DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/2609 E. , 2024/1410 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/2609 Karar No : 2024/1410 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 21/12/2021 tarih ve E:2016/57651, K:2021/4625 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/2609 E. , 2024/1410 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/2609 Karar No : 2024/1410 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 21/12/2021 tarih ve E:2016/57651, K:2021/4625 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının hakediş tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 21/12/2021 tarih ve E:2016/57651, K:2021/4625 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından başlatılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No: ..., Karar No: ...sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, Davacının kendi beyanı yönünden, davalı idare tarafından, davacının beyan ettiği üzere eğitim amacıyla çocuğunu örgüte ait okula göndermesinin ve okulun dayatması nedeniyle kısa süreli olarak Zaman gazetesi aboneliğinin örgütsel saikle yapıldığını ispatlar herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulamadığı görüldüğünden, 17/25 Aralık olaylarından sonra çocuğunun örgüte müzahir okuldan kaydını alan ve bu süreçte gazete aboneliğini sonlandıran davacının anılan beyanlarının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen başkaca soruşturma bulunup bulunmadığı yönünde yapılan ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta davacı hakkında yürütülmekte olan disiplin soruşturması bulunduğu belirtilmiş ise de, bu soruşturma kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından söz konusu soruşturmanın, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, Bank Asya yönünden, davacının hesabı örgütsel saikle kullandığına yönelik bir tespit olmadığı, kaldı ki Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında da bu hesabın okul taksitlerini ödemek amacıyla kullanıldığı ve bu ödemelerin dışında şüpheli bir hesap hareketinin bulunmadığı tespit edildiğinden, anılan tespitin davacının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, Büfe-ankesör soruşturmalarında davacının ismine yer verilmesi yönünden, Dairelerince, davacı hakkında söz konusu soruşturmaya yönelik ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta davacı hakkında düzenlenen tutanağın boş olduğu görüldüğünden söz konusu iddianın, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, Diğer hususlar yönünden, davacı hakkında somut bir tespit içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı, Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece, bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 05/11/2020 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı, Dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ve parasal haklarının da yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği, Davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle, Dava konusu kararların iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının meslekten çıkarılmasına karar verildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının yerinde görülmeme gerekçesinin kararda yer almadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin disiplin işlemi kapsamında yapılamayacağı, dava dosyasına sunulan delillerin, idarelerince davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koymaya yeterli görüldüğü, davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan başlatılan adli süreç mahkûmiyet dışında bir kararla sonuçlanmış ise de, dava konusu işlem "üyelik" değil "iltisak ve irtibat" isnadına dayandığından söz konusu kararın davacının hukuki durumunu değiştirmediği; meslekten çıkarılan ilgililer hakkında işlem tesis edildiği tarihte idarelerince yapılan değerlendirmeyi destekleyen ve idari/adli süreçte taraflarına gönderilen bilgi ve belgelerin yargı yeri ile paylaşılmasının, işlemin dayanağı delillerin sonradan tespit edildiği anlamına gelmeyeceği, bu şekildeki bir ifadenin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, parasal ve özlük hak, maddi, manevi tazminat ve faize ilişkin taleplerin yasal dayanaktan yoksun olduğu, 685 sayılı KHK, Anayasa'nın 159. maddesinin 10. fıkrası ve 7075 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 1. fıkrası uyarınca tam yargı davalarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu, 685 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği 23/01/2017 tarihi öncesi için hiçbir şekilde parasal ve özlük hak, maddi ve manevi tazminat ve faize hükmedilemeyeceği; parasal/özlük hak, maddi/manevi tazminat ve faiz taleplerinin “dava tarihinden” itibaren dikkate alınabileceği ve faiz konusunda da “yasal faizin” dikkate alınabileceğine dair yerleşik Danıştay içtihatlarına aykırı taleplerin kabulünün mümkün olmadığı; Daire kararlarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizlilik, takiye ve tedbir stratejisinden uzun uzun söz edildiği halde, davacılarla ilgili bazı delillerin Daire tarafından somut bilgi ve belgelerle desteklenmediği gerekçesiyle kabul görmediği, buna karşın aynı mahiyette başka delillerin diğer dosyalarda davacılar aleyhine delil olarak değerlendirildiği, davacıların geçmişe dönük FETÖ/PDY iltisakını gösteren bazı delillere (evlerinde, yurtlarında kalmaları gibi) karşı ileri sürdükleri beyanların, adli yargılama olgusu temelinde değerlendirilerek (söz konusu yerlerde sadece barınma amaçlı kaldıkları) samimi görülmesine karşın idare beyanlarının neden samimi kabul edilmediğine dair bir açıklama yapılmadığı, sunulan delillerin, disiplin uyuşmazlığı bağlamında değerlendirilerek katı bir bakış açısıyla karar verilmesinin öncelikle Dairenin kendi kararlarında belirttiği gerekçesi ile çeliştiği, Daire tarafından davacılar ile ilgili adli yargılamalarda verilen beraat veya kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların görülen uyuşmazlıkta bağlayıcı olmadığı esas alınmış iken, bu yoldaki kararların dayanağı olan bazı tespitlerin davacılar lehine esas alınarak hüküm kurulması ile başka bir çelişkiye sebebiyet verildiği, davacının, banka hesapları üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 14/02/2017 tarihli bilirkişi raporunda, davacının örgüte ait Bank Asyadaki hesabında 2013, 2014, 2015 ve 2016 yıllarında hareketlilik bulunduğunun belirtildiği, davacının, oğlunu FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatlı bir okula göndermiş olması, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün yayın organı olan Zaman gazetesi aboneliğinin olması, hakkında soruşturma bilgileri bulunması birlikte ele alındığında, Kurulun değerlendirmesinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı olduğu yönünde oluştuğu; davacının çocuğunun örgütle iltisaklı okulda eğitim gördüğüne ve Zaman gazetesi aboneliğine ilişkin hususlara dair örgütsel saikle yapıldığını ispatlar nitelikte belge sunulamadığı, bu nedenle terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği şeklinde bir gerekçeye yer vermiş ise de benzer bazı dosyalarda bu yolda bir saptama yapılmadığı, bu hususların iltisak/irtibat açısından neden delil olarak kabul edilmediğine ilişkin olarak kararın gerekçelendirilmediği belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 07/02/2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevabın dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, parasal hakların ödenmesinde, davacının meslekten çıkarıldığı tarihten, iptal kararı uyarınca mesleğe iade edildiği tarih arasında geçen dönemde varsa tespit edilecek çalışmaları karşılığında edindiği gelirin mahsup edilmesi gerektiği tabiidir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu kararların yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının meslekten çıkarılmasına karar verildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 21/12/2021 tarih ve E:2016/57651, K:2021/4625 sayılı kararının ONANMASINA, 3. 26/06/2024 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.