelen trafik kazasında ...'in ölümü nedeniyle taksirle öldürme suçunun mağduru olan ve şikayetçi olup katılma talebinde bulunmaları sebebiyle haklarında katılma kararı verilen katılanların, sanık ...'in adli mercileri yanıltmak amacıyla aracı kendisinin kullandığını beyan etmek suretiyle işlediği iddia olunan ve taksirle öldürme suçundan farklı bir hukuki değerin korunmasına yönelen suç üstlenme suçundan doğrudan doğruya zarar görmedikleri, böylelikle bu suçun mağduru olmadıkları, aynı olayda farklı hukuki değerlere yönelik işlendiği iddia olunan suçlardan biri yönünden var olan katılma hakkının diğer suç yönünden de katılma hakkının bulunduğu anlamına gelmediği, dolaylı ve muhtemel zararların da davaya katılma hakkı vermediği, buna bağlı olarak katılanların, sanık ... hakkında suç üstlenme suçundan açılan davaya katılma ve hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığı anlaşıldığından, katılanlar vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE; 2)Sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde ise; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Erdemli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kararında sanık ve katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.03.2025 tarihinde karar verildi.