10. Hukuk Dairesi 2024/5839 E. , 2024/7484 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/353 E., 2024/305 K. KARAR : Esastan Reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/240 E., 2022/315 K. Taraflar arasındaki sürekli iş göremezlik oranının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adl
**10. Hukuk Dairesi 2024/5839 E. , 2024/7484 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/353 E., 2024/305 K. KARAR : Esastan Reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/240 E., 2022/315 K. Taraflar arasındaki sürekli iş göremezlik oranının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum ve ... Yapı Endüstrisi İnş. Metal San. Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin, 02.11.2014 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle SGK Başkanlığı İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 16.02.2016 tarih ve 535 sayılı kararı ile maluliyetinin %18,2 olarak belirlendiğini, Gebze 1. İş Mahkemesinin 2016/396 E. sayılı dosyasından davalı şirketler aleyhine açtığı tazminat davasında maluliyet oranına itiraz ettiğini, nihai olarak ATK 2. Üst Kurulunun 04.06.2020 gün ve 2020/778 Karar nolu kararında davacının 02.11.2014 tarihinde maruz kaldığı kaza nedeniyle meslekte kazanma gücü kayıp oranın %13 olduğunun tespit edildiğini, 26.02.2021 tarihli ve 21014386 sayılı başvurusu ile Kuruma müracaat ederek ATK 2. Üst Kurulu raporu doğrultusunda gelir bağlanmasını talep ettiklerini, ancak Kurum tarafından işbu dava tarihine kadar herhangi bir cevap verilmediğini beyanla 02.11.2014 tarihli kaza neticesinde meslekte kazanma gücü kayıp oranın ATK 2. Üst Kurulu raporu doğrultusunda %13 olarak tespitini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Bölge Sağlık Kurulunun 10.02.2016 tarihli 535 sayılı kararı ile sigortalının maluliyet oranının %18,2 olduğunu, kontrol muayenesi gerekmediğinin tespit edildiğini, müvekkili Kurum işlemlerinin usul ve hukuka uygun olduğunu, 5510 sayılı Kanun'un 95 inci maddesinde iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanacağının düzenlendiğini, işbu davanın açılmasına müvekkili Kurumun sebebiyet vermediğini, müvekkili Kurumun yaptığı işlemlerde mevzuata ve hukuka aykırı bir durumun söz konusu olamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı ... Plastik Kauçuk Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğinden davanın usulden reddini talep ettiklerini, davacının taleplerinin esas dayanağı olan Adli Tıp İkinci Üst Kurulu tarafından düzenlenen ve davacının%13,0 oranında maluliyet tespiti gerçekleştiren raporun yetersiz incelemeyle düzenlenmiş olup hiçbir surette gerçeği yansıtmadığını, nitekim Adli Tıp İkinci Üst Kurulu tarafından yapılan incelemenin teorik bir inceleme niteliğinde olduğunu, davacının gerçek maluliyetinin belirlenmesi noktasında eksik bir inceleme söz konusu olduğunu, davacının gerçek maluliyet oranının belirlenmesi ve telafisi mümkün olmayan kazanımların önüne geçebilmek için davacının günlük yaşamında maruz kalacağı maluliyetin tespiti ve davacının fiilen hangi oranda kayıp yaşayacağının belirlenmesinin gerektiğini, zira E cetvelinde belirlenen oranlarla davacının gerçek maluliyeti ile ne denli bağdaştığının bilinmediğini, bu nedenle davacının günlük yaşantısında ve çalışmasına yansıyan gerçek maluliyetinin belirlenmesinin gerektiğini, davacının kendi ağır kusuru ile sebebiyet vermiş olduğu kaza da müvekkili şirkete herhangi bir kusur atfedilemeyeceği gibi maluliyet oranları arasındaki büyük farkta davacının sağlık durumunda ilerlemeler kaydedildiğini ve davacının maluliyetinin gün geçtikçe yok olduğunu gösterdiği, hal böyle iken davacının maluliyete ve SGK tarafından gelir bağlanıp ilk peşin sermaye değeri ödenmesini gerektirecek hiçbir hususun olmadığını belirterek davanın öncelikle müvekkili şirket yönünden usulden reddine, mahkememizin aksi kanaatte olması halinde davacının söz konusu kazada ağır kusurlu olması ve davacıya gelir bağlanıp, ilk peşin sermaye değeri yüklenmesini gerektirecek herhangi bir maluliyetinin bulunmadığı da sabit olduğundan davacının %13 oranında malul olduğunun tespitine yönelik davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ATK raporları dikkate alınarak davanın kabulüne, davacının 02.11.2014 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle 27.02.2015 tarihinden itibaren meslekte kazanma gücü kayıp oranının %13.0 olduğunun tespitine, davacıya %13.0 meslekte kazanma gücü kayıbı oranı üzerinden 27.02.2015 tarihinden itibaren sürekli iş göremezlik geliri bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı ... Plastik Kauçuk San. