(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/17717 E. , 2013/18762 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili; müvekkilinin davalı işveren…
**(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/17717 E. , 2013/18762 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili; müvekkilinin davalı işverenlik nezdinde kalite güvence müdürü olarak 16.06.2010 tarihinden itibaren çalıştığını, 19.09.2012 tarihinde iş akdinin haksız ve ihbar öneline uyulmadan feshedildiğini, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/2. maddesi gereğince yapılan feshin haksız ve geçersiz olduğunu, feshin sebebinin açık ve kesin bir biçimde yazılı olarak bildirilmediğini ileri sürerek, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücret ve diğer haklar ile işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesini istemiştir. Davalı vekili; davacının, 16.06.2010-19.09.2012 tarihleri arasında kalite güvence müdürü ve mesul müdür olarak görev yaptığını, görev tanımı gereği üretimden iş güvenliğine kadar her türlü işle ilgilenmesi gerektiğini, işveren vekili olduğunu, şirketin üretim fabrikasında meydana gelen bir arıza nedeniyle panref isimli ilacın üretiminin durduğunu, depolara satışına izin verilmediğini ve toplatıldığını, şirketin büyük maddi bir zararının olduğunu, meydana gelen bu arızanın giderilmesi ve ilacın yeniden üretilmesi konusunda davacının sorumluluğunun tam olduğunu, söz konusu ilacın üretiminin durdurulmasına neden olan arızanın uzun zamandan beri var olduğunu ve davacının da bunu bildiği halde yönetimden gizlediğinin anlaşıldığını, dolayısıyla görev ve sorumluluklarını yerine getirmediğinden iş akdine haklı nedenle son verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, fesih bildiriminde davacının ihmali sonucu şirketin zarara uğradığı belirtilmiş ise de, nasıl bir ihmal sonucu ne şekilde bir zarar oluştuğunun açıkça belirtilmediği, davalı şirket tarafından üretimi yapılan bir ilaçta sonradan sorun oluştuğu, bu durumun şirket yönetimi tarafından 2011 yılından itibaren bilindiği hususunun davalı tanık anlatımları ile anlaşıldığı, davacının görevi gereği ürünün toplatılması talebini bağlı olduğu üst birime bildirdiği gibi üretimi yapılan bu ilaçla ilgili araştırma raporu hazırlayıp sunduğu, bu aşamadan sonra ilaçla ilgili kararın yönetim tarafından verileceği, zira bir ilacın üretilmesi, üretim özellikleri ve ilacın üretiminin durdurulması kararının sadece bir kişinin alacağı kararla gerçekleştirilemeyeceği, bu sürecin çok farklı uzmanlık alanlarını ilgilendirdiği, ilaçtaki sorunun üretim aşamalarından geçtikten sonra meydana geldiği, tüm üretim sürecinde bir çok sorumlu çalışanın bulunduğu, sorundan sadece davacının sorumlu tutulması ve tüm çözümün sadece davacıdan beklenmesinin hakkaniyete uygun olmadığı gibi gerçekçi de bulunmadığı, davacının görevi kapsamında ilaçla ilgili karar alınması için karar merciine sunulmak üzere sorunla ilgili araştırma raporu hazırladığı dikkate alındığında ihmalkarlık gösterdiği savunmasına itibar edilmeyeceği, bu durumda feshin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı yasal süresi içinde davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-İş sözleşmesinin, işçinin işverene zarar vermesi nedeniyle ve haklı olarak işverence feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesinin (II) numaralı bendinin (ı) alt bendinde, işverenin malı olan veya eli altında bulunan makine, tesisat, eşya ya da maddelere otuz günlük ücreti tutarını aşacak şekilde zarar vermesi halinde, işverenin haklı fesih imkânının bulunduğu belirtilmiştir. İşçinin kusursuz olduğunun ortaya çıkması durumunda, işverenin haklı fesih imkânı olmadığı gibi işçinin kusuru belli bir yüzde ya da belli bir oran olarak saptanmışsa; zararın miktarının bu kusur nispetinde azaltıldıktan sonra otuz günlük ücreti aşıp aşmadığına bakılmalıdır. Zararın işçinin kasıtlı davranışından ya da taksirli eyleminden kaynaklanmasının