Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili ...'a karşı halihazırda 17/07/2018'de açılmış .... İcra Dairesi'nde ... Esas Sayılı dosya ile devam eden bir icra dosyası bulunduğunu, bu icra dosyası kapsamında 12/11/2018'den beri müvekkilinin maaşına haciz uygulandığını, dosya ödeme emrinde dosyanın dayanağı, "(Kredi kartı borcu) .... İcra-... Esas dosyalarından kaynaklanan alacağın takipte ve tahsilde tekerrür olmamak üzere tahsili talebidir." şeklinde yazıldığını, müvekkili ...'ın, 2003 yılın
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... (küçük), diğer müvekkilleri (anne) ... ve (baba) ...'nin müşterek çocuğu olduğunu, anne ...' nin gebelik takibinin 05/04/2017, 14/04/2017, 04/05/2017, 29/05/20) 7, 20/06/2017 4/07/2017, 14/09/2017, 27/09/2017. 27/10/2017, 10/11/2017, tarihli kayıtlardan anlaşılacaği üzere en az 10 farklı tarihte Kadın Doğum Uzmanı Dr. Sultan Şalk tarafından yapıldığını, sigortalı doktorun gebelik takibinde davacı anneyi down sendromunu tespit eden testler ve doğruluk oranları konusunda aydınlatmayarak...'ın down sendromlu olarak doğmasına sebebiyet verdiğini, oysa down sendromun gebelikte tespiti mümkün olan, tespiti halinde de gebeliğin sonlandırılmasına izin verilen bir özür olduğunu, Yargıtay'ın ise bilgilendirme yapmayarak gebeliğin sonlandırılması imkanının elden alınması halinde doktorun kusurlu ve sorumlu olduğunu kabul ettiğini, Yargıtay'ın, genel olarak başkaca hiçbir hususa bakmadan aydınlatma yapılmayan tıbbi müdahaleleri hukuka aykırı ve doktoru da zarardan sorumlu gördüğünü, müvekkillerinin gebelik takibi konusunda sigortalı doktor tarafından hiçbir şekilde bilgilendirilmediklerini, aydınlatılmış onamlarının alınmadığını, bu nedenle gebelik takibinin hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay'ın gebelikte saptanamayan özürlere ilişkin davaların nasıl çözümlenmesi gerektiğini hükme bağladığını, Yargıtay sırasıyla yapılması gerekenleri şu şekilde belirlediğini, gebelikte tam sonuç vermeyen ve tam sonuç veren testlerle ilgili hastanın bilgilendirildiğine dair dosyada belge olup olmadığının belirlenmesi, akabinde özrün gebelikte tespit edilmesinin mümkün olup olmadığının belirlenmesi, tespiti mümkün ise gebeliğin 10. haftasından sonra da gebeliğin sonlandırılması mümkün olan özürlerden olup olmadığının belirlenmesi şeklinde olduğunu belirterek, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2013/33451, k 2014/13461, T, 28,4.2014 tarihli kararından bahsetmiş, Yargıtay'a göre bilgilendirme hususu belirlendikten sonra bu özrün gebelikte tespitinin mümkün olup olmadığı ve akabinde de tespit edilseydi bu özrün rahim tahliyesine izin veren özürlerden olup olmadığının açıklanması gerektiğini belirterek, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2015/38727, K. 2017/3509, T. 22.3.2017 sayılı, Yargıtay 13, Hukuk Dairesi E. 2012/7843 K, 2013/5023 T. 4.3.2013 sayılı kararından ve Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E.2016/19987, K. 2018/3653, T. 28.3.2018 sayılı kararlarından bahsetmiş, Down Sendromunun, hayat boyu devam eden, kişiyi sürekli başkasının yardımına muhtaç bırakan bir işgöremezlik hali olup, öncelikle müvekkili küçük ...'nin bu işgöremezlik hali nedeniyle maddi zarara uğradığını, bizzat bu acıyı yaşam boyu çekecek olması nedeniyle de manevi zarara uğradığını, BK 56/2 hükmü Borçlar Kanunu'na yeni giren bir hüküm olup, bu kapsamda artık bedensel zarara düçar olan kimsenin yakınlarına da manevi tazminat ödeneceğinin yasal olarak öngörüldüğünü, bu kapsamda müvekkillerinden anne ve babanın hayat boyu çocuğunu down sendromlu olarak görerek acı çekmeye devam edeceğini, davalı Şirketin, ... Uzmanlık Tescil No. lu Kadın Doğum Uzmanı Dr. ...'ın 2018 başlangıç, 22/08/2019 bitiş tarihli, ...Poliçe No'lu Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesini tanzim ederek, tarifede belirlenen teminat limiti dahilinde maddi, manevi zarardan doğan sorumluluğu üstlendiğini, davalı Şirketin sorumluluğunun, TTK'nun 1485/1 hükmünün TTK 1458 hükmüne atfı nedeniyle geriye dönük 10 yıllık süreyi de kapsadığını, zamanaşımı süresinin ise, TTK 1482 nedeniyle de 10 yıl olduğunu, işbu davada; davalının sigortalısı doktorun tam kusuruna dayanılmayıp, müteselsilen talepte bulunulduğunu, kusur dahil her türlü denkleştirme de dikkate alınarak talepte bulunulduğunu, davanın yasal dayanağının Türk Ticaret Kanunu'nun 1483. madde ve devamında düzenlenen "zorunlu sorumluluk sigortaları olduğunun ihtilafsız olduğunu, davaya bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğunu, belirterek, sonuç olarak, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile, müvekkili küçük ... için 15.000,00- TL işgöremezlik (bakıcı ücreti dahil maddi) tazminatı, 20.000,00- TL manevi tazminat, anne ... için 10.000,00- TL manevi tazminat, müvekkili baba ... için 10.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 55.000,00- TL tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi, mahkeme masrafları ve avukatlık ücretiyle davalıdan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.