T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/1161 KARAR NO : 2026/180 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/09/2019 NUMARASI : 2018/130 E - 2019/856 K DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 27/01/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/1161 KARAR NO : 2026/180 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/09/2019 NUMARASI : 2018/130 E - 2019/856 K DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 27/01/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin enerji bedeli alacaklarından dolayı davalı şirket aleyhinde İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden haciz yolu ile yapmış olduğu takip üzerine davalı borçlunun takibe borca, işlemiş ve işleyecek faiz ile oranına ve KDV'ye itiraz ederek takibi durdurduğunu beyanla fazlaya dair haklarının saklı kalmak kaydı ile haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan takibe, borca, ferilerine, faiz oran ve miktarına yönelik itirazların iptaline, takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; itirazın iptali davasının bir yıl içerisinde açılması gerektiğini, davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, dava dilekçesi ekinde gönderilen 26/06/2018 ödeme tarihli faturayı incelediklerinde fatura bedelinin 8,31-TL olduğunu ancak ödenmemiş 44.774,11-TL borcun göründüğünü, sonraki faturalarda ise gerek fatura tutarının ve gerekse ödenmemiş borç miktarlarının değişik olarak gösterildiğini, fatura bedellerinin takip talepnamesi ile uyuşmadığını ve ödenecek miktarların fahiş olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; 1-Davanın kısmen kabulü ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yöneltilen davalı itirazının kısmen iptali ile takibin 14.252,50-TL asıl alacak ve 15.720,63-TL işlemiş faiz, 2.829,72-TL işlemiş faiz KDV olmak üzere toplam 32.802,85-TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %16,80 oranında gecikme faiz işletilmesine, fazlaya dair isteminin reddine, 2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 inkar tazminatı 6.560,57-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,karar verilmiştir. Mahkemece verilen kararı,davacı vekili istinaf etmiştir. Davacı vekilince verilen istinaf dilekçesinde; "Davaya konu itirazın iptaline esas olan ve müvekkil şirketçe İstanbul 14.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinde müvekkil şirketçe "faizdeki değişen oranlarla ilgili haklar saklı kalmak suretiyle" takip başlatılmasına rağmen, Mahkemece yalnızca %16.80 faiz oranı üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır.Gecikme zammı oranı, 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Usulü Hakkında Kanun uyarınca her yıl değişmektedir. Bu sebeple de müvekkil şirketçe takip başlatılırken değişen oranlarda faize ilişkin haklar saklı tutularak takip başlatılmıştır. Takibin başlatıldığı tarihte bu oranın %16.80 olması her zaman %16.80 olarak kalacağı anlamına gelmemektedir. Örneğin iş bu istinaf dilekçesini sunduğumuz 2025 yılı itibariyle bu oran %54'tür. Mahkemece, faizdeki değişen oranlara ilişkin haklarımızı saklı tutmamıza rağmen gecikme zammı oranına yalnızca %16.80 olarak hükmedilmesi, müvekkil şirketin değişen faiz oranlarından doğan haklarının tahsilini imkansız hale getirmektedir. Zira iş bu gerekçeli karar icra dosyasına ibraz edildiğinde ve müvekkil şirketçe dosya hesabı yapılması ve bu noktada değişen faiz oranları dikkate alınarak dosya hesabı yapılması İcra Müdürlüğü'nden talep edildiğinde, İcra Müdürlüğü, Mahkeme kararında değişen faiz oranlarına dair bir hüküm yer almadığı gerekçesiyle yalnızca %16.80 üzerinden faiz hesabı yapacaktır ki bu durum da 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Usulü Hakkındaki Kanun hükümlerine açıkça aykırıdır.Nitekim taraflar arasında imzalanan 30/06/2006 tarihli ve ... tesisat no'lu "Alçak Gerilim Elektrik Enerjisi Satışına İlişkin Perakende Satış Sözleşmesi'nin 5.maddesinin f bendine göre, fatura veya ödeme bildiriminde belirtilen son ödeme tarihine kadar borç ödenmediği takdirde, müşteriye son ödeme tarihinden itibaren 6183 Sayılı Kanun'un 51.maddesine göre belirlenen oranları aşmamak koşuluyla şirket yönetim kurulunca belirlenen yürürlükteki