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının ikame etmiş olduğu Gebze 1. İş Mahkemesinde görülmekte olan iş kazası davasında halihazırda ATK raporu alınmasına rağmen huzurdaki dava gereksiz şekilde ikame edilerek hem yargılamanın uzamasına hem de haksız şekilde aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesine sebebiyet verildiğini, davacının tespit davası açmasında herhangi bir hukuki menfaat bulunmadığı gibi Mahkemenin de bu hususu gözetmeden hüküm yoluna gitmesinin kabul edilemez olduğunu, Gebze 1. İş Mahkemesinde görülen davada da davacının maluliyeti tespit edilebilir ve böylelikle huzurdaki dava nedeniyle yargılama giderlerinden sorumlu tutulmalarının söz konusu olmayacağını, Mahkeme bu açık durumu hiçbir şekilde değerlendirmediği gibi, bir de tarafları aleyhine yargılama giderleri ile ücreti vekalete hükmettiğini ve açıkça kanuna aykırı davrandığını, taraflarınca davanın açılmasına sebebiyet verilmediğinden, aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilemeyeceğini, kararın kabulü anlamına gelmemekle birlikte; Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu Raporu ile Bölge Sağlık Kurulu ve Yüksek Sağlık Kurulu raporları arasında uyuşmazlık bulunduğundan dosyanın Adli Tıp Kurumu Genel Kuruluna gönderilmesi gerekirken hüküm kurulması hukuka aykırı olduğunu, 2.Davalı ... Yapı Endüstrisi İnşaat Metal San. Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda raporlara karşı itiraz ileri sürülmediğinin belirtildiğini, taraflarınca dosyaya ibraz edilen rapora karşı itiraz dilekçesinde Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun 06.05.2019/8010 karar no.lu raporunda davacının %14 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının bildirilmiş olduğu, ancak Adli Tıp 2. Üst Kurulunun 04.06.2020/778 karar no.lu raporunda hesaplamada hata yapıldığından bahisle maluliyet oranı %13'e indirildiği, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 12.04.2022 tarihli raporunda ise %18,2 maluliyet oranının tespit edildiği, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca düzenlenen raporun hükme dayanak oluşturması mümkün olmadığı, taraflarınca ne Adli Tıp ne de Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporlarının kabulü mümkün olmadığı beyan edilerek her iki raporda yer alan maluliyet oranları arasında ciddi fark bulunduğundan Adli Tıp Genel Kurulu tarafından çelişkileri giderecek nitelikte yeniden rapor düzenlenmesine karar verilmesi talep edildiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir. 3.Davalı ... Başkanlığı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili kurum yönünden açılan iş bu davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Bölge Sağlık Kurulunun 10.02.2016 tarihli 535 sayılı kararı ile sigortalının maluliyet oranının %18,2 olduğu, kontrol muayenesi gerekmediği tespit edildiğini, davacının tespit edilen %18,20 sürekli iş göremezlik derecesine istinaden 01.03.2015 tarihinden itibaren 8100244781 tahsis numarası ile sürekli iş göremezlik geliri bağlandığını, iş bu davanın açılmasına müvekkili Kurum sebebiyet vermediğinden müvekkili aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, bu sebeple müvekkili Kurum hakkında haksız ve hukuka aykırı olarak açılmış davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu belirterek kararı istinaf etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sigortalının, toplanan deliller alınan raporlar ile verilen kararın yerinde olduğu gerekçesi ile davalıların istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum ve davalı ... Yapı Endüstrisi İnş. Metal San. Tic. Ltd. Şti. vekilleri temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı Kurum vekili; istinaf dilekçesi ile birebir aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı ... Yapı Endüstrisi İnş. Metal San. Tic. Ltd. Şti. vekili; istinaf dilekçesi ile birebir aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sürekli iş göremezlik oranının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci, 5510 sayılı Kanun 19 uncu ve 95 inci maddeleri hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Dosya içindeki belgelerden, davalıya 02.11.2014 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle SGK Başkanlığı İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 16.02.2016 tarih ve 535 sayılı kararı ile maluliyetinin %18,2 olarak belirlendiği ve 01.03.2015 tarihinden itibaren %18,2 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden 5510 sayılı Kanun 19 uncu madde uyarınca gelir bağlandığı, açılan tazminat davasında alınan ATK 2. Üst Kurul raporuna göre davacının sürekli iş göremezlik oranının %13 olarak belirlenmesi nedeniyle bu oran üzerinden sürekli iş göremezlik geliri bağlanması gerektiğinin tespiti için eldeki davanın açıldığı, Mahkemece açılan davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmış ise de söz konusu hükmün yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmıştır. 