Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu ceza infaz kurumunda, kurum idaresince kendisine psikolojik baskı yapıldığı ve insanlık dışı uygulamalara maruz bırakıldığı konusundaki şikâyetlerine ilişkin olarak Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığınca etkin soruşturma yapılmadan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesinin işkence yasağı ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmüş ve maddi tazminat talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu ceza infaz kurumunda, kurum idaresince kendisine psikolojik baskı yapıldığı ve insanlık dışı uygulamalara maruz bırakıldığı konusundaki şikâyetlerine ilişkin olarak Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığınca etkin soruşturma yapılmadan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesinin işkence yasağı ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmüş ve maddi tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, 25/12/2012 tarihinde, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde, belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım isteminde bulunmuştur. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 25/4/2014 tarihinde, adli yardım talebinin kabulüne, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 27/6/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 27/6/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, tanınan ek süre sonunda görüşünü 8/8/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 19/8/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, ancak başvurucu beyanda bulunmamıştır. A. Olaylar Başvuru dilekçesi ile başvuruya konu soruşturma dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, başvuru tarihinde Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda, Adalet Bakanlığına yazdığı bila tarihli dilekçe ile kendisinin eğitim faaliyetlerine katılmasının engellendiğini belirterek cezaevi personeli hakkında şikâyetçi olmuştur. Başvurucunun dilekçesi önce Kırıkkale İnfaz Hâkimliğine gönderilmiş, bu Hâkimliğin 16/5/2011 tarih ve 2011/179 muhabere sayılı yazısı ile Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Anılan yazı ve başvurucunun dilekçesinin içeriği çerçevesinde Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı 2011/4041 Soruşturma numarasına kayden adli soruşturma başlatmış ve idari yönden değerlendirilmesi için de dilekçeyi Adalet Bakanlığına göndermiştir. Daha sonra başvurucu, bulunduğu Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda kendisine psikolojik baskı yapıldığı, hakaret, tehdit ve iftiraya uğradığını belirterek Kırıkkale İnfaz Hâkimliğine 20/7/2011 tarihinde şikâyette bulunmuştur. Başvurucu kendi el yazısıyla yazdığı dilekçede aşağıdaki hususları belirtmiştir:“Sayın başkanım. Şuan bulunduğum kurumda A-T-9 koğuşunda tutulmaktayım. Burada koridorda kurum personelinin bilinçli şekilde yaptığı kargaşa gürültü sesiyle rahatsız edilmekte psikolojik baskı görmekteyim. Yine A-T-9 koğuşunda B. isimli kişiyle sorunlu edildim. Şimdi ise yine B. ile aynı blokta tutuluyorum. Sorunlu edildiğim kişiyle bilinçli olarak baskı amaçlı ve sorun yaratarak iftira tutanaklarla asılsız suçlamalarla haksız disiplin cezalarına maruz kalmaktayım. İçinde bulunduğum mağduriyetlerimi ifade eden hiçbir dilekçem de kurumdan çıkarılmamaktadır. Yukarıda dosya numaralarını verdiğim soruşturma dosyalarında içinde bulunduğum durumun tamamıyla bilincinde olan cezaevi savcısı tarafından işlem yapılmaksızın infaz hâkimliği ile Cumhuriyet savcılığı arasında yetki karmaşası yaratarak ifademi almaksızın uygulamaları yapan dış gücün talimatlarıyla dış gücün kullandığı işkence vb uygulamalar yaptırdığı personelin yaptığı