hukukî sonuca etkisi bulunmamaktadır. Örneğin işverene ait iş makinesi paletlerine kasten metal cisim sokmak suretiyle zarar veren veya trafik kazası sonucu işvereni zarara uğratan işçinin aynı şekilde iş sözleşmeleri haklı nedenle sona erdirilebilir. İşçinin kusuru ve zararı, ayrı ayrı uzman kişilerce belirlenmelidir. Zarar tutarı ile karşılaştırılacak olan işçinin otuz günlük ücretinin brüt ya da net olarak dikkate alınması gerektiği noktasında Yasada herhangi bir açıklık bulunmamakla birlikte, işçi lehine yorum ilkesi uyarınca brüt ücretin esas alınması gerekir. Otuz gün, bir aydan farklı bir kavramdır. Bu noktada işçiye aylık olarak ödenen ücret yerine, günlük yevmiyesinin otuz katı tutarı dikkate alınmalıdır. Maddede sözü edilen ücret dar anlamda ücrettir. İkramiye, prim, fazla çalışma ücreti ve benzeri ödemeler bu maddede yer alan otuz günlük ücret içersinde değerlendirilmemelidir. Ancak, ücretin garanti ücret üzerine yapılan işe göre ilave ücret veya satış pirimi olarak belirlendiği hallerde, gerçek ücretin bu ödemelerin toplamı olarak değerlendirilmesi yerinde olur. Örneğin uygulamada uluslararası yük taşıyan tır şoförleri asgarî ücret ve sefer pirimi karşılığı çalışmaktadır. Sefer pirimi olarak adlandırılan kısım da dar anlamda ücrettir. Bu durumda maddenin uygulanması anlamında otuz günlük ücret, tır şoförleri yönünden her iki ödemenin toplamına göre belirlenmelidir. Zararın otuz günlük ücreti aşması durumunda işverenin fesih hakkı doğar. İşçinin zararı derhal ödemiş ya da ödeyecek olması, işverenin bu hakkını ortadan kaldırmaz. İşverence zarar tutarının işçiden talep edilmemiş olması fesih hakkını ortadan kaldırmaz. 4857 sayılı Kanun'un 26. maddesi yönünden bir yıllık hak düşürücü süre, zarara neden olan olayın oluşumu tarihinden itibaren başlar. Ancak altı işgünlük ikinci süre, zarar miktarının belirlenmesinin ardından, bu durumun feshe yetkili makama iletilmesiyle işlemeye başlayacaktır. Zarar miktarının belirlenmesi bazen uzun zaman alabilir ve fesih hakkının kullanılması bakımından zarar miktarının belirlenmesi ve işçinin ücreti ile kıyaslanması zorunluluğu vardır. Somut olayda, davacının, davalıya ait işyerinde 16.06.2010-19.09.2012 tarihleri arasında kalite güvence ve mesul müdür olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin 19.09.2012 tarihli fesih bildirimi ile davacının kalite güvence ve mesul müdürlük görevini ilgili mevzuat hükümleri uyarınca gereği gibi yerine getirmediği,sorumluluklarını ihmal ettiği ve ihmal neticesi şirketin maddi zarara uğradığı nedenleriyle 4857 sayılı Kanun'un 25/II. maddesince 19.09.2012 tarihi itibariyle feshedildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, gerektiğinde keşif yapılarak, konusunda uzman bilirkişi heyetinden alınacak rapor ile Panref isimli ilacın üretiminin durması ve piyasadan toplanmasına neden olan olay ile ilgili, davacının görev tanımı dikkate alınarak, kusurunun bulunup bulunmadığı,sorunun çözümünde görevlerini tam olarak yerine getirip getirmediği, bu olay ile ilgili şirketin zarara uğrayıp uğramadığı, uğramış ise zararın miktarı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır. Kabule göre de, 4857 sayılı Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrasında işe başlatmama tazminatının alt ve üst sınırları gösterilmiş olup; söz konusu tazminatın belirtilen sınırlar arasında işçinin kıdemi, fesih sebebi gibi olgular dikkate alınarak belirlenmesi gerekir. Üst sınırın aşılmasının tek istisnası 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 31. maddesindeki sendikal nedenle yapılan fesihlerdir. Anılan maddeye göre feshin sendikal nedene dayanması halinde işe başlatmama tazminatının işçinin en az bir yıllık ücreti tutarında belirlenmesi gerekir. Dosya içeriğine göre söz konusu tazminatın davacının 4 aylık ücreti tutarı olarak belirlenmesi gerekirken beş aylık ücret tutarı olarak değerlendirilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.