2. Medeni usul hukukunda hukuki yarar, Mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta (veya Mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunmasıdır. Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için Mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalı ve davacı Mahkemeyi gereksiz yere uğraştırmamalıdır (Arslan, R.; aktaran: Hanağası, E., davada Menfaat, Ankara 2009, önsöz VII). Hukuk Genel Kurulunun 24.06.1992 gün ve 1992/1-347 E., 1992/396 K. ve 30.05.2001 gün ve 2001/14-443 E., 2001/458 K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere buna hukuki korunma (himaye) ihtiyacı da denir (Rechts-schutzbedürfnis). Mahkemelerden hukuki himaye istenmesinde, himayeye değer bir yarar olmalıdır. Öte yandan, bu hukuksal yararın, "hukuki ve meşru", "doğrudan ve kişisel", "doğmuş ve güncel" olması gerekir (Hanağası, E., a.g.e, s.135). 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun'da öğreti ve yargısal kararların bu uygulaması aynen benimsenerek, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması “Dava Şartları” başlıklı 114 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (h) bendinde açıkça dava şartları arasında sayılmıştır. Bir davada hukuki yarar ilkesinin dava şartı olarak gözetilmesinin yargılamanın amacına ve usul ekonomisi ilkesine uygun olarak yargılama yapılmasına yarar sağlayacağı her türlü duraksamadan uzaktır. Bu ilkeden hareketle, dava şartı olarak hukuki yararın varlığının Mahkemece taraflarca dava dosyasına sunulmuş deliller, olay veya olgular çerçevesinde, kural olarak davanın açıldığı tarihe göre, kendiliğinden ve yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gerekir. Bu sayede iç hukukumuzun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme)'nin 6 ncı maddesi ve 1982 Anayasasının 36 ncı maddesinde düzenlenen "hak arama özgürlüğü” nün dürüstlük kuralına uygun kullanılması sağlanabilecek; bu durum, haksız davalar açmak suretiyle, dava hakkının kötüye kullanılmasına karşı bir güvence oluşturacaktır. Dava açmaktaki hukuki yarar; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada halen mevcut bulunmalıdır. Ayrıca açılacak davanın ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin hakkına ulaşmak için mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan söz edilebilir. Bir Mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez (Pekcanıtez, H., Atalay, O., Özekes, M.; Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s.297). Uyuşmazlığın çözümünde, hukuki yarar kavramının tespit davasındaki yansımasının ne olacağının ayrıca irdelenmesi gerekir. Tespit davaları, bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitine ilişkin davalar olup konusunu hukuki ilişkiler oluşturur. Bu dava türü ile bir hukuksal ilişkinin varlığı veya yokluğu saptanmaktadır. Bu davalarda davacının amacı ve dolayısıyla talep sonucu, bir hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun veyahut içeriğinin belirlenmesi olup, istemin kabule şayan olabilmesi için bu davanın konusunu oluşturan hukuki ilişkinin var olup olmadığının Mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının menfaatinin (hukuki yararının) bulunması gerekir. Bir hukuki ilişkinin hemen tespit edilmesinde hukuki yararın bulunması, şu üç şartın birlikte varlığına bağlıdır: 1)Davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel bir tehlike ile tehdit edilmiş olmalı; 2) Bu tehdit nedeniyle davacının hukuki durumu tereddüt içinde olmalı ve bu husus davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmalı; 3) Yalnız kesin hüküm etkisine sahip olup cebri icraya yetki vermeyen tespit hükmü bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olmalıdır. Davacının tespit davası ile istediği hukuki korunma, diğer dava çeşitlerinden biri ile sağlanabiliyorsa, o zaman davacının o konuda tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur. (Kuru/ Arslan/ Yılmaz- Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Ankara 2011, 22. baskı, s.274) 3- Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında dava irdelendiğinde, dosya içeriğine göre davalı Kurumca, belirlenmesi istenen sürekli iş göremezlik oranından daha yüksek %18,2 sürekli iş göremezlik derecesi ile davacıya 01.03.2015 tarihinden itibaren gelir bağladığı anlaşıldığından, sigortalı davacı açısından bu yönüyle açılan davada hukuki yararın bulunmadığı, davanın bu nedenle reddi gerekirken aksi kabul edilerek yazılı gerekçe ile karar verilmesi hatalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.