T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1056 KARAR NO : 2025/1936 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21.03.2023 NUMARASI : 2022/485 Esas 2023/173 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 31.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 05.01.2026 Taraflar arasındaki davadan dolayı Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21.03.2023 t…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1056 KARAR NO : 2025/1936 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21.03.2023 NUMARASI : 2022/485 Esas 2023/173 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 31.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 05.01.2026 Taraflar arasındaki davadan dolayı Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21.03.2023 tarih ve 2022/485 Esas 2023/173 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve davalılar ... ve ... ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davacı şirkete ait ... plaka sayılı aracın kırmızı ışıkta beklediği sırada ... plaka sayılı aracın arkadan çarpmak suretiyle hasar görmesine sebebiyet verdiğini, aracın malikinin davalı ..., sürücüsünün ... ... ve KZMMS sigortacısının ... A.Ş. Olduğunu, aracın onarımdan doğan zararının Kasko sigortası kapsamında ... A.Ş. Tarafından karşılandığını, araçta onarım sonrasında değer kaybı zararı oluştuğunu ve davalıların oluşan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek 5.000,00-TL değer kaybı zararının davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı taraflarca davaya cevap sunulmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kaza oluş şekli itibariyle davalı tarafa ait aracın kazanın gerçekleşmesinde %100 kusurlu olduğu, davacı tarafın kazanın gerçekleşmesinde kusurunun bulunmadığı, makine mühendisi bilirkişi tarafından sunulan bilirkişi raporuna göre aracın kaza sonrasında 30.000,00-TL değer kaybına uğradığı, sigorta şirketi tarafından ödenen değer kaybı tazminatının mahsubu sonrası davacının bakiye 27.000,00-TL zararının bulunduğu, sigorta şirketinin sorumluluk sınırı olarak belirlenen 43.000,00-TL poliçe limiti kadar ödeme yaparak sorumluluğunu yerine getirmiş olması nedeniyle sigorta şirketi yönünden davanın reddine karar verildiği, dava tarihi sonrasında ödeme yapılmasıyla dava açılış anında davacının haklılık durumuna göre davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmediği gerekçeleriyle 27.000,00-TL değer kaybı zararının davalılar .... ve ... ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili ile davalılar ... ve ... ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, davalılar ... ve ... ... vekilinin istinaf harç ve gider avansını eksik yatırması nedeniyle mahkemece bu yönde muhtıra çıkarılmış, çıkartılan muhtıra sonrası 09.05.2025 tarihli ek kararla süresinde istinaf harç ve gider avansı eksikliği tamamlanmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Ek karara karşı davalılar ... ve ... ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını ve sigorta şirketi tarafından dava tarihinden sonra gerçekleştirilen 3.000,00-TL tutarlı ödeme nedeniyle sigorta şirketi yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, sigorta şirketi yönünden konusuz kalma nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini, davalı sigorta şirketinin yargılamaya sebebiyet verdiği ve dava tarihinden sonra ödeme yapmış olması nedeniyle davacı lehine hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulması gerektiğini, davacıya ait araçta oluşan hasara nazaran çok düşük değer kaybı zararı belirlendiğini, davacının bilirkişi raporuna karşı sunulan itirazların reddedilmesinin ve rapor doğrultusunda karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, aracın rayiç değerinin KİK güncelleme tablosuna göre takdiren tespit edildiği ancak somut bir bedel araştırması yapılmadığını, kaza tarihinde davacıya ait aracın değerinin daha yüksek olduğunu ve değer kaybı miktarının da daha yüksek olması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalılar ... ve ... ... vekili, kazanın kaza tespit tutanağında gösterilen kaza oluş şeklinin gerçeği yansıtmadığını, mahkemece keşif yapılmaksızın rapor alınmasının hatalı olduğunu, keşif yapılması ve davalı tanıklarının dinlenmiş olması halinde kazanın davacıya ait aracın ışık ihlali yapmış olmasından dolayı gerçekleştiğinin ispat edileceğini istinaf nedenleri olarak ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. 