T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/2164 KARAR NO : 2025/1799 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/10/2023 NUMARASI : 2022/619 Esas - 2023/595 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 12/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/12/2025 Taraflar arasındaki davadan dolayı Aydın Asliye Ticaret Mahkemesin…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/2164 KARAR NO : 2025/1799 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/10/2023 NUMARASI : 2022/619 Esas - 2023/595 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 12/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/12/2025 Taraflar arasındaki davadan dolayı Aydın Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19/10/2023 gün ve 2022/619 Esas - 2023/595 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davalı ... Şirketi vekili ve Davalı ... Şirketi vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davacı vekili tarafından mahkememize verilen dava dilekçesi ile özetle; davalı ... sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı diğer davalı ..... Şti. Tarafından işeltilen ve davalı ....'e ait otobüsün 24.07.2015 tarihinde karşıdan karşıya geçmekte olan ....'e çarpması sonucu ...'in hayatını kaybettiğini; müteveffanın davacı ...'in eşi, diğer davacılar ... ve ...'in babaları olduğunu; ... aleyhine Kuşadası 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/1182 E. Sayılı dosyası ile kamu davası açıldığını ve yapılan yargılamada davalının adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini; müteveffanın kazadan önce eşi ve iki çocuğunun geçimini tek başına sağladığını; davalı şoför ve davalı taşıma şirketi ile kazaya sebep olan aracın maliki olan davalı ...'in birlikte sorumlu olduklarını; arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını; arabuluculuk vasıtasıyla sigorta şirketine başvuru yapıldığını; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davacı ... için şimdilik 1000 TL destekten yoksun kalma tazminatının ve 50.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren faiziyle birlikte ödemesine; davacı ... için şimdilik 1000 TL destekten yoksun kalma tazminatının ve 50.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren faiziyle birlikte ödemesine; davacı ... için şimdilik 1000 TL destekten yoksun kalma tazminatının ve 50.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren faiziyle birlikte ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı .... Şti. vekili; dava yoluna gitmeden önce sigorta şirketine yazılı başvuru şartının yerine getirilmediğini; ... plakalı aracın sahibinin ... olduğunu; araç sahibi ile davalı şirket arasında taşıt kira sözleşmesi bulunduğunu ve davanın davalı şirkete yöneltilmesinin mümkün olmadığını; Adli Tıp Kurumundan kusur raporu alınması gerektiğini; sigorta şirketleri ve Sosyal güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemelerin mahsup edilmesi gerektiğini; destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken bulunan tazminat miktarından sağ kalan eşin evlenme olasılığı göz önüne alınarak indirim yapılması gerektiğini; talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu; bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir. Davalı ....A.Ş. Vekili; davalı şirketin başvuru konusu kazaya ilişkin olarak 04.09.2018 tarihinde 56.197 TL, 16.01.2020 tarihinde 10.134 TL asıl alacak olmak üzere Ankara 7. İcra Dairesinin 2019/12535 E. Sayılı dosyasına toplamda 21.448,22 TL ödeme yapıldığını; genel toplamda yapılan 66.331 TL tazminat ödemesi ile sigorta şirketinin sorumluluğunun sona erdiğini; destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında TRH-2010 yaşam tablosunun dikkate alınması ve iskonto oranının 1,8 olarak kabul edilmesi gerektiğini; tazminat hesabı için gerçek gelirin tespit edilmesi gerektiğini; müteveffanın ya da araç sürücüsünün ağır kusurunun varlığı halinde şirkete yöneltilen zarar talebine ilişkin illiyet bağının kesileceğini; müterafik kusurun varlığı halinde tazminattan indirim yapılması gerektiğini; kusur tespiti için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini; sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme sonrası bakiye taleplere ilişkin usulüne uygun başvuru yapılmadığını; desteklik ilişkisinin ispat edilmesi gerektiğini; sigorta şirketinin manevi tazminattan sorumlu olmadığını; bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili; Müvekkilin dava