Başvuru, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davasının reddedilmesinden dolayı adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davasının reddedilmesinden dolayı adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 14/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/12/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 22/2/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık 21/3/2016 tarihinde sunduğu belge ile mevcut başvuru hakkında kabul edilebilirlik kararının Bakanlıklarına gönderilmesi hâlinde 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 49/ ve AnayasaMahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) maddeleri uyarınca görüş bildirilebileceğini belirtmiştir. Anayasa Mahkemesince Merkezî Nufüs İdaresi Sistemi'nden yapılan sorgulama neticesinde başvuruculardan Sırma Aydınlı'nın bireysel başvuru tarihinden önce 9/5/2013 tarihinde vefat ettiği tespit edilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular ve diğer bir kısım davacı tarafından 13/11/2006 tarihinde Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat davasında, davacılar Gölbaşı ilçesi Virancık köyünde bulunan 879 parsel sayılı taşınmazda hissedar olarak malik sıfatlarının bulunduğunu, söz konusu taşınmazın tamamının Ankara-Konya devlet yolu olarak ayrıldığını, davalı idarenin taşınmaza herhangi bir kamulaştırma işlemi uygulamadan kamulaştırmasız olarak el attığını, bu bağlamda taşınmazı işgal edip haksız yere yıllardır kullandığını belirtereklehlerine kamulaştırmasız el atma tazminatı ile ecrimisil tazminatına hükmedilmesini talep etmişlerdir. Yapılan yargılama sonunda Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesi 8/11/2007 tarihli ve E.2006/576, K.2007/708 sayılı kararı ile davanın reddine hükmetmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir: "...Gölbaşı ilçesi Virancık köyünde bulunan eski 619 yeni 879 parsel sayılı taşınmazda davacılar hisse sahibidir. Dava konusu taşınmaz 1953 tarih ve 1584 sayılı Menafi-i Umumiye kararına istinaden Ankara-Konya yolu Km:7+100-21+500 arası yapımı nedeniyle kamulaştırmaya tabi tutulmuştur.Taşınmaza yol yapımı (birinci şerit inşası) nedeniyle 1954 tarihinde, duble yol yapımı (ikinci şerit inşası) nedeniyle 1979 tarihinde fiilen el atılmıştır. Bu nedenle davacılara ait taşınmaza, davalı idarenin kamulaştırmasız olarak el attığı belirlenmiş ise de, Yargıtay Hukuk Dairesinin 2005/5379 E. ve 2005/10770 K. sayılı ilamı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2005/288 E. ve 2005/352 K. sayılı ilamı ile, yine 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının ilgili hükümleri ile Anayasanın 153/son maddesi gereğince açılan davanın davacılar yönünden zamanaşımı süresinin dolduğu görülmektedir. Bu nedenlerle açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm fıkrası kurulmuştur. .." İlk Derece Mahkemesinin kararı üzerine davacılar tarafından temyiz talebinde bulunulmuş; yapılan inceleme sonucunda Yargıtay Hukuk Dairesi 2/7/2010 tarihli ve E.2008/3897, K.2010/12871 sayılı ilamı ile bozmaya hükmetmiştir. İlamın ilgili kısımları şöyledir:"...Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, dava konusu taşınmazın bir bölümüne 1954 tarihinde, geri kalan kısmına ise 1979 yılında el atıldığı anlaşılmıştır.221 sayılı Kanunun maddesinde “6830 sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girdiği 1956 tarihine kadar kamulaştırma işlerine dayanmaksızın Kamulaştırma Kanunlarının göz önünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan gayrimenkuller ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır”, maddesinde de; Gayrimenkulün bedelini dava hakkı, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki sene sonra düşer.” hükümleri yer almaktadır.221 sayılı Yasa 1961 günü yürürlüğe girdiğinden, davacının dava hakkı 2 sene sonrası