10. Hukuk Dairesi 2013/3885 E. , 2013/24260 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2011/535-2012/706 Dava, 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık sürelerinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı ve davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü v…
**10. Hukuk Dairesi 2013/3885 E. , 2013/24260 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2011/535-2012/706 Dava, 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık sürelerinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı ve davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1- 01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24 ve 25 inci maddelerinde kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olan gerçek kişiler, meslek kuruluşuna kayıt yaptırarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren zorunlu sigortalı sayılmış iken; 2229 sayılı Kanun ile yapılan ve 04.05.1979 günü yürürlüğe giren değişiklik ile, meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, kendi adına ve hesabına çalışma olgusu sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir. Daha sonra, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanunla 1479 sayılı Kanunun 24’üncü maddesinin (1) numaralı bendinin (a) ve (h) fıkralarında yapılan değişiklikle, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların zorunlu sigortalı kabul edilebilmesi için, ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar yönünden vergi kaydı, gelir vergisinden muaf olanlar yönünden kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı bulunma koşulu getirilmiş; 22.03.1985 günü yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanunla kapsam genişletilerek, gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar (vergi kaydı bulunanlar) veya esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı bulunanlar ya da kanunla kurulu meslek kuruluşunda usulüne uygun kaydı olanlar zorunlu sigortalı olarak kabul edilmiş, 4956 sayılı Kanunun 14’üncü maddesiyle değiştirilen hükümle zorunlu sigortalılık kapsamına yalnızca, ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar alınmış, gelir vergisinden bağışık tutulanlar yönünden ise Esnaf ve Sanatkâr Sicili ile birlikte aynı zamanda kanunla kurulu meslek kuruluşuna yöntemince kayıtlı bulunma koşulları getirilmiştir. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun, sigortalı sayılanların düzenlendiği 4. maddesinin b bendinin 1, 2 ve 3 numaralı alt bentlerine göre, hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar; gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar; anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortakları sigortalı sayılır. 09.03.1993 tarihli işlemle, ...’deki vergi kaydı esas alınarak 27.04.1989 tarihinden itibaren zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edilen davacının, sonradan çıkan vergi kayıtları ile 01.02.1986 – 10.09.1987 tarihleri arası döneme de sigortalılık verildiği; dosyadaki belgelerden 01.02.1986 – 01.05.1997 tarihleri arası dönemleri kapsayan çeşitli faaliyetler nedeniyle vergi kayıtları bulunup; ... Şoförler Odasına 29.12.1989 – 30.03.2011, Seyyar Pazarcılar Odasına 28.04.1993 – 08.08.2005, konfeksiyon işi nedeniyle 15.01.1993 – 15.08.2005 tarihleri arasında Ticaret Sicilinde kaydının bulunduğu; 30.05.2011 tarihli dilekçesi ile 5362 sayılı Kanundan yararlanıp Bağ-Kur sigortalılığının devamını istediği; Kurum tarafından önceden değişik sürelerde sigortalı olduğu belirtilmiş ise de, en son 12.07.2011 tarihli işlem ile, herhangi bir prim ödemesinin bulunmadığı gerekçesi ile sigortalılığının başlangıçtan itibaren durdurulduğu; davacının 6111 sayılı Kanundan yararlanmaya yönelik 30.05.2011 tarihli dilekçesi ile 7422 gün sigortalı olduğu belirtilip, prim borcunun yapılandırıldığı; Kurum tarafından Mahkemeye, prim ödenmemiş olması nedeniyle sigortalılığın başlangıçtan (01.02.1986 tarihinden) itibaren durdurulduğunun belirtildiği görülmüştür. Davacı, ıslah dilekçesi ile 01.02.1986 – 30.03.2011 tarihleri arası sürenin tamamında sigortalı olduğunun tespitini istemiş; Mahkemece, davacının 01.02.1986 – 15.08.2005 tarihleri arasında sigortalı olduğunun tespitine karar verilmiştir. Mahkemece, öncelikle davacının 1479 sayılı Kanunun Ek 19 ve 5510 sayılı Kanunun geçici 17. maddeleri gereğince zorunlu sigortalı sayılıp prim ödenmemiş olması nedeniyle durdurulan sigortalılık sürelerinin tarihler açıkça belirtilerek bildirilmesi Kurum’dan istenilip; böylece, prim ödendiğinde taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayacak sigortalılık süreleri şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenerek; yargılamadaki araştırma ve tartışma uyuşmazlık konusu olan sürelerle sınırlı yapılmalıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu süreler Kurum’dan sorularak belirlendikten sonra, vergi kaydının kendi nam ve hesabına bağımsız faaliyetin karinesi olduğu gözetilerek, varsa uyuşmazlık konusu dönemden vergiye kayıtlı olunan süreye sigortalılık verilmelidir. Yine, davacının vergiye kayıtlı olmayıp, oda ve/veya sicil kaydı olan dönemlerle ilgili olarak, kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının bulunup-bulunmadığı araştırılmalı, dava dilekçesinde ... Şoförler Odasındaki kaydı nedeniyle faaliyetinin bulunduğunun belirtildiği gözetilerek, uyuşmazlık konusu dönemde üzerine kayıtlı araç varlığı araştırılmalı, aracın bulunmadığının anlaşılması durumunda, faaliyetin nasıl gerçekleştiği şüpheye yer vermeyecek şekilde araştırılıp, belirlenerek, hüküm fıkrasında sadece taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan dönemler esas alınarak tespit kararı verilmelidir. 2-Uyuşmazlık 1479 sayılı Kanun (5510 S.Y. md. 4/1-b) kapsamındaki Esnaf Bağ-Kur sigortalılığına ilişkin olduğu halde, hükmün gerekçesinde Tarım Bağ-Kur sigortalılığıyla ilgili olduğunun yazılmasının maddi yazım hatasına dayalı olduğu anlaşılmış; ancak, davalı Kurum harçtan muaf olduğu halde, yargılama giderleri içindeki harçtan sorumlu tutulmuş olması isabetsiz bulunmuştur. Mahkemenin yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı ve davalılardan Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının talebi halinde davacıya iadesine, 13.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.