Başvuru, ceza davasında başvurucunun (sanığın) duruşmada hazır bulunma talebi reddedilerek ses ve görüntü aktarımı suretiyle duruşmaya katılımının sağlanmaya çalışılması nedeniyle duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ceza davasında başvurucunun (sanığın) duruşmada hazır bulunma talebi reddedilerek ses ve görüntü aktarımı suretiyle duruşmaya katılımının sağlanmaya çalışılması nedeniyle duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 7/6/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:A. Genel Bilgiler Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). B. Başvurucuya İlişkin Süreç Başvurucu, bireysel başvuru konusu olayların geçtiği tarihte Erzincan'da avukatlık yapmaktadır. Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığının (Başsavcılık) FETÖ/PDY'nin Erzincan'daki yapılanmasına yönelik araştırma yapılmasına dair verdiği talimat doğrultusunda Erzincan Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce (EGM-KOM) çalışma gerçekleştirilmiştir. EGM-KOM tarafından yapılan araştırma devam ettiği sırada, H.A. adlı kişi Başsavcılığa sunduğu 14/10/2016 tarihli dilekçeyle başvurucunun FETÖ/PDY üyesi olduğundan bahisle ihbarda bulunmuştur. Bunun üzerine başvurucu hakkında Başsavcılık tarafından 2016/6406 sayılı soruşturma başlatılmıştır. Şikâyet dilekçesinde H.A; internet üzerinden yayın yapan bir haber sitesinin kurucusu ve imtiyaz sahibi olduğunu, sitede uzun süredir FETÖ/PDY ile mücadele kapsamında hem Türkiye genelinde hem de Erzincan'da yürütülen soruşturma ve yargılamalarla ilgili haberler ve makaleler yayımladığını, örgütün Erzincan'daki yapılanmasına dair yaptığı yayınlar nedeniyle başvurucunun adli makamlar nezdinde kendisi hakkında birçok kez şikâyetçi olduğunu, bu şikâyetleri üzerine kendisi hakkında soruşturma ve yargılama yapan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının da darbe girişimi sonrasında FETÖ/PDY ile mensubiyetleri nedeniyle meslekten ihraç edildiklerini, başvurucunun örgüt adına bu kişilerle birlikte hareket ederek kendisine baskı uyguladığını ileri sürmüştür. 2016/6406 sayılı soruşturma devam ettiği sırada EGM-KOM tarafından yapılan araştırma sonucunda düzenlenen rapor Başsavcılığa sunulmuştur. Anılan raporda başvurucu hakkında bazı bilgilere yer verilerek başvurucunun Erzincan'da FETÖ/PDY ile irtibatları nedeniyle haklarında adli işlem yapılan kişilerin özel avukatlığını yaptığı, ByLock programını kullandığı ve sosyal paylaşım siteleri üzerinden örgüt lehine paylaşımlarda bulunduğu tespitleri yapılmıştır. Bunun üzerine başvurucu hakkında Başsavcılıkça 2016/6471 sayılı soruşturma başlatılmış ve her iki soruşturma 2016/6471 sayılı dosyada birleştirilmiştir. Diğer yandan S. adlı kişi Başsavcılığa sunduğu 30/9/2016 tarihli dilekçesinde; oğlunu Erzincan'daki FEM dershanesine gönderdiğini, başvurucunun bu dershanenin avukatı olduğunu, dershane borçlarını ödememesi nedeniyle başvurucunun kendisi hakkında icra takibi başlatıp arsa ve aracına haciz koydurduğunu, ödediği paraya karşılık olarak başvurucudan makbuz alamadığını, başvurucunun bürosunda FETÖ/PDY hakkında konuştuklarını, kendisine "FETÖ'nün yaptıklarına ne dersin?" diye sorduğunda başvurucunun "Doğru veya yanlış diyemem." şeklinde yanıtladığını ve başvurucunun FETÖ/PDY mensubu olduğunu söyleyerek ihbarda bulunmuştur. Bu ihbar üzerine Başsavcılık tarafından 2016/6492 sayılı dosyada başlatılan soruşturma da 2016/6471 sayılı dosya ile birleştirilmiştir. Soruşturma sırasında Başsavcılık 24/10/2016 tarihinde başvurucunun gözaltına alınması talimatı vermiş, aynı gün gözaltına