DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/3117 E. , 2025/658 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/3117 Karar No : 2025/658 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 29/05/2024 tarih ve E:2023/19461, K:2024/8608 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İliş
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/3117 E. , 2025/658 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/3117 Karar No : 2025/658 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 29/05/2024 tarih ve E:2023/19461, K:2024/8608 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/04/2023 tarih ve E:2022/467, K:2023/866 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Danıştay Beşinci Dairesinin 12/10/2021 tarih ve E:2017/11726, K:2021/3051 sayılı davanın reddine ilişkin kararının, yargılamanın yenilenmesi yolu ile kaldırılarak yeniden inceleme yapılmak suretiyle dava konusu işlemin iptali ile yoksun kalınan aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 29/05/2024 tarih ve E:2023/19461, K:2024/8608 sayılı kararıyla; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun “Yargılamanın yenilenmesi” başlıklı 53. maddesi hükmüne yer verildikten sonra, yargılamanın yenilenmesinin, esas hükmün kesinleşmesinden sonra ortaya çıkan bazı durumlarda, haksızlığı telafi etmek amacıyla kanunda tahdiden sayılmış nedenlere dayanılarak esas hükmün kaldırılması ve davanın yeniden incelenmesini sağlayan olağanüstü bir kanun yolu olduğu belirtilmiş, Davacı tarafından ileri sürülen hususların, 2577 sayılı Kanun'da sayılan yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden hiçbirine uymadığı ve bu nedenle, davacının yargılamanın yenilenmesi isteminin reddi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle, yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Yalçınkaya kararında adil yargılanma hakkı, örgütlenme özgürlüğü ile kanunsuz ceza olmaz ilkesi yönünden ihlal kararı verildiği, söz konusu ihlal kararında belirtilen tespitlerin dikkate alınması gerektiği, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun “Yargılamanın yenilenmesi” başlıklı 53/1-(ı) maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi suretiyle Daire kararının kaldırılarak işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun “Yargılamanın yenilenmesi” başlıklı 53. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay ile bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinden verilen kararlar hakkında, a) Zorlayıcı sebepler dolayısıyla veya lehine karar verilen tarafın eyleminden doğan bir sebeple elde edilemeyen bir belgenin kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması, b) Karara esas olarak alınan belgenin sahteliğine hükmedilmiş veya sahte olduğu mahkeme veya resmi bir makam huzurunda ikrar olunmuş veya sahtelik hakkındaki hüküm karardan evvel verilmiş olup da, yargılamanın yenilenmesini isteyen kimsenin karar zamanında bundan haberi bulunmamış olması, c) Karara esas olarak alınan bir ilam hükmünün, kesinleşen bir mahkeme kararıyla bozularak ortadan kalkması, d) Bilirkişinin kasıtla gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun mahkeme kararıyla belirlenmesi, e) Lehine karar verilen tarafın, karara etkisi olan bir hile kullanmış olması, f) Vekil veya kanuni temsilci olmayan kimseler ile davanın görülüp karara bağlanmış bulunması, g) Çekinmeye mecbur olan başkan, üye veya hakimin katılmasıyla karar verilmiş olması, h) Tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir dava hakkında verilen karara aykırı yeni bir kararın verilmesine neden olabilecek kanuni bir dayanak yokken, aynı mahkeme yahut başka bir mahkeme tarafından önceki ilamın hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması, ı) Hükmün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya hüküm aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi sebepleri dolayısıyla yargılamanın yenilenmesinin istenebileceği hükmü yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Yargılamanın yenilenmesi; esas hükmün kesinleşmesinden sonra ortaya