işkenceleri sürdürebilmesi adına karartılmış örtbas edilmiştir. Bu konuyla ilgili sorumlulardan şikâyetçiyim. Bulunduğum kurumda sürekli psikolojik baskı altında tutuluyorum. Defalarca komplo olay sokularak işkence, hakaret, tehdit uygulamalarına maruz kaldım. Bu uygulamalarla ilgili hala vücudumda işkence izlerini taşıyorum. İçinde bulunduğum durumun tümü kurum kayıtlarından anlaşılır durumda. İçinde bulunduğum durumla cezaevi savcısı, Cumhuriyet Başsavcısı, infaz hâkimliği tüm uygulamalarda … dış gücün talimatları ve baskısıyla içinde bulunduğum durumun araştırılmasını, giderilmesi, sorunların tespit edilmesi hususunda hiçbir işlem yapmıyorlar. Dilekçemle ilgili acil olarak Bakanlığınız müfettişlerince dinlemek, mağduriyetlerimin giderilmesi sorumluların tespit edilip yargılanması hususunda gereğinin yapılmasını talep etmekteyiz.” İnfaz Hâkimliği, başvurucu kurumda sürekli psikolojik baskı gördüğünü, işkenceye ve hakarete maruz kaldığını iddia ettiğinden, 10/8/2011 tarih ve 2011/238 muhabere sayılı yazısı ile dilekçenin gereğinin yapılması için Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Başsavcılık, anılan dilekçeyi, başvurucunun daha önce müşteki olduğu 2011/4041 Soruşturma No.lu dosyaya eklemiştir. Diğer taraftan başvurucunun babası, 6/6/2011 tarihli dilekçeyle başvurucunun infaz koruma memurları tarafından dövüldüğünden bahisle Adalet Bakanlığına şikayette bulunmuş ve Bakanlık, 5/7/2011 tarih ve 86643 sayılı yazısı ile bu şikayeti Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiş ve Başsavcılık şikâyeti 2011/4041 Soruşturma No.lu dosya ile birleştirmiştir. Başvurucunun babası dilekçede, oğlunun Kırıkkale’de bulunan cezaevinde yatmakta iken cezaevi yetkililerince dövüldüğünü, neticesinde elmacık kemiğinin kırıldığını ve yüzünde darp izlerinin oluştuğunu belirtmiş, oğlunun dilekçe tarihinde bulunduğu Sincan 2 No.lu F Tipi Ceza İnfaz Kurumunda tedavi gördüğünü ileri sürmüştür. Başsavcılık, soruşturma sürecinde eğitim faaliyetlerinden sorumlu ikinci müdürün ifadesinin alınması için kurum müdürlüğüne 25/5/2011 tarihinde müzekkere yazmış ve ilgili müzekkere 27/5/2011 tarihinde ilgiliye tebliğ edilmiştir. Ancak Başsavcılık tarafından gönderilen soruşturma dosyasının içinde sorumlu müdürün ifadesine rastlanmamıştır. Soruşturma dosyasında başvurucunun herhangi bir adli raporuna ve ifadesine de rastlanmamıştır. Başvurucunun babasının iddia ettiği yaralanma olayına ilişkin olarak da herhangi bir araştırma yapıldığı tespit edilememiştir. Adli soruşturma sonucunda, Başsavcılık, 27/9/2011 tarih ve K.2011/3998 sayılı kararı ile "söz konusu iddialar nedeniyle ... 2011/1561 no.lu soruşturma yapılarak 7/4/2011 tarihinde 2011/1630 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olup, kararın vaki itirazla reddedilerek kesinleştiği" gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Anılan karara karşı başvurucu Ankara Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itirazda bulunmuştur. İtiraz dilekçesinde savcılık kararında belirtildiği gibi mükerrer bir şikâyet olmadığı, adli tıptan herhangi bir rapor alınmadığı, ifadesinin dahi alınmadığı, ailesi tarafından yapılan şikâyete ilişkin olarak da savcılık tarafından herhangi bir işlem yapılmadığı ve dosyanın kapatılmaya çalışıldığı iddia edilmiştir. Ancak dilekçenin sehven gönderildiği itirazı incelemeye yetkili mahkemenin Ankara Ağır Ceza Mahkemesi olduğu tespit edilerek itiraz dilekçesi Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığının 22/10/2012 tarihli yazısı ile yetkili mahkemeye gönderilmiştir. Başvurucunun itirazı, Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin 1/11/2012 tarih ve 2012/916 Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir. Bu karar, başvurucuya 3/12/2012 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucu 25/12/2012 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Anılan kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda belirtilen 2011/1561 Soruşturma No.lu dosyada başvurucu, psikolojik baskı, işkence ve hakarete maruz kaldığını, askeri istihbarat personelinin organize ettiği komplolara maruz kaldığını, kimyasal ilaçlar verildikten sonra yargı organları önüne çıkarıldığını ve hiçbir dilekçesine işlem yapılmadığını iddia etmiştir. Başvurucunun iddialarına ilişkin olarak cezaevi ikinci müdürünün şüpheli sıfatıyla beyanı alınmıştır. Bunun dışında dosyada herhangi bir araştırma evrakına rastlanmamıştır. İddialara karşı Başsavcılık, soyut iddia dışında delil bulunamaması ve dilekçelerine işlem yapılmamasının İnfaz Hâkimliğinin yetkisinde olduğundan bahisle 7/4/2011 tarih ve K.2011/1630 sayılı karar ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Anılan karara yapılan itiraz, Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin 22/8/2011 tarih ve 2011/485 Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir. Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığından talep edilen 2011/4041 Soruşturma No.lu dosyada başvurucu hakkındaki sağlık raporları şöyledir:i. Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Sağlık Kurulunun 12/2/2006 tarih ve 6270 sayılı raporunda, başvurucuda anksiyete bozukluğu tespit edilmiş ve “şahsın bulunduğu cezaevinde ayaktan tedavisi düzenli aralıklarla 3 ayda bir psikiyatri polikliniğine gönderilmesi, 13/12/2004 tarih ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin Hakkındaki Kanun’un maddesine göre açılan bölümde tedavisine devamlı kesin zorunluluk olmadığı” belirtilmiştir.ii. Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Sağlık Kurulunun 30/4/2009 tarih ve 11372 sayılı raporunda, başvurucuda anksiyete bozukluğu tespit edilmiş ve “5275 sayılı Kanun’un maddesine göre açılan bölümde tedavisine devamlı kesin zorunluluk olmadığı” belirtilmiştir.iii. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 17/3/2010 tarih ve 2010/464 sayılı adli sağlık kurulu raporunda, başvurucuda antisosyal kişilik bozukluğu saptandığı, tedavi edilecek herhangi bir psikiyatrik hastalık saptanmadığı, psikiyatrik tedavi görmesi ya da kontrol altına alınmasını gerektirir bir durumun olmadığı, hastanede yatırılarak ya da ayakta tedavisine gerek olmadığı, bu durumda 5275 sayılı Kanun’un maddesi kapsamında olmadığı belirtilmiştir.iv. Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi Baştabipliğinin 22/12/2010 tarih ve R100028568 sayılı sağlık kurulu raporunda psikoz antisosyal kişilik bozukluğu tespit edilmiş ve “sağlık durumunun 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin Hakkındaki Kanun’un maddesi kapsamında” değerlendirildiği belirtilmiştir.v. Adana Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 16/2/2011 tarih ve 10003298 sayılı sağlık kurulu raporunda, başvurucuda kişilik bozukluğu saptanmış ve 5275 sayılı Kanun’un maddesi kapsamında olmadığı, tedavisini düzenli olarak alması gerektiği belirtilmiştir.B. İlgili Hukuk 5275 sayılı Kanun'unun maddesi şöyledir:“(1) Hapsedilme ve diğer nedenlerden kaynaklanan akıl hastalığı dışında ruhsal rahatsızlıkları bulunup da ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde tutulmaları gerekli görülmeyerek infaz kurumlarına geri gönderilenlerin cezaları, belirlenen infaz kurumlarının mahsus bölümlerinde infaz edilir. (2) Birinci fıkrada belirtilenlerin cezalarının infazı için belirlenen infaz kurumlarının ihtiyaç duyduğu uzman ve diğer tıp görevlileri, Sağlık Bakanlığınca karşılanır.”