Başvuru, devlet memurluğundan çıkarma işleminin iptali talebiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; devlet memurluğundan çıkarma işleminin iptali talebiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurucu, İstanbul Atatürk Havalimanı (AHL) Kargo Gümrük Müdürlüğünde şef olarak görev yapmakta iken başvurucunun da aralarında bulunduğu kamu görevlileri hakkında rüşvet almak iddiasıyla adli ve idari soruşturmaya başlanmıştır. Yürütülen idari soruşturma sonucunda başvurucunun 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde yer alan memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiilini işlediğinden bahisle 23/8/2012 tarihli kararla devlet memurluğundan çıkarılmasına karar verilmiştir. Başvurucu tarafından anılan işlemin iptali talebiyle İstanbul İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açılmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu, sözlü savunması alındığında sendika temsilcisinin hazır bulunmadığını, savunma hakkının kısıtlandığını, ceza davasının sonucu beklenmeden hakkında dava konusu işlemin tesis edildiğini belirtmiştir. Geçmiş sicillerinin olumlu olduğunu vurgulayan başvurucu isnat edilen fiili yapmadığını ifade etmiştir. İdare Mahkemesi 26/6/2013 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, adli soruşturma kapsamında alınan telefon dinleme ve teknik takip kararları neticesinde başvurucuda toplanan paraların müdür olan şahsa verilmesi sırasındaki görüntülerin kayda geçtiği, tüm bu tespitler ışığında kamu görevlisi olan başvurucunun memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunduğu sonucuna varıldığı belirtilmiştir. Başvurucu bu karara karşı temyiz başvurusunda bulunmuştur. Temyiz dilekçesinde başvurucu ceza mahkemesinin sonucu beklenmeden karar verilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Danıştay Onikinci Dairesi (Daire) 22/3/2018 tarihli kararıyla İdare Mahkemesince verilen kararın ve dayandığı gerekçenin, hukuka ve usule uygun olduğunu ve bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığını belirterek temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına karar vermiştir. Bu karara karşı yapılan karar düzeltme talebi Dairenin 16/4/2019 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucu nihai hükmü 16/7/2019 tarihinde öğrendikten sonra 7/8/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Öte yandan Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinde (Ceza Mahkemesi) yapılan yargılamada başvurucuya isnat edilen suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan başvurucunun beraatine karar verilmiştir. Ceza Mahkemesince rüşvet suçuna ilişkin yapılan değerlendirmede, başvurucunun da aralarında bulunduğu memur sanıkların, diğer sanıklardan düzenli ve sürekli şekilde menfaat temin etmelerine ilişkin fiillerinin rüşvet suçunun unsurlarını taşımadığı buna karşın 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesinin -suç tarihinde yürürlükte olan- (3) numaralı fıkrasında düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu tespit edilerek 26/5/2016 tarihinde anılan suçtan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 4500 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu ve diğer sanıkların temyiz talebi üzerine Yargıtay Ceza Dairesince; Ticaret Bakanlığının davaya katılma hakkını kullanabilmesi için davadan haberdar edilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. Ceza Mahkemesi tarafından 12/10/2023 tarihinde bozma kararı kapsamında yapılan yargılama sonucunda, davaya katılmaya ilişkin işlemlerin usulünce yapıldığı belirtilerek başvurucu hakkındaki mahkûmiyet hükmünde bir değişiklik yapılmamasına karar verilmiştir. Başvurucu tarafından bu karara karşı 21/11/2023 tarihinde temyiz başvurusunda bulunulmuş olup henüz karar verilmemiştir. Ayrıca başvurucu hakkında kaçakçılık ve sahtecilik suçlarından yürütülen bir diğer ceza yargılaması sonucunda Ceza Mahkemesince 22/2/2019 tarihinde beraat kararı verilmiştir. Bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından 4/11/2021 tarihinde reddedilerek anılan karar kesinleşmiştir.