çıkan bazı durumlarda, haksızlığı telafi etmek amacıyla kanunda tahdiden sayılmış nedenlere dayanılarak esas hükmün kaldırılması ve davanın yeniden incelenmesini sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur. 2577 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen hükmünde yargılamanın yenilenmesi sebepleri sayma yolu ile tek tek belirlenmiş olup, yargılamanın yenilenmesi isteminde ileri sürülen hususların, bu sebeplerden birine uyması gerekir. Dosyanın incelenmesinden, yargılamanın yenilenmesi isteminin, dosya ile ilgili herhangi bir somutlaştırma yapılmaksızın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesinin 26/09/2023 tarihinde açıkladığı Yalçınkaya/Türkiye (Başvuru no.15669/20) Büyük Daire kararına dayandırıldığı anlaşılmaktadır. Adı geçen kararda AİHM Büyük Dairesi, FETÖ üyeliğinin tespitinde, salt ByLock kullanımının silahlı bir terör örgütünün üyesi olmakla eşdeğer tutulduğunu, bu durumun yalnızca ByLock kullanımına dayalı olarak neredeyse otomatik bir suç karinesi oluşturduğunu, bireysel iradesinin dikkate alınmadığını ve başvuranın kendisini aklamasını neredeyse imkânsız hâle getirdiğini değerlendirmiştir. Bu sonucun ise kanuni hükümlerin çok geniş yorumlanması niteliğinde olduğunu belirterek öngörülemez bir durum ortaya çıkardığını vurgulamış ve kanunsuz suç ve ceza olmaz prensibinin ihlal edildiğine karar vermiştir (paragraf 268). Adil yargılanma hakkı bakımından ise Büyük Daire, başvuranın aleyhindeki delillere itiraz etmek ve savunmasını etkili bir şekilde ve iddia makamıyla eşit bir şekilde yürütmek için gerçek bir fırsata sahip olmasını sağlamak, davanın temelinde yer alan dikkat çekici hususları ele almak ve kararlarını gerekçelendirmek için söz konusu delillere ilişkin uygun güvenceleri sağlamadığını ifade ederek ihlal kararı vermiştir (paragraf 341 ve 345). Diğer yandan AİHM 2. Dairesi, 27/08/2024 tarihli Yasak/Türkiye kararında (Başvuru no.17389/20) silahlı terör örgütü üyeliğine ilişkin olarak salt ByLock programının indirildiği tespiti dışında- "süreklilik", "çeşitlilik" ve "yoğunluk" arz eden eylemlerin mevcut olduğu hallerde, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dolayı mahkumiyet kararı verilmesinin AlHS'nin 7. maddesini ihlal etmediğini kabul etmiştir. Söz konusu karara göre sadece örgütün gizli yapısına mensup olmadığını iddia eden ve bu yönde savunmada bulunan sanıklar bakımından, örgüt kapsamında işlenen ve "süreklilik", "çeşitlilik" ve "yoğunluk" arz eden eylemlerin varlığı halinde, mahkumiyet kararı verilmesi hakkaniyete aykırı olmadığı gibi bu eylemlere ilişkin savunma hakkının tanınması halinde de yargılama adil kabul edilmelidir (paragraf 178). Somut uyuşmazlıkta ise silahlı terör örgütü üyeliği suçunun unsurlarının varlığına dair bir tespit yapılması söz konusu değildir. Zira, yargılamanın yenilenmesi istemine konu yargılama, davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemine ilişkin olup, dava konusu karar davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Yukarıda yer verilen açıklamalar kapsamında, yargılamanın yenilenmesi istemine konu edilen Danıştay Beşinci Dairesinin 12/10/2021 tarih ve E:2017/11726, K:2021/3051 sayılı davanın reddi yolundaki kararında, davacının "..." ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dahil olduğunun anlaşıldığı belirtildikten sonra, davacının örgüt toplantılarına katıldığına, sınavlara örgütün hakimlik-savcılık sınavı çalışma evlerinde hazırlandığına ve diğer hususlara yönelik tanık ifadeleri ile üniversiteye hazırlık sürecinde örgüte müzahir dershaneye gittiğine ve üniversite döneminde örgüt evlerinde kaldığına yönelik kendi beyanının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Buna göre, davacının yargılamanın yenilenmesi talebinin hukuki dayanağının olmadığı anlaşıldığından, Danıştay Beşinci Dairesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 29/05/2024 tarih ve E:2023/19461, K:2024/8608 sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4. Kesin olarak, 20/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.