Başvuru 10/3/2011 tarihli ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu’nun 10. maddesi ile 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu’na eklenen geçici 32. maddede düzenlenen haklardan yararlanmak için açılan davanın reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlali iddialarına ilişkindir.
Başvuru 10/3/2011 tarihli ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu’nun maddesi ile 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu’na eklenen geçici maddede düzenlenen haklardan yararlanmak için açılan davanın reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlali iddialarına ilişkindir. Başvuru 28/3/2013 tarihinde doğrudan Anayasa Mahkemesine yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/5/2013 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 17/9/2013 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 8/11/2013 tarihli tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 19/11/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu astsubay statüsünde görev yapmakta iken 28/5/1997 tarihli Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) ilişiği kesilmiştir. 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu’na eklenen geçici maddeyle 12/3/1971 tarihi sonrasındaki yargı denetimine kapalı idari işlemler veya YAŞ kararlarıyla TSK’dan ilişiği kesilenlere bazı haklarının iadesinin sağlanması amacıyla idareye başvurma imkânı getirilmiş ve bu hükümden yararlanabilmek için Millî Savunma Bakanlığına başvurulması gerektiği hükme bağlanmıştır. Başvurucunun geçici madde düzenlemesinden yararlandırılması istemiyle Millî Savunma Bakanlığına yaptığı başvuru 5/7/2011 tarihli işlemle reddedilmiştir. Başvurucu, bu idari işlemin iptali talebiyle 5/8/2011 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır. Dava sırasında, davalı idare savunması ekinde gönderilen ve işleme dayanak olan gizli bilgi ve belgelerin başvurucu vekili tarafından incelenmesi istemi AYİM Genel Sekreterliğince reddedilmiş; bu işleme karşı yapılan itiraz üzerine AYİM Birinci Dairesi 19/4/2012 tarihli ara kararıyla itirazı kabul etmiştir. Ara kararında şöyle denilmiştir:“Davalı idare savunması ekinde 1602 sayılı Yasa’nın 52’nci maddesi kapsamında gizli olarak gönderilen ve Genel Sekreterlikçe davacı tarafa incelettirilmeyen bilgi ve belgeler incelendiğinde bahse konu bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecek unsurlar içermesi, dolayısıyla bu bilgi ve belgelerin davacı tarafa incelettirilmemesinin savunma hakkını kısıtlayacak olması nedeniyle davacı tarafın itirazı haklı görülerek davalı idare savunması ekinde gönderilen belgelerden;A. 1) Genelkurmay Başkanlığının 26 Mayıs 1997 tarihli “Karar” Başlıklı yazısının başka şahısların isimlerinin ve imzalarının karartılması suretiyle,2) “Sicil Özet Formu” Başlıklı evrakın başka şahısların isimlerinin ve imzalarının karartılması suretiyle,3) Diğer evrakın doğrudan ,B.1602 sayılı Kanun’un 52’inci maddesi 6’ncı fıkrası uyarınca Genel Sekreterlikçe davacı vekiline İNCELETTİRİLMESİNE, Davacı vekilinin cevap verme süresinin uzatılması talebi yerinde görüldüğünden; 1602 sayılı AYİM Kanunu’nun 46’ncı maddesi uyarınca kararın davacı vekiline tebliğ tarihinden itibaren sürenin (30) otuz gün UZATILMASINA, 19 NİSAN 2012 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.” Bu ara karar üzerine başvurucu vekili 18/5/2012 tarihinde söz konusu belgeleri incelemiş ve bu durum tutanak altına alınmıştır. İncelenen belgelerden başvuru formuna aktarıldığı kadarıyla başvurucu hakkında şu şekilde bir bilgi notu vardır:“(1) PKK terör örgütü mensubu olduğu, (2) KKK'lığı İstihbarat Başkanlığı raporundan; (a) Ağustos 1996 YAŞ Kararı ile ilişiği kesilen E.Bçvş P.'nin ifadesinde ‘Tnk. Bçvş. Kars'lı Çerkezköy’ şeklinde isminin geçtiği, (b) P.'nin çok samimi olduğu, eşi Y.