gecikme zammı oranında günlük olarak gecikme zammı tahakkuk ettirileceği yazmaktadır. Bahsi geçen sözleşme dosya kapsamında mübrez olup bilirkişice de zaten bu tespitlere raporda yer verilmiş durumdadır. Gerek taraflar arasındaki abonelik sözleşmesinin 5.maddesinin f bendi uyarınca değişen oranlarda faize göre faiz talep edebilme haklarımız olmasına gerekse takip talebinde de bu haklarımızı saklı tutmuş olmamıza rağmen Mahkemece, alacağın tahsili anında geçerli olan gecikme zammı oranı üzerinden takibin devamına hükmedilmesi gerekirken yalnızca %16.80 faiz oranı üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup istinaf kanun yoluna başvuru zorunluluğumuz doğmuştur.Müvekkil şirketçe icra takibinde asıl alacak olarak 14.296,10 TL asıl alacak talep edilmesine rağmen bilirkişice hatalı şekilde müvekkil şirketin asıl alacağı 14.252,50 TL hesaplanmıştır. Yine müvekkil şirketçe takip tarihinde gecikme zammı 17.007,48 TL talep edilmesine rağmen hatalı bilirkişi raporunda gecikme zammı 15.720,63 TL olarak hesaplanmıştır. Dolayısıyla müvekkil şirketin talep ettiği 17.007,48 TL'ye işleyen faizin KDV'si 3.061,35 TL iken bilirkişice gecikme zammı hatalı hesaplandığı için bu faizin KDV'si de hatalı şekilde 2.829,72 TL olarak hesaplanmıştır.Taraflar arasında akdedilen abonelik sözleşmesi hükümleri, açma-kapama bedelinin enerji bedellerinin ödenmemesiyle birlikte talep edilebilir hale geldiğine cevaz vermektedir. Sözleşme hükümlerine bakıldığında; Madde-10/b-Şirket, bu sözleşmede belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen müşterinin sözleşmesini on gün önceden yazılı bildirimde bulunmak suretiyle sona erdirebilir. Bu sözleşmenin sona ermesi ile ödenmesi gereken tüm borçlar muaccel hale gelir.Madde 12-Bu sözleşmeden doğan tüm vergi ve giderler müşteri tarafından karşılanır. Bahsi geçen abonelik sözleşmesi hükümlerine göre davalının borçlarını ödememesi nedeniyle abonelik sözleşmesi müvekkil şirketçe feshedildiğinden, artık sözleşmenin Madde 10/b hükmü uyarınca sözleşmenin sona ermesi ile ödenmesi gereken tüm borçlar muaccel hale geleceğinden, enerki kesme açma bedeli olarak müvekkil şirketçe talep edilen bedeller de muaccel hale gelmektedir. Mahkemece, Bilirkişice yapılan bu hatalı tespit üzerinden hüküm tesis edilmesi de hatalı olmuştur. Çünkü sözleşme hükümlerine göre davalı tarafın borçlarını vadesinde ödememesi üzerine abonelik sözleşmesi feshedilmekte ve davalı taraf kaçak kullanım yapar pozisyona geçmektedir. Dolayısıyla sözleşme feshedildiğine göre de Sözleşmenin 10.maddesinin b bendine göre davalı tarafın tüm borçları muaccel hale gelmektedir. kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.HMK.nun 355. maddesi uyarınca,kamu düzeni yönünden ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; dava , itirazın iptali talebine ilişkindir.Davanın dayanağı olan İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında 9 adet ödenmeyen fatura bedeli olan 14.296,10 TL enerji bedeli, 17.007,48-TL gecikmiş gün faizi, 3.061,35-TL faizin KDV' si olmak üzere toplam 34.364,93-TL üzerinden ilamsız takipte bulunulmuş, davalı-borçlu vekilinin ; davacı tarafa borcu bulunmadığı,takip konusu faturaların tebliğ edilmediği ve borcun dayanağı olabilecek tüm faturaların zamanaşımına uğradığı, temerrüt durumunun olmadığı ,faiz ve oranına da itiraz edildiğine dair beyanları ile borca itirazı üzerine ilamsız takip durmuştur.Dosyadaki bilgi ve belgelere göre ; Taraflar arasındaki 30/06/2006 tarihli Perakende Satış Sözleşmesi bulunduğu, davalı borçlunun 9 adet tahakkuk eden elektrik fatura bedelini ödemediği gerekçesiyle hakkında 12/04/2016 tarihinde takip yapıldığı görülmüştür. Takip dayanağı olan ve takip talebinde belirtilen faturaların incelenmesinde ; Son ödeme -Fatura tarihi- tutarı (TL) ;Açıklama26 /06/2008 - 9,80 TL - Kesme-bağlama ücreti 15.12.2008 -4.060,80 TL- Enerji bedeli (7.6.2008-3.12.2008) 19.01.2009- 1.017,40 TL- Enerji bedeli (4.12.2008-7.1.2009)16.02.2009- 1.045,90 TL- Enerji bedeli (8.1.2009-5.2.2009)26.02.2009 -10,90 TL- Kesme-bağlama ücreti21.12.2009 5.293,30TL- Enerji bedeli (6.2.2009-9.12.2009)02.8.2010 11,45 TL- Kesme-bağlama ücreti18.10.2010 2.835,10 TL - Enerji bedeli (10.12.2009-7.10.2010)27.12.2010 