olan 1963 günü sona ermiş olup, dava konusu taşınmazın 1956 gününden önce el atılan kısımları yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi sonucu itibariyle doğrudur. Ancak;Dava konusu taşınmazın 1956 tarihi ile 1983 tarihi arasında fiilen el atılan bölümleri yönünden ise;2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen Geçici madde ile; “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 1956 tarihi ile 1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce tazmin talebiyle dava açmış olanlar; bu madde hükümlerine göre uzlaşma yoluna gitmeyi isteyip istemediklerini bu maddenin yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içinde idareye ve mahkemeye verecekleri dilekçeler ile bildirebilirler. Uzlaşma talebi üzerine, uzlaşma görüşmelerinin neticesine kadar dava bekletilir; uzlaşılamaması halinde, uzlaşmazlık tutanağının mahkemeye sunulmasından sonra davaya devam edilir.” hükmü getirilmiş olduğundan, bu düzenleme doğrultusunda işlem yapılarak sonucuna göre;Karar verilmek üzere hükmün açıklanan nedenlerle H.U.K.nun maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına...[peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, 2010 gününde oybirliğiyle karar verildi]." Bozma ilamına uyarak dosyayı yeniden incelemeye alan Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesince taraf delilleri, tapu kayıtları, taşınmaza ilişkin krokiler, kamulaştırmaya ilişkin belgeler incelenmiş; keşif yapılarak bilirkişi raporları alınmış ve yapılan değerlendirme sonucunda 28/3/2012 tarihli ve E.2010/748, K.2012/324 sayılı karar ile davanın reddine hükmedilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir: "... Keşif esnasında hazır bulundurulan hesap bilirkişileri mahkememize sunmuş olduıkları gerekçeli raporlarında davaya konu taşınmazın Karayolları Genel Müdürlüğünün 21/09/1953 tarih ve 1584 sayılı kararı ile kamulaştırıldığı, 1954 yılında da yol yapım çalışmalarına başlanarak taşınmaza el atıldığı belirtilmiş ve davacıların paylarına isabet eden bedeller belirtilmiştir. Yapılan araştırma ve inceleme sonucunda; Davaya konu 879 nolu parselin 619 nolu parselden oluştuğu, 619 nolu parselin ifraz sonucu bir kısmının 877, bir kısmının 878, birkısmınında 879 nolu parsel olarak tescil ediliği, 879 nolu parselin 1954 yılında yapılan ifraz işlemi sonucunda yol olarak tescil edildiği ve 1954 yılında da fiilen davalı idare tarafından taşınmaza el atıldığı, hernekadar davalı idare tarafından aynı parselde duble yol (şerit) inşaasına 1979 yılında başlandığı belirtilmiş ise de taşınmazın 1954 yılında yapılan ifraz sonucu niteliğinin yol olarak belirtilerek kamulaştırıldığı, dolayısı ile taşınmaza fiilen el atıldığı ve taşınmazın yol olarak kullanılmaya başlandığı, daha sonra duble yol olarak yapılan çalışmanın ayrı bir kamulaştırma işlemi olmadığı, mevcut yolu ıslah ve genişletilmesine ilişkin olduğu, daha önce kamulaştırılan alan üzerinde ikinci bir yol şeridinin açılmasının söz konusu olduğu , bunun malikler yönünden yeni bir hakkın başlangıç tarihi olarak belirtilemeyeceği, kaldıki dava konusu taşınmazın duble yol yapımı esnasında ayrıca el atılan kısmının yüzölçümün tesbitininde mümkün olmadığı, Fen ve Hesap bilirkişisi raporlarındada bu hususun açıkca belirtildiği, bu bağlamda221 sayılı yasanın 1 ve maddeleri gereğince davacı tarafların dava hakkının Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği üzere 13/01/1963 tarihinde sona erdiği, dolayısı ile davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraflarca temyiz talebinde bulunulması üzerine yapılan inceleme sonucunda Yargıtay Hukuk Dairesi 15/10/2012 tarihli ve E.2012/10544, K.2012/19521 sayılı ilamı dava dosyasının ile uyuşmazlık konusu edilen Ankara ili, Gölbaşı ilçesi Virancık köyünde bulunan 879 parsel sayılı taşınmazın geldisi olan 619 parsel sayılı