(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2013/1797 E. , 2013/9438 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkiline ait olan ve davalı ... şirketi tarafından Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalanan aracın, 10.11.2010 tarih…
**(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2013/1797 E. , 2013/9438 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkiline ait olan ve davalı ... şirketi tarafından Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalanan aracın, 10.11.2010 tarihinde müvekkilinin kardeşi olan dava dışı ... tarafından kullanıldığı sırada tek taraflı trafik kazası yaptığını, müvekkiline ait aracın hasara uğradığını, davalı ... şirketi tarafından araç hasar bedelinin ödenmediğini belirterek, 21.250,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... şirketi vekili ise, müvekkili sigorta şirketi tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalanan aracın, olay tarihindeki sürücüsünün iddia edildiği gibi ... ... olmayıp, alkollü olduğu belirlenen davacı olduğunu, zararın teminat kapsamı dışında kaldığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; “...davanın kısmen kabulü ile 16.000,00 TL nin temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazla talebin reddine...” karar verilmiştir. Karar, davalı ... şirketi vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava, kasko sigorta sözleşmesinden ... tazminat istemine ilişkindir. Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen Genel Şartlar’ın A/1 maddesine göre gerek hareket, gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, TTK.nun 1282 nci maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı yasanın 1281 nci maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı Kasko Poliçesi Genel Şartları’nın 1.5 maddesi ve TTK.nun 1292/3 ncü maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan rizikonun teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip, oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer. Bu ilkeler doğrultusunda somut olaya bakıldığında, olayın 10.11.2010 tarihinde sigorta poliçesinin yürürlükte olduğu sırada meydana geldiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, rizikonun teminat dışı kalıp kalmadığı ve ispat külfetinin kimde olduğu noktasında toplanmaktadır. Davacı vekili, müvekkiline ait aracın, olay sırasında dava dışı ... ... tarafından kullanıldığını ileri sürmüş ve delil olarak trafik kazası tespit tutanağına ve kasko sigorta poliçesine dayanmıştır. Davalı vekili de, davacının iddia ettiği gibi sürücünün dava dışı ... ... değil, olay anında alkollü olan davacı olduğunu savunarak, olay günü iki polis memuru tarafından düzenlenen tutanak içeriğindeki belirlemelere ve varılan kanaata dayanmıştır. Davalı vekilinin delil olarak dayandığı 10.11.2010 tarihli tutanakta; "...tek taraflı trafik kazasının olduğunun bildirilmesi üzerine ekip olarak bahse konu yere gidildiğinde, ... plakalı aracın tek taraflı maddi hasarlı trafik kazasına karıştığı görülmüş, aracın yanında beklemekte olan ... ... isimli şahıs sakin ve tutarsız tavırlarıyla kaza yapan aracın sürücüsünün kendisinin olduğunu beyan etmiş, fakat şahıs sorulan sorulara tutarsız cevaplar vermiş, kaza yapan aracın arkasında beklemekte olan başka bir aracın sağ koltuğunda oturmakta olan bir şahsın olduğu ve bu şahsın araçtan inmediği ve kazaya alakasız olmaya çalıştığı görülmesi üzerine bu şahsın kim olduğu ... ... isimli şahıstan sorulduğunda bu şahsın kaza yapan aracın ruhsat sahibi ... olduğunu beyan etmiş. Bu şahsın yanına gidildiğinde ... isimli şahsın alkollü ve şokta olduğu görülmüş, şahsa kaza yapan aracın sürücüsü ve kazayı sorduğumuzda tutarsız cevaplar vererek aracın sürücüsünün kendisinin olmadığını beyan etmiş. Kaza ile ilgili yapılan inceleme ve değerlendirmenin ardından sürücüsü tespit edilememiş aracın sürücüsü olduğunu beyan eden ... ... isimli şahsın bu aracın sürücüsü olmadığı kanaatine varılmıştır..." biçiminde açıklama yapılmıştır. Olay sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağında da, araç sürücüsünün tespit edilemediği bildirilmiştir. Her ne kadar kaza tespit tutanağında, sigortalı aracın sürücüsünün tespit edilemediği belirtilmişse de, yukarıda yazılı tutanak içeriğine göre, olay yerinde davacının da bulunduğu ve şüpheli davranışlarda bulunduğu, polis memurlarınca kendisine sorulan sorulara tutarsız cevaplar verdiği anlaşılmaktadır. Bu tutanak içeriğine göre, TTK.nun 1292/3 ncü maddesi uyarınca ispat külfetinin yer değiştirip, oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfetinin, doğru ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği anlaşılan sigortalıya geçtiği kabul edilmelidir. Bu durumda; mahkemece yapılacak iş; tutanak içeriğine ve hayatın olağan akışına göre, olay esnasında sigortalı aracı davacının kullandığının kabulü ile davacıya olay esnasında alkollü olmadığı, olayın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelmediği konusunda delillerini ibraz etmesi ve davacı delillerinin toplanması için imkan verilmeli, davacının bildireceği delillere göre nöroloji uzmanı, doktor ve trafik uzmanı kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak olayın meydana geliş şekli itibariyle bu kaza ve hasarın münhasıran alkolün etkisi altında ileri gelip gelmediği konusunda rapor aldırılmalı ve sonucuna göre karar verilmeli iken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre; davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma neden ve şekline göre; davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 20.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.