1. Hukuk Dairesi 2010/1279 E. , 2010/1948 K. "" MAHKEMESİ : KIRIKKALE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/05/2009 Taraflar arasında görülen davada;Davacılar, miras bırakanın maliki olduğu 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazlarını satış suretiyle davalı ikinci eşine temlik ettiğini, yapılan işlemlerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek miras payı oranında tapu iptal ve tescile karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, terzilik yaparak tasarruf ettiği …
**1. Hukuk Dairesi 2010/1279 E. , 2010/1948 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KIRIKKALE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/05/2009 Taraflar arasında görülen davada;Davacılar, miras bırakanın maliki olduğu 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazlarını satış suretiyle davalı ikinci eşine temlik ettiğini, yapılan işlemlerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek miras payı oranında tapu iptal ve tescile karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, terzilik yaparak tasarruf ettiği birikimleri ile satın aldığını, ayrıca murisin davacılara da taşınmazlarını paylaştırdığını belirtip davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, muvazaa iddiasının kanıtlandığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekilince süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi .. . raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; miras bırakanın 7 parseldeki payını 4.6.1999 tarihli akitle, 8 parselin tamamını ise 8.5.2002 tarihli akitle davalı eşine satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır. Davacılar, yapılan temliklerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmışlar, davalı ise muris tarafından mallarının mirasçılar arasında paylaştırıldığı savunmasında bulunmuştur. Bilindiği üzere; Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l.4.1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26.maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.