10. Hukuk Dairesi 2024/10659 E. , 2025/7751 K. MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1888 E., 2024/953 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/526 E., 2021/113 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilin…
**10. Hukuk Dairesi 2024/10659 E. , 2025/7751 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1888 E., 2024/953 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/526 E., 2021/113 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı iş yerinde işçi statüsünde çalışırken 21.07.2016 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası neticesinde sakatlandığını, uzun süre tedavi gördüğünü, sonrasında da meslekte kazanma gücünü yitirerek malul kaldığını, kazanın olmasında işverenin %100 kusurlu olduğunu, davacının 21.07.2015 tarihinde işyerine geldiğini, boylama makinesinde ağaç keserken sol el baş parmağını makineye kaptırdığını ve parmağının koptuğunu, işaret ve orta parmağını son anda kurtardığını, ancak bu uzuvların işlevini önemli ölçüde yitirdiğini yaraların iyileşmesi sürecinde fark edildiğini, meydana gelen kazada davalının gerekli güvenlik önlemlerini almaması nedeniyle davacıda geçici ve kalıcı sakatlığa sebebiyet verdiğini, davacının geçirdiği iş kazası neticesinde meslekte kazanma gücü ve efor kaybı için maddi, çektiği ve yaşam boyunca da çekmeye devam edeceği elem ve ızdıraba dayalı olarak da manevi tazminat talep etme gereği doğduğunu, davalının işyerinde gerekli önlemi ve iş güvenliğini sağlamadığı için davacının iş kazası geçirdiğini, davacının kaza meydana geldikten sonra kusurun tamamen işverene ait olmasına rağmen alınan ifadesinde işten çıkarılma korkusu ile şikayetçi olmadığını beyan ettiğini, ancak davalının davacının iş akdini 12.07.2016 tarihinde sonlandırdığını, ayrıca kalıcı maluliyet oranının belirlenmesi için de kazadan itibaren en az 1 yıl geçmesi gerektiğinden işbu davanın 22.08.2016 tarihinde açıldığını, davacının geçirdiği iş kazası sonucunda sol elini hiç kullanamadığını, yaşadığı köyde “... ...” diye lakap takıldığını, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; 500,00TL geçici iş gücü kaybı tazminatının, 1.500,00TL kalıcı işgücü kaybı tazminatının, 50.000,00TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalının ....’de bulunan .... Atölyesinde 2015 yılında işe başladığını, ilerleyen dönemlerde bu işletmeyle bağlantılı ../..’daki iş yerinde ve en son yine ....’deki .... atölyesinde çalıştığını, davacının yaşadığı iş kazasında davalının %100 kusurlu olduğunu beyan etmesinin gerçeği yansıtmadığını, davalının tüm kurallara uyarak gerekli önlemleri aldığını, işçilere bu kapsamda gerekli teçhizatların temin edildiğini ve eğitimlerin verildiğini, ancak davacının bu kurallara riayet etmeyerek iş kazasının yaşanmasına kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, bu olayla ilgili Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldığını, davacının ifadesinde olayın kendi dikkatsizliği sonucu yaşandığını, kimsenin bu konuda sorumlu olmadığını beyan ettiğini, nihayetinde 04.09.2016 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini, davacının işten çıkarılma baskısıyla şikayetçi olmadığını ifade etmesinin doğru olmadığını, ifadesini olay tarihinden yaklaşık 15 gün sonra ve özgür iradesiyle alındığını, davacının iyileştikten sonra ....’daki işletmede çalışmasına devam ettiğini, davalının olay tarihinden itibaren maddi manevi davacının yanında olduğunu, birçok kere elden ve banka aracılığıyla ve çekle ödeme yapıldığını, davacının yakınlarının dahi kredi kartı borçlarını ödediğini, bu nedenle açılan davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davayı konu iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin %70, davacının %30 oranında kusurlu olduğu, davacının davaya konu kaza nedeniyle %20,2 oranında sürekli iş göremezliğe maruz kaldığı kabulünden hareketle; "1-Davacının davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine; -10.967,99 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 21.07.2015 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, -40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21.07.2015 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacıya davalı tarafından maddi ve manevi olarak destek sağlandığını, her an yanında olduğunu, davacının iş imkanlarının kendi isteği doğrultusunda çalışmasına imkan tanındığını, davacının işyerinden ayrıldıktan hemen sonra davalıya karşı dava açma yoluna gidildiğini, olay sonrası, Mersin C.Başsavcılığınca soruşturma başlatıldığını, bu konuda davacının ifadesinin alındığını, davacının ifadesinde; "21/07/2015 günü saat:10.30 sıralarında boylama yaparken birinci parçayı boy kesme makinesine attım, ikinciyi attım o arada ustaya bakarak ikinci parçayı geri çekmek istedim, sol elimi makineye kaptırdım. baş parmağım koptu. yüzük ve orta parmağımın da uçları zarar gördü. bu olay benim dikkatsizliğim sonucu meydana geldi.kimse bu konuda sorumlu değidir. Kimseden davacı ve şikayetçi değilim." şeklinde beyanda bulunduğunu, davalı hakkında 04.09.2016 tarihinde "Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı" verildiğini, davalı tarafından işyerinde iş güvenliği ile ilgili tüm tedbirlerin alındığını, yaşanan kazada davacının dikkatsizliği nedeniyle olayın meydana geldiğini, kusurun tamamının davacıya ait olduğunu, kusur raporuna itiraz ettiklerini, maddi tazminat miktarının hatalı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının orman mühendisi olarak çalışmaya başladığını, bilirkişi ve SGK tahkikat raporundaki kusur