alınan başvurucu 24/10/2016 ila 27/10/2016 tarihlerinde gözaltında kalmıştır. Hâkim kararı doğrultusunda başvurucunun evi ve işyerinde25/10/2016 tarihinde arama işlemi yapılmıştır. Başvurucunun Başsavcılıkta müdafiinin hazır bulunmasıyla 27/10/2016 tarihinde ifadesi alınmıştır. Başvurucu ifadesinde;i. Serbest avukat olarak çalıştığını, FETÖ/PDY üyesi olmadığını, ByLock programını kullanmadığını, örgüt ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle sonradan kapatılan Erzincan Girişimci İşadamları ve Sanayicileri Derneğine (EGİSAD) müvekkillerinin ısrarı üzerine üye olduğunu, 2014 yılında Derneğin Yönetim Kurulu üyeliğinden, 2015 yılında da Dernekten istifa ettiğini belirtmiştir.ii. Mesleği gereği birçok bankada hesabı olduğunu, ekonomik avantajları nedeniyle 2008 yılında Bank Asya'dan kredi kartı aldığını, yatırımlarını hisse senedi alarak değerlendirdiği için 2015 yılında bu Bankanın Erzincan Şubesinde hesap açtırdığını, bu hesaba para gönderip Asya Menkul Değerler A.Ş. üzerinden hisse senedi alıp sattığını, Bankada hesap açtırıp işlem yapması hususunda kimsenin kendisini yönlendirmediğini, Asya Menkul Değerler A.Ş.nin dinî yönden uygun olmayan ve manipülasyona açık hisseleri sistem dışında tuttuğunu, bu şirketi o nedenle tercih ettiğini savunmuştur.iii. Şelale Eğitim Kurumları A.Ş.nin avukatlığını yaptığını, bu Şirket bünyesinde FEM Dershanesinin de olduğunu, Şirketin icra işlerini mesleği gereği takip ettiğini, Şirket ve Derneğin örgütsel bağlantıları hakkında bilgisi olmadığını, kendisi hakkında ihbarda bulunan S.nin anılan dershanenin borçlusu olduğunu, borç nedeniyle S. hakkında icra takibi yaptığını, borç ödenince avukatlık masrafı dahi almadan hacizleri kaldırttıklarını, yaklaşık iki ay sonra S.nin ofise gelerek taşınmazdaki haczin devam ettiğini söyleyip kızdığını, durumu araştırdığında icra dairesinin tapuya bildirimde bulunmadığını öğrendiklerini, kendisinin talebiyle bildirim yapılıp haczin kaldırıldığını, S.nin ofisten ayrılırken 400 TL para isteyip bu paranın ödenmemesi durumunda şikâyette bulunacağını söyleyerek kendisini tehdit ettiğini, S. ile ofiste siyasi veya güncel bir konu konuşmadıklarını, S.nin ödemek zorunda kaldığı borcundan dolayı oluşan husumet nedeniyle kendisine iftira attığını belirtmiştir. Başsavcılık başvurucu hakkında adli kontrol kararı verilmesi isteminde bulunmuş ve Erzincan Sulh Ceza Hâkimliğince 27/10/2016 tarihinde yurt dışına çıkış yasağı uygulanmasına dair adli kontrol kararı verilmiştir. Başvurucu, Hâkimlikçe alınan ifadesinde önceki savunmasını tekrar etmiştir. Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen yetkisizlik kararı üzerine gönderilen ve Başsavcılığın 2016/6471 sayılı soruşturmasıyla birleştirilen diğer bir dosyada İ.T.nin FETÖ/PDY üyeliği suçundan emniyette alınan ifadesine yer verilmiştir. İ.T. bu ifadede, örgütün avukatlara dair yapılanması tarafından Ankara'da düzenlenen toplantıya başvurucunun da Erzincan Barosu başkanı olarak katıldığını ileri sürmüştür. Başsavcılık tarafından tamamlanan soruşturma sonunda hazırlanan 17/1/2017 tarihli iddianamede, başvurucunun EGM-KOM raporuna göre ByLock iletişim programını kullandığı, örgütle iltisakı nedeniyle kapatılan EGİSAD'a üye olup bağış yaptığı ve Bank Asyada hesabının bulunduğu iddia edilmiş; ayrıca başvurucu hakkındaki ihbarlara yer verilmiştir. Başsavcılık, başvurucunun FETÖ/PDY üyesi olduğundan bahisle silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu işlediği kanaatine vararak hakkında Erzincan Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) kamu davası açmıştır. Mahkeme