Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, asker olması sebebiyle hakkındaki soruşturmanın askerî makamlar tarafından yürütülmesi gerekirken adli makamlar tarafından yürütülmesi ve soruşturma mercilerinin görevsizlik kararı vermemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, asker olması sebebiyle hakkındaki soruşturmanın askerî makamlar tarafından yürütülmesi gerekirken adli makamlar tarafından yürütülmesi ve soruşturma mercilerinin görevsizlik kararı vermemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 23/11/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Anayasa Mahkemesince 24/12/2018 ve 7/1/2019 tarihlerinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılarak başvurucu hakkında tutuklamaya esas alınan bilgi ve belgelerin gönderilmesi istenmiş, bu kapsamda bir kısım belge gönderilmiştir. Komisyonca 11/10/2019 tarihinde tutuklamanın hukuki olmadığı şikâyeti dışındaki iddialar yönünden kısmi kabul edilemezlik kararı verilmiş, başvurunun tutuklamanın hukukiliğine ilişkin kısmının kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Başvurucu, en son Türk Silahlı Kuvvetlerinde kıdemli başçavuş olarak görev yapmıştır. Başvurucu, darbe teşebbüsü sonrasında Gölbaşı (Ankara) Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında 25/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucunun ilk ifadesi 26/7/2016 tarihinde Gölbaşı (Ankara) Cumhuriyet Başsavcılığında alınmıştır. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucunun ifadesinin ilgili kısımları şöyledir:"...İfademde de belirttiğim gibi 25/6/2016 tarihinde izne ayrıldım. Bu iznim bayramdan önce başladı. Bir haftalık izin bu şekilde geçti, arkasından 9 günlük resmi tatil eklendi. Tatil kampının çıkıp çıkmayacağı sonradan belli oldu. 11/7/2016 tarihinde İzmir Özderedeki askeri kampta tatile başladık. 25/7/2016 tarihindeki olayları akşam televizyondan öğrendim. Kampa giriş çıkış yaptığım ve kampta kaldığım kamera görüntülerinden ve tesis kayıtlarından tespit edilebilir. Ayrıca burada kredi kartımla harcamalarda da bulundum. Ertesi gün saat 00 sıralarında İ. Astsubayı arayarak durumu sordum. Kendisi de A. paşanın emir subayı olan S.Ç. binbaşıyı aramış, o da izne devam etmemizi söylemiş. Fakat ben 16/7/2016 tarihinde akşamleyin kampı yarıda keserek yola çıktık. Önce Eskişehirdeki kayın valideme uğrayıp geceyi orada geçirdik. Ertesi gün tekrar yola çıkıp saat 00 gibi Ankara'ya geldik. FETÖ silahlı terör örgütü ile hiç bir ilgim ve alakam yoktur. Benim olay gecesi İzmir Özderedeki kampta olduğuma dair emekli Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral E. ve onun koruması olan B. astsubaydır. Hatta B. astsubayla 16/7/2016 tarihinde sabahleyin kampın bahçesinde çay içtik. Atılı suçlamaları kesinlikle kabul etmiyorum. Böyle bir oluşumun içerisinde yer almadım. Darbeye teşebbüs eylemine katkı sağlamadım veya iştirak etmedim. Ayrıca geçmişimde de herhangi suç kaydı yoktur. Ben bu şekilde Ankara'ya döndükten sonra pazartesi gününden itibaren A. Paşanın konutunda sabah 09:00 akşam 18:00 saatleri arasında mesai yaptık, bu mesaiyi diğer koruma arkadaşlarım olan İ.A., K. ile bu görevi yaptık." Başvurucu; Gölbaşı (Ankara) Cumhuriyet Başsavcılığınca, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan tutuklanması istemiyle 26/7/2016 tarihinde Gölbaşı (Ankara) Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Başvurucunun sorgusu, Gölbaşı (Ankara) Sulh Ceza Hâkimliğince 26/7/2016 tarihinde yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu, Savcılıktaki ifadesine benzer beyanlarda bulunmuştur. Gölbaşı (Ankara) Sulh Ceza Hâkimliği 26/7/2016 tarihinde başvurucuyu anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan tutuklamıştır. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Şüpheliler hakkında soruşturma yürütülen anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçu yönünden katalog suçlardan olması nedeniyle tutuklama nedeninin yasal anlamda var sayılması, şüphelilerin tüm evrak içeriğine nazaran yoğun ve kuvvetli suç şüphesi altında bulunduğu atılı suç için kanunda öngörülen cezanın nevi ve süresi ile şüphelilerin sosyal durumu nazara alındığında şüpheliler hakkında kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgularının bulunduğunun kabulünün gerektiği, henüz delillerin toplanmamış olması, buna göre delillerin karartılma şüphesinin bulunduğunun kabulünün gerektiği anlaşılmakla ve özellikle kanunda öngörülen cezanın nevi ve süresine göre şüpheli hakkında duruma uygun ve yeterli ölçüde tedbir mahiyetinde olabilecek adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına olanak bulunmadığı değerlendirilerek ve işin önemi verilmesi beklenen ceza ile ölçülülüğün bulunduğu değerlendirilerek CMK.nun 100, 100/2, 100/3-a-11 ve maddeleri gereğince şüphelilerin ayrı ayrı tutuklanmalarına ... [karar verildi.]" Başvurucu, anılan karara itiraz etmiş; itirazı inceleyen Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 18/8/2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Gölbaşı (Ankara) Sulh Ceza Hâkimliği'nin 26/7/2016 tarih ve 2016/82 sorgu sayılı tutuklama kararının gerekçesinde hukuka aykırı herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, tutuklama tarihinden bu yana şüpheliler lehine herhangi bir değişiklik olmadığı ve ülkenin içinde bulunduğu olağanüstü hal de dikkate alınarak itirazların reddine... [karar verildi.]" Ankara Batı Sulh Ceza Hâkimliği 7/10/2016 tarihinde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiş, anılan karara yapılan itirazı Ankara Batı Sulh Ceza Hâkimliği 26/10/2016 tarihinde kesin olarak reddetmiştir. Karar başvurucuya 7/11/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 23/11/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı 23/11/2016 tarihinde mevcut delil durumunu değerlendirerek başvurucunun tahliyesini talep etmiştir. Başvurucu, Ankara Batı Sulh Ceza Hâkimliğinin 23/11/2016 tarihli kararıyla tahliye edilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...tutuklulukta geçen süre, dosyadaki mevcut delil durumu, şüphelilerin sabit ikamet sahibi oluşu nazara alındığında talep yerinde görülmüş ve şüphelilerin adli kontrol tedbiri uygulanmak suretiyle tahliyeleri ... [karar verildi.]" Başvurucu hakkındaki soruşturma bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığında devam etmektedir. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-