Başvuru, katıldıkları bir toplantıdaki davranışları nedeniyle haklarında disiplin cezasına hükmedilen başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme haklarının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, katıldıkları bir toplantıdaki davranışları nedeniyle haklarında disiplin cezasına hükmedilen başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme haklarının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 8/8/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Tuncay Öcalan (birinci başvurucu) İzmir'in Tire ilçesinde bir ilkokulda, başvurucu Dilber Yener (ikinci başvurucu) ise aynı ilçede bir lisede öğretmen olarak görev yapmaktadır. Başvurucuların ikisi de Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Sendika) üyesidir. Başvurucular 23/11/2013 tarihinde, Sendika tarafından alınan karar uyarınca öğretmenlik mesleğiyle ilgili talep ve şikâyetlerin duyurulması amacıyla Ankara Tandoğan Meydanı'nda toplanan binlerce Sendika üyesinin açıklama yapmak üzere Millî Eğitim Bakanlığı binasına doğru yürüyüşe başladığını fakat Kızılay Meydanı girişinde polis müdahalesiyle karşılaştıklarını belirtmiştir. Başvurucular Sendika üyelerine gaz bombası ve tazyikli suyla müdahale edildiğini, gazdan etkilenen ve gaz kapsülü isabet eden birçok üyenin hastaneye kaldırıldığını, birçok üyenin de gözaltına alındığını ifade etmiştir. Başvurucular 24/11/2013 tarihinde Tire'ye dönen Sendika üyelerinin maruz kaldıkları bu muameleyi kendilerinin de aralarında bulunduğu diğer Sendika üyelerine anlattıklarını belirtmiştir. Bunun üzerine başvurucuların da aralarında bulunduğu Sendika üyesi bir grup öğretmen 23/11/2013 tarihinde Sendika üyesi öğretmenlerin maruz kaldığı muamele konusunda Tire kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğine karar vermiştir. Bu doğrultuda Sendika ilçe temsilcisi, Tire Kaymakamı ve İlçe Millî Eğitim Müdürü'nü arayarak 24/11/2013 tarihinde gerçekleştirilecek Öğretmenler Günü resmî töreninde konuşma yapmayı talep etmiş fakat talebi reddedilmiştir. Bunun üzerine başvurucuların da aralarında bulunduğu bir grup öğretmen 24/11/2013 tarihinde Öğretmenler Günü kutlamasının gerçekleştirildiği Tire Belediyesi Kültür Salonu'na gitmiş ve burada sloganlar atarak bir protesto eylemi gerçekleştirmiştir. Başvurucuların da dâhil olduğu protestocu grup daha sonra salon dışına çıkarak bir gösteri yürüyüşü gerçekleştirmiş, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Tire İlçe Başkanlığı binası önünde sloganların eşlik ettiği bir basın açıklaması da yapmıştır. Başvurucular, resmî tören sırasında Sendika ilçe temsilcisinin konuşma talebini yinelediğini fakat salonda bulunan yetkililerin talebi dikkate almamaları üzerine grup içinden kendiliğinden öne çıkan kişilerin salonda kısa açıklamalar yaptıklarını ifade etmiştir. Buna göre birinci başvurucu, anılan tören esnasında salondakilere elindeki gaz bombası kapsülünü göstererek "Öğretmenler gününüz kutlu olsun, hediyeniz bu işte, biz bunu yedik geldik, verdikleri hediye bu, faşizm" şeklinde ifadelerde bulunmuştur. Birinci başvurucu dışarıda devam eden yürüyüş esnasında "Gün Gelecek Devran Dönecek Akp Halka Hesap Verecek", "AKP'ye Teslim Olmayacağız", Zam, Zulüm, İşkence, İşte AKP" şeklinde sloganlar atmış, yürüyüş sonunda AKP İlçe Başkanlığı önünde yapılan basın açıklamasından sonra ise elindeki gaz fişeği kapsülünü göstererek "Bakın menşei diyorum ABD, emperyalizm nasıl bomba üretmiş emekçilere atmak için, kimden aldı AKP bunları kendi emperyalistlerinden, kendi yumuşaklık yaptıklarından, dün öğretmenleri bunlarla boğdular. Bir arkadaşımın bacağını kırdılar. Bir arkadaşım beyin tramvası geçirdi. Biz yerlerde sürüklendik, ıslatıldık. Öğretmenler günü hediyemiz, bu günde canım cicim öğretmenlerimiz, böyle mi diyorsunuz bize" şeklinde ifadelerde bulunmuştur. İkinci başvurucu ise resmî törenin yapıldığı salonda gerçekleştirilen protestoya ıslıklamak, alkışlamak ve slogan atmak suretiyle