Başvuru, güvenlik soruşturmasının olumsuz neticelendiği gerekçesiyle infaz ve koruma memurluğuna atama yapılmaması işleminin iptali istemiyle açılan davada kesin bir mahkûmiyet hükmü ile sonuçlanmayan ceza yargılamasının esas alınması ve gerekçeli kararda suçluluğu ima eden bazı ifadeler kullanılması nedenleriyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, güvenlik soruşturmasının olumsuz neticelendiği gerekçesiyle infaz ve koruma memurluğuna atama yapılmaması işleminin iptali istemiyle açılan davada kesin bir mahkûmiyet hükmü ile sonuçlanmayan ceza yargılamasının esas alınması ve gerekçeli kararda suçluluğu ima eden bazı ifadeler kullanılması nedenleriyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 2/8/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Ceza Yargılamasına İlişkin Süreç Başvurucu ve arkadaşlarının motorlu araç sürücü adayı sınavına girecek adaylardan bazılarının yerine nüfus cüzdanı belgelerindeki fotoğraflarda değişiklik yaptıkları iddiasıyla Malatya Cumhuriyet Başsavcılığınca 31/3/2009 tarihli iddianame düzenlenmiştir. Malatya Asliye Ceza Mahkemesinde resmî belgede sahtecilik suçuna teşebbüsten cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır. Malatya Asliye Ceza Mahkemesi 28/7/2009 tarihli kararla başvurucuya isnat edilen eylemler yönünden 500 TL adli para cezasına hükmetmiş ancak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar vermiştir. Hüküm temyiz edilmeden kesinleşmiştir. Malatya Asliye Ceza Mahkemesinin gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: "...sanıklar [H.Ö.], Şevki Ozan Büyükkaya, [A.Y.] ve [S.K.'ın] suç tarihinde [Y.G.] Sürücü Kursunda kayıtlı öğrenci olmadıkları halde yapılan sınavı önceden hazırlanmış ve kurs öğrencisi kişilerin bilgilerini içeren sınava giriş belgesine kendi fotoğraflarını yapıştırarak sınava girecekleri sırada yapılan kontrollerde bu sahteciliğin anlaşıldığı, sanıkların üzerlerine atılı suçun mevcut hali ile TCK 206/1 maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçuna dönüşmüş olup, sanıkların sabit olan bu suçtan cezalandırılmaları yoluna gidilmiştir." Malatya Asliye Ceza Mahkemesi 22/8/2016 tarihinde ek kararla başvurucu hakkında beş yıllık denetim süresi dolduğu gerekçesiyle kamu davasının düşürülmesine karar vermiştir.B. Başvuruya Konu İdari Yargılamaya İlişkin Süreç Başvurucu, Kocaeli Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığınca yapılan sözleşmeli infaz ve koruma memurluğu sınavında başarılı olmuş ancak hakkındaki güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlanması neticesinde Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 28/9/2016 tarihli işlemiyle mesleğe kabul edilmemiştir. Başvurucu, Ankara İdare Mahkemesinde (Mahkeme) mesleğe alınmama işlemine ilişkin iptal davası açmıştır. Mahkeme 10/11/2017 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...İfa edilen kamu hizmetinin niteliği gereği bir kısım kamu görevlileri için özel şartlar aranması ve bu şartların uygulanmasında katı davranılması söz konusu olabilir. Zira bu husus insan eliyle yerine getirilen kamu hizmetinden beklenen verim ve sağlıklı işleyiş açısından gereklidir. Bu kapsamda, infaz koruma memurlarının ifa ettikleri görev dikkate alındığında, bu görevi ifa edecek kişiler hakkında güvenlik soruşturması esnasında hassas davranılması ve güvenlik soruşturmasında tespit edilecek hususların irdelenmesi ve değerlendirilmesi safhasında titizlik gösterilmesi doğaldır. Yukarıda aktarılan yönetmelikte güvenlik soruşturması neticesinde ceza almamak ya da sabıka kaydının olmaması değil, güvenlik soruşturmasının olumlu olması şartı aranmıştır.Olayda; davacı hakkında isnat edilen suçtan dolayı mahkumiyetine karar verildiğinin görüldüğü, yargılaması sonucunda sübut bulan eyleminin niteliği dikkate alınıp, atanacağı görevin, görev yerinin özelliği ve hassasiyeti göz önünde bulundurulduğunda, güvenlik soruşturması ile edinilen bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi sonucunda davacının 'güvenlik soruşturması olumlu olmak' özel şartını taşımadığı sonucuna varıldığından, atamasının uygun görülmemesi yolunda tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmamıştır..." Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi 25/4/2018 tarihinde başvurucunun istinaf talebini reddetmiştir. Karar başvurucuya 9/7/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 2/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “Devlet memurluğuna alınacaklarda aşağıdaki genel ve özel şartlar aranır....B) Özel şartlar:... Kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartları taşımak.” 10/7/2003 tarihli ve 25164 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliği'nin "Özel şartlar" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"18) Ceza infaz kurumları ve tutukevleri ile denetimli serbestlik müdürlüklerinde görev alacak bütün unvanlardaki personel için ayrıca aranacak şartlar;...b) Güvenlik soruşturması olumlu olmak,"B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:"Kendisine bir suç isnat edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında, masumiyet karinesi ile sağlanan güvencenin iki yönünün bulunduğunu ifade etmiştir. Ceza yargılamasının yürütülmesine ilişkin usule ilişkin güvence ile -sonucunda mahkûmiyet kararı dışında bir hüküm kurulan ceza yargılaması ile bağlantılı olan durumlarda- daha sonra yürütülecek yargılamalar boyunca kişinin masumiyetine saygı gösterilmesinin sağlanması amaçlanır. Bu usule ilişkin yön kapsamında masumiyet karinesi ilkesi, ceza yargılamasının adil olmasını sağlayacak usule ilişkin güvence olarak kamu görevlilerinin davalının suçluluğu ve eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunmasını yasaklar. Ancak bu husus, cezai meselelerde usule ilişkin güvence ile sınırlı değildir, bu kapsam daha geniştir ve devletin hiçbir temsilcisinin mahkeme ile suçluluğu ispatlanıncaya kadar kişinin bir suçtan suçlu olduğunu söylememesini gerekli kılar. Bu kapsamda sadece ceza yargılaması kapsamında değil aynı zamanda ceza yargılaması ile eş zamanlı olarak yürütülen bağımsız hukuk yargılamaları, disiplin işlemleri veya diğer yargılamalarda da masumiyet karinesinin ihlali söz konusu olabilir. Sözleşme’nin maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki güvencenin ilk yönü, kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar ceza gerektiren bir suçla suçlandığı süreye ilişkin iken masumiyet karinesi güvencesinin ikinci yönü, ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet dışında bir hüküm kurulduğunda devreye girer ve daha sonraki yargılamalarda ceza gerektiren suç karşısında kişinin masumiyetinden şüphe duyulmamasını gerektirir (Seven/Türkiye, B. No: 60392/08, 23/1/2018, § 43). Bu bağlamda Sözleşme’nin maddesinin ikinci fıkrasının sağladığı korumanın ikinci yönüne göre sanığın beraatiyle veya davanın düşmesiyle sonuçlanan ceza yargılamaları sonrasında, söz konusu kişiye masumiyetine uygun bir muamelede bulunulması gerekir. Bu ikinci yönde maddenin genel amacı, bir suçtan beraat eden bireyleri veya ceza yargılaması düşen kişilerin itham edildiği suçu işlediğini düşünen kamu görevlileri ve makamlarına karşı korumaktır. Bu davalarda masumiyet karinesi, adil olmayan bir cezai hükmün önlenmesi için bu karineyle sağlanan usule ilişkin güvencenin çeşitli koşullarının yargılamada uygulanması suretiyle hayata geçirilmiştir. Beraat veya herhangi bir düşme kararına riayet edilmesi hakkının korunmaması hâlinde, Sözleşme’nin maddesinin ikinci fıkrasında yer alan adil yargılanma güvenceleri teorik ve hayali olma riskiyle karşı karşıya kalabilir (Seven/Türkiye, § 54).