konusu tazminatlara esas trafik kazasının oluşumunda hiçbir kusuru bulunmadığından ve ..., her iki tarafı bariyerlerle çevrili devlet karayoluna yaya olarak girdiği, karşıdan karşıya geçişini yapmak istediği sırada yolu yeterince kontrol etmeden gelen araçların hız ve mesafesine dikkat etmediği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışları ile gerçekleşen kazada asli derecede kusurlu olduğundan, müvekkil yönünden davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin bilirkişi incelemesi neticesinde belirlenecek tazminat miktarları dikkate alınarak maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden ayrı ayrı nisbi vekalet ücreti takdir edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 24.07.2015 günü saat 08:37 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı ticari otobüs ile iki tarafında demir bariyerler bulunan bölünmüş devlet karayolunu takiben Söke istikametinden Kuşadası istikametine seyri sırasında geldiği olay yerinde aracının ön sol kısımlarıyla, seyrine göre yolun sağından soluna (.... Sitesi tarafı) karşıdan karşıya geçmek isteyen müteveffa yaya ...’e çarpması neticesinde ölümlü trafik kazası meydana geldiği, meydana gelen kazada davalı Sürücü ..., sevk ve idaresindeki otobüs ile meskun mahal dışında gündüz vakti iki tarafında demir bariyerler bulunan devlet karayolunda seyri sırasında, seyrine göre yolun sağından soluna karşıdan karşıya geçmek isteyen yayaya karşı zamanında etkin tedbir alamayıp çarpması sebebiyle%15 (yüzde onbeş) oranında, müteveffa Yaya ...'in ise, meskun mahal dışında gündüz vakti her iki tarafında yaya geçişini engelleyici demir bariyerler bulunan devlet karayolunda kurallara aykırı biçimde karşıdan karşıya geçiş yapmaya çalıştığı, bu geçişine başlamadan önce yaklaşan araçların hız ve yakınlık durumunu da dikkate almadığı, yaklaşmakta olan otobüse rağmen yolun karşısına geçmeye çalıştığı sırada meydana gelen mevcut koşullardaki olayda %85 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir. Yapılan bu belirleme karşısında müteveffanın desteğinden yoksun kalan davacılar açısından aktüer b.kişi tarafından hesaplama yapılmış, davacı ... bakımından 247.636,37 TL, davacı ... bakımından 17.757,55 TL, davacı ... bakımından 37.637,95 TL olmak üzere toplam 303.031,87 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 04/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile (poliçe teminat limitini aşmamak kaydıyla) diğer davalılar (araç sürücüsü, işleten, malik) bakımından kaza tarihi olan 24/07/2015'den itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir. Kaza sebebiyle eşini ve babalarını kaybeden davacılar açısından meydana gelen kazada tarafların kusur durumu, sosyal ekonomik durumları dikkate alınarak fakirleşme yahut zenginleşmeye neden olmayacak hakkaniyete uyacak manevi tazminata hükmedilmiş, davalı sigorta şirketinin manevi tazminattan sorumlu olmaması sebebiyle bu yöndeki talep sigorta şirketi açısından reddedilmiştir. Karara karşı Davalı ... Şirketi vekili ve Davalı ... Şirketi tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ... Şirketi vekili, kabul anlamına gelmemekle birlikte Kuşadası 2. Asliye Ceza Mahkemesi 2015/1182 E. - 2017/889 K. Sayılı dosyasında olayın gerçekleştiği yolun her iki yanının bariyerlerle kapatılmış şehirler arası bölünmüş yol olduğu, yolun bu bölümünün bariyerlerle kapatıldığından yayaların yol içerisinde hareket etmesinin ve buradan karşıya geçmelerinin yasak olduğu ancak müteveffanın bu bölümü kullanarak karşıya geçmeye çalıştığı gibi hususlar tespit edilmiş olup muteveffaya asli kusur atfedildiğini, halböyle iken, müvekkil kazaya konu aracın yasal limitler içinde seyrederken mütevaffanın asli kusuru ile kazanın meydana gelmesinde, müvekkil şirkete kusur atfedilmesi kabul edilemeyeceğini, bununla birlikte, kazaya karışan ... plakalı araç, müvekkil şirketin öz malı olmayıp "katılımcı" araçtır. Zira ... Plakalı aracın maliki diğer davalı ... olup, kaza esnasındaki şoför de müvekkil şirket çalışanı değil, araç malikinin personelidir. Araç maliki ile müvekkil şirket arasında taşıt kira sözleşmesi akdedilmiştir. Bu itibarla müvekkili şirketin hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, aktüer raporunun TRH 2010 tablosu kullanılmak ve 1,8 teknik faize göre yapılması gerekirken aksi yöndeki hesabın yerinde olmadığı gibi manevi tazminatın fahiş miktarda belirlendiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... Şirketi, davacı