Başvuru, kanun hükmünde kararname hükmü uyarınca askerî okulların kapatılması nedeniyle askerî öğrencilik statüsünün sona ermesine ilişkin işlemin ve bu işlemden doğan zararların tazmini için açılan davanın incelenmeksizin reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kanun hükmünde kararname hükmü uyarınca askerî okulların kapatılması nedeniyle askerî öğrencilik statüsünün sona ermesine ilişkin işlemin ve bu işlemden doğan zararların tazmini için açılan davanın incelenmeksizin reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Olayların gerçekleştiği tarihte başvurucu, Kara Harp Okulunda üçüncü sınıf öğrencisidir. Türkiye, 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmıştır. Devletin yetkili organları tarafından tehdit değerlendirmesi yapılarak demokratik anayasal düzene, bireylerin temel hak ve hürriyetlerine, millî güvenliğe yönelik tehdit oluşturan tüm terör örgütlerine ve illegal yapılanmalara karşı tedbirler alınması kararlaştırılmıştır (ayrıntılar için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017). 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe teşebbüsünün ardından çıkarılan 25/7/2016 tarihli ve 669 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması ve Milli Savunma Üniversitesi Kurulması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin (669 sayılı KHK) maddesinde harp akademilerinin, askerî liselerin ve astsubay hazırlama okullarının kapatıldığı düzenlenmiştir. Mezkur KHK'nın maddesinde askerî okullarda öğrenimine devam eden öğrencilerin durumlarına uygun okullara nakledileceği düzenlenmiştir. Başvurucunun eğitim gördüğü okul da anılan düzenleme kapsamında kapatılmış, bu sebeple başvurucunun okulla ilişiği kesilerek başka bir okula nakli sağlanmıştır. Bunun üzerine başvurucu askerî öğrencilik statüsünün sona ermesine ilişkin işlemin ve bu işlemden doğan zararların tazmini için idari yargıda dava açmıştır. İdare Mahkemesi; başvurucunun okulla ilişiğinin kesilmesi yolundaki tasarrufun doğrudan kanun hükmünde kararnameyle gerçekleştiğini, bu konuda idareye herhangi bir değerlendirmede bulunma veya işlem tesis etme yetkisinin tanınmamış olduğunu, dolayısıyla ortada idari davaya konu olacak nitelikte kesin ve yürütülmesi gereken idari bir işlem olmadığını belirterek davanın incelenmeksizin reddine karar vermiştir. Anılan karar istinaf ve temyiz incelemelerinden geçerek kesinleşmiştir. Başvurucu nihai kararı 9/10/2021 tarihinde öğrenmiş, 1/11/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.