taşınmaza ilişkin tapulama tutanağının ve 619 parsel sayılı taşınmazdan ifrazen oluşan 877 ve 878 parsel sayılı taşınmazlara ait tapu kayıtlarının ilgili tapu sicil müdürlüğünden getirtilmesinden sonraalınacak cevaplarla birlikte gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesine geri çevrilmesine hükmetmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesinin geri çevirme kararı üzerine İlk Derece Mahkemesince geri çevirme ilamında belirtilen eksiklikler tamamlanarak dosya tekrar temyiz incelemesi için gönderilmiş; Dairece yapılan inceleme sonucu 15/10/2012 tarihli ve E.2012/25030, K.2013/1206 ilam ile uyuşmazlık konusu taşınmazın geldisi olan Virancık 619 nolu parselin kara yolu yapımı nedeniyle 877, 878 ve 879 parsellere ifrazına ilişkin, ifraz belgeleri ve ifraz krokilerinin ilgili Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmesi ve bu belgelerin dosyaya eklenmesi gerektiğine karar verilmiş ve yargılama dosyası tekrar geri çevrilmiştir. Söz konusu eksikliklerin de tamamlanmasının ardından yapılan temyiz incelemesi sonunda ise Yargıtay Hukuk Dairesinin 13/5/2013 tarihli ve E.2013/4567, K.2013/9295 sayılı ilamı ile onamaya hükmedilmiş, karar düzeltme istemi de 13/1/2014 tarihli ve E.2013/22816, K.2014/183 sayılı ilamı ile reddedilmiştir. Karar düzeltme talebinin reddine ilişkin ilam başvuruculara 14/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular 14/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.B. İlgili Hukuk 5/1/1961 tarihli ve 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun'un maddesi şöyledir: "6830 sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girdiği tarihe kadar, kamulaştırma işlerine dayanmaksızın, kamulaştırma kanunlarının gözönünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan gayrimenkuller ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır."221 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir: "Birinci maddede yazılı gayrimenkuller tapuda kayıtlı ise, kayıt sahipleri veya mirascıları ancak fiili tahsis tarihindeki rayiç üzerinden gayrimenkul bedelini istiyebilirler. Tapuda kayıtlı olmayan gayrimenkuller hakkında fiili tahsis tarihinden itibaren on sene geçmemiş ise o tarihte zilyedlikle iktisap şartları tahakkuk eden zilyedleri veya mirasçıları birinci fıkra hükmünden faydalanabilirler. Herhalde gayrimenkule müdahalenin men'i (İptal ibare: Anayasa Mah.nin 17/01/2008 tarihli ve E. 2004/25, K. 2008/42 sayılı Kararı ile.) * davası dinlenmez." Gayrimenkulün bedelini dava hakkı bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki sene sonra düşer." 221 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir: "Gayrimenkulün bedelini dava hakkı bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki sene sonra düşer." 18/6/2010 tarihli ve 5999 sayılı Kanun'la 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanun'una eklenen geçici maddenin birinci ve altıncı fıkraları şöyledir: "Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, malik tarafından ilgili idareden tazminat talebinde bulunulması halinde, öncelikle uzlaşma yoluna gidilmesi esastır. ... İdare ve malik arasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde, uzlaşmazlık tutanağının tanzim edildiği veya ikinci fıkradaki sürenin uzlaşmaya davet olmaksızın sona erdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde malik tarafından sadece tazminat davası açılabilir. Dava açılması halinde, fiilen el konulan taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının müracaat tarihindeki değeri, ikinci fıkranın birinci cümlesindeki esaslara göre mahkemece tespit ve taşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veya terkinine ve malike tazminat ödenmesine hükmedilir. Tescile veya terkine ilişkin hüküm kesin olup tarafların hükmedilen tazminata ilişkin temyiz hakkı saklıdır."