iddianamenin kabulü üzerine ilk duruşma öncesi 26/1/2017 tarihli tensip tutanağında başvurucunun atılı suçtan tutuklanmasına, tutuklama işleminin uygulanmasına yönelik yakalama kararı düzenlenmesine ve ilk duruşmanın 21/3/2017 tarihinde yapılmasına karar vermiştir. Ancak başvurucunun 30/1/2017 tarihinde kendiliğinden Mahkemeye gelmesi üzerine bu tarihte avukatının da hazır bulunmasıyla ifadesi alınmıştır. Başvurucu, ifadesinde önceki beyanlarını tekrar etmiş ve yazılı savunma dilekçesi sunmuştur. Duruşma sonunda başvurucu tutuklanmış ve Erzincan T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna gönderilmiştir. Mahkemece sonraki oturumun tensip tutanağında kararlaştırılan 21/3/2017 tarihinde yapılmasına karar verilmiştir. Öte yandan başvurucunun tutuklu olarak bulunduğu Erzincan T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundaki görevliler ile Kurumda bulunan diğer tutuklu ve hükümlüler tarafından avukatlık mesleği nedeniyle tanınmakta olduğu, tutuklanmadan önceki dönemde Kuruma gelip gittiği ve avukatlığını üstlendiği bazı tutuklu ve hükümlülerle önceden görüşmeler yapmış olduğu, yine Kurumun İzleme Kurulunda daha önce görev aldığı belirtilerek ileride bu nedenlerle sorunlar yaşanmaması için asayiş ve güvenlik gereği başka bir ceza infaz kurumuna nakledilmesi talep edilmiştir. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünce (Genel Müdürlük) nakil talebinin uygun görülmesi üzerine başvurucu 21/2/2017 tarihinde Tokat T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (İnfaz Kurumu) sevk edilmiştir. Sevkin uygun görüldüğüne dair 15/2/2017 tarihli yazıda, sevk edilen başvurucunun yargılandığı mahkemeden duruşmalarda bulundurulmalarına ilişkin müzekkere gelmesi hâlinde duruşmalara katılımının ne şekilde sağlanacağına dair açıklamada bulunulmamıştır. Mahkeme, başvurucunun 21/3/2017 tarihinde yapılması planlanan duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılımının sağlanmasını temin etmek üzere İnfaz Kurumuna müzekkere yazmıştır. Başvurucunun SEGBİS aracılığıyla katılımının sağlandığı ve müdafilerinin de hazır bulunduğu ikinci oturumda başvurucu hakkındaki ByLock tespitine dair EGM-KOM yazısı okunmuş ve başvurucu hakkında ihbarda bulunan H.A. hazır edilerek tanık sıfatıyla ifadesi alınmıştır. H.A.nın ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:"Sanal ortamda çıkan gazetede FETÖ/PDY silahlı terör örgütü aleyhine yayınlar yaptığım için bir gün sanıklardan [Ö.] ... tekzip yayınlamak için beni görüşmeye çağırdı, ben bürosunda görüştüğümde bu tekzi[b]i yayınlamayacağımı söyledim, ... kendisi bana FETÖ/PDY'yi kastederek biz çok güçlüyüz şeklinde söylemlerde bulundu ve beni Egisiat'a yönlendirdi, ben de buraya görüşmeye gittiğimde o dönem bu derneğin başkanı olan kişi ve yanındakiler hem silahlarını gösterir şekilde hem de tehdit vari olarak konuştular ... bu kişiler benim bu örgüte ilişkin yaptığım haberlerden rahatsız oldular ve bu nedenle üzerime geldiler, ben bu nedenle bu kişilerin bu yapının mensubu olduğunu biliyordum ..." Başvurucu; tanık H.A. ile mahkemelik olduklarını ve aralarında husumet bulunduğunu, ByLock tespitini kabul etmediğini söylemiş ve ByLock tespitine dair araştırılmasını istediği hususlarla ilgili taleplerde bulunmuştur. Başvurucu ayrıca bu oturumda tutukluluk hâlinin devamına karar verilmesi durumunda bir sonraki oturuma SEGBİS aracılığı ile katılmak istemediğini, duruşmada hazır bulunmak istediğini belirtmiştir. Mahkeme bu oturumun sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına, bir sonraki duruşmada hazır bulunma