tarafından usulüne uygun olarak KTK 97 başvurusunda bulunulmadığı, somut uyuşmazlıkta derdestlik durumunun söz konusu olduğu, mahkemenin görevli olmadığı gibi yetkili de olmadığı, somut uyuşmazlıkta davacıların DYK tazminat talebinin zamanaşımına uğradığı, olayda kusurun davacılar miras bırakanı müteveffaya ait olduğu, davacılara SGK tarafından gelir bağlanmış olup, aktüer hesabında bu hususun gözetilmesi gerektiği gibi aktüer hesabının da 1,8 teknik faize göre yapılması gerekirken gereği gibi yapılmadığı, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limiti ve sürücünün kusuru oranında olduğu, kusura yönelik incelemenin yerinde olmadığı, bu konuda yapılan itirazların değerlendirilmediği, SGK'dan kazandırılan müzekkere cevabının olmadığı, kazaya ilişkin davacılar yararına 56.197,00 TL ve yine kazadan kaynaklı müteveffanın anne ve babasına 10.134,00 TL ödemelerde bulunulduğu, davacılara yapılan ödeme sebebiyle kendilerinden muvafakat alındığı, aleyhe hüküm kurulacak ise poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere değerlendirme yapılması gerektiği, olayda öncelikli olarak karayolu taşımacılık mali sorumluluk sigortasının uygulanması gerektiği, destek ilişkisinin davacı tarafça ispatlanmasının zorunlu olduğu, dilekçede teminat dışında kalan haller belirtilmekle bu yönde bir inceleme yapılmadığının ileri sürüldüğü, davacılara vefat aylığı bağlandığı, bunun tazminattan düşürülmediği, poliçe limiti kapsamında yapılan ödemeler kapsamında bakiye limitin 223.669,00 TL olduğu, davacının faiz isteminin yerinde olmadığı, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden verilen kararın doğru olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, 24.07.2025 tarihinde yaya haldeki davacılar miras bırakanı ile davalı ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otobüsün karışmış olduğu trafik kazasından kaynaklı davacılar yararına DYK maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın maddi tazminat yönünden tam , manevi tazminat yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Her ne kadar istinaf dilekçesinde derdestlik itirazında bulunulmuş ise de, yine davacılar tarafından konu trafik kazası istemi ile Kuşadası 1. ASHM nin 2020/314 E sayılı dosyası üzerinden açılan davada mahkemece 2021/143 K sayılı ilam ile Aydın Asliye Ticaret Mahkemeleri nezdinde görülmek üzere görevsizlik kararı verilmekle birlikte dosyanın tevzi edildiği Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/83 E sırasına kaydı yapılmakla buradan 2021/998 K sayılı ilam ile karşı görevsizlik kararı verilmiş ise de yasal süresi içerisinde görevli mahkemeye yönelik başvurusu yapılmadığından ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği ve bu kararın 24/06/2022 tarihinde kesinleştiği ve inceleme konusu dosyanın 29/07/2022 tarihinde açıldığı gözönüne alındığından derdestlik savunmasına itibar edilmemiş bu yönden davalı sigorta vekilince yapılan istinaf yerinde görülmemiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi hali dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğuna göre, başvurunun yapıldığı, ancak eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvurulduğu savunmasının olduğu durumlarda usule uygun olmadığı savunulan belgedeki eksiklik de yargılama aşamasında tamamlanabilecektir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/3042 E.- 2021/1562 K. sayılı içtihatı). Somut olayda, KTK'nın 97. maddesi uyarınca davacılar vekilince davalı sigorta şirketine dava açılmadan önce yapılan başvuruda evrak eksikliğinden bahsedilmiş ise de yargılama aşamasında eksiklik tamamlanabileceğinden, davacının başvurusunun sonuçsuz kaldığı, anılan maddede düzenlenen başvuru dava şartının gerçekleştiği kabul edilerek, davalı sigorta vekilinin dava şartının gerçekleşmediği yönündeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Dava konusu talepler yönünden açılan iş bu maddi ve manevi tazminat davasının haksız fiil hükümleri çerçevesinde koşullarının oluşup oluşmadığının incelenerek sonuca gidilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda talebin haklılığına kanaat getirebilmek için davacıların gerek DYK maddi gerekse de manevi zararının, sorumluluk atfedilen davalı/davalıların hukuka aykırı ve kusurlu davranışları olduğunun ve davacı zararı ile bu kusurlu davranış arasında illiyet bağının varlığının tespit edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacılar DYK maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.) Bununla