Başvuru, tıbbi ihmal ve sağlık hizmeti sunumunda aksaklılar bulunması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tıbbi ihmal ve sağlık hizmeti sunumunda aksaklılar bulunması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 9/11/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden elde edilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvuruculardan İsmail Bakır ile Gülizar Bakır 6/8/2006 tarihinde yaşamını yitiren 1989 doğumlu İ.B.nin babası ve annesi, diğer başvurucular ise kardeşleridir.A. İ.B.nin Ölümü Başvurucuların beyanına göre İ.B. 6/8/2006 tarihinde saat 00 civarında Şanlıurfa-Diyarbakır kara yolu üzerinde, kullanmakta olduğu mobiletin hâkimiyetini kaybederek kaza yapmıştır. İ.B. acil olarak Şanlıurfa Devlet Hastanesine götürülmüştür. Başvurucuların iddiasına göre Acil Serviste göğüs cerrahisi uzmanının izinli olması nedeniyle İ.B.; genel cerrahi konsültasyonu yapılmaksızın, aynı ilde bulunan Balıklıgöl Devlet Hastanesi ile iletişim kurulmadan bu Hastaneye sevk edilmiş ancak burada da göğüs cerrahisi uzmanının bulunmaması nedeniyle Harran Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesine sevk edilmiştir. Bu Hastanede 37'de ameliyata alınan İ.B. saat 45 civarında vefat etmiştir. B. Tam Yargı Davası Süreci Başvurucular Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bir soruşturma başlatılıp başlatılmadığı hususunda doğrudan bir açıklamada bulunmaksızın sadece ''otopsi zabtı ve ölü muayene raporlarında karaciğer yaralanmasına bağlı gelişen aşırı kan kaybı nedeniyle'' ölümün meydana geldiği şeklide açıklama yaparak Şanlıurfa İdare Mahkemesinde (Mahkeme) 2007 yılında tam yargı davası açmışlardır. Başvurucular dava dilekçelerinde; İ.B.nin geçirdiği trafik kazası sonucu kaldırıldığı Şanlıurfa Devlet Hastanesinde yaklaşık üç saat müdahale edilmeksizin bekletildiğini, ayrıca Balıklıgöl Devlet Hastanesine sevkinin usulsüz bir şekilde yapıldığını ve tüm bu süreç sonunda yeterli tıbbi müdahalenin zamanında yapılmadığını, adı geçen hastanelerde olay tarihinde görevli göğüs cerrahının bulunmaması nedeniyle sevk edildiği Harran Üniversitesi Hastanesinde genel cerrah tarafından acilen ameliyata alındığını, ilk olarak başvurduğu Şanlıurfa Devlet Hastanesinde göğüs cerrahı tarafından ameliyata alınmamasının hizmet kusuru olduğunu ileri sürmüşlerdir. Mahkeme, ara kararıyla başvurucuların iddiaları içinde yer alan hususlara ilişkin olarak Balıklıgöl Devlet Hastanesinden kayıtları talep etmiştir. Bu Hastane, İ.B. isimli şahsın olay tarihinde kendi hastanelerine getirildiğine dair bir kayda rastlanmadığını bildirmiştir. Bununla birlikte başvurucuların uygun prosedür takip edilmeksizin İ.B.nin Balıklıgöl Hastanesine sevk edildiğine ilişkin iddiaları hususunda Hastane, kayıtlarında herhangi bir bilgi bulunmadığını belirtmişse de Danıştay kararında muhalefet şerhleri olan iki üyenin karşıoy yazısından olayla ilgili olarak idari soruşturma başlatıldığı ve Acil Servis hekimi S.T.nin savunmasının alındığı, 11/5/2000 tarihli ve 24046 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği'nin maddesinde öngörülen usule (uygun görülen hastane ile koordinasyonun sağlanıp verilen tıbbi bakımın tamamının sorumlu kişi tarafından belgelendirilerek bu belgenin sevk yapılacak kuruma hasta ile birlikte iletilmesi) rağmen S.T.nin Balıklıgöl Hastanesi ile irtibata geçmediği ve sorumlu hekimi bilgilendirmediği anlaşılmıştır. Dosya içinde doğrudan temin