tespitinde çelişkinin bulunduğunu, davalının kusuru SGK tahkikat raporunda tespit edildiğinden fazla olduğunu, SGK Tahkikat Raporunda davacının %10 ve davalının %90 kusurlu bulunduğunun ifade edildiğini, bilirkişi raporunda davacının %30 ve davalının %70 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kazanın meydana geldiği gün sigortasının yapıldığını, davacının daha önce çalışmaya başladığını, işveren tarafından gerekli önlemlerin alınmadığını, iş güvenliği konusunda herhangi bir eğitimin verilmediğini, tazminat hesabında esas alınacak ücret, emsal ücret üzerinden tespit edilmesi gerektiğini, ücret bordrolarında sigortalıların imzalarının bulunmadığı tespit edildiğini, davalı tarafından tazminat için ödemesi için ödeme yapıldığına dair bir delil sunmadığını, davalı lehine maddi tazminat yönünden fazladan vekalet ücretinin verildiğini, yerel mahkeme tarafından takdir edilen manevi tazminat miktarından düşük olduğunu belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... .... bilirkişince 09.12.2019 tarihli hesap raporu ve 12.08.2020 tarihli ek rapor düzenlendiği ve davacının maddi zararı yönünden hesaplama yapıldığı, 12.08.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda davacının %20 oranında maluliyetine göre ve belirlenen kusur durumuna göre ve dava dilekçesinde davacı vekilinin davacının ücretini açıklamadığı gözetildiğinde, asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamaya itibar edilmesi yerindeyse de davacı asilin duruşma sırasında "... davalı orman ihalesi alarak kesimini yaptırmaktadır, orman mühendisi olarak 21.07.2016 tarihinden 1.5 ay önce hızar atelyesinde çalışmaya başladım, ardından alanya bölgesinde bulunan güzelbağ, ..... ve ..... sahalarında üretim denetlemesi yapmak üzere görevlendirildim, kesin kontrolü, nakliyelerin sağlanması, işçilerin bulunup çalıştırılması gibi işler yaptım, kaza ise....'deki hızarda boylama yapıyordum, karşımda da suriyeli bir çalışan vardı, birinci kesildikten sonra bana ana gövdeyi göndermesi gerekiyordu, 2. parçayı almam gerekiyordu, o arada boylama makinesi perdelidir, testereyi görme şansımı yoktur, tomruğu keserken elimi kaptırdım, benden sonra makineyi değiştirildi, elle çekme sistemi kaldırıldı, hızar atelyesinde ne kadar uğraşırsanız kaza çoğu zaman engellenemez, sol el başparmak, işaret parmağıve diğer orta parmağı yaralamıştır, hızardaki bu elimin kesilmesinden sonra rapor almıştım, rapor bitmeden önce alanyada yukarı dsöylediğim gibi görevlendirildim, herhangi bir ödeme almadım, .... gönderilen para sahadaki işçilere ve masraflara ödenen paralardır, bu konuda bir çetele tutmadık, 200.000 TL'lik para gönderdi, sahada 18 kişiye kadar çalışan vardı, çoğu sigortalı değildir, sigortalı olanlar tanıklardır, mersin üniversitesi'nde tektkikler yapıldı, rapor çıkacak,..." şeklinde beyanda bulunarak, gönderilen paraların sahadaki işçilere ve masraflara ödenen paralar olduğunu açıklaması, tanık beyanları ve yapılan işin niteliği değerlendirildiğinde; davacıya farklı tarihlerde ücretini aşar şekilde yapılan ödemelerin tazminata ilişkin olduğu ispatlanamadığından 86.200,00 TL miktarlı bu ödemelerin mahsubu hatalı olmuştur. Davacı tarafın istinaf itirazları bu yönden yerinde görülmüştür. Davacının 12.08.2020 tarihli bilirkişi ek raporuna göre hesaplanan ve ispatlanan maddi zararının 97.167,99 TL olduğu anlaşılmakla, bu miktara karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme A) Taraf vekillerinin hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre davacılar vekilince dava dilekçesinde davacı için 50.00,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince davacı kazalı yararına 40.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile manevi tazminat yönünden taraf vekillerinin istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde reddine veya kabulüne karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B) Taraf vekillerinin hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre davacı vekilince davacının orman mühendisi olarak iş yerinde çalıştığının beyan edilerek maddi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 12.08.2020 tarihli hesap bilirkişi raporunda davacının ücretinin işveren kayıtları gibi asgari ücret olarak esas alınması halinde maddi zararının 1.seçenekte 97.167,89 TL olarak belirlendiği, 2. seçenekte ise davacının ücretinin emsal ücret araştırması sonucu elde edilen TMMOB yazı cevabına göre asgari ücretin 2,11 katı olarak esas alınması halinde 225.085,43 TL olarak belirlendiği, davacı vekilince rapora süresi içerisinde sunulan 19.08.2020 tarihli rapora beyan dilekçesinde davacının orman mühendisi olarak kabul edilmesi suretiyle 2.seçeneğe göre maddi tazminata karar verilmesini talep ettiği ve devamla 15.01.2021 tarihli talep arttırım dilekçesi ile talebini 2.seçenekte belirtilen miktar üzerinden arttırdığı, İlk Derece Mahkemesince 1. seçeneğe itibarla davalı tarafça yapılan ödemelerin mahsubu sonucu davacı lehine 10.967,99 TL maddi tazminata hükmolunduğu, taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince bu kez davacı vekilince yapılan başvurunun kabulü ile 1. seçenekte hesaplanan miktara işverence yapılan ödemelerin tazminata mahsuben yapılmadığı kanaatine varılarak mahkeme hükmünün kaldırılması ile davacı lehine 97.167,89 TL maddi tazminata karar verildiği gözetildiğinde reddine veya kabulüne karar verilen tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. KARAR; Açıklanan sebeple; Taraf vekillerinin hükmedilen maddi ve manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.