talebinin oturum arasında değerlendirilmesine karar vermiştir. Başvurucu 9/5/2017 tarihinde yapılması planlanan üçüncü oturumdan önce Mahkemeye sunduğu 11/4/2017 tarihli dilekçeyle salıverilmesi ve bir sonraki oturum için duruşmada hazır edilmesi isteminde bulunmuştur. Oturum arasında başvurucunun tutukluluk durumunu ve salıverilme istemini değerlendiren Mahkeme 18/4/2017 tarihinde, başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına ve önceki oturumda savunmasının alınmış olması nedeniyle bir sonraki oturumda hazır bulunma isteminin reddine karar vermiştir. Mahkeme 9/5/2017 tarihinde yapılan üçüncü oturumda başvurucunun duruşmaya SEGBİS aracılığı ile katılımını sağlamıştır. Bu oturumda başvurucu hakkında ihbarda bulunan S.nin tanık sıfatıyla ifadesi alınmış ve Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasını sunmuştur. Mütalaada, iddianameden farklı herhangi bir olaya ya da olguya yer verilmemiş ve başvurucunun atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmesi talep edilmiştir. Başvurucu, tanık S.nin aleyhe ifadelerini kabul etmemiş; ceza infaz kurumunda tutulma koşulları nedeniyle savunmasını hazırlamak için uygun ortamı bulamadığını söyleyerek esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanda bulunmak üzere süre istemiştir. Başvurucu 30/5/2017 tarihinde yapılması planlanan son oturum öncesinde, esas hakkındaki mütalaaya yönelik savunma dilekçesini 24/5/2017 tarihinde Mahkemeye sunmuştur. Başvurucu, dilekçesinde esasa dair savunmalarının yanı sıra duruşmalara SEGBİS aracılığıyla katılmayı istemediği hâlde duruşmada hazır bulunma talebinin Mahkemece makul bir gerekçe ortaya konulmadan reddedildiğini ifade etmiştir. Yargılamanın 30/5/2017 tarihli son oturumunda başvurucunun duruşmaya katılımı yeniden SEGBİS aracılığı ile sağlanmış ve oturumda başvurucunun müdafileri hazır bulunmuştur. Duruşma sırasında başvurucunun 24/5/2017 tarihli dilekçesi okunmuş; başvurucu, ceza infaz kurumunun koşulları nedeniyle savunmasını yeterince hazırlayamadığını söyleyerek yeniden süre istemiştir. Bu istem Mahkemece başvurucuya önceki oturumda süre verildiği ve savunma dilekçesinin sunulmuş olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucu müdafii; duruşmaya katılımın SEGBİS aracılığı ile sağlanmaya çalışılmasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini, ByLock tespitinin doğru olmadığını, bu konuda bilirkişi raporu alınması gerektiğini ve atılı suçun sabit olmadığını ileri sürmüştür. Mahkeme 30/5/2017 tarihli kararı ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmetmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:"Her ne kadar sanık tarafından söz konusu tanık beyanları inkar edilerek, tanıklar [S.] ve [H.A.] hakkında icra takibi başlattığı, bu nedenle aralarında husumet bulunduğundan beyanlarına itibar edilmemesi gerektiği, yine tanık [İ.T.nin] ise kendisini kurtarmak amacıy[la] iftira attığını beyan etmiş ise de, dosya kapsamındaki sanığın hukuki durumu, örgütün Erzincan ilindeki birçok kurum ve kuruluşun avukatlığını yapmış olması, birbirini tanımayan her üç tanığın da ifadesinde sanığın örgütsel ilişkilerinden bahsedilmiş olması bir arada düşünüldüğünde sanığın inkara yönelik savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğuna kanaat edilerek Mahkememizce itibar edilmeyip tanık beyanları hükme esas olarak alınmıştır. Her ne kadar sanık tarafından örgüte ait kurum ve kuruluşların avukatlığını yapmasının sadece hizmet sözleşmesi kapsamında müvekkil avukat ilişkisi olduğu, EGİSAD isimli kuruluşa sadece üye olarak bulunduğu, herhangi bir