Ç’nin P.'nin eşi X ile akraba oldukları, SİVEREK'li ve PKK terör örgütü ile iltisaklarının bulunduğu, (c) 1991-1992 yıllarında PKK terör örgütü sempatizanı davranışlar içinde oldukları ve P.'nin eşi X hakkında ayrıca PKK terör örgütü ile ilgili bilgilerin komutanlığa intikal ettiği, (d) PKK terör örgütünün yayınlarını zaman zaman okuduğu. (e) P.'in TSK'dan ilişiğinin kesilmesinden sonra durgunlaştığı, tayin olmayı beklediği ve bunu çevresine ifade ettiği, (f) Gerek lojmanlar bölgesine gerekse kışla nizamiyesine çok sayıda ziyaretçisinin geldiği kayıtların incelenmesinden belirlendiği, (g) Halen sakıncalı bölücü personel kategorisinde bulunduğu bu nedenle kanun ve yönetmelik hükümleri gereğince disiplin bozucu hareketlerde bulunduğu anlaşılmıştır. Yukarıdaki bilgilere ilave olarak ayrıca dosyasında; a. Disiplinsiz davranışlarından 1985 tarihinde 4 gün göz hapsi cezası aldığı, b. Disiplinsiz davranışlarından 1987 tarihinde şiddetli tevbih cezası aldığı, Yapılan işlem kanun ve yönetmelik hükümlerine uygundur. Tnk. Bçvş. Cemal Çamlı (1981-6) hakkında Silahlı Kuvvetlerden ayırma işleminin yapılması uygun mütalaa edilmektedir. Arz ederim. YAŞ Gündemine girmesi uygundur. KKK’lığı kararına göre işlem yapılması uygundur.” AYİM tarafından, ara kararıyla davalı idareden söz konusu bilgi notu dayanağı istihbarat raporunun onaylı suretinin gönderilmesi istenmiş ancak belgenin imha edildiği belirtilerek 14/3/2012 tarihli imha tutanağı ve imha edilen belge bilgilerini içeren evrak gönderilmiştir. AYİM Birinci Dairesi 29/1/2013 tarihli ve E.2012/381, K.2013/130 sayılı kararıyla davayı oyçokluğuyla reddetmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:“…Dava dosyasında yer alan belgelerden; davacının Tnk. Bçvş. rütbesiyle, 3'üncü Zh.Tug. 1’inci Tnk.Tb.Kh.Bl.K.lığı (Çerkezköy/TEKİRDAĞ) emrinde görev yapmakta iken, disiplinsizlik gerekçesiyle hakkında "Silahlı Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir" sicil belgesi düzenlendiği, Genelkurmay Başkanlığı tarafından dosyanın Yüksek Askeri Şurada görüşülmesine karar verildiği, davacının Yüksek Askeri Şuranın 1997 tarihli kararıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarılmasına karar verildiği, davacının bu karar üzerine ilişiğinin kesildiği, davacının 2011 tarihinde davalı idareye müracaat ederek, 926 sayılı Kanunun Geçici 32'nci maddesi ile getirilen imkanlardan yararlanmak istediğini bildirdiği, ancak Milli Savunma Bakanlığının 2011 tarihli cevabi yazısı ile bu talebin reddedilmesi üzerine suresi içinde işbu davayı açtığı anlaşılmaktadır.Dosyanın, esas hakkında karar verilmek üzere Dairemize gönderilmesinden sonra alınan ara kararı ile; AYİM Kanunun 52'inci maddesi kapsamında gönderilen 26 Mayıs 1997 tarihli PER.: 4184- 171-97/Per.Ynt.Ş.(4) nolu belgede ve "Sicil Özet Formu" adlı belgede belirtilen K.K.K İstihbarat Başkanlığı raporunun onaylı suretinin ve rapora dayanak teşkil eden belgelerin onaylı suretlerinin davalı idareden gönderilmesi istenmiştir. Verilen cevabi yazıda; söz konusu belgelerin imha edildiği belirtilmiştir. Ayrıca 14 Mart 2012 tarihli imha tutanağı ve imha edilen belgeleri gösteren evrak bilgilerini içeren belge gönderilmiştir. Diğer yandan YAŞ Kararında davacı ile E.Bçvş. P.'nin çok samimi olduğunun belirtilmesi nedeniyle, Dairemizde derdest olan 2012/420 Esas Nolu dosyada P.'nin Emniyet tarafından alınan ifadelerinin iş bu dosyaya konulmasına karar verilmiştir. Bu karar doğrultusunda söz konusu dosyadan alınan ifade tutanakları