katılmış; yürüyüş ve basın açıklaması esnasında da "Gün Gelecek Devran Dönecek Akp Halka Hesap Verecek", AKP'ye Teslim Olmayacağız", "Zam, Zulüm, İşkence, İşte AKP" şeklinde sloganlar atmıştır. Yapılan idari soruşturmalar sonucu iki başvurucunun da söz konusu eylemleri nedeniyle hizmet dışında devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunduklarından bahisle kınama disiplin cezasıyla tecziyeleri teklif edilmiş fakat geçmiş hizmetlerinin olumlu olduğu gerekçesiyle başvurucular hakkında, mevzuatta bir alt ceza olarak öngörülmüş uyarma disiplin cezasına hükmedilmiştir. Başvurucular, haklarındaki disiplin cezalarının iptali istemiyle dava açmıştır. İdare mahkemeleri başvurucuların davasını reddetmiştir. İdare mahkemeleri gerekçelerinde öncelikle bir kamu görevlisi ve özellikle bir öğretmenin herhangi bir siyasi parti, kişi ve zümrenin yarar veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunamayacağının açık olduğunu belirtmiştir. Daha sonra gerek resmî törenin yapıldığı salonda gerek dışarıda yapılan yürüyüş ve basın açıklaması esnasında atılan sloganların bir siyasi partiyi hedef alan siyasi sloganlar olması nedeniyle toplantının amacı dışına çıkarak siyasi bir eylem niteliği hâlini aldığını belirten idare mahkemeleri, yapılan eylemin sendikal bir faaliyetle ilgisinin de bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır. Başvurucuların eylemlerinin sübutu konusunda bir tartışma bulunmadığını belirten derece mahkemeleri, başvurucular hakkındaki disiplin cezalarının hukuka uygun olduğuna hükmetmişlerdir. Birinci başvurucunun açtığı dava hakkında karar veren idare mahkemesi, başvurucunun disiplin cezası verilebilmesi için öngörülen zamanaşımı süresinin geçtiği iddiasına da itibar edilmediğini ifade etmiştir. Anılan mahkeme öngörülen bu sürenin idarenin iç işleyişine ilişkin olduğunu ve başvurucu hakkında disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmediğini belirtmiştir. İkinci başvurucunun açtığı dava hakkında karar veren derece mahkemeleri ise bu iddianın yerinde görülmediğini, disiplin cezasının usul ve yasaya uygun olduğunu belirtmiştir. Başvurucular açtıkları davaların reddi kararına karşı istinaf yoluna başvurmuştur. Bölge idare mahkemeleri başvurucuların istinaf taleplerini, idare mahkemesi kararlarının hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle reddetmiştir. Başvurucular bu kararlara karşı karar düzeltme yoluna başvurmuştur. Başvurucuların söz konusu talepleri de karar düzeltme nedenlerinden birinin bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Nihai ret kararı birinci başvurucuya 26/7/2016 tarihinde, ikinci başvurucuya ise 18/7/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular 8/8/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Tarafsızlık ve Devlete Bağlılık" başlıklı maddesi şöyledir:"Devlet memurları siyasi partiye üye olamazlar, herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunamazlar; görevlerini yerine getirirlerken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi ayırım yapamazlar; hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde bulunamazlar ve bu eylemlere katılamazlar.Devlet memurları her durumda Devletin menfaatlerini korumak mecburiyetindedirler. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve kanunlarına aykırı olan, memleketin bağımsızlığını ve bütünlüğünü bozan Türkiye Cumhuriyetinin güvenliğini tehlikeye düşüren herhangi bir faaliyette bulunamazlar. Aynı nitelikte faaliyet gösteren herhangi bir harekete, gruplaşmaya, teşekküle veya derneğe katılamazlar, bunlara yardım edemezler." 657 sayılı Kanun'un " Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:...B - Kınama : Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:...d) Hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak,..." Diğer ilgili hukuk için bkz. Gülistan Atasoy ve diğerleri, B. No: 2017/15845, 21/1/2021, §§ 26-33; Yasin Agin ve diğerleri, B. No:2017/32534, 21/1/2021, §§ 20-