edilemeyen ve fakat mahkeme kararına göre Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan idari soruşturmada Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesince hazırlanan üç farklı raporun bulunduğu ve raporlarda İ.B.ye yapılan uygulamalarda eksik, kusurlu, hatalı veya geç kalınmış herhangi bir uygulamadan bahsedilemeyeceği kanaatine yer verildiği tespit edilmiştir. Bu belgelere ulaşılamamakla birlikte mahkeme kararından söz konusu sürecin tam yargı davasından önce tamamlandığı değerlendirilmiştir. Bununla beraber bu idari soruşturmanın sonuçlarına dair başvurucular tarafından herhangi bir belge ibraz edilmemiştir. Şanlıurfa İl Müdürlüğü tarafından, Hastane arşivinin araştırıldığı fakat söz konusu belgelere rastlanılmadığı hususu 27/2/2020 tarihli yazı ile Anayasa Mahkemesine bildirilmiştir. Mahkeme, Adli Tıp Kurumundan (ATK) 2008, 2010 ve 2011 yıllarında bilirkişi raporu almıştır. ATK verdiği ilk raporunda İ.B.nin ölüm nedenine dair açıklamada bulunmuş fakat olayda sorumluluğu doğuran eylem veya ihmalin olup olmadığına ve sorumluluğun kimlerde olduğuna dair bir değerlendirmede bulunmamıştır. Mahkeme bunun üzerine 2009 yılında yazdığı yazı ile İ.B.nin tedavisinde aktif ya da pasif rol oynayan doktorun ihmalinin olup olmadığı, hastaya zamanında müdahale edilip edilmediği, ihmal ve/veya kusur varsa bunların oranı hakkında tafsilatlı bilirkişi raporu düzenlenmesini talep etmiştir. ATK 2010 yılında verdiği raporda özetle İ.B.nin kaldırıldığı ve saat 27'de giriş yaptığı Şanlıurfa Devlet Hastanesinde tedavisini yapan doktorun ilk müdahaleyi ve gerekli tetkikleri yaptığı, göğüs cerrahisi konsültasyonu için hastayı sevk ettiği, hastanın Harran Üniversitesi Tıp Fakültesine 37'de sevkle geldiği ve acilen ameliyata alındığı, bir saat içinde tetkikleri yapılıp sevkli gönderilerek hastanın ameliyata alındığı cihetle uygulamaların tıp kurallarına uygun olduğunu belirtmiştir. ATK raporunda ayrıca Şanlıurfa Devlet Hastanesinin poliklinik defterinde ''Genel adli muayene raporunda; raporun tanzim tarih ve saati kısmımda 09:50 yazılı olduğu, muayene kısmında; genel durum kötü, şuur açık, koopere, göğüste multitravmaya bağlı yüzeyel cilt sıyrıkları ve ekimotik alanlar olduğu, grafı çekildiği, sağda kosta kırığı tespit edildiği, beyin cerrahi konsültasyonu yapıldığı, göğüs cerrahi yönünden değerlendirilmesi için Balıklıgöl Devlet Hastanesi'ne sevk edildiği, şu anda hayati tehlikesi olduğu'' şeklinde kayıt bulunduğu görülmektedir. ATK aynı şekilde ameliyatın yapıldığı Harran Üniversitesi Hastanesinin kayıtlarını da incelemiştir. Hastanenin yazısında '' başvuru saati 10:37 olarak görüldüğü, motosiklet kazası olduğu söylenerek şuur kapalı, kardiak ve solunum arrestinde acil servise getirildiği, sabah 8 sıralarında olduğu söylenen kaza sonrası Şanlıurfa Devlet Hastanesi ve Balıklıgöl Devlet Hastanesi tarafından görülerek gönderildiği'' şeklinde bilgiler bulunmaktadır. Başvurucular anılan rapora itiraz etmiş, özetle şu hususları ileri sürmüşlerdir:i. Çözüme kavuşturulması gereken asıl sorunun ilk müdahalenin tıp kurallarına uygun yapılıp yapılmadığından değil söz konusu hizmetin sunulmasında idarenin kusurunun bulunup bulunmadığının tespit edilmediğinden kaynaklandığını belirtmişlerdir.ii. Başvurucuları, İ.B.nin Balıklıgöl Hastanesine sevk işlemi yapılırken Hastaneyle irtibata geçilip geçilmediği ve bu durumun tıp kurallarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekirken bunun yapılmadığı ayrıca Şanlıurfa Devlet Hastanesinde bulunan iki göğüs cerrahından birinin askerde diğerinin ise izinli olduğunun tespit edilmesi karşısında bu durumun tıp kurallarına ve hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini ifade etmişlerdir.iii. Ayrıca olay gününde İ.B.ye yapılan ameliyatın konunun uzmanı olan göğüs cerrahisi uzmanları tarafından yapıldığını belirterek bu durumda aslında ilk müracaatın yapıldığı Şanlıurfa Devlet Hastanesinde bulunan genel cerrahlar tarafından müdahalede bulunulabilecekken Harran Araştırma Hastanesine sevk yapıldığını belirtmişlerdir. Başvuruculara göre tüm bu hususlar devletin sağlık alanında organizasyon kuramadığını ve işletemediğini göstermektedir. Yapılan itiraz üzerine Mahkeme ATK'dan, Şanlıurfa Devlet Hastanesine getirildiğinde İ.B.nin genel cerrahi uzmanları tarafından ameliyata alınmasının gerekli ve mümkün olup olmadığı, anılan Hastanede genel cerrahi uzmanları tarafından ameliyata alınsaydı hayatının kurtarılabilmesinin mümkün olup olmadığı hususları hakkında tafsilatlı bilirkişi raporu düzenlenmesinin istenilmesine karar vermiştir. ATK 2011 yılında yeni bir rapor sunmuştur. ATK, raporunda ''İ.B.nin kaza sonrası götürüldüğü Şanlıurfa Devlet Hastanesi'nde multipl travmatik bir kişiye uygulanması gereken konsültasyonlar açısından genel cerrahi konsültasyonu yapılmamasının eksiklik olduğu, genel cerrahi konsültasyonu yapılarak ölüme neden olan patoloji zamanında tespit edilmiş olsa dahi kişide saptanan patolojinin ağırlığı da gözönüne alındığında kurtulmasının kesin olmadığı'' kanaatine varıldığını bildirmiştir. Mahkeme ATK'nın son raporuna dayanarak davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme kararının gerekçesi, ilgili kısımları şöyledir: ''[O]layda, yukarıda içeriği özetlenen bilirkişi raporlarında da belirtildiği gibi davacıların murisi olan [İ.B.ye], geçirdiği trafik kazası akabinde kaldırıldığı Şanlıurfa Devlet Hastanesi'nde yapılan uygulamaların tıp kurallarına uygun olduğu, multipl travmatik bir kişiye uygulanması gereken konsültasyonlar açısından genel cerrahi konsültasyonu yapılmamasının bir eksiklik olduğu fakat genel cerrahi konsültasyonu yapılarak ölüme neden olan patoloji zamanında tespit edilmiş olsa dahi kişide saptanan patolojinin ağırlığı da gözönüne alındığında kurtulmasının kesin olmadığı, belirtilen eksikliğin ise içerisinde risk unsuru taşıyan sağlık hizmetlerinde idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için gerçekleşmesi gerektiği kabul edilen ağır hizmet kusuru olarak kabul edilebilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığından, davalı idareye yüklenebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı kanaatiyle davacıların maddi zarara ilişkin tazminat istemlerinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.Davanın manevi tazminat istemine ilişkin kısmına gelince; Manevi tazminata hükmedilebilmesi için kişinin fizik yapısını zedeleyen, yaşama ve kazanma gücünün azalması sonucunu doğuran olayların meydana gelmesi veya idarenin hukuka aykırı bir işlem veya eylemi sonucunda ağır bir elem ve üzüntünün duyulmuş olması veya şeref ve haysiyetin rencide edilmiş olması gerekir.Yukarıda açıklandığı üzere idarelerin hukuka aykırı eylem veya işlemlerinden dolayı manevi tazminata hükmedilebilmesi için ağır bir hizmet kusurunun varlığı ile bunun sonucunda kişilerin manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelmesi gerekmekte olup, dava konusu olayda her iki unsurun da gerçekleştiğini kabule hukuken olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılarak davacıların manevi tazminat istemlerinin de reddine karar vermek gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine, [karar verilmiştir.]'' Başvurucular anılan karar aleyhine yapmış oldukları temyiz başvurusunda yukarıda özetlenen (bkz. §§ 12-21) benzer hususları ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmişlerdir. Danıştay Onbeşinci Dairesi 5/5/2016 tarihli ilamıyla hükmün onanmasına iki üyenin muhalefeti ile karar vermiştir. Muhalefet gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir: ''...[U]yuşmazlık konusu olayda Mahkeme tarafından alınanek bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davacıların yakını olan şahıstaki travmalarda düşünülmesi gereken konsültasyonlardan birinin de genel cerrahi konsültasyonu olduğu açıktır. Şanlıurfa Devlet Hastanesi' nde acilen genel cerrahi konsültasyonu yapılıp ameliyata alınması gerekirken bunun hekimlerce düşünülmediği ve göğüs cerrahisi konsültasyonu için sevkine karar verildiği, sevke karar verilirken sevk prosedürüne de uyulmadığı sabittir. Acil servis hekimi [S.T.] dosyadaki savunmasında Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği [m]addesinde ilk tıbbi müdahale yapıldıktan sonra ileri tetkik ve tedavi için sevk öngörülürse uygun görülen hastahane ile koordinasyon sağlanıp, verilen tıbbi bakımın tamamı sorumlu kişi tarafından yazılı olarak belgelendirilerek bu belge sevk yapılacak kuruma hasta ile birlikte iletileceği yönündeki düzenlemeden haberdar olmadığı için Balıklıgöl Devlet Hastanesi ile irtibata geçmediği, sorumlu hekimi bilgilendirmediğini belirtmektedir. Dolayısıyla Balıklıgöl Devlet Hastanesiyle sevkten önce irtibata geçilmediği için bu hastanede de göğüs cerrahı bulunmadığının bilinemediği, bilinseydi hasta doğrudan Harran Üniversitesine sevk edilerek böyle ağır bir travmada zaman kaybedilmeyeceği, bu durumun hizmetin işleyişinde bir eksiklik olduğu, acilde görevli hekiminde sevk prosedürüne uymamasının özen eksikliği olduğu sonucuna varılmıştır.Somut olayda sağlık hizmetinin sunumundaki eksiklik ve hekimin özen eksikliğinin davacılardaki acı ve ızdırabı artıracağından, Mahkeme kararının manevi tazminat talebinin reddi yönündeki kararının bozulması gerektiği [anlaşılmıştır.]'' Karar düzeltme başvuruları da Danıştay Onbeşinci Dairesince 4/7/2017 tarihinde reddedilmiştir. Çoğunluk görüşüne katılmayan iki üyenin muhalefet şerhlerinin ilgili kısımları şöyledir: ''... [U]yuşmazlık konusu olayda Mahkeme tarafından alınan ek bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davacıların yakını olan şahıstaki travmalarda düşünülmesi gereken konsültasyonlardan birinin de genel cerrahi konsültasyonu olduğu açıktır.Acil hekimi tarafından talep edilen Genel Cerrahi konsültasyon talebi davalı idare tarafından uzman doktorların bir tanesinin yıllık izinde diğerinin ise askerlik görevini ifa etmekte olduğu için yerine getirilememiştir. Bu durumda sağlık hizmetinin sunumunda davalı idarece organizasyon eksikliğinin olduğu açıktır.'' Karar düzeltme isteminin reddi üzerine kararın kendilerine tebliğ edildiği 11/10/2017 tarihinden sonra başvurucular 9/11/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Aydın Gür, B. No: 2015/3640,30/10/2018, §§ 50-56; Aysun Okumuş ve Aytekin Okumuş, B. No: 2013/4086, 20/4/2016, §§ 44-50).