faaliyetine katılmadığı, bunun örgütsel bir aidiyet olarak yorumlanamayacağı savunulmuş ise de, sanığın Erzincan ilinde başta örgütün en önemli kamu kurum ve kuruluşlarından olduğu anlaşılan Şelale Eğitim kurumlarının ve bağlı kuruluşlarının avukatlığını yaptığı, suça konu örgütün yapısı ve işleyişi dikkate alındığında örgüt mensubu olmayan bir kişiye çok sayıdaki kendisi için kritik önem arz eden kurum ve kuruluşların vekaletinin verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olması, sanığın savunmasında avukatlığını yaptığı kurum ve kuruluşların örgüt ile bağlantısı olduğunu bilmediğini beyan etmesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğu, Erzincan ilinde söz konusu kurum ve kuruluşların örgüt ile bağlantısı olduğunun herkes tarafından bilinirken Erzincan ilinde ... görevini yapan bir şahsın bu durumu bilmemesinin mümkün olmaması, yine sanığın örgütün kontrolünde olduğu il genelinde herkes tarafından bilinen söz konusu EGİSAD derneğinin üyesi olduğu, söz konusu dernek ve faaliyetleri ile alakalı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kapsamlı soruşturma yürütüldüğü, her ne kadar sanık tarafından sadece derneğe üye olduğu, herhangi bir faaliyetlerine katılmadığı belirtilmiş ise de, sanığın derneğe ilişkin aidatları ödemiş olması ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre derneğe bağış yapmış olması göz önüne alındığında savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğuna kanaat edilerek Mahkememizce itibar edilmemiş ve tüm deliller kapsamında örgüt üyesi olduğu sonucuna varılmıştır." Başvurucu; suçu işlemediğini, kendisiyle arasında husumet bulunan tanıkların beyanlarının hükme esas alındığını, ByLock kullanımına dair gerekli teknik araştırmaların yapılmadığını, İnfaz Kurumunda avukatıyla yaptığı görüşmelerin sınırlandırıldığını ve kayıt altına alındığını, SEGBİS aracılığı ile duruşmaya katılmayı reddederek duruşmada bizzat hazır bulunmayı talep ettiği hâlde usule aykırı bir şekilde yokluğunda duruşma yapıldığını belirterek hükme yönelik istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Başvurucu 28/6/2017 tarihinde sunduğu dilekçe ile tutuklama tedbirinin hukuki olmadığına dair iddiayı içeren 2017/28553 sayılı bireysel başvuruda bulunmuştur. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi 9/10/2017 tarihinde başvurucu hakkındaki hükmün 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma" kenar başlıklı maddesinin uygulanması yönünden düzeltilerek esastan reddine karar vermiştir. Anılan kararda başvurucunun SEGBİS aracılığı ile duruşmaya katılmasına yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"23/07/2016 tarihinde yürürlüğe giren 667 sayılı KHK'nın 6/1-i maddesindeki 'hakim veya mahkemenin uygun gördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle şüpheli veya sanığın sorgusu yapılabilir veya duruşmalara katılmasına karar verilebilir' hükmü gereği sanıklar müdafilerinin SEGBİS sistemiyle savunmalarının tespit edildiği ve böylece savunma haklarının kısıtlandığına ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir." Başvurucunun benzer taleplerle temyiz ettiği karar, Yargıtay Ceza Dairesince 29/3/2018 tarihinde onanmıştır. Onama kararında başvurucunun ByLock kullanımına dair tespitlerin yetersiz olduğu ancak dosya kapsamı ve tanık beyanları esas alındığında da mahkûmiyet kararı verilmesinin isabetli olduğu vurgulanmıştır. Başvurucu 7/6/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Duruşmada hazır bulunma yönünden ilgili hukuk kaynakları için bkz. Şehrivan Çoban [GK], B. No: 2017/22672, 6/2/2020, §§ 38-