suretleri iş bu dosyaya konulmuştur.Dava konusu mevzuata baktığımızda; 1982 Anayasasının değiştirilmeden önceki maddesinin ikinci fıkrasında; Yüksek Askeri Şuranın kararlarının yargı denetimi dışında olduğu belirtilmekteydi. Ancak 07 Mayıs 2010 tarihinde Anayasanın maddesinde 5982 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış, yapılan bu değişiklik 12 Eylül 2010 tarihinde Halk oylaması sonucu yürürlüğe girmiştir. Yapılan bu değişiklik ile Yüksek Askeri Şuranın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma işlemleri hariç her turlu ilişik kesme işlemlerine karşı yargı yolu açılmıştır.…Görüldüğü üzere, Geçici 32'nci maddede, TSK’dan Yüksek Askeri Şura kararlarıyla yargı denetimi olmaksızın ilişiği kesilenlere 32'nci maddede belirtilen haklardan yararlanmak üzere başvuru hakki tanınmıştır. Bu başvuru üzerine Milli Savunma Bakanının, talebin reddi veya kabulü yönünde bir karar vermesi gerekmektedir.Anayasanın 125/4'üncü maddesinde; yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, bu yetkinin hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı belirtilmektedir. 1602 sayılı AYİM Kanununun 21/2'nci maddesinde de benzer hükümler yer almaktadır.Bu bağlamda dava konusu işlem değerlendirildiğinde; 1602 sayılı AYİM Kanununun 52'nci maddesi kapsamında gönderilen belgelerde; davacının son rütbesinde bulunduğu sırada PKK terör örgütü mensubu olduğunun, PKK terör örgütü üyesi kişilerle iltisaklı olduğunun, PKK terör örgütünün yayınlarını zaman zaman okuduğunun ve ayırma işleminin uygulandığı tarih itibariyle sakıncalı bölücü personel kategorisinde olduğunun belirtildiği, bu bilgiler kapsamında değerlendirme yapıldığında; her ne kadar belgelerde bahsi geçen istihbarat raporu imha edilmiş ise de, bu belgenin olmamasının başlı başına idare tarafından yapılan işlemi hukuka aykırı hale getirmeyeceği, zira 1602 sayılı Kanunun 52'inci maddesi kapsamında gönderilen belgeler arasında davacının Yüksek Askeri Şuraya sevk kararının, sicil özet formunun ve davacıya verilen iki adet disiplin cezasına ilişkin evrakın da yer aldığı, bu belgeler de incelendiğinde; idarenin takdir yetkisini hukuka uygun kullandığı, açık bir değerlendirme hatasının bulunmadığı, bu bağlamda davalı idare tarafından tesis edilen işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” Karşı oy gerekçesi ise şöyledir:“Davacı hakkında tesis edilen ayırma işleminin "bilgi notu" adı altında tutulan bilgilere dayandırıldığı, Dairemiz tarafından alınan ara karar gereği gönderilen ifadelerde, bilgi notunda belirtilen bazı bilgilerin doğru olmadığının anlaşıldığı, bilgi notunda geçen diğer hususların ise ilgili belgelerin imha edilmesi nedeniyle gerçek olup olmadıklarının ortaya konamadığı açıktır.Sonuç olarak davacı hakkında tesis edilen ayırma işleminin tek dayanağı, somut bilgi ve belgelerle doğruluğu ortaya konamayan "bilgi notu" adı altında soyut olarak belirtilen hususlar olmaktadır. Davacıya ilişkin olarak ileri sürülen hususların soyut bir iddia olmaktan öteye gidemediği, 6191 Sayılı Kanunla 926 Sayılı TSK. Personel Kanununun Geçici 32'nci maddesi kapsamında bir takım haklar tanınması karşısında, davalı idarenin belgeleri imha ettik şeklindeki savunmasını hukuk devleti ilkesi çerçevesinde kabul etmek mümkün gözükmemektedir. Davacı hakkında 1997 yılında YAŞ kararıyla tesis edilen ayırma işleminin yargı yolunun kapalı olması nedeniyle yapılamayan yargısal denetiminin yıllar sonra ilgili belgelerin imha edilmesi sonucu yapılamaması arasında fark olmasa gerektir. İlgili belgelerin imha edilmesi nedeniyle, sağlıklı bir yargısal denetim yapılamayacağı, verilen kararın davalı idarenin soyut olarak ileri