09.05.2023 tarihli ek karara karşı davalılar ... ve ... ... vekili, 11.04.2023 tarihinde 100,00-TL gider avansının ve istinaf harçlarının davalı tarafça yatırıldığını, Uyap sistemi incelendiğinde eksik harç bulunmadığını ileri sürerek kararın ortadan kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, değer kaybı zararından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın davalılar ... ve ... ... yönünden kabulüne, davalı ... . Şirketi yönünden reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muakemeleri Kanunu’nun 344. maddesi gereğince istinaf dilekçesi verilirken gerekli harç ve tebliğ giderleri de dahil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa kararı veren mahkeme tarafından verilecek 1 haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu açık ifadeden de anlaşılacağı üzere hakim tarafından “istinaf harç ve giderlerinin tamamlanması için 1 haftalık kesin süre” verilmesi ve ayrıca yazılı olarak “aksi halde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu”nun bildirilmesi gerekmektedir. Şayet, bu süre, yasada belirtilen usule uyulmadan ve yazılıp altı hakimce imzalanmadan verilmişse, dolayısıyla da hakim tarafından usulünce düzenlenmiş muhtıra yoksa, geçerli bir bildirimin yapıldığından söz etmeye de olanak yoktur. 6100 sayılı HMK.’nun 344. (mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 434/3) maddesi çerçevesinde hakim kararı ile eksik harç ve giderlerin tamamlanması istemiyle ayrıca bir muhtıra düzenlenmeli ve bu muhtırada, yapılması gereken işlemin ne olduğu açıkça ve ilgili tarafın yanılmasına neden olmayacak biçimde gösterilmeli, buna yönelik olarak da ikmal edilecek harç ya da giderin miktarı ve yatırılma merci ve süresi ile ihtarın yerine getirilmemesinin sonuçları net biçimde açıklanmalıdır. ( Yargıtay HGK’nun 26.06.1968 tarih ve 1968/9-483 E. - 476 K.,19.02.1997 tarih ve 1996/2-897 E.-1997/86 K., 30.11.2005 tarih ve 2005/5-634 E.-680 K.; 09.05.2007 gün ve 2007/12-178 E.-249 K.; 22.07.2009 tarih ve 2009/18-348 E.- 398 K.) Somut olayda, istinaf eden borçluya gönderilen tebligat üzerine eksik 179,90-TL istinaf karar harcı istinaf avansının bir hafta süre içerisinde mahkeme veznesine depo etmeniz, yatırmadığınız takdirde istinaf talebinden vazgeçmiş sayılacağınıza karar verileceği hususu ihtar olunur şeklindeki ifadenin derç edildiği, usulünce düzenlenmiş bir muhtıra bulunmadığı, usul ve yasaya göre davacının yatırması gereken eksik harç ile giderlerin tam olarak bildirilmediği keza, davacı tarafından belirtilen miktardan fazla istinaf karar harcı ile başvuru harcı yatırıldığı görülmüştür. Şu durumda; hakim tarafından usulünce düzenlenmiş muhtıra bulunmaması, davanın yatırması gereken harç ve giderlerin tam olarak belirlenmemesi nedeniyle, bildirimin yasanın aradığı yönteme uygun kabul edilmesine olanak yoktur. Bu bakımdan hukuki sonuç doğuracak nitelikte de değildir. Öyle ise, usule aykırı ve geçersiz bu belgenin hak kaybına yol açacak şekilde sonuç doğurması da kabul edilemez. Dolayısıyla bahsi geçen bildirim anılan Kanun hükmüne uygun olmadığından, gerekleri süresi içerisinde yerine getirilmemiş olsa dahi, buna dayanılarak istinaf eden vekilinin hükmü istinaf etmekten vazgeçmiş sayılmasının kabulü mümkün değildir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İkinci Dairesi tarafından verilen 14.10.2008 tarihli .../.... davasına ilişkin kararda; yargı mercilerinin usul kurallarını çok sıkı uygulaması ve dar yorumlaması nedeniyle kişilerin, uyuşmazlığın esasının incelenmesinden mahrum bırakılması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (A.