7. Ceza Dairesi 2012/23755 E. , 2012/29902 K. MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SUÇ : 2565 sayılı Kanuna muhalefet HÜKÜM : Hükümlülüğe, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Geçici 1. Maddesi ve buna bağlı olarak 5237 sayılı Tü…
**7. Ceza Dairesi 2012/23755 E. , 2012/29902 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SUÇ : 2565 sayılı Kanuna muhalefet HÜKÜM : Hükümlülüğe, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Geçici 1. Maddesi ve buna bağlı olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 5. Maddesinin 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe girmesi ile aynı kanunun suçta ve cezada kanunilik ilkesini düzenleyen 2.maddesi hükmü karşısında dava konusu eylemin atılı suçu oluşturup oluşturmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda sanığa atılı eylem ve karşılığında uygulanacak yaptırımları düzenleyen mevzuat incelendiğinde; 22.12.1981 tarih ve 17552 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanununun "Askeri Yasak Bölgeler" başlıklı 2. Maddesinin (a) bendine göre "Genelkurmay Başkanlığının göstereceği lüzum üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile askeri yasak bölgeler kurulabilir veya kaldırılabilir. Askeri yasak bölgeler 1inci ve 2nci derece askeri yasak bölge olmak üzere ikiye ayrılır." "Bölgelerin Sınırı" başlıklı 4. Maddesinde ise, "Askeri yasak bölgeler ile özel güvenlik bölgelerinin kurulması hakkındaki Bakanlar Kurulu kararı ve askeri güvenlik bölgelerinin kurulması hakkındaki Genelkurmay Başkanlığı kararına ekli uygun ölçekli haritalar ve koordinat listelerinde bu bölgelerin sınırları da belirtilir." 2565 sayılı yasanın "Birinci Derece Deniz Askeri Yasak Bölgeleri" başlıklı 10. maddesinde; "Birinci derece deniz askeri yasak bölgeleri; a)Birinci derece kara askeri yasak bölgelerinin sahilde bittiği noktadan itibaren deniz yönünde, Denizdeki tesislerin çepeçevre her tarafında, En az yüz metre, en çok bir deniz mili uzaklıktan geçirilen noktaların birleştirilmesi suretiyle tespit olunur. Bu mesafeler savunma ihtiyacı veya bölgenin özelliklerinin zorunlu kıldığı hallerde Genelkurmay Başkanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla kısaltılabilir veya uzatılabilir." ve anılan yasanın "Birinci Derece Deniz Askeri Yasak Bölgelerinde Uygulanacak Esaslar" başlıklı 11. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde; "Türk ve yabancı deniz araçları ancak fena hava şartları veya teknik arızalar nedeniyle ve havanın denize açılmaya imkan vermesine veya arızanın giderilmesine kadar birinci derece deniz askeri yasak bölgelerine ve bu bölgelerdeki körfez, koy, liman gibi yerlere uluslararası işaretleri göstererek sığınabilirler. Bu şekilde sığınan deniz araçlarının sorumluları, yetkili komutanlığa veya mülki idare amirliğine durumu nedenleriyle birlikte derhal bildirmek zorundadırlar. Birinci derece deniz askeri yasak bölgesine sığınan deniz araçlarının burada kalmasına izin verilmediği takdirde, yetkili komutanlık mahalli mülki idare amiri ile işbirliği yapmak suretiyle, aracın mümkün olan en kısa süre içinde bu yeri terk etmesine, savunma tesislerine ve güvenliğine zarar verebilecek her türlü hareketleri önlemeye yarayan bütün tedbirleri almaya ve gerekli görülen hallerde aracın ve kişilerin güvenliğine zarar gelmeyeceğinden emin olmak kaydıyla, deniz aracını bölge dışındaki en yakın müsait barınma yerine çektirmeye yetkilidir." düzenlemeleri mevcuttur. 2565 sayılı yasanın 26. Maddesinde "Fiilleri daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde; bu kanunun 9, 13, 17, 18 ve 21 inci maddeleri ile 11 inci maddenin (b) bendinde belirtilen yasaklara ve tahditlere uymayanlar ile anılan maddelerde yer alan gerekli bildirimi yapmayanlar hakkında üç aydan altı aya kadar hapis cezası ve beşbin liradan yirmibeşbin liraya kadar para cezası hükmolunur. Bu maddeler gereğince verilmiş izinleri savunma güvenliğine zarar verecek şekilde kullananlar hakkında bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin liradan ellibin liraya kadar ağır para cezası" hükmolunacağı düzenlenmiştir. Sanık hakkında "su ürünleri istihsal etmek maksadıyla 1. derece deniz askeri yasak bölgesi olarak sahaya girdiğinden" bahisle 2565 sayılı yasanın 26. Maddesi uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmıştır. Anılan yasanın yukarıda belirtilen maddelerine göre 1. derece deniz askeri yasak bölgesi ve bu bölgelerin çevresindeki emniyet mesafesi ile bu bölgelerde uyulması gereken yasaklar idarenin düzenleyici işlemi ile belirlenmektedir. 5252 sayılı yasanın geçici 1. maddesinde "Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır" hükmü mevcut olup anılan yasa hükümlerinde 5237 sayılı TCK.nun genel hükümlerine uyum amacıyla bir değişiklik yapılmadığından TCK.nun 5. maddesinin 2565 sayılı yasa yönünden 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe girdiğinin kabulü gerekir. Olayımızda sanığa atılı eylem, ceza içeren özel bir hukuk düzenlemesi olup; Türk Ceza Kanununun 5. maddesinde sözü edilen özel ceza kanunları yada ceza içeren kanunlar kapsamında bulunmaktadır. O halde özel yasada suç olarak düzenlenen eylem, TCK.nın 2. maddesi hükmü kapsamında değerlendirilmelidir. Anılan maddeye göre "Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz. İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz." Bu duruma göre, 2565 sayılı yasa hükümleriyle getirilen ve idarenin düzenleyici işlemleriyle konulan yasaklamalar, yasakların uygulama alanı ve bu alanların sınırlarının belirlenmesine dair bu düzenlemeler TCK.nun 2. maddesinde öngörülen kanunilik ilkesine uygun bulunmamaktadır. Bu durum karşısında, 5252 sayılı kanunun geçici birinci maddesi ile TCK.nun 2 ve 5. Maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; 2565 sayılı kanunun 21. ve 26. maddelerinde suçu tanımlayan hükümlerinin tümüyle zımni olarak ilga edildiğinin (örtülü olarak yürürlükten kaldırıldığının) ve atılı eylemin artık suç oluşturmadığının kabulü gerekmektedir. Açıklanan bu gerekçelerle, sanığın temyiz itirazları yerinde görüldüğünden mahkumiyet hükmünün BOZULMASINA, 5237 sayılı TCK.nm 7/1. maddesi ve 5320 sayılı yasanın 8. Maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 322.maddesi uyarınca suç oluşturmayan atılı fiilden BERAATİNE, 28.11.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.