sürdüğü konuların yargı kararıyla kesin hüküm koruması altına almaktan öteye gidemeyeceği açıktır. Eğer davacı hakkında soyut olarak ileri sürülen iddialar somut bir bilgi ve belgelerle desteklenemiyorsa, hukuki kabulün soyut iddiaların doğruluğu yönünde değil, aksi yönde olması gerektir. Bu bağlamda, soyut iddialarla, 926 Sayılı Kanunun Geçici 32'nci madde hükümlerinden yararlandırılmayan davacı hakkında tesis edilen işlemde, takdir yetkisinin objektif sınırlar içinde kullanılmadığı, kişi yararı - kamu yararı dengesinin ve ölçülülük ilkesinin korunamadığını değerlendirdiğimden ve işlemin iptaline karar verilmesi kanaatinde olduğumdan aksi yönde oluşan sayın çoğunluk kararına katılamadım.” Anılan karar 26/2/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş; başvurucu, karar düzeltme yoluna başvurmadan 28/3/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapmıştır.B. İlgili Hukuk 926 sayılı Kanun’un geçici maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları şöyledir:“12 Mart 1971 tarihinden bu Kanunun yayımı tarihine kadar, yargı denetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek Askerî Şûra kararları ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenler veya vefatları hâlinde hak sahipleri, bu madde hükümlerinden yararlanabilmek için altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına başvururlar.Milli Savunma Bakanı, başvurunun kabulüne veya reddine en geç altı ay içinde karar verir. Milli Savunma Bakanı, hazırlık amacıyla sadece gerekli yazışmaların yapılması hususunda yardımcı olmak üzere gerektiğinde komisyonlar kurabilir ve bu komisyonlara, ilgili bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarından temsilci çağırabilir. İlgililerin, Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiklerinin kesilmesine esas bilgi ve belgeler Genelkurmay Başkanlığınca en geç altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına gönderilir.… Başvurunun reddi hâlinde, bu ret işlemine karşı ilgililer altmış gün içinde Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler.” 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir:“(Değişik dördüncü fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler taraf ve vekillerine açıktır. Şu kadar ki; mahkeme tarafından getirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge ve dosyalardan, başka şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veya idarenin soruşturma metotlarının gizli tutulması maksatlarıyla taraf ve vekillerine incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile personelin özlük dosyasındaki dava konusu haricindekiler taraf ve vekillerine incelettirilemez. (Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek nitelikteki bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine açık olan diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, taraf ve vekillerine incelettirilecek suretleri, ilgili bölümleri idare tarafından karartılarak ayrıca gönderilir. (Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Davacı taraf veya vekili, karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecek unsurlar olduğu iddiası ile mahkemeye itiraz edebilir. Yapılan bu itiraz, mahkeme tarafından incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemenin belirleyeceği çerçevede daha önce karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgeler karşı tarafa incelettirilebilir. (Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Bu hükümlere göre elde edilen ve gizlilik derecesine sahip bilgi ve belgeler, taraf ve vekillerince mahkeme haricinde, diğer bir maksatla kullanılamaz. Aksine davranışta bulunanlar hakkında ilgili kanun hükümleri saklıdır.”