İ.H.S.) 6/1. maddesinin ihlali olarak kabul edilmiştir. Bir iç hukuk kuralı haline gelen A.İ.H.S. ve buna dayanılarak verilen bu karar da göz önüne alındığında, hak kaybının önüne geçilecek şekilde değerlendirme yapılması olayın özelliğine daha uygun düşmektedir ( Yargıtay HGK'nun 22.07.2009 tarih ve 2009/18-348 E.- 398 K. sayılı ilamı). Bu nedenle anılan tebligat geçersiz olduğundan 6100 sayılı HMK.’nun 344. maddesinde, başvurunun yapılmamış sayılmasının koşulu olarak düzenlenen halin somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmakla ek kararın yerinde olmadığı, ek karara yönelik istinaf başvurusunun yerinde olduğu kabul edilerek 09.05.2023 tarihli ek kararın HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına ve dava dosyasının esasının incelenmesine geçilmiştir. Trafik kazasında zarar gören aracın hasarı onarılsa dahi onarımdan sonra aracın piyasa rayiç satış fiyatında düşüklük oluşacağı gerçeği karşısında, kaza nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybı gerçek zarar içinde değerlendirilir ve bu zarardan hem zarar veren işletenler hem de ZMSS şirketi sorumludur. Anayasa Mahkemesi'nin 09/10/2020 tarih 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı ilamıyla, 2918 sayılı KTK 90. maddesinin 1. cümlesindeki '"..ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda..." ibaresi ve 2. cümlesindeki "...ve genel şartlarda...'' ibaresi iptal edilip, yürürlüğün durdurulmuş olduğu, 7327 sayılı Kanun 18. maddesi ile 09/06/2021 tarihinde, 2918 sayılı KTK 90/1 maddesi 1. cümlesinden sonra eklenen ''a)Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak'' ibaresi de göz önüne alındığında değer kaybının bu kriterlere göre hesaplanacağı, başka bir ifade ile aracın kaza öncesi rayiç değeri ile onarım sonrası rayiç değeri arasındaki fark, kaza sonucu oluşan değer kaybıdır. Yargıtay uygulamasına göre değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır.(Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 25/03/2022 tarih 2021/21522 Esas 2022/5913 Karar sayılı ilamı) Somut uyuşmazlıkta mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda Yargıtay uygulamasına göre aracın kaza öncesi ve sonrasındaki piyasa rayiçlerine dair herhangi bir araştırma yapılmaksızın rapor tarihinden geriye dönük fiyat güncelleme tablosuyla bedel eksiltme yöntemi uygulanmak suretiyle kaza tarihindeki rayiç değer tespiti doğru değildir. Zira KİK Fiyat Güncelleme Listesi veya başkaca fiyat değişim tablolarında yer alan değişim oranlarının tespiti birçok emtianın fiyat değişim ortalamaları baz alınarak hazırlanmakta olup uyuşmazlık konusu aracın kaza tarihindeki rayiç değerinin tespitinde tek başına esas alınamayacağı açıktır. Buna göre uyuşmazlık konusu değer kaybı zararının haksız fiil hükümlerine ve Yargıtay uygulamasına göre tespit edilerek davacının maddi zararının belirlenmesi hususunda ek rapor veya yeni bir bilirkişi raporu alınması gerektiği halde bu hususta davacı itirazlarını karşılar araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın yetersiz bilirkişi raporunun hükme esas alınarak karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerindedir. Kabule göre de; Dava tarihi 01.09.2022'den sonra 12.10.2022 tarihinde gerçekleştirilen 3.000,00-TL tutarlı sigorta ödemesi nedeniyle uyuşmazlığın 3.000,00-TL'lik kısım yönünden konusuz kalmış olması nedeniyle HMK'nın 331/1. maddesinde yer alan düzenleme dikkate alınarak hüküm kurulması ve davacı lehine konusuz kalan kısımla orantılı olarak vekalet ücreti ile yargılama gideri takdir edilmesi gerektiği halde davalı sigorta şirketi yönünden davanın tümüyle reddine karar verilmiş olması da yerinde görülmemiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21.03.2023 tarih ve 2022/485 Esas 2023/173 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvuranlara iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 31.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.