birlikte ZMMS sigortacısının sorumluluğu ise poliçe limitleri dahilinde olacaktır. Buna karşın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 90. maddeleri kapsamında davacıların manevi zararından ise işleten sıfatına haiz araç maliki ile araç sürücüsü kusuru oranında sorumlu olacaktır. Her ne kadar davalılar tarafından ayrı ayrı ileri sürülen istinaf talebi ile dava konusu tazminata dayanan trafik kazasında tüm kusurun davacılar miras bırakanı ...'da olduğu ve bunun yanında mahkemece dosyaya rapor kazandırılmış ise de, kazandırılan rapordaki inceleme ve değerlendirmenin yerinde olmadığı belirtilerek istinaf itirazında bulunulmuş ise de dosya kapsamında yapılan incelemede, olay sebebiyle başlatılan soruşturma ve kovuşturma aşamasında dosyaya kazandırılan 11.09.2015 ve 05.08.2016 tarihli raporda davalı ...'ın tali yönden kusurlu olduğu Kuşadası 2. ASCM'nin istinaf ilamı ile kesinleşen 2015/1182 Esas ve 2017/889 Karar sayılı ilamına dayanak teşkil eden İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 05.10.2017 tarihli raporunda da davalı ...'ın alt düzeyde tali kusurlu olduğu kanaati kapsamında ... aleyhinde mahkumiyet hükmü kurulmakla birlikte neticede adli para cezası ile cezalandırıldığı, inceleme konusu dosyada ise Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 25.11.2022 tarihli raporda ...'ın kusur oranının %15, yayanın ise %85 oranında olduğu yönündeki kanaatin benimsendiği görülmekle birlikte gerek ceza dosyasında gerekse inceleme konusu dosyada kazandırılan ve hükme esas alınan raporların birbirleri ile uyumlu olduğu gibi maddi vakıanın tespiti yönünden esas alınması gereken ceza dosyasına sunulu raporda belirlenen maddi vakıa değerlendirmesi ile hukuk yargılamasında bu yönde yapılan değerlendirmelerin birbirleriyle çelişkili olmadığı gibi sonuç değerlendirmelerinin birbirlerine uygun olduğu göz önüne alındığında İDM'nin kusura yönelik incelemesi ile dosyaya kazandırılan raporun hükme esas alınmasının yerinde olduğu gibi söz konusu 25.11.2022 tarihli raporun açık, ayrıntılı, denetime elverişli olduğu gibi dosya kapsamı ile de uyumluluk arz ettiğinden mahkemece benimsenen kusur oranlarına iştirak edilmekle bu kapsamda davalıların istinaf istemlerinin yerinde olmadığı kabul edilmiştir. Davalılar vekilleri tarafından aktüerya raporunda tazminat hesabında TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faizin kullanılması gerektiği istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. (Yargıtay 4. HD 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., 17. HD 23.03.2021 tarih ve 2020/6173 E. - 2021/3121 K.) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. HD 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. - 20121/1848 K) Açıklanan sebepler ile davalılar vekillerinin bu yönden istinaf istemlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. 2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alacı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hâkimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hâkimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Bu kapsamında davalı ... firması ile davalı..... arasında uzun süreli ve 3. kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, aracın fiilen davalı....firmasına teslim edilip edilmediği, ekonomik yararlanmanın kime ait olduğu, kira sözleşmesi ve kira bedelinin Maliye ve Vergi Dairelerine bildirilip bildirilmediği, gerektiğinde işleten ve kiracının ticari defter ve kayıtları üzerinde konusunda uzman bir bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı ...'un işletenlik sıfatının devam edip etmediği ve davalı.... firmasının işleten sıfatı kazanıp kazanmadığı hususları tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı gerekçe ile yazılı şekilde değerlendirme yapılması yerinde olmadığı gibi karar gerekçesinde bu hususun tartışılmamasının da yerinde olmadığı bununla birlikte hem davalı ....firmasının hem de davalı ....'un işleten olarak maddi tazminattan sorumlu tutulması da isabetli görülmemiştir. (Yargıtay 17. HD 03.12.2018 tarihli ve 2016/2629 Esas, 2018/11545 Karar sayılı ilamı) Bu nedenler ile davalı .... firması vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerindedir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/10/2023 tarihli, 2022/619 esas ve 2023/595 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, 5-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.12/12/2025