11,45 TL- Kesme-bağlama ücreti olmak üzere TOPLAM 14.296,10 TL olduğu görülmektedir.Mahkemece yargılamada alınan bilirkişi raporunda özetle; takip tarihi itibarıyla alacak miktarı , 14.252,50-TL asıl alacak, 15.720,63-TL geçmiş gün faizi ve 2.829,72-TL işlemiş faizin %18 KDV'si olmak üzere 32.802,85-TL olarak hesaplanmıştır.Mahkemece , ödeme emrinde yer alan 26/06/2008 tarihli 9.80-TL bedelli, 26/02/2009 tarihli 10,90-TL bedelli, 02/08/2010 tarihli 11,45-TL bedelli, 27/12/2010 tarihli 11,45-TL bedelli faturalara dayalı açma-kapama bedeli talebine ilişkin olduğu ,gerekçesiyle bu faturalar yönünden davacının alacak talep edemeyeceği ,toplam talep edebileceği fatura bedelinin 14.252,50-TL olduğu şeklindeki kabul ve gerekçesi dosya kapsamına uygun olmakla bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Somut olayda ,davacı ile davalı arasında abonelik sözleşmesi imzalandığı, davalı borçlunun 9 adet elektrik fatura bedelini ödemediği, davacının ödenmeyen fatura bedellerine dayalı icra takibinde asıl alacağa itirazının haksız olduğu sonucuna varılmıştır.Takipte istenen işlemiş faiz ile ilgili olarak; taraflar arasındaki 30/06/2006 tarihli Perakende Satış Sözleşmesinin 5/f bendine göre gecikme zammının 6183 sayılı yasanın 51. maddesine belirlenen oranları aşmamak koşuluyla şirket yönetim kurulunca belirleneceği kararlaştırılmıştır. 2010 yılından önce yıllık %30 olarak uygulanan gecikme zammı ve gecikme faiz oranları 19/10/2010-04/09/2018 tarihleri arasında aylım %1,4 (yıllık %16,8) olarak tespit edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Takip talebinde istenen faiz oranı %16.8 olup,bu oran 6183 sayılı Yasaya göre , gecikme zammı karşılığıdır. Bilirkişi raporunda da sözleşme hükmüne uygun olarak gecikme faiz oranı yıllık %16,8 olarak esas almıştır. Mahkemece, davacı -alacaklı tarafça gecikme faizi yönünden ,faiz oranlarına ilişkin haklar saklı tutulmasına rağmen , gecikme faiz oranının %16.80 olarak sınırlandırılması ve bu şekilde hüküm kurulması usul ve hukuka aykırı olmakla,davacı istinafının kabulü ile ,karar HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak,yaniden esas hakkında aşağıda yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. KARAR : Yukarıda açıklanan sebeplerle ; Davacı istinafının kabulü ile , istinaf konusu karar HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak,yaniden esas hakkında ; 1-Davanın kısmen kabulü ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yöneltilen davalı itirazının kısmen iptali ile takibin 14.252,50-TL asıl alacak ve 15.720,63-TL işlemiş faiz, 2.829,72-TL işlemiş faiz KDV olmak üzere toplam 32.802,85-TL üzerinden devamına, fazlaya dair isteminin reddine, Asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %16,80 oranında ve 6183 sayılı yasa uyarınca değişen oranlarda gecikme faizi işletilmesine, 2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 inkar tazminatı 6.560,57-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 2.240,76-TL harçtan, peşin alınan 586,87-TL harç mahsup edilerek kalan 1.653,89-TL nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,(önceki ilam uyarınca bakiye karar harcı tahsil edilmiş ise mahsubu ile ayrıca harç alınmasına yer olmadığına) 4-Davacı tarafça yatırılan 586,87-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Kabul edilen kısım üzerinden , davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 3.936,34-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Reddedilen kısım üzerinden ,davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 1.562,08-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 1.738,40-TL yargılama giderinin kabul ve red durumuna göre takdiren oranlayarak 1.659,40-TL'lik kısmının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Yasanın 333.maddesi ile Yönetmeliğin 207.maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra yatıran taraflara ilk derece mahkemesince iadesine, İstinaf incelemesiyle ilgili olarak; Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf edene isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine, Davacının istinaf aşamasında yapmış